up
ara
‹ Tüm Zelig İncelemeleri

Zelig Filmi İncelemeleri

Cemile

Cemile

@guher

Hayat, aklın geçirdiği bir evredir.
Woody Allen’ın 70’li ve 80’li yıllarda çektiği filmlerini çok seven ve tekrar tekrar seyreden bir izleyici olarak gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki Zelig, Woody için bile sıradışı. Belgesel, daha doğrusu dökümanter bir film tadında olan Zelig, gerçek bir olaya dayanıp dayanmadığı konusunda kafa karıştırıyor. Siyah beyaz çekilen ve Zelig’in bir bukalemun gibi, kendi dışında her şey olarak, insanların arasında dolaştığını gösteren sahneler o kadar gerçekçi ki, bunların orijinal bir çekimden alınıp kullanıldığına ikna olmak kolay.

Film, Zelig adında bir adamın hayatından belli bir dönemi, dokümanter bir izlence kıvamında, gerçekçi arka plan ve etkileyici sekanslarla sunuyor. Halihazırda olduğu kişinin ailesi ve toplum tarafından kabul görmemesi üzerine, beyaz sürü içinde kara koyun olduğunun ayırdına varan kahramanımız ilginç bir yetenek geliştiriyor: Kendi benliğini baskılayarak başka benliklerde bir göçebe formunda yaşama, girdiği sürünün rengini alma. Bir karbon kağıdı gibi, insanların temel ayırıcı özelliklerini kopyalayıp neredeyse istençsizce kullanabiliyor. Bir an, Boston aksanıyla konuşan Cumhuriyetçi bir Aristokrat tavrında etrafta süzülürken bir an sonra onu, evin mutfağında çalışanların yanında, Demokrat bir alt tabaka insanı gibi gırtlaktan konuşurken görüyorsunuz. Çinliyle Çinli, zenciyle zenci, şişmanla şişman olabilen kahramanımız, insanlarca kabul görmek, aynılaşarak görünmez olmak için bir bukalemunmuşçasına fiziksel özellikleri üzerinde oynuyor ancak bukalemundan farklı olarak muhatabının sadece fiziksel özelliklerini değil bilişsel özelliklerini de kopyalama marifetine sahip.

Zelig aslında tanıdık bir tip, çevremize dikkatli bakarsak benzerlerini görme ihtimalimiz oldukça yüksek hatta belki de son dönem insanların çoğunluğu ucundan kıyısından Zelig: Olduğu kişinin değersizliğinden kaygılanan; insanlarca sevilmek, kabul görmek, onaylanmak için sosyal paylaşım sitelerinde oluşturduğu simule kimlikler ardına saklanan pek çok kişi…

Filmin diğer önemli karakteri yetenekli Mia Farrow’un canlandırdığı Dr. Flecther. Başlangıçta Zelig’i anlamak için devamında ise onu tedavi etmek için onu hipnotize eden Dr. Flecther, izleyenlere bu garip olayın analizini sunan asıl kişi. Dr. Flecther’ın sorduğu “Neden yanında bulunduğun insanlara benzediğini söyler misin?” sorusuna Zelig’in verdiği cevap aslında son derece anlaşılır: Güvende olmak, diğerleri gibi olmak, kabul görmek, onaylanmak ve en önemlisi sevilmek. Ve filmin devamında Zelig’in amacına ulaştığını görürüz: Neredeyse bir pop ikonu haline gelir kahramanımız; adına şiirler, şarkılar yazılır, plaklar basılır, hayatı sinemaya uyarlanır hatta küçük bibloları yapılarak halkın beğenisine sunulur. Ancak bukalemun insan olmanın şöyle bir sıkıntısı vardır; yanınızdaki kişilerin kim olduğu sizin geçici kimliğinizi de belirlemektedir. Yani yanınızda bir SS subayı varsa kaçınılmaz olarak Alman Nasyonal Sosyalist Partisi’ne kaydolup Hitler yandaşı bile olabilirsiniz.

Film, tipik Woody Allen mizahının tüm özelliklerini taşıyor. Bunun yanına, etkileyici bir kurgu, inandırıcı görüntüler, iyi oyunculuklar geldiğinde izlenmemesi için bir neden kalmıyor. Şimdiden iyi seyirler.
Zelig
filme 8 verdi
6 beğen · 0 yorum