up
ara

Bir Zamanlar Anadolu'da

(2010)

Bir Zamanlar Anadolu'da Konusu ve Özeti

Bir Zamanlar Anadolu'da
Başrollünde oyuncu Yılmaz Erdoğan yer aldığı, yönetmenliğini Nuri Bilge Ceylan üstlendiği film
Dram türünde izleyicisini bekliyor. Beyaz perdede Dram, Polisiye türlerinde sinema filmlerinden
hoşlanan izleyicilere hitap eden Bir Zamanlar Anadolu'da isimli filmi izlediyseniz inceleme ve replik eklemenizi unutmayın. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Süre: 157 dk
Yapım: 2010 Türkiye, Bosna
Yönetmen:
Senaryo:
  • Nuri Bilge Ceylan
Bir Zamanlar Anadolu'da filmi Bol Ödüllü Filmler listesinde yer almaktadır.
buket

buket

@ludingirra

Bürokrasi? Devletin karşısında birey tamamen önemsizdir!..
Muhteşem bir sosyolojik film ile karşınızdayım.Yetebildiğimce bir inceleme yapacağım.Kesinlikle izleyin;sonrasında okuyun.Hatta lütfen benim yazdığıma ekleme yapın yorumlarınızla.Filmin her noktasından devletin ve devletin verdiği görevlerin üstünlüğü,bu yüzden de bireylerin kendilerine ve birbirlerine yabancılaşmış olduklarını izledik.Karakterlerin hepsi ayrı ayrı Anadolu insanının olduğu hali yansıtıyordu.Bir cinayet vakasıyla da gerilim türü haline gelmiş.Ufak bir rakı sofrasından sonra polis aracında gördüğümüz katilin yanında polislerin yoğurt muhabbet yapmalarıyla başlayan çevreye yabancılaşmayı her yerde hissettirdi film.Görev başındayken de kendinden üst mertebelere yaranmak için çırpınan,kendini göstermeye çalışan,tek amacı bu olmuş,varlığını bile yaptığı iş ile kanıtlamaya çalışan (jandarma) insanlarla, kendiyle eşit mertebede olanla (şoförler) ego savaşı içine giren insanları gösteren filmde,insanlar birbirlerini insan oldukları için değil de aynı devletin yaptığı gibi:çabala,benim istediğimi ver ki vereyim psikolojisi içinde davranıyorlardı.Yalnız doktor karakteri diğerlerinden daha farklıydı.Farklılık dediğimiz de:O da toplumun kurallarının dışına çıkamıyor ama boşlukta sallandığını farketmiş ve sorguluyor.O kargaşanın dışında daha bilinçli bir karakter hatta bir sahnede aynaya baktığında,öteki benliğiyle karşılaşıp sinirleniyor yani kendine ve içinde bulunduğu hale...Film görüntü,ses ve doğallığı yansıtma bakımından çok başarılıydı.Anadolu insanının hayat ile mücadelesini de çok iyi izleyiciye aktarıyordu.Elma ve kavun metaforları vardı filmde.Elma metaforu:Kader çizgisine bağlılığı temsil ediyordu.Kavun metaforunda ise maktulün yanına atılan kavunlar:Hem trajikomik bir hale sokmuş hem de duyarsızlaşıp bencilleşen insanı sembolize etmiş.Savcı karakterinin karısının intiharı ise akla Durkheim’ı getirdi. (Özgeci,bencil intihar tipi) hamileyken Aldatılan kadın gururuna yedirememiş ama muhtemelen boşanıp ‘dul’ kadın olma durumunu da kaldıramayacağını düşünüp kocasını bu şekilde cezalandırmayı seçmiş.Mecbur kalarak gittikleri köy sahnesinde dine ve geleneklere bağlılığın iş için,kendini göstermek,olabileceği en üst mertebede olabilmek için uğraşan yine yabancılaşmış muhtarı görüyorduk.Cinayeti sormadan kendi meseleleri için savcıdan yardım istemeye çalışması,hayatın onlara biçtiği konumda sanki sıkışmışcasına kalmaları...Muhtarın bir güzel kızı vardı;Coğrafya KADERDİR düşüncesiyle sıkışıp kalmış bütün meziyetli,güzel kadınlara gönderme yapılıyordu.Bütün karakterler kıza baktı,baktı da hiçbir şey söylemeden devam ettiler.Oralara sıkışan,oradan başka bir yerde hayat yok zannettirilen kızlarımıza hiç kimsenin yardım eli uzatmadığı!!!! Gelenek,görenek,din diye baskılanan bütün kızlarımıza göndermeydi.Savcının gerçeklerle yüzleşme sahnesindeki elleri kolları,Maktulün karısının otopsi için beklerken bacak bacak üstüne atması vs. psikolojik açıdan buralar da incelenmeli.Savcının kendine itiraf etmekte zorlandığı şeyler ve maktulün eşinin kocasını sevmiyor oluşu beden dilinden iyi belli edilmiş.Otopsi sahnesini ise çok başarılı buldum.Maktulün canlı canlı gömüldüğünü fark eden doktorun bunu saklaması da maktulün kanını, işlenen suçun günahını ona da sıçratsa da doktor bunu çocuk için yaptı.Çocuk;babası sandığı adamı öldüren,GERÇEK babasından nefret etmesin diye...Nefret...Çok güçlü bir duygu...Katil yani gerçek baba çok duygusal bir karakter.Kardeşini koruyuşu,güzel kızın saf suratına baktığında ağlaması,sevgisi için sevdiğine muhtemelen kötü davranan adamı öldürmesi,Olan olaylar arasında savruluşu...Duygusal,pişman ve mahçup bir karakterdi.Duyguları onu yönetiyordu.Sanki olan biten her şeye ‘kadere’ duygularıyla sessiz bir eleştiri yapıyordu.İnsan işte!.. dedirtiyordu.Sonuç olarak filmde:işinin ona sahip olamadığı,insanı değerlerini koruyabilen,mantıklı,sorgulayan tek kişi doktordu.Çevresine duyarsız değildi.Olanlardan rahatsızdı ama çözüme gidemiyor ne istediğini ve amacını bilmiyordu.Yüklerden arınmaya çalışıyordu (hamam sahnesi).Onun dışındaki herkes Durkheim’in dediği gibi kültürel aptaldı.Çevrenin verdiği kodları sorgulamadan sürdürüyordu!..
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme 9 verdi
18 beğen · 15 yorum
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Up Up Up 🚀🚀👍👍
28.12.18 beğen 1 cevap
turlim (@turlim369)
Incelemen guzel olmus eline saglik.bence ahlat agacinida izle nbc yine dokturmus
28.12.18 beğen 1 cevap
sosyopat (@sosyopat35)
nuri bilge ceylan karekteristik anadolu insanını işlemeyi daha doğrusu onun kamera acısından bize anadoluyu seyrettiren sosyo-kültürel filmi üzerine okuduğum her eleştiride dikkat ettiğim yüceltmeler her zaman beni rahatsız etmiştir . senarist yönetmen oyuncular bir bütün olarak ele alıp onlar dün oradaydı bu gün de bu sahne cekildikten sonrada orada olacağını hatırlatmak sanırım bana vazife bir eleştiri olacak ... filmi izlediğimde de incelemeni okuduğumda da fark ettiğim şey kopukluklar yani bu filmi iskocyada izleyen biri farklı türkiyede izleyen biri farklı hatta biraz radikal bir tespit olacak ama sanırım işçisi köylüsü şehirlisi doğulusu güneylisi her kes ker kesim kendine göre bir bakış açısı ile besleniyor. tıpkı yılmaz güney sürü filmi gibi hayat devam ediyor.
28.12.18 beğen 1 cevap
pta (@pta)
Taşradaki erkekler ve onların devamlı tehdit altındaki iktidarları hakkında da çok şey söylüyor film. Ahmet Mümtaz Taylan'in karakterinin "burda zayıflığını gösterirsen seni ezerler" temalı konuşmasından , zanliya sözünü dinletemediginden dayak atmaya çalışan polise, istediği cevabı alamadığından doktora gizli tehdit savuran savcısına kadar neredeyse bütün erkekler iktidar savaşı içinde . Doktorun durumu hem yaptığı iş ona doğal bı iktidar alanı sağladığından ( taşradaki herkes ona ihtiyaç duyuyor ) hem de geçmiş şehir hayatına özlemi taşradaki iktidarı pek sallamamasina sebep olduğundan özel. Bu özel durum sayesinde de insanların hayatını etkileyecek kararı o veriyor. Filmdeki iki kadının konumlanmasi ise aslinda garip. İlki herkesin gözünü alamadığı masumiyetin sembolü muhtarın kızı. Öbürü ise topuklu ayakkabısi göze sokulan , uğruna cinayet işlenen kadın. Normalde başka yerde olsa eleştirilecek bı temsil olsa da, buradaki durumu erkeklerin kadınları özellikle taşrada soktukları azize-fahise ikilemine gönderme olarak yorumlayacagim. Nuri Bilge Ceylan bunun üzerine altın palmiye'yi başka filmle aldı ama hâlâ en iyi filmi bu bence.
29.12.18 beğen 2 cevap
Red Red

Red Red

@khaos

Çürük Elmalar
"Yine yıllar geçecek ve geride benden bir iz kalmayacak.
Yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak."

Bir gün bir adam ölmüş Anadolu'da; Clark Gable görünümlü... Karanlık çok şey anlatır bazen; gizler yüzümüzü aynada kendimizden ve aydınlık daha çok şey anlatır; gizler yüzümüzü diğer yüzlerden. Adam ölmüş, tek kişilik bir yaşam biçimi sona ermiş; adı Yaşar soyadı Toprak! Sefilin biri, rezilin biri... Kim daha fena bilinmez; ölenler mi kalanlar mı? Hey zanlı, ceset nerede? Peki zanlı kim? Öldüren mi? Peki bizi her Allah'ın günü kendi yalnızlığımızda öldüren kim? Her an kendi bencilliğimizde için için öldüren kim? Kimin bu içimizdeki çıkarcı ruh? Kim üfledi içimize seni? Adam ölmüş; içki masasında ağzından kaçırmış can dostu, senin çocuk var ya, o çocuk benden! İyi de ceset nerede? Bir çeşme var uzakta, tek top ağacın altında! Bir kara köpek yatıyor başında, yalıyor kemiklerini galiba. Bir adam ölmüş; jandarma iyi ki demiş bizim sorumluluk bölgemizde ölmemiş, yaşasın ölü! Adam, pek düşünceli bir ölüymüş. Çok sevindik doğrusu. Daldan bir elma düştü, yuvarlandı elma, yolunu buldu, bir dereye düştü, sürüklendi, taptaze bir elma, çürümek üzere yerini aldı diğer çürümüş elmaların yanında. Polis çok üzülmüş, bulamamış ölüyü, mahçup olmuş herkese. Pis ölü, n'olacak! Bu ölü sadece kendisini düşünüyor her halde, hiç düşünmüyor geride kalan yaşayanlar nasıl yaşayacak? Polis düşünüyor ama, evde çocuk engelli, kadın telaşlı, ilaç bekliyor ama ilaç doktorda, doktor yanında ama ölü yok! Ölüyü bulmadan eve dönmek yok! Şoför bir elma daha kopardı sanki dalından, bir elma daha yola koyuldu çürümek için. Çünkü şoför yaşıyor. Savcı diyor ki bir kadın vardı bir zaman, hamile! Öleceği günü biliyormuş önceden. Nasıl bilebilir ama diyor doktor. Dediği günde öldü diyor savcı Allah'ın işi! Sadece intihar edecekler bilir ne zaman öleceğini diyor doktor, otopsi şart! Savcı ağlıyor ölen karısının ardından, onu ben öldürdüm öyleyse. Bir elma daha yuvarlanıyor çürümek için dalından. Adam ölmüş; muhtar diyor ayıp oldu yaşayanlara! Sofrada kola yok misafirlere, nasıl sindirerebilecek yaşayanlar ölmüşün matemini. Elektrikler de kesildi, ikiye katlandı ayıp! Köyün bir morgu olsaydı mezarlıkta, ne mutlu olurdu yaşayanlar! Ölülerde sevinirlerdi belki bu işe. Karanlıkta aydınlatsa fenerler bir masum kız yüzünün güzelliğini, utanır da ağlarız belki kendi buruşuk yüzümüzden. Ama nerede? Duyarlılıklarımız ne kadar kısa ve bataklıkta kaybolmuş yolumuz ne kadar uzun! Çirkin bir çamura bulayalım hemen bulduğumuz temiz yüzleri kurumadan toprak. Off, ne kız ama! Çürüyüp gidecek bu kokuşmuş yerde! Bir elma daha yuvarlanıyor şimdi çürümek için yolunda. Adam ölmüş; tamam öldürdün de ne diye domuz bağı attın be adam? Nedir bu öfke! Arabaya sığmadı çünkü savcım, bagaja sığmadı rahmetli. Öyleyse biz de domuz bağı atalım sizin gibi gençler! Ceset bulmak için geldik bu dünyaya kendimizi, ama ceset torbamızı yanımızda getirmeyi unuttuk. Nasıl olacak şimdi? Şoför, dedesi eşekçi olan şoför, sen kavunları topla bu arada tarladan, unutma, koy bagaja cesedin yanına, akşam rakıyla iyi gider. Adam ölmüş; iyi anladık öldürdünüz de niye diri diri gömdünüz toprağa! Nedir bu öfke! Çünkü o çocuk benim! Ağzımdan kaçırdım bir kere! İyi işmiş dostum, helal olsun, hem karısını ye hem adamı göm! Adı Yaşar soyadı Toprak! İroni kokuyor isimlerimiz bile. Yaşar Toprak'ı öldürmüşler. Yaşamı toprağa gömmüşler. Teşhis zamanı! Kızım, ciğerlerinden toprak çıkan bu sessiz ölü kocan mı? Hı hı. Timsah gözyaşları akar bulutlarından. Güzel bacaklara yüksek topuklu ayakkabılar her daim yakışmıştır ne de olsa. Hı hı. Ağlama sen. Taş değil elma yağıyor başımıza gökyüzünden. Yasak elmalar! Çürüyoruz hep beraber. Katip diyor nikah yüzüğünüz buyrunuz. Ceset soğuk, sessiz, kimsesiz bekliyor masada. Katip diyor eşinizin kıyafetleri buyrunuz, biraz kanlı ama. Çok severiz taze kanı biz, çok teşekkürler. Büyükler kendi cezalarını çekiyor da çocukların suçu ne? Hazır burdayken vereyim de kurtulayım diye düşünüyor kâtip ölünün zimmetinden kurtulmanı insan. Tam zamanı. Bir muamma hayat tutmuş ellerimizden sımsıkı. Adam ölmüş; şimdi otopsi zamanı! Fakat bu ilkel aletlerle nasıl yapılır bu iş doktor bey, bir elektrikli testerem olsaydı ne de güzel olurdu. Ne kadar rahat ve ne kadar huzurlu kesebilirdim ölülerin kafasını. Bir elma daha yuvarlanıyor çürümek için diğerlerinin yanına. Doktor tiksindirici buluyor ölü kesiciyi, ölüyü, şoförü, muhtarı, kâtibi, katili, katilin karısını, savcıyı, polisi, jandarmayı... Ya kendisi nasıl? Çürük bir elma değil midir giydiği beden? Pencereden dışarı bakıyor. Çocuklar top oynuyor. Ölünün oğlu olduğunu sanan katilin çocuğu orada işte. Annesi gidiyor da bir bilinmeze. Ölü kesici kesiyor, beyin, beyincik, kalp, ciğer... Ciğerlerinde toprak var diyor doktora. Diri diri mi gömmüşler bu adamı yoksa? Bu işi daha fazla uzatmanın bir anlamı yok. Doktor kendinden tiksinmeyi unutuyor fakat. Yaz kâtip: Ciğerlerde şüpheli bir bulguya rastlanılamadı! Çürük elmalar birikiyor bir sonsuz insanlık tarihinde... Ölü kesici diyor biraz uzaklaşın isterseniz doktor bey, bu kan size de bulaşmasın. İndiriyor bıçağı ölüye, kan sıçrıyor yüzüne doktorun. Düşünecek olursak dürüstçe, eline kan bulaşmamış kimse yoktur yeryüzünde. Çocuklardan başka.
Anadolu'da bir gün bir adam ölmüş; ama ölürken bir şey unutmuş geride... Yaşadığını sanan ölüleri de yanında götürmeyi...
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme 10 verdi
8 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Suç ve vicdan
Suç ile vicdan ekseni üzerinde bir gece. 12 saatlik araştırma. Katil, komiser, doktor, savcı ve yardımcısı başrollerdedir. Kenan(Fırat Tanış) Yaşar adında birini yardımcısı Arap Ali ile öldürmüştür. Olayları "anlatamayışı, söyleyemeyişi" tıkanıklık yaratır.

Savcı tutanak yazdırır. Esasta olan değersizdir, kendi kafasına göre ne isterse yazdırır. Doktorun tutanağı da keza açık uçludur. Kendi faydasını kollayan insanları açıkça görüyoruz.

Jean Paul Sartre'nin "Suçluyu kazıyın, altından insan çıkar" sözü filmde can buluyor. Doktor, gariban Kenan'ın karşısında insani yönünü korumaya çalışmaktadır. Komiser Naci(Yılmaz Erdoğan), engelli bir çocuğa sahiptir. Bu acıyla yüzleşmiştir ve yaşama bakışı farklıdır.

Suç-vicdan, doğru yanlış eksenlerinde filme bakarsak; öğrenilmiş çaresizliği görürüz. Köylüler sessizdir mesela; rahatsızlık duymuyorlar cinayetten. Komutan kendi yetki alanını kolluyor, savcı işi bitirip eve gitmeyi düşünüyor, Komiser Naci çocuğunun ilacını almak derdinde, muhtar köye morg yaptırıp para kapma peşinde...

Doktor raporu Kenan'ın lehine yazıp masalın bir parçası oluyor. Arap Ali'nin dediği gibi "Ben bir zamanlar Anadolu'da iken' diye anlatırken gerçekleri yine saptıracağı, hakikati söyleyemeyeceği bir geceyi yaşamına ekliyor.
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme 8 verdi
7 beğen · 0 yorum
Balım

Balım

@balim

Pek çok insan tarafından beğenilmese de bence harika bir film .Çok iyi bir oyuncu kadrosu var .Konu biraz ağır ilerlediği için seyirci sıkılabilir ,fakat film yine de sürükleyici .Filmin mükemmel görülme çabası yok .Fırat Tanış ve diğer oyuncu kadrosunun performansları için bile seyredilmeye değer .Aşırı doğal. Kameranın çekim açıları çok iyi .Arka fonda müzik yerine tabiatın sesinin kullanılması filmin doğallığı ile bütünleşmiş .Bu arada filmin bir sahnesinde Neşet Ertaş'ın muhteşem türküsünün filme kattığı güzelliği söylemeden geçemeyeceğim .Demem o ki bana göre çok iyi bir Nuri Bilge Ceylan filmi ve aldığı bütün ödülleri hakkediyor .
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme puan vermedi
3 beğen · 1 yorum
Emre Şen (@senemre)
Bu filmi beğenmeyen gitsin süper kahraman filmi izlesin ya da kafasındaki film algısını değiştirsin
09.03.18 beğen 2 cevap
Ebru G.

Ebru G.

@ebrug

Bir sanat filmi... Öyle ki durağanlıkla süregelen ama içinde çok detay barındıran bir film. Kaç kişi filmlerdeki arka plân detayları görebiliyor bilmiyorum. Bir fotoğrafa baktığınızda büyük resmi değil de kimsenin göremeyeceği kadar karanlıkta kalmış ve anlamsız addedilen küçük resmi görenlerdensiniz benim kattığım anlamlara siz de ortak olursunuz demektir. Mesela filmdeki dikkat çeken ayrıntı elmanın akıntı boyunca yuvarlanıp diğer çürük elmaların yanında durması. Gözle bakınca elma yuvarlanıyor olarak görürüz sadece. Ama düşünerek bakınca bunun bir metafor olduğunu ve çok şeyi içinde barındırdığını görebiliriz. Düşünün; bir elma düşüyor, yuvarlanıyor uzunca bir yolu katettikten sonra akıntıya gelip sürükleniyor, o yollardan daha önce geçmiş aynı kaderi paylaşan ve çürümeye yüz tutmuş diğer elmaların yanında duruveriyor. Bu elma bir insanı niteliyor. Hayat boyunca çoğu kez düşüyorsunuz belki üstüne birileri tekme atıyor -ki bu hayatın kendisi de olabilir çok güvendiğiniz insanlar ya da sevdikleriniz de olabilir- sürükleniyorsunuz belki engebeli belki düz belki çamur belki çorak belki çölvari yollarda. Sonra üstüne birileri su sıçratıyor sizi akıntıda boğulmaya terk ediyor bu sefer de akıntıda sürükleniyorsunuz. Gördüğünüz üzere uzanan bir el yok tek başınasınız ve kurtuluşunuz yine kendiniz. Halbuki çoğu zaman öyle olmuyor siz de çürümüş o elmaların yanında yerinizi alıyorsunuz; çürümek için. İşte insan hayatının bir elma üzerinden resmedilişi. Filmdeki herkes kendi işine göre olayları ele alıyor. Bir komiser, çocuğu engelli ve ilaç alması gerekiyor olaylara da kendi yaşanmışlıkları ile yaklaşıyor. Ben bir zamanlar Anadolu'dayken... diye başlıyor söze. Bir savcı sanırım prostat, olay yerini bulana kadar sürekli tuvaletini yapmak için aracı durduruyor. Doktor Cemal ne hissettiğini kendisi de bilmiyor. Hem mağdura acıyor hem şüpheliye. Şüpheli Kenan, film boyunca tüm ekibi top gibi bir ağacı buldurmakla dolandırıp duruyor. Top gibi bir ağaç neyi simgeliyor? Sanki insanların aklını bulandırmaya ya da vakit kazandırmaya çalışıyor gibi. Ya da başka birilerini korumaya... Kim bilir. Biraz da muallak bırakılmış. Diyaloglar çok anlamlı. Oyunculuklar herkesin üzerine oturan cinsten. Birinin rolünü diğerinden alıp öbürüne verseniz bu kadar oturmazdı muhtemelen. Anadolu kültürü, ölüm durumunda bile ikramlar son sürat devam ediyor. Düğün yemeği gibi yemekler hiçbir şey olmamış gibi sunuluyor. Ve ölüm o kadar normalleşmiş ki artık hiç kimsenin çıtı çıkmıyor ne bir ağıt ne de bir laf çıkıyor ağızdan. Birkaç damla gözyaşı düşüyor o da sessiz sedasız yolunda ilerleyip karışıyor toprağa. Peki gelelim otopsi kısmına. Doktor neden kanıtı görmezden geldi? Dava uzamasın yorulmayalım diye mi? Yoksa kadına acıdığı için mi? Zira katilin aslında yakalanan kişi olmadığını düşünüyorum ben. Bu, sıradan bir cinayete benzemiyor çünkü. Bir insanı sadece öldürürsün kasten öldürme olur ama o insanı cinsel organlarını keserek ve sergileyerek öldürürsün namus cinayeti ve ifşa/sergileme maksadıyla öldürmüş olursun. Bir insanı öldürdükten sonra gömersin delilleri ortadan kaldırmaya yönelik olur ya da sadece ölümü gizlemek olur ama canlı canlı gömersen işin içine öç duygusu ve acı çektirme de girer. Şimdi bu filmde hangi duygular var belirsiz. Üstelik olaya tek kişinin gözünden de bakılamıyor. Çünkü hepsi sırf onları o yapan özelliklerini baz alarak olaylara yaklaşıyor. Sanki yönetmen de bizi bu belirsizlikler silsilesinde döndürmek için böyle bir senaryo hazırlamış. Film boyunca bir taşın bile anlamını düşünüyorsunuz ya da koca bir sessizliğin. Bir gülüşte, bir bakışta her şeyde bir anlam var. Sanat filmi olması hasebiyle de saatlerce hem izleyip hem düşünerek film bittiğinde de başınızda bir ağrıyla kalkıyorsunuz ekranın başından.
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme 8 verdi
4 beğen · 0 yorum
İmge Derin

İmge Derin

@belkibirazflu

– Ya komserim siz sigaraya başladınız heralde, gene..
+ Ya doktor ben bırakıyorum da o beni bırakmıyor şerefsiz.
– İyi gidiyordunuz, ne oldu öyle birdenbire?
+ Ya birdenbire değildi doktor birdenbire olsun. 20 senedir polisim ben.
Ne tipler gördüm ya.. İnsan mı hayvan mı anlayamazsın. Bi de bu Kenan gibileri vardır.
Bunlar değişiktirler bunlar nasıl deyim ben öyle gururnan o şeysiyle adamı.. ezer ya bir yerde.
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
EL_NINO

EL_NINO

@elnino

Gerektiğinde sende acımayacaksın çakacaksın anlının ortasına.Bizim buralarda böyle doktor kendi göbeğini kendin kesmek mecburiyetinde kalıyorsun bir yerde. Hee, yok ben kesemem arkadaş diyorsan iki dakikada alırlar çapını.Nereden geldiğini şaşarsın. Yok işte öyle hem şoför mahalli olsun, hem cam kenarı olsun, hem de bedava.Yemezler, maalesef hayvan terli.
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Fatih Kural

Fatih Kural

@byukalaa

+ İyi midyi araları? İyi geçinirler miydi yani ?
- Ha evet tabii. tabii gayet iyi.. Neden ?
+ Bilmem öylesine sordum.
- Ufak tefek sorunları varmış gerçi ama yani her ailede olabilecek türden şeyler. Sadece bir gün kocasını başka bir kadınla yakalamış ama olayı büyütmemişler ; hemen affetmiş kadın.
+ KADINLAR BÖYLE ŞEYLERİ KOLAY KOLAY AFFETMEZLER SAVCI BEY.
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Nur Özdemir

Nur Özdemir

@nuro

Bir Zamanlar Anadoluda
Şimdi Antep’te müdür Sacit abimiz vardı. Kulakları çınlasın, çok iyi bir insandı. Sizden iyi olmasın. O derdi ki nerede bir karışıklık görürsen kadına bakacaksın. Muhakkak bir kadın meselesi arayacaksın derdi. Hakikaten de senelerdir bakıyorum bir kere olsun adam haksız çıkmadı.(Naci)
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
İmge Derin

İmge Derin

@belkibirazflu

Şimdi Antep’te müdür Sacit abimiz vardı. Kulakları çınlasın, çok iyi bir insandı. Sizden iyi olmasın. O derdi ki nerede bir karışıklık görürsen kadına bakacaksın. Muhakkak bir kadın meselesi arayacaksın derdi. Hakikaten de senelerdir bakıyorum bir kere olsun adam haksız çıkmadı.(Naci)
Bir Zamanlar Anadolu'da
filme puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
24
FİLM
Bol Ödüllü Filmler
Ödüllere doymayan, birçok ulusal ve evrensel ödüle layık görülmüş olan bol ödüllü filmler bu listede. Lütfen en az 2 ödül kaz...
4
FİLM
Ünlü Türk Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın Mutlaka İzlenmesi Gereken Filmleri
Yönetmen, senarist, oyuncu ve fotoğrafçı Nuri Bilge Ceylan'ın mutlaka izlenmesi gereken en iyi filmleri listelenmektedir....
102
FİLM
100. yılında Türk sinemasının en iyi 100 filmi (1914-2014)
2014 yılında 100. yaşını kutlayan Türk Sineması'nın Kültür Bakanlığı tarafından belirlenen en iyi 100 filmi listelenmektedir....
22
FİLM
Oscar'a Aday Adayı Olmuş Türk Filmleri
Yabancı Dildeki En İyi Film dalında Oscar'a aday adayı olarak gönderdiğimiz Türk filmleri listelenmektedir. ...
9.2/10
51 oy
Sence kaç puan almalı?
0