up
ara
Jean Baudrillard

Jean Baudrillard

HerŞyGzlOla ོca ོk

HerŞyGzlOla ོca ོk

@koraycem

İmkansız Takas
''Rastlantı dünyanın en eski ilahi gücüdür, birine rastlamanız bazen bir ödüldür bazen de bir ceza.''

s.61.

-Jean Baudrillard
ataç ikon İmkansız Takas
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 2 yorum
mehvss (@ucanpayanda)
Canlıya atalım da gülmeyi hatırlayanlar olur belki 😂
02.04.19 beğen 1 cevap
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Hiç durmadan kendini aşmaya yönelik sınırsız bir gelişme anlayışı üstüne oturan bir bakış açısı, yalnızca her şeyi işlevli kılmakla yetinmeyip, aynı zamanda her şeyi anlamlı kılmak istemektedir... Bilimin sistemli bir şekilde bu gizli alanı, bu sırlar evrenini dümdüz etmeye ve sırrı çözülebilecek olan ile sırrı çözülemeyecek olan arasındaki sınırı silip, yok etmeye çalıştığını görüyoruz.

Sırrı çözülen her şeyin ifşa edilmesi, çözümlenebilecek bir düzeye indirgenmesi gerekmektedir. Bu, doğal dünyaya zorla girme girişimini engelleyen Tanrı'nın ölümünden bu yana anlam alanının (bilgi, çözümleme, nesnellik, gerçeklik) giderek genişletilmeye çalışıldığına tanık olunmaktadır. Oysa bu anlam birikimi, bu aşırı anlam üretimi ve yaygınlığının (bu biraz sera etkisi yapan gaz birikimini andırmaktadır) insanlık ve gezegen için sanal bir tehdit oluşturduğu izlenimine kapılmamız için gerekli tüm koşullar mevcuttur. Çünkü bu tehdit bizi bir tür ozon tabakası gibi başımıza gelebilecek - sahip olduğumuz simgesel uzamın ölümcül ışık huzmelerine maruz kalması ya da yok olup gitmesi gibi- daha büyük kötülüklerden koruyan şu sırrı çözülemeyecek alanı yavaş yavaş yok etmektedir.

Bu durumda yapılması gereken şey bugüne kadar yapılanın tam tersini yaparak sırrı çözülemeyecek alanın sınırlarını olabildiğince genişletmek değil midir? Sera etkisinin hafifletilmeye çalışılması gibi anlam üretiminin de kısıtlanarak bu sır evreninin ve bir koruyucu ekran görevi yaparak bizi bu zincirlerinden boşanmış haber, karşılıklı etkileşim ve küresel bilgi alış verişinden koruyan elle tutulamayan engelin güçlendirilmesi gerekir.
ataç ikon Karnaval ve Yamyam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

İyilik tarafından çekilmiş tüm söylevler çok anlamlılığın/müphemliğin ağırlığı altında ezilip gitmektedir. Bu durum özellikle karnından konuşan kötülüğün budalalıkla kurduğu ilişkilerde hem çok belirsiz hem de çok belirgin ve yaygın bir şekilde dile getirilmektedir. Philippe Murray, gerçek dünyanın bu budalalaştırılma, bu edilginleştirilme, modernleşmenin bir şenliğe indirgenerek sonsuza dek sürecek bir ödün vermeyi andıran serüvenini muhteşem bir şekilde betimlemektedir. Zaten karnından konuşan kötülüğün dört bir yana doğru yayılıp gidebilmesinin nedeni, bu kaba güldürü alanını genişleterek, budalalığın egemenliğini ilan etmesidir.

Karnından konuşmak amacıyla yasaklanan olumsuz süreçten ödünç alınan tüm yöntemler arasında budalalık, en sıradan ve en gizemli olandır. Daha da güzeli, bir üst sürecin bulunmadığı durumlarda tükenmek bilmeyen bir enerji ve gizli hakikat kaynağına dönüşmesidir, çünkü budalalığın ucu bucağı yoktur. Budalalığın içine işleyen enerjinin ortaya çıkartılarak, kendini beğenmişliğini olduğu gibi sergilemesine, yani kötülüğün "karnından" konuşmasına izin vermek gerekmektedir.

Kötülüğün, iyilik imparatorluğuna fark ettirmeden yapmaya çalıştığı bu maskaralık, bu sıradanlık kendi kendisiyle alay edebilmesidir. Kötülük işte böyle bir zekâya sahiptir. Artık etkin bir olumsuz güce sahip olamayacağımıza göre günümüzde çevremizi saran bu budalalığa karşı çıkma gücümüzü ancak şiddetli bir tepkiyle gösterebiliriz. İyilik egemen olduğunda ve hakikatin kendisinden sorulduğunu iddia ettiğinde altından kötülük çıkmaktadır.
ataç ikon Karnaval ve Yamyam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

İnsanoğlu hiç kuşkusuz doğa yasalarıyla hiçbir ilişkisi olmayan özgün bir ortadan kaybolma biçimi icat eden tek canlı varlıktır. Bunun belki de bir ortadan kaybolma sanatı olduğunu söylemek gerekiyor.

Belki de bizim asıl derdimiz hiçbir sorumluluk yüklenmeyeceğimiz, özgürlük ve irade gibi tamamıyla yararsız kavramlar üstüne oturan bir dünya oluşturmaktı, örneğin, "Biz düşledik IBM gerçekleştirdi" gibi. Konu kölelik olduğunda bu konuyu tüm kurnazlık ve yaratıcılığını kullanarak en ince ayrıntılarına kadar didik didik edebilecek tek varlık insandır. Belki de bütün bu elektronik, sibernetik devrim insan tarafından hayvani bir kurnazlık örneği sergilenerek artık küresel düzeye ulaşan devasa bir sorumluluktan ve kendinden kaçıp kurtulabilmek amacıyla keşfedilip gerçekleştirilmiştir. Cinsel süreç, ölüm süreci, her türlü özgün ve kendinden kaçılması olanaksız sürecin, yaşam ve ölümün teknik ve yapay eşdeğerlisi olarak nitelendirilebilecek bir nihai çözümün yararına gerilediği görülmektedir. Ne olursa olsun bu ufuk noktasının ötesine geçildiğinde her şey sahip olduğu olumsuz gücü yitirmekle birlikte yine her şey antik dönem tanrıları konusunda söylendiği gibi gizemli bir güce sahip olmayı sürdürmektedir. Her şeyin olduğu gibi kalması ve yaşantımıza eser miktarda karışmayı sürdürmesi, onları genellikle boyun eğdiğimiz dünyadan çok daha tehlikeli süreçler haline getirmektedir. Yasaklar, denetimler, eşitsizlikler ve farklılıkların yavaş yavaş ortadan kaybolmalarının nedeni zihinsel evrende giderek kalıcı bir görünüme sahip olmalarıdır...

Örneğin, öznenin ortadan kaybolma biçimi gerçeğin ortadan kaybolma biçiminin neredeyse aynısı. Gerçekten de öznenin ortadan kaybolmakta olduğu söylenebilir. Bir irade, özgürlük, temsil süreci olarak nitelendirilen öznenin, iktidar öznesi, bilgi öznesi, tarih öznesinin her yerde karşımıza çıkan, belirgin özellikler ve tözden yoksun bir özne yararına ortadan kaybolmaya başladığı söylenebilir. Bu sonuncuyu tamamıyla bilinçsiz, ruhtan yoksun bir et yığınını yansıtan devasa bir zemine benzetebiliriz. Nesneden yoksun bir öznellik sergileyen her şeyin bu tür bir özneye benzediği söylenebilir. Kalıcı bir narsisizm, varlığını imgeleriyle sürekli hatırlatma tuzağına düşen her monad, her molekül bu tür bir özneye benzetilebilir. Nesne, gerçek ya da ötekinin kısaca hiçbir şeyin başka bir şeyle zıtlaşamadığı bu kendinden kaçmanın olanaksız göründüğü dönemin kurbanı olan özne ortadan kaybolunca, sonu gelmiş bir dünyadaki öznellik de böyle bir şeye benzeyecektir.
ataç ikon Karnaval ve Yamyam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğen · 0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Bizler bu tekelleşmiş küresel ağların içinde yüzen rehineleriz. Aynı zamanda hem kurban hem de suç ortağı konumundayız. Egemenlik düzeninin en büyük kurnazlığıysa bu tekelin kimsenin denetimi altında bulunmamasıdır. Olan biten bütün bu iyi ya da kötü şeylerden hiç kimse, hiçbir birey, devlet ya da yasal süreç sorumlu tutulamaz.

Burada üstünde durulması gereken temel süreç hiç kuşkusuz çılgınlık derecesine ulaşan bir maddi benlikten kurtularak soyutlanma arzusudur. İçinde yaşanılan dünyayla giderek kesilen irtibatımız, ötekinin ortadan kaybolmasıyla sonuçlanırken, kişinin -içine çok büyük bir korku ve tiksintinin karıştığı bir mutluluk duygusuyla tabii- kendinden başka birinden beslenmesi olanaksız hale gelmekte, tarihsel sürecin tamamı, kendinden başkasına gönderme yapmayan bir sarmala benzemektedir.
ataç ikon Karnaval ve Yamyam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Terörist bir eylem düzenleyen insanlar ortaya hayatlarını koymakta ve buna olabilecek en yüksek değeri biçmektedir. Biz ise Batıda insanlar hangi değerlere önem veriyorlarsa onları bilinçli bir şekilde yok ediyoruz. Bize özgü potlaç; liyakata önem verilmeyen, terbiyesizlik, müstehcenlik, alçaklık, iğrençlikten ibaret bir şeydir. Bizim kültürümüz artık bundan ibaret bir şey olup açık artırmaya çıkartılmıştır. Bizim hakikat dediğimiz şey artık bir şeylerin açıklanmasından, kusurlu bulunmasından, indirgenmiş çözümlemesinden ibarettir. Oysa bu baskı altında tutulan, teşhirci, itiraflara dayanan her şeyin olduğu gibi gösterildiği bir hakikat anlayışıdır. Burada kutsallığına son verilmeyen, nesnelleştirilmeyen, "aura"sından yoksun bırakılmayan, herkesin gözü önünde olup bitmeyen hiçbir şey gerçek değildir.

Bizdeki bir duyarsızlık potlaçıdır; başka bir deyişle biz değerlere ve kendi kendimize karşı duyarsızlaştık. Eğer ortaya koyacak bir hayata sahip değilsek bu bizim ölmüş olduğumuzu gösterir. Bizim bir meydan okuma biçimine sokarak diğerlerinin bünyesinde de işlediğine tanık olmak istediğimiz şey işte bu duyarsızlık ve iğrençliktir; başka bir deyişle bu onları da en az bizim kadar alçak olmaya, kendi değerlerini yadsımaya, her şeyi olduğu gibi göstermeye, günah çıkartmaya, itiraf etmeye zorlayan bir meydan okumadır. Özetle onları en az bizimki kadar nihilist bir yanıt vermeye zorluyoruz.

Onları zorla bu türden davranışlar sergilemeye itiyoruz, örneğin Ebu Garib hapishanesindeki terbiye anlayışı, okullardaki türban bizi yeterince teselli edip kendi iğrençliğimizi unutturamıyor, bu insanların kendiliklerinden müstehcenleşmelerini, her şeylerini ortaya dökmelerini, pornografik bir görünüme bürünmelerini ve küresel simülasyonun bir parçası haline gelmelerini istiyoruz. Sahip oldukları simgesel savunma düzenlerini yitirip, kendiliklerinden liberal düzen, bütünsel demokrasi ve bunlarla iç içe geçmiş gösteri düzeninin bir parçası olmalarını bekliyoruz.

Küresel rekabet tamamıyla bunun üstüne oturmaktadır; başka bir deyişle bütün farklılıklar, önü alınamayacak bir şekilde, başkalarıyla değiş tokuş edilmeye itilmekte ve onlar da bize benzeyebileceklerini kanıtlamak amacıyla bunu bir meydan okuma sürecine dönüştürerek kendi kültürlerine yabancılaşmakta, kendi değerlerini küçümsemekte, büyüsünü artık tamamıyla yitirmiş modellere boyun eğmektedirler.
ataç ikon Karnaval ve Yamyam
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

Melekler yozlaştığında, herkesten daha beter olurlar. Unutma ki, şeytan da bir melekti. paylaşım fotoğrafı
"Melekler yozlaştığında, herkesten daha beter olurlar. Unutma ki, şeytan da bir melekti."
Mükemmel suç iz bırakılmadan işlenen suç değildir.

Yeniden işlenmesi imkânsız olan suçtur çünkü hiçbir nedene dayanmaz ve aslında işleyeni de yoktur.

Doğal afetler ve tarihsel olayların büyük bir bölümü mükemmel suçlardır.

Dünyanın kendisi de mükemmel bir suçtur, nedensizdir ve işleyeni yoktur; ondan alınan haz ve onun uğruna ödenen bedel sınırsızdır.

* Çünkü ; herkes, ötekinin her şeyi olmak istiyor. Asıl soru derinlerde:

Ben kendim için ne ifade ediyorum ..?
Jean Baudrillard
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğeni · 0 yorum beğen ikon
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

 Aşka düştüğünüz için yerçekimini suçlayamazsınız.  paylaşım fotoğrafı
" Aşka düştüğünüz için yerçekimini suçlayamazsınız."
Birine aşık olmak, onu dünyadan yalıtmak, tüm izlerini silmek, gölgesinden yoksun bırakmak, ölümcül bir geleceğe sürüklemek demektir.

Çevresinde ölü bir yıldız gibi dolanıp onu kara bir ışığın içine çekmek demektir.
Jean Baudrillard
ünlüye puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm
1970
Kusursuz Cinayet kitabının da yazarı Jean Baudrillard tarafından kaleme alınan Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm kitabı Sosyoloji, türünde okuyucusu ile buluşuyor. Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi yayınevinden 1970 yılında 9786054238675 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm isimli kitap 426 sayfadan oluşuyor. Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Kusursuz Cinayet
1970
Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm kitabının da yazarı Jean Baudrillard tarafından kaleme alınan Kusursuz Cinayet kitabı Sosyoloji, türünde okuyucusu ile buluşuyor. Ayrıntı Yayınları yayınevinden 1970 yılında 9789755392141 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Kusursuz Cinayet isimli kitap 192 sayfadan oluşuyor. Kusursuz Cinayet kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Kötülüğün Şeffaflığı
1970
Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm kitabının da yazarı Jean Baudrillard tarafından kaleme alınan Kötülüğün Şeffaflığı kitabı Makale, Deneme (Çeviri) türünde okuyucusu ile buluşuyor. Ayrıntı Yayınları yayınevinden 1970 yılında 9789755395722 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Kötülüğün Şeffaflığı isimli kitap 176 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye Işık Ergüden çevirmiştir. Kötülüğün Şeffaflığı kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Bir Parçadan DiğerineFrançois L'Yvonnet ile Söyleşi
1970
Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm ve Kusursuz Cinayet kitaplarının da yazarı Jean Baudrillard tarafından kaleme alınan Bir Parçadan DiğerineFrançois L'Yvonnet ile Söyleşi kitabı Sosyoloji, türünde okuyucusu ile buluşuyor. İnkılap Kitabevi yayınevinden 1970 yılında 9789751023858 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Bir Parçadan DiğerineFrançois L'Yvonnet ile Söyleşi isimli kitap 160 sayfadan oluşuyor. Bir Parçadan DiğerineFrançois L'Yvonnet ile Söyleşi kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Cool Anılar 3-4 (1990-2000)
1970
Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm ve Kusursuz Cinayet kitaplarının da yazarı Jean Baudrillard tarafından kaleme alınan Cool Anılar 3-4 (1990-2000) kitabı Roman, türünde okuyucusu ile buluşuyor. Ayrıntı Yayınları yayınevinden 1970 yılında 9789755393711 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Cool Anılar 3-4 (1990-2000) isimli kitap 256 sayfadan oluşuyor. Cool Anılar 3-4 (1990-2000) kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Sence kaç puan almalı?
0
0 oy
0