up
ara
David Herbert Lawrence

David Herbert Lawrence

Kevok

Kevok

@rojj

- "Deliler gibi âşık olmak isterdim!"
+"Aman ne güzel! Ben istemezdim! Nefret ederdim bundan! Gerçekten başına gelseydi, muhtemelen sen de nefret ederdin."
ataç ikon Bakire İle Çingene
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
melankolik

melankolik

@melankolik

Dünyanın birçok olanaklarla dolu olduğu sanılır, ama en kişisel yaşantılarda bu olanaklar birkaç taneye indirgeniverir.
ataç ikon Lady Chatterley'in Sevgilisi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Bir zaman sonra, karanlık kış günleri sökün etti. Bazen gün hiç ışımıyordu. Hasta gibiydi, eriyip çözülüyordu sanki, çözülme sanki tam içindeydi. Dışarıda, kafasında ve ruhunda ne varsa, alacakaranlıktı. Bir keresinde, kapıya gittiğinde, koyda yüzen kara insan kafaları gördü. Bir süre baygın kaldı. Bayılmasının nedeni, insanların beklenmedik bir biçimde yaklaşmaları karşısında geçirdiği sarsıntı, kapıldığı yılgıydı. Alacakaranlıkta yılgı! Ancak geçirdiği sarsıntıdan bitkin düşüp bedenini duymaz olduğunda, kara kafaların yüzerek adaya çıkmaya çalışan ayıbalıkları olduğunu fark etti. Gövdesini tuhaf bir ferahlık kapladı. Ama sarsıntıdan sonra tam olarak kendine gelebilmiş değildi. Daha sonra, oturdu ve o gördüklerinin insan olmadığına şükrederek ağladı. Ama ağladığını hiç fark etmedi. Donuklaşmıştı. Bu dünyadan olmayan, garip bir hayvan gibi, artık ne yaptığının farkında değildi.

Tek doyumunu hâlâ yalnız olmaktan, tam anlamıyla yalnız olmaktan alıyordu. Çevresini saran boşluğu içine çektiği bir yalnızlık. Yalnızca külrengi deniz, bir de denizin yıkadığı adasının iskelesi. Başka hiçbir temas yoktu. Dehşetini onunla temasa geçirecek insani hiçbir şey yoktu. Yalnızca uzay, ıslak, alacakaranlık, denizle yıkanan uzay! Ruhunun besini buydu.

Bu nedenle, fırtına çıktığında ya da deniz yükseldiğinde çok seviniyordu. O zaman, onu hiçbir şey ele geçiremiyordu. Dış dünyadan hiçbir şey içine giremiyordu. Gerçi rüzgarın korkunç zorbalığı ona epey acı veriyordu, ama onun adına dünyayı tümüyle silip süpürüyordu da. Denizde fırtına patlaması, dalgaların göğü tutması her zaman hoşuna gidiyordu. O zaman hiçbir tekne ulaşamazdı ona. Adasını çevreleyen ölümsüz bir sur gibiydi.

Zamanın geçişini izlemeyi bırakmıştı, artık kitap okumakla da ilgilenmiyordu. Basılı harfler, tıpkı sözün sapkınlığı gibi, tiksinti vericiydi. Gaz sobasının üstündeki pirinç levhayı bile söküp atmıştı. Kulübesinde bir şeylerin üzerinde ne kadar harf varsa hepsini silip yok etmişti. Kedisi ortadan kaybolmuştu. Üzüldüğü söylenemezdi. Kedinin cılız, bıktırıcı miyavlamaları tüylerini ürpertiyordu. Kömürlükte yaşıyordu kedi. Her sabah kendi yediği lapadan veriyordu ona. Kedinin yemek yediği fincan tabağını yıkamaktan nefret ediyordu. Onun ortalıkta dolanıp durmasından hiç hoşlanmıyordu. Ama büyük bir özenle besliyordu onu. Sonra bir gün kedi lapasını yemeye gelmedi; oysa karnı acıkınca hep miyavlardı. Bir daha da gelmedi.
ataç ikon Adaları Seven Adam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Ufkun yakınındaki vapuru fark ettiğinde korkulu bir şaşkınlığa kapıldı, adada durur da huzurumu kaçırır mı diye düşünürken yüreği daraldı. Kaygıyla, geçip gidişini izledi; ama ancak tümüyle gözden kaybolduğu zaman gerçekten rahatladığını, yeniden kendine geldiğini duyumsadı. Birilerinin gelebileceği düşüncesinin gerilimiyle yaşamak acı veriyordu. İnsanların yakınına gelmelerini istemiyordu. Ses duymak istemiyordu. Farkında olmadan kedisiyle konuşacak olsa, kendi sesinin sesinden bile deliye dönüyordu. Büyük sessizliği bozduğu için kızıyordu kendi kendine. Kedisi yüzüne bakıp yalvarırcasına bir sesle miyavlayacak olsa, rahatı kaçıyordu. Kediye kaşlarını çatıyordu. Kedi de anlıyordu.

Yabanıllaşıyor, kayaların arasında pusuya yatıyor, belki de balık avlıyordu. Ama adalının en nefret ettiği şey, koyunlardan birinin ağzını açıp boğuk, kısık bir sesle melemesiydi. Dönüp baktığı zaman, korkunç ve iğrenç görünüyordu gözüne koyun. Koyunlardan hiç hoşlanmaz olmuştu. Yalnızca denizin mırıldanışını, martıların sanki başka bir dünyadan gelen keskin çığlıklarını duymak istiyordu. Ama en iyisi, büyük sessizlikti.

Tekne adaya geldiğinde koyunlardan kurtulmayı kararlaştırdı. Artık ona alışmışlardı, durdukları yerde sarı ya da renksiz gözleriyle, sanki alay ediyormuşçasına küstahlıkla yüzüne bakıyorlardı. Soğuk bir düzmecelik vardı bu hayvanlarda. Taşların üzerinde kısa, kesik sıçrayışlarla koşarlarken toynaklarının yere vuruşundan çıkan tok ses, sırtlarındaki yapağının iki yana devrilişi itici geliyordu adalıya.
ataç ikon Adaları Seven Adam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Yeni adasını görmek için yola koyuldu. Denizdeki fırtına yüzünden adaya günlerce ulaşamadı. Sonra, denizin hafif puslu olduğu bir gün adaya çıktı; sisler altında, alçaktan öyle uzanıp giden bir ada gördü. Ama bu bir yanılsamaydı. Islak, kaygan yosunların üzerinde yürüyordu; boz renkte, hayaletleri andıran koyunlar boğuk bir sesle meleyerek sağa sola atılıyorlardı. Ardından, ayakotlarının çevrelediği karanlık gölcüğe geldi. Sonra, kayalara öfkeyle çarpıp parçalanan külrengi denize erişti.

Gerçekten bir adaydı burası.

Böylece eve, Flora’nın yanına döndü. Flora, suçluluk içeren bir korkuyla, ama aynı zamanda gizemli gözlerinde utkulu bir parlaklıkla baktı ona. Adalı bir kez daha yumuşadı, Flora’yı yatıştırdı, dahası neredeyse diş ağrısını andıran tuhaf bir tutkuyla yeniden istedi onu. Artık bir çocukları olacağı için Flora’yı alıp anakaraya götürdü ve orada evlendiler. Adaya geri döndüler. Flora hâlâ adalının yemeğini getiriyordu, ama kendi yemeğini de getiriyor, masaya oturup onunla birlikte yiyordu. Adalı öyle istiyordu. Dul anne mutfakta kalmayı yeğliyordu. Flora, adalının evinin konuk odasında yatıyordu, onun evinin hanımıydı.

İstek denen şey, adalıda tiksinç bir sonla öldü. Çocuğun doğumuna daha aylar vardı. Adalı, adasından nefret ediyordu; ada, bayağı bir yer, bir kenar mahalle gibi görünüyordu gözüne. Kendisi de tüm seçkinliğini yitirmişti. Haftalar bir zindandaymışçasına, aşağılanmayla geçti. Gene de, çocuk doğuncaya kadar dişini sıkmaya karar vermişti. Ama kaçmayı tasarlıyordu. Flora’nın haberi bile yoktu.
ataç ikon Adaları Seven Adam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Kızın sevgilisi olması, ona duyduğu bir tür acımadan kaynaklanmıştı. Oysa kızın kendisi üzerindeki etkisinin ne denli güçlü olduğunun ve bu etkiyi bile isteye nasıl yarattığının ayırdında değildi. Ama kıza kapıldığı an, bunun tümüyle bir yanlışlık olduğunu sezdiren bir çelişki düşmüştü yüreğine. Kıza karşı ürkek bir nefret duyuyordu. O istememişti. Kızın da bedeniyle istemediği kanısındaydı. Ona bunu yaptırtan, salt iradesiydi. Boynunu kırma pahasına, deniz kıyısında bir kaya çıkıntısına tırmandı. Allak bullak, saatler boyunca denizi seyretti; kendi kendine, “Biz istemedik. Gerçekten istemedik” diyordu.

Cinselliğin kendiliğindenliğine yakalanmıştı gene. Aslında cinsellikten nefret ettiği falan yoktu. Sevişmeyi, Çinliler gibi, hayatın büyük gizemlerinden biri olarak görüyordu. Ama sevişme mekanik, otomatik bir şey olup çıkmıştı ve bundan kurtulmak istiyordu. Otomatik sevişme, adalıyı allak bullak ediyor, onda bir tür ölüm duygusu uyandırıyordu. Yeni bir isteksizlik, durgunluk aşamasına geldiğini düşünüyordu. Belki de, bunun ötesinde, yepyeni bir duyarlık, hiç geçilmemiş bir yolda buluşan iki kişinin hiç yaşanmamış kırılgan birlikteliği yatıyordu.

Hepsi mümkündü, ama hiçbiri değildi. Hiç de yeni bir şey değildi bu. Kendiliğinden, istençten bağımsız bir şeydi. Kız bile, gerçekten benliğinde, istememişti bunu. Onda da beklenmedik bir biçimde ortaya çıkmıştı
ataç ikon Adaları Seven Adam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

YAŞAM TRAJEDİSİ... paylaşım fotoğrafı
YAŞAM TRAJEDİSİ...
Aslında trajik bir çağ bizimkisi, bu yüzden onu trajik olarak görmeyi reddediyoruz.

Büyük tufan kopmuş, yıkıntıların arasındayız şimdi, yeni yeni küçük yaşam alanları kurmaya, küçük küçük umutlar beslemeye başladık.

Doğrusu zor iş; geleceğe uzanan düz bir yol yok şimdi, bunun yerine bir çember çiziyoruz ya da düşe kalka ilerliyoruz.

Dünya başımıza yıkılmış olsa da yaşamak zorundayız.

*Yaşamanın nasıl ciddi bir iş olduğunu görüyoruz, yaşamak zorunda kalmak...*
David Herbert Lawrence
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

Sessizliğe, dinlenmeye, yalnızlığa önem verin. Bunlar insanın çalışmasına yol açan şeylerdir...  paylaşım fotoğrafı
"Sessizliğe, dinlenmeye, yalnızlığa önem verin. Bunlar insanın çalışmasına yol açan şeylerdir..."
Hiçbir şey benimdir deme, yalnızca yanımdadır de.

Çünkü ne altın, ne toprak, ne sevgili, ne eş, ne yaşam, ne ölüm, ne huzur, ne de keder her zaman seninle kalmaz.

*Bazı şeylerin tutkunluğundan vazgeçerek yaşama gücümüzü artırabiliriz..*
David Herbert Lawrence
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Sence kaç puan almalı?
0
0 oy
0