up
ara
‹ Kar Küreyici

Kar Küreyici Filmi İncelemeleri

Trenci Jack

Trenci Jack

@yavrutanri

Utopik ya da distopik bir film degil, icinde bulundugunuz sistemin bir elestrisidir
“toplumsal sınıfların bir "tren" benzetmesi ile işlenmiş olması oldukça özgün bir yaklaşım. curtis (chris evans) isyanı başlatıp da trenin en arkasından ileri ya da diğer bir ifadeyle toplumsal tabakalarının en dibinden yukarı doğru giderken her adımda, yukarıya çıkan her metrede gerçeklerle yüzleşiyor. her adımda şartlar iyileşiyor, hayatlar güzelleşiyor... çok değil, 50 metre ötede insanlar senin hayatın boyunca görmediğin ya da tadını unuttuğun şeyler yiyor, hayal bile edemediğin hayatlar yaşıyorlar.

mason (tilda swinton) mesela bu yapının yılmaz bir savunucusu. curtis ileriye doğru yolculuğu sırasında histerik bir şekilde bu yapıyı savunan, bu yapıyı kuran wilford'u bir nevi doğa üstü yaratık gibi lanse eden insanlarla karşılaşıyor. okul vagonunda ise"ideolojinin" kaynağına denk geliyoruz; mason'un ya da aslında ön taraftaki herkesin sahip olduğu fikirlerin çocukların beynine kazındığını, dolayısıyla ön taraftaki herkes için kendilerinin ön tarafta olmalarının, arkadakilerin de arkada olmalarının ve bu durumdan kaynaklı tüm adaletsizliklerin normal olduğunun düşünüldüğünü izliyoruz.

isyanın ardından yapı bozulmaya başlıyor ve bunun ne kadar hassas olduğunu izlemeye başlıyoruz. ancak ironik bir şekilde, ilerleyen dakikalarda, aslında sistemin bir isyan olmadan da yeterince hassas olduğunu ve sistemi yok etmek için başlatıldığını sandığımız (curtis'in de sandığı) asi ruhlu hareketin aslında onu düzeltmek için bizzat iki tarafın kanaat önderleri tarafından planlandığını öğreniyoruz.

bu aşamada joon-ho bong'a teşekkür etmek lazım sanırım. zira klasik bir hollywood senaryo yazarı ve yönetmeni klişe ve popülist bir yaklaşım (law abiding citizen, elysium) benimser ve bir çuval inciri berbat ederdi. ancak joon-ho bong böyle yapmamış; filmin sonunda curtis'in kişisel fedası ile sağlanan, trenin en arkasındaki insanların da insanca bir hayat yaşayabilmelerini mümkün kılan bir sahne görmüyoruz. film arka vagonlardan eli yüzü pislik içinde bir kız çocuğu yavaş yavaş ön vagonlara yürürken, oralardaki "elit" insanların "yazıklar olsun bize, biz bu güzel insanlara bunu nasıl yaptık" bakışlarının yakın plan çekimi ya da kızın (tercihen esmer, zira ezilenler ekseriyetle esmerdir hollywood yapımlarında) pis saçlarını okşayan bakımlı elleri gösteren duygusal ama bir o kadar da saçma bir sahnenin yavaş yavaş kararmasıyla bitmiyor.

curtis bir seçim yapıyor; en başta karlar altındaki gerçek dünyaya açılan kapıyı patlatmak yerine diğer bir kapıdan geçip wilford'la tanışıyor (ki bu seçim, matrix'te neo'nun yaptığı seçime benzetilebilir; neo aşkı tercih ederken curtis umudun karşısında gerçeği seçti). burada isyanın aslında denklemi dengelemeye çalışan planlanmış bir eylem olduğunun ortaya çıkmasının ardından wilford'un curtis'e söyledikleri de film açısından önemli. wilford'un söylediği hemen her şey akla mantığa uygun; tren sahip oldukları tek şey, yaşamlarının kaynağı ve kapalı bir sistem. bu sistemdeki en küçük bir dengesizlik ise sistemin mahvolmasına dolayısıyla da herkesin yok olmasına sebep olabilir. bu yüzden de herkesin bir görevi, herkesin bir yeri, sınıfı var. arkadakiler arkada, ortadakiler ortada, öndekiler ise önde kalmalı; hatta gerekirse bu düzenin korunması için birileri ölmeli, tabi çoğunlukla arkadan, sonra biraz ortadan, en az da 1. sınıftan... mason'un "ben şapkayım siz ayakkabı" benzetmesini hatırlayın... ilk anda curtis bu açıklamayı en kaba tabiriyle "yedi". dünya yok olduğunda kendini izinsiz, herhangi bir bedel ödemeden attığı bu tren onun dünyasıydı. dışarıda çok kısa bir süre içinde ölecekken tren sayesinde 18 yıldır hayatta kalabiliyordu. hem zaten kendisi de mükemmel sayılmazdı; ilk başta hayatını sürdürmek için hemcinslerini yemekten geri kalmamıştı... tam cusrtis yeni wilfred olacak derken, filmin başında trenin arka vagonundan kaçırılan çocukların trenin yenilenemeyen parçaları için birer yedek olarak kullanıldığını gördü. koskoca tren, sistem, yani bütün dünya, varlığını ucuz işgücüne ve çocuk işçilere borçluydu. birilerinin yılda bir kez de olsa suşi yiyebilmesi, zengin çocuklarının eğitim görebilmesi, bitki yetiştirilebilmesi ve ekabirlerin keman müziği eşliğinde şarap keyfi yapabilmesi için birkaç yaşında çocukların karın tokluğuna, durmadan dinlenmeden, muhtemelen biraz büyüyüp de ölecekleri güne kadar çalışması gerekiyordu. işte bu noktada curtis yapması gerekeni anladı; yıllar önce yapamadığı fedakarlığı yaptı, kolunu kaybetmek pahasına çocuklardan birini kurtardı. curtis'i gilliam'dan ayıran en büyük özellik de işte bu aslında. gilliam önce haksızlığa karşı çıkıp sonrasında sistemin bir takipçisi, makinanın dişlilerinden biri olmuşken curtis öncelikle sistemin bir parçasıyken sonrasında bir devrimin öncüsü haline geldi.

ve en sonunda film sistemin çöküşüyle sonlandı. tren, muhtemelen içindeki tüm fakir, zengin, genç, yaşlı, çocuk hatta hayvan ve bitkilerle yok oldu. geriye sadece başka bir dünya, başka bir sistem umudunu sürdürecek iki çocuk kaldı..

Neyse fazla ustunde durmayalim, simdi gidip aylik 1500tl karsiliginda patronlarimiza milyon dolarlar kazandiralim..
Kar Küreyici
filme 9 verdi
3 beğen · 0 yorum
ayşe

ayşe

@abb

Dünyanın Sonu
Dünya karlar altında kalıyor ve sadece trenin içerisinde olanlar yaşamlarına devam ediyor. Trende olmak büyük lüks.Yaşıyorsun. Fakat insanoğlu trene binerken hiyerarşisini de beraberinde getirmiş. İnsanları iki sınıfa ayırmışlar hemen.Zaten trende ona göre planlanmış. "Ayakkabılar ayaklar içindir. Onlar başa giyilmez"
Trenin en arka vagonu fakirlerin, ayakkabıların yeri. Onlar aç bırakılıyor ve sefalet içinde yaşıyor. Sürekli baskı altındalar çünkü trenin popülasyonunun koruması gerekiyor. Ön vagon sakinlerindense arka vagon varoşları vazgeçilmek için daha cazip. Tren yönetiminin bu stratejisinden arka vagonun haberi yok ve onlar ön vagona ulaşıp devrim yapmayı hayal ediyorlar.Yıllarca isyan ede ede yok oluyorlar.Oysa bu isyanları planlayan da ön vagon yöneticileri.
Treninde dünyamızdan bir farkı yok aslında. İnsanca yaşamayı bilmiyoruz. Birileri ölmeli ki üst sınıf yaşayabilsin. Birileri hep ayakkabı olmaya mahkum olmalı. Adalet ve eşitlik, insan hakları bunlar bir ütopyanın içerisine hapsolundu,
*Filmin bu konuyu işleyişi çok çarpıcı. Senaryosu klasik olmaktan çok öte. Eğer isyanın, devrimin, adaletsizliğe karşı ayaklanmanın işlendiği filmleri seviyorsanız bu filme de bayılacaksınız.
Kar Küreyici
filme 10 verdi
5 beğen · 0 yorum
Şeyma Şengül

Şeyma Şengül

@seymasengul

Mükemmellik
İzlemekten asla sıkılmayacagım başka bir Chris Evans filmi blr haftada 3 kez izledim desem yalan olmaz. O kurgu yaşananlar kar soğuk blr tren ve zengin insanların yanında fakir insanların yaptıkları baskın mükemmel bir son kesinlikle izlenmesi gereken bir film
Kar Küreyici
filme 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Aslıhan

Aslıhan

@aslismaslis

insanlık küreyici.
İzlemeden önce oldu ya bi gelip kim neler yazmış diye geldiniz.
Yolunuza devam edin ve izleyin azizim
Lokomotife kadar gidin.
Bazı filmler vardır, gerçekten olmayan bi' dünya da geçer ama bir de bazı filmler vardır başka bi' dünya da geçiyorum der ama sizin ciğerinizi anlatır. Farklı renge boyar belki hikayeyi ama aynı şeyi anlatır. Sizi sizden iyi tanır, gözlerinizi kapattığınız tüm gerçekleri yüzünüze yüzünüze çarpar.
Filmimiz Hollywood renklerinde bir Güney Kore filmi. Yönetmenimiz Bong Joon Ho isimli bir şahsiyet. Benim izlemek isteyişimin nedeni ise Park Chan-wook idi, yalan yok. Neysem.
Konusu yazmakta her yerde işte.
Küresel ısınma, geride kalanlar bir trende yaşıyor.
Belki de filmi en iyi anlatan, tüm sırları ifşa eden cümle şudur; Dünya bu tren. Biz de insan ırkıyız.
Bütün olay bu işte.
Kusurları olan bir film, yalan yok. Açıkları olan, tökezleyen bir hikaye. Ama bu da netice bi insan ürünü bunları kabul ediyo insan hele ki anlattığı şeyin yanında lafını bile açmak istemiyo.
Şahsım için hikayenin beni en çok sarstığı yerlerden biri ana karakterimiz Curtis'in sonda trene ilk bindiği zamanlarda nasıl hayatta kaldıklarını neler yaptıklarını anlatmasıydı.
Kahretmekte azizim.
Bu filmi sevmediniz mi? Gerçeklerden bu kadar korkmayın canım, hepsi biziz işte. Bundan kaçamayız.
Kabul etmeyişimiz bu hataları bizim olmaktan çıkarmaz.
Neyse, susayım.
Kar Küreyici
filme 9 verdi
3 beğen · 0 yorum
Mihrimah Özlem K

Mihrimah Özlem K

@mihrimahozlemk

Dün gece uyuyup,izlemek arasında kalıp kendini farkettirmeden izleten Go Ah Sung'un sevimli suratını mıncırmak isteye isteye bitirdiğim çok daha iyi olabilirmiş diye düşünüp hoşlaştığım film.

2031 yılında küresel ısınma yüzünden dünyadaki tüm ekosistem yok olmuş ve hayatta kalan insanlar devasa bir trende yaşamlarını sürdürmekteler. Fakat bu trende herkes eşit şartlarda değil,alt ve üst sınıflar var .Alt sınıfta yaşayanlar isyan başlatıyorlar ve filmimiz bu şekilde ilerliyor. Aslında kurgu olarak oldukça başarılı bir distopik film.Tilda Swinton için ayrı parantez açmak lazım harika iş çıkarmış.
Kar Küreyici
filme 7 verdi
3 beğen · 0 yorum
Nil

Nil

@nill

Ayakkabılar ve şapkalar
Siz ayakkabısınız, ayaklara aitsiniz; onlar şapka, başlara ait. Sizin yeriniz en arka; onların yeri en ön. Onlar gerçek yemek yiyorlar; siz içindekileri öğrendiğinizde açlıktan ölmeye razı olacağınız bir yemek...

Aslında çok da yabancı bir senaryo değil değil mi? Dünya düzeninin tren versiyonu bu film. Durmaksızın seyahat halinde olan bir trende isyan çıkar. Dışarısı ise yine insanoğlu yüzünden buzul çağına dönmüştür. Film boyunca trende siz olsanız ne yapardınız diye düşüneceksiniz ve trende olmakla aslında ölü olmak arasında çok da bir fark olmadığını anlayacaksınız..

Tek mekanda geçen 2 saatlik ama hiç sıkmayan, aksine sinirlerinizi gerip sizi hayretlere düşürecek bir filmdir. Tavsiye ederim.
Kar Küreyici
filme 10 verdi
4 beğen · 0 yorum
Harun Bora Tunç

Harun Bora Tunç

@sadaktakipusat

Küresel Isınma üzerine kurgulanmış distopik türde bir film.
Doğu ülkelerinden son beş senedir güzel senaryolar çıkıyor, Snowpiercer de bunun örneklerinden birisi. Özellikle Kore ve Hindistan sinemasındaki bazı türlerin dikkat çekmesi, aslında senaryoların kaliteli olmasından kaynaklıyor. Nitekim bu defa da karşımıza Kore - Amerikan ortaklığında güzel bir film çıkmış.

Filmin başrolünde Kaptan Amerika serisinden bildiğimiz Chris Evans var. Ben ilk defa bu adamı Kaptan Amerika dışında bir filmde izledim. Filmin başında anladığımız üzere Küresel Isınma, dünyayı esir almış vaziyette, her yer buzlarla kaplı. Geriye kalan insan türü ise, henüz dünya soğuğa teslim olmadan yapılmış olan devasa bir trende seyahat ediyor. Afetin etkilerinden olumsuz yönde etkilenmemeleri için de sürekli hareket halindeler. Trenin içindeyse tam anlamıyla bir kast sistemi var. Dip vagonda açlık ve sefalet varken, trenin ucuna doğru zevk ve eğlenceye rastlıyorsunuz. Ve tabi bunların hepsini kontrol eden de bir beyin mevcut. Aslında son okuduğum kitaplardan mıdır bilmem, trenin içerisindeki düzende George Orwell'in Okyanusya'sını görmek de mümkün.

İMDB'nin 2014 yılında çekilmiş, Fantastik filmleri sıralamasında ilk 5'te olan film, gelecek hakkında öngörülerde bulunan insanlar açısından oldukça düşündürücü. Böyle bir merakınız varsa muhakkak izlemelisiniz.
Kar Küreyici
filme 7 verdi
1 beğen · 0 yorum
Mavi Bir Deniz

Mavi Bir Deniz

@deniz19

Sonu daha güzel bitebilirdi belki. Ama filmin genel anlamda insanlar arasındaki sınıf farklarını ve adaletsizliği anlatması bakımından, kendi türü içerisindeki en iyi birkaç filmden biridir. Gaza getirmek yerine gerçekten bir şeyleri tüm açık şeçikliğiyle ortaya koyabilmesi güzel. Aynı zamanda temposuyla sizi içine çekebilen ve merak duygunuzu kabartarakta sizi içinde tutan bir film.
Kar Küreyici
filme puan vermedi
0 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Sonuna kadar heyecanla izlediğim. Son sahnesinde ise " Abi böyle mi biter ya?" diye tepki verdiğim filmdir. Hz. Musa'nın gemisinden esinleme olduğunu düşünüyorum. 21. yüzyılı katarak ancak bu kadar güzel anlatırdı.
Kar Küreyici
filme 8 verdi
3 beğen · 1 yorum
ayşe (@abb)
Hz.Musanın gemisi mi? Hz.Nuhu kastettiniz heralde
20.11.16 beğen cevap