up
ara
‹ Stalker

Stalker Filmi İncelemeleri

melike a

melike a

@melikea

Andrey Tarkovski - iz sürücü (stalker)
Film bulmak bazen izlemekten daha uzun olduğu için vakit kazanmak hem de riske girmemek adına imdb 250 listesinden seçtim.. sanat filmiymiş bolca diyaloğun geçtiği film, iz sürücü. Ne yalan söyliyim aşırı zorladı beni, hiç bir şey anlamadım. Film eleştirilerini okuduktan sonra biraz anlayabildim ama yine anlayamadım. İşte bu film de bu son cümlem gibi bana biraz anlamsız geldi😸
Stalker
filme puan vermedi
3 beğen · 3 yorum
Necdet (@necdet)
Stalkerı izlemedim ama Andreyin filmleri hep öyle sanırım. Herkes de izleyip bitiremez bence :) Solaris filmi iyi ama
22.01.19 beğen cevap
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

Bir meteor düşmesiyle yapısı değişmiş bir bölge, koruma altına alınmış ve insanların girişine izin verilmiyor. Bu bölgede var olan bir odaya giren kişinin en içten gelen dileklerinin gerçekleştiğine dair bir rivayet var. Bu yüzden bazı insanlar o odaya gidebilmek için tehlikeli bir yolculuğu göze alıp iz sürücü eşliğinde bölgeye giriyorlar. Ama bir çoğu hata yaptığı için bedelini canıyla ödüyor.

Bir şair ve bir bilim adamı da iz sürücü ile anlaşarak yola koyuluyorlar. Yol boyunca iz sürücünün sürekli bahsettiği tehlike dolayısıyla hep bir tedirginlik var yolcularda da, seyredende de.

Bir süre sonra diyaloglar, sorgulamalar ve iç hesaplaşmalar başlıyor şair ve bilim adamında. Yıllarca güvendikleri akıl ve burada karşılaştıkları bir takım akıl dışı olağanüstülükler. Ama umutlarının son kertesinde çıktıkları bu yolculukta şanslarını denemek için yolculuğa devam ederler.

Anladığım kadarıyla dini inanca olan güvensizliği temsil ediyor bu film. Dini inanç bir takım mucizelere, akla yatmayan şeylere inanmayı ve Yaratıcı'ya dua etmeyi gerektiriyor. Bu yolculukta da insanın aşması gereken birçok engel var. Saf ve temiz duygularını ne kadar koruyabilirse insan o kadar mükafat vaadi var. Ama son devirde artan dini inançsızlık bir takım manevi mahrumiyet ve umutsuzluğu da beraberinde getiriyor.

Siyah-beyaz başlayan film üçlünün bölgeye ayak bastığı sahnede renkleniyor. Yine bu da inancın aydınlatıcılığı vurgusunu taşıyor.

Buradaki iz sürücü de tıpkı peygamberler gibi oranın tüm yükünü sırtına yüklemiş bir havada,müthiş bir saygı ve mutlulukla dolaşıyor bölgede. Onların tüm olumsuz tavırlarına sabırla karşılık veriyor.

Yorumlarım çok bölük pörçük oldu aslında, filmle ilgili bir çok kare ve cümle var incelemeye değer. Filmin çok yavaş akmasından rahatsız olmazsanız ve biraz da felsefe seviyorsanız izlemenizi öneririm.
Stalker
filme 10 verdi
8 beğen · 2 yorum
Feyzanur (@vareste)
Güzel inceleme, emeğinize sağlık.
16.12.17 beğen 1 cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

Stalker
en gizli dileğiniz nedir ?
ya da bunu biliyor musunuz?
gerçekte neyi istediğimizi itiraf etmeye gücümüz var mı ?
ya da en gizli dileklerimizi,bizden bile saklı olan bilniç altımızı keşfetmeye cesaretimiz var mı ?
görünen gerçeklik içinde neler istediğimizi daima biliriz ama bilinmeyen derinliklerimize indiğimiz de kendi gerçekliğimizden korkar ve tam olarak neyi istediğimizi bilemeyiz..
şunu söyleyeyim ki rusça film izlemek pek keyifli değil.yani fonetiği çok keyifli bir dil değil.film boyunca brajlav,trışlvav,krijlav,..:)) yani rus arkadaşlar kusuruma bakmasın,malum rusça kaba diller arasında.
ani bazı filmler ya da kitaplar ya da şeyler nutkumuzu tutturur ya,
stalker'da ilk izlediğimde bana bu duyguyu yaşatmıştı.
filmin konusu kısaca şöyle.
dünyaya bir meteor düşmüş ve tüm dünyanın gerçekliği değişmiştir.olaylar dünyanın bilinmeyen bir ülkesinde geçer.bu ülke de zone adı verilen bir bölge de bir oda mevcuttur ve iddialara göre bu odaya ulaşabilenlerin tüm dilekleri kabul olur.o odaya da ancak iz sürücüler eşliğinde ulaşılır.işte bu noktada bir yazar ve bir profesör iz sürücü eşliğinde derin bir felsefik yolculuğa çıkarlar.
film ağır bir felsefe kitabını okumak gibi.felsefeyi ve kitap okumayı sevmeyenlerin yaklaşmaması gereken türden.film arkadi ve boris strugatsky kardeşlerin yol kenarında piknik romanından uyarlanmış.itiraf etmek gerekirse ben daha önce ne bu yazarları ne de bu kitabı hiç duymamıştım.
filmin işlenişi çok farklı.oda'ya neden sadece iz sürücüler eşliğinde ulaşılıyor ? neden sadece iz sürücülerin oda'ya ulaşmaya yetecek şekilde cesaretleri ve zihinsel becerileri var? neden diğer normal insanlardan farklılar?iz sürücüler birer rehber,önder ya da peygamberi mi sembolize ediyor.ya da onlar insanın yolculuğunda ki insanı tanrı'ya ulaştıran birer ulvi varlık mı?
iz sürücünün yolda söylediği gibi odaya neden sadece umudunu yitirenler ulaşıp dilek
dileyebiliyorlar ? yönetmen insanın umudunu hiç kaybetmemesi gerektiğini ve bu umut yolculuğunun da çok acı ve sancılı mı olduğunu anlatmak istiyor ?
bölge'de iyilerin mükafatlandırılıp kötülerin cezalandırılması da dini bir gönderme mi,yoksa dini bir eleştiri mi?ayrıca film boyunca gördüğümüz balıklar ve ne cins olduğunu anlayamadığım siyah köpek metaforları tam olarak ne anlama geliyor ?
teknolojiye ve güce ciddi birer eleştiri savuruyor film.
oda'nın da gösterilmemesi,filmi her izleyen izleyicinin kendi sorularını ve dileklerini keşfetmeleri için mi?
film de yazarında bahsettiği gibi gelecek zamana gittiğimizde gelecek zaman şimdiki zaman olur,yani aslında gerçeğe ya da mutluluğa ulaşılamaz mı ? ya da zamanın kaypaklığına ve geçiciliğine güvenilemez mi? yoksa zaman ve o zamanın içinde ki sahip olduklarımız tamamen geçici ve aslında gerçekte sahip olmadığımız şeyler mi?
iz sürücünün yolculukta dediği;bura da her dakika her şey değişir sözü gerçekliğimizin her an değiştiğine bir işaret mi ?epikür'ün de dediği gibi aynı nehir de iki defa yıkanamazsın..
ölge'nin olduğu sahnelerin renkli,diğer sahnelerinse renksiz kullanılması bölge'ye anlam kazandırmak için mi? işte tüm sıradan adem oğullarının hayatları da böyle anlamsız,renksiz ve sırdan ancak gerçekliğin peşinden umuda yolculuğa çıkanların hayatları anlam ve renk kazanır mı demek istemiş yönetmen ?
peki ya her şeyin viraneye dönmüş olduğu bölge'de,oda'ya ulaşmadan az önce gelen telefonun anlamı nedir bakın onu çözemedim işte.teknolojinin en umulmadık yerlere kadar,hayatın her alanına yerleşmesi mi? bu olabilir bence.
yine filmde sanırım yazar söylüyordu hiç bir yerde mutlu insan yoktur ya da görülmüyor sözünden
yola çıkarak kendi mutluluğumuzu,bize mutluluk verecek kendi bölge'mizi aramamız mı salık veriliyor.
evet...bence bütün bu soruların cevabı evet.film insana bir çok soru sordururken,kendi içinde bir çok soruyu da cevaplatıyor.her izleyenin kendi sorularını soracağı,kendi gerçekliğini sorgulayacağı,kendi umut yolculuğuna çıkacağı,kendi bölge'sini bulacağı bir film dolayısıyla her izleyen farklı cevaplar bulacaktır filmden.
her izleyen farklı tatlar alacaktır.
aslında felsefe de tam olarak gerçeklik arayışı değil midir ? bilgiyi,varlığı sorgulamak ve her insanın kendi doğrusuna ulaşması değil midir felsefe ?
zaten her soru bir cevabı barındırırken,her yeni soru da içinde yeni sorular içermez mi?
film de insanı böyle bir felsefi yolculuğa çıkarıyor,yeni sorular sorduruyor.
bilinenden bilinmeyene,somuttan soyuta yapılan bir yolculuk...
bir de ben filmi öyle bir konsantrasyon içinde izlemişim ki filmde tek bir müzik sesi bile duymadım.siz filmi izlediğinizde müziklerin filme kattığı anlamları bana söylerseniz sevinirim. :)
filmin öyle muhteşem efektleri,sahne tasarımları yada kostümleri falan yok.büyük bir yalınlık içinde harabeye dönmüş bir dünya da felsefe ve arayış yolculuğuna çıkıyorsunuz.
belki de filmde ki bu tarz ;insanlığın harabe haline gelmesi,kapitalist bir dünya da insanlığın unutulması gibi bir takım olgulara yönetmen tarafından yapılmış bir göndermedir.
filmin bir de sscb döneminde çekildiği düşünülürse bu düşüncem de haklı gibi duruyorum.tabi yönetmenin aklından neler geçtiği bilinmez.
yazarlar felsefenin kitabını yazar,yönetmen ise felsefenin filmini çekmiş.satır satır kitap okur gibi sahne sahne filmi okuyorsunuz.
tarkovsky eğer antik yunanda yaşasaydı kesin bugün ders kitaplarında onu okuyor olurduk ki,aristo ya da platon tarkovsky'nin zamanında yaşasalardı felsefeyi yazmak yerine onlarda felsefenin filmini çekerlerdi diye düşünüyorum :)
film tam anlamıyla gerçeklik ve umut yolculuğunda felsefik bir tat....iyi seyirler..
Stalker
filme 10 verdi
4 beğen · 4 yorum
(@)
Tarkovski’ye göre filmdeki müzik, filmin ritmik oluşumunu etkileyemez. Çünkü Tarkovski’ye göre müzik, birleşimli sanatın oluşumunda öneme sahip olmadığı gibi, sinematografide de sahip değildir. Çünkü hem filmsel, hem müzikal olarak şekillendirilen dünya ikiye ayrılarak, birbirine hem paralel, hem çelişkili iki ayrı dünya oluşturur. Dolayısıyla film müziği ancak, müziğe sesli bir dünya itibariyle ele alınarak değerlendirebilir. Tarkovski, filmlerinde ancak bir kısmı müzikten oluşmuş sesler kullanır. Günümüzde sözel olmayan seslerin algılanmasında (örneğin, kuşların ötüşü, arabanın kornası) insan beyninin sağ yarım küresinin müziğe ayrılmış bir parçasının sorumlu olduğunu kanıtlayan nöropsikoloji bilimi göz önüne alınırsa, Tarkovski’nin filme yaklaşımının sağ yarım küreli olduğu söylenebilir. Tarkovski’nin ise son üç filminde sesler izleyicileri hiçbir zaman çözülmez, görünmeyen şeylere inanmaya zorlar. Tarkovski, sesi bir içsel süreci “gerçeğin iki yanı” arasında paralellik kurarak anlatmaya çalışır: Ses, görünmeyen nesnelerin varlığını kabul etme ve görünmeyen ruhsal dünyanın varlığının ispatıdır. Sesi dinleyebilme yeteneği, Tarkovski için, insanların duygularıyla göremediği şeyleri ortaya çıkarması anlamına gelir. Ruhsal dünya gizemlidir ve duygusal zekayla hissedilmesi zordur. Sesler kendi imajını vererek ve önemini taşıyarak anlama zenginlik katar. Diyalog ise zorlaştıkça anlamını yitirir. Tarkovski, filmlerinde sesin fazla olmasından, özellikle insan sesinden hoşlanmaz. Filmlerindeki bütün seslerin işareti gibidir. Sanki dünyayı dinleyebilmek için ruhsal dünya ile irtibata geçmek gerekir. Bu konuda gazeteci Arkadi Petrov’un Solaris, Ayna ve Stalker filmlerinin müziklerinin bestecisi Eduard Artemev’le yaptığı söyleşide, Artemev: “...Andrei’e (Tarkovski’ye) bir besteci değil, müziği iyi hisseden ses yönetmeni lazımdı. Bir anlamda hışırtı, uğultu ve yankı uzmanı gibi bir şey. O sesle sihirli bir ilişki kuran ve bütün bunları iyi bilen bir profesyonel isterdi..." der.

Tarkovski’nin sesi ve müziği kullanımı bir yönden Noel Carroll’un fikrine benzer. Carroll’a göre müzik film anlatımının merkezidir. Bunu Tarkovski’de de görebilmek mümkündür. Tarkovski, müziğe ve sese seyirciyi yöneten bir araç olarak bakar.
Tarkovski’nin filmleri, zaman ötesinde çalışan dünyayı simgeler. Filmlerdeki sesler
her şeyi hareketlendirir; uyumlu ve sabit şeyleri dalgalandırmayı ve sıralarını
bozmayı başarır.

Sözkonusu müzik sorusuna bir nebze verilecek cevap olması niyetiyle yapılan yorumdur.
Öte yandan genel olarak eleştiri Steven Spielberg filmlerine yapılır gibi bina edilmiş. Oysa Tarkovski, kendisini bu tür yönetmenlerden ayırır. "Herkes için film yapmak" gayesinde bir entelektüel uğraş peşinde değildir. Açıkçası bu bir Tarkovski tanığı olarak beni üzmüş durumda. Nitekim böyle bir mesele için bir yazı kaleme almak da ayrı bir cesarettir. Umarım bol bol temaşa edilir...
17.01.16 beğen 1 cevap
(@)
Açıklamanız çok güzeldi teşekkür ederim.Eleştirinize gelince,ben sadece izlediğim çok etkilendiğim bir filmin bana düşündürdüklerini ve hissettirdiklerini yazmak istedim.Belki de sebebi Tarkovski hakkında sizin kadar bilgiye sahip olumadığımdan olabilir.Uzaman edasıyla kaleme almadım yazımı. ayrıca Spielberg'i de hiç sevemem.:)
17.01.16 beğen cevap
(@)
Elbette niyetinize ve cesaretinize saygılıyım. Öte yandan saygısızlık temelli de yazmadım yazdıklarımı. Fakat birkaç konuda üzüntümü dile getirdim. Sorunuza da cevap vermek amacındaydım. Yazdıklarım amacına ulaştıysa ne mutlu. Son olarak, elbette düşünceyi ifade etmek için uzmanlık gerekmez. Ben sadece ciddiye alıyorum, kusuruma bakmayın. :)
17.01.16 beğen cevap
(@)
Estağfirullah,ben düşüncenizi paylaşmanıza çok memnun oldum :)
17.01.16 beğen cevap