up
ara
Fethi Naci

Fethi Naci

Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Mustafa Kutlu, tıpkı Cevat gibi "Kendim için bir şey istiyorsam namerdim diyen Müslümanlardan yana; dini kendi çıkarları için kullananlara, dine siyaseti bulaştıranlara karşı. Sır adlı hikâye kitabında (Dergâh Yayınlan, 1990. 70 sayfa), kitaba adını veren hikâyede, "Efendisinden emaneti alan, yani tarikatın postuna oturan" 'rençper'in serüvenini anlatırken, dinin politikaya nasıl alet edildiğini gösteriyor. Önce -birtakım bahanelerle- tekke "şehir yerlerinden birine nakl" ediliyor, tabii ardından da bizim eski rençper: 'Sanki ayağı çarıklı, yüzü yanık köylülerden biri değil de, samur kürklü bir şehzade imişiz gibi bizi koltuklayıp Mercedes arabalarına bindirerek şehir yerinde inşa ettikleri tekkeye indirdiler Şehirde, iş döner dolaşır, siyaset kapısına dayanır. "İhvanın ileri gelenleri yapılacak seçimlerde filan partiye destek vermek isterler imiş. Ve çokları da bu partinin liste başlarına çoktan yazılmışlar bile." Parti başkanının birkaç adamıyla birlikte gelip ziyaret edecekleri gece, Efendi (Rençper), cübbesini çıkarır, sarığını yavaşça yere koyar, tekkeden çıkıverir. Ardından, "Efendi sırroldu," derler.
ataç ikon Roman ve Yaşam
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

1 Nisan 1983'te yazdığım o günlükte, "Halkı yüceltmek, kusursuz bir varlık olarak göstermek de yanlış; edilgin bir kitle, güdülecek bir sürü olarak göstermek de." demişim. İçeride ve dışarıda olup bitenlere baktıkça halkın 'edilgin bir kitle' olduğu düşüncesine artık ben de katılıyorum. Halk, hep o halk: "Yaşama karşı dürüstlükten uzak ilgisizliklerine duyduğu öfkeyle insanı kudurtan halk..
'Halk'ı övenler, yüceltenler, bana öyle geliyor ki, kendileri 'halk adına' hareket edebilmek için halkı övüyorlar, yüceltiyorlar, bulanık bir 'halk' kavramını öne sürerek başka kesimlere iktidar yolunu tıkamak istiyorlar.
ataç ikon Roman ve Yaşam
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Samim Kocagöz 'Kara Kitap Tartışması' başlığını koymuş yazısına; Kara Kitap sahiden tartışıldı mı? Kitap'ı eleştiren değerli edebiyat adamı Tahsin Yücel'in Orhan Pamuk'un dil yanlışları hakkında söyledikleri doğruydu, ama yazısının ağırlığını dil yanlışlarına vermesi -Türkiye koşullarında- yazısının önemini biraz azaltmıyor muydu? Niçin 'Türkiye koşulların da?' Çünkü Türkiye, anadilini bilmeyenlerin ‘ünlü şair' olabildikleri bir ülke. Çünkü Türkiye, ünlü romancıların 'şeklinde' dedikten sonra 'biçiminde' diyebildikleri, 'durdukyerde' ile 'durduğum yerde' yi birbirine karıştırdıkları, ayracı yanlış yerde kullandıkları bir ülke... Tahsin Yücel'e 'vasat' diyenlerin yazılan 'tartışma' yazıları değildi, 'saldırı' yazılarıydı. (Orhan Pamuk'un Tahsin Yücel'in yazısı dolayısıyla söyledikleri 'saldın' bile değildi, ‘densizlik'ti.)
ataç ikon Roman ve Yaşam
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Bodrum'a gelirken, her yıl olduğu gibi, dostum Necati Doluorman'da iki gün kaldık. Necati'nin torunu bayağı büyümüş, iki ay sonra dört yaşına basacakmış.
Evde otururken bir ara torun, dedesine, "Dede, senin saçların bembeyaz." dedi. Necati, Nuri Akay'ı ('Balıkçı') göstererek, "Bak, Nuri Amcanın saçları da beyaz." dedi.
Torun, Nuri'nin saçlarını iyice inceledikten sonra, yanaklarını şişire şişire, en ciddi sesiyle, "Ama onun saçları başının arka tarafından siyahlaşmaya başlamış." dedi.
Kaç yazarda rastlayabiliriz böyle bir imgelem gücüne!
ataç ikon Roman ve Yaşam
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

Bir romanı, daha doğrusu bir anlatıyı, günlük yaşamdan ayıran en önemli özellik, günlük yaşamın gelişigüzel hareketlerle, konuşmalarla vb. dolu olmasına karşılık, romanda en küçük ayrıntıya kadar her şeyin 'işlevsel' olmasıdır; bunun için bir cümleyi roman cümlesi yapan şey, onun süslü püslü söylenmesi değildir, "söylemek istediği şeydir.", "İşlevler kimi kez tümceden büyük birimlerle (yapıtın bütününe kadar varan değişik boyutlardaki tümce öbekleri), kimi kez küçük birimlerle (dizim, sözcük ve hatta sözcük içindeki yalnızca bazı yazınsal öğeler) gösterilir." (R. Barthes, a.g.e., s.23)
ataç ikon Roman ve Yaşam
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Engin Şahinşah

Engin Şahinşah

@enginsahinsah

1960-1980 arasında uygulanan sanayi politikasına 'ithal ikamesi politikası' dendiği bilinir. Yabancı sanayi mallarının ithalini bırakarak bunların benzerlerini ülkemizde üretmek. Bugün edebiyatımızda da böyle bir 'İthal ikamesi' sorunu var. Çoğu edebiyatçı, eserinin özünü de batıdan ithal ediyor. Yıllar önce Sartre'ın, Camus’nun etkisiyle ortaya çıkan bunalım edebiyatı, nasıl bir ithal ikamesi idiyse, bugün de 'anlamsız şiir'; romanın, cinsel sorunları irdeleme bahanesiyle, uçkur havasına doğru kayması; devrimcilerin yanılgılarını gözler önüne serip özel girişimcileri övmek; 'yazınsal dil' diye diye toplumsal gerçeklikten kopuş; durmadan tekrarlanan yalnızlık, iletişimsizlik temaları (Şaşılacak bir şey: Halkla en yakın ilişki içinde olan sinemamızda bile 'iletişimsizlik sorunu'!)... Geleceğe umutla bakmak yerini, gelecek korkusuna, giderek yaşama korkusuna bırakıyor. ‘Şimdiki zaman' yaşanmıyor sanki: Edebiyatın protesto gücü neredeyse unutulmuş. (Evet, biliyoruz, nihayet savaşa karşı şairlerin birer dizelik protestosu. Genel durumu değiştirir mi böyle bir çıkış?)
ataç ikon Roman ve Yaşam
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Sence kaç puan almalı?
8
1 oy
0