up
ara
Mehmet Başaran

Mehmet Başaran

Uzel

Uzel

@uzel

"Islahat" adı altında yürütülen Köy Enstitüleri'ni yıkma çalışmalarının ancak Yüksek Köy Enstitüsü'nü kapamakla amacına ereceğini anlayan bakan Şemsettin Sirer "Sol fikirlerin yayılmasını önlemek" bahanesiyle 1948'de burayı kapattı.

Köy Enstitüleri'ne atanmış bulunan ilk ve ikinci dönem mezunları Milli Eğitim Bakanlığı'nca askere çağrıldı. Şubeler, askerlik daireleri bu çağrıya uymayınca Savunma Bakanlığı ile anlaşma yoluna gidildi. Yüksek Kısım çıkışlıları enstitülerden uzaklaştırma telaşı içinde ikinci dönemden iki kız da askere çağrıldı.

22 öğrenci dönem sonunda yedek subaylık hakkından mahrum edildi. Askerlik sonrasında Yüksek Kısım çıkışlılardan biri Milli Eğitim Müdürlüğü'ne atandı; diğerleri de köy öğretmeni ve gezici başöğretmen olarak görevlendirildiler.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

Egemen güçleri çileden çıkaran hızlı gelişme dönemine girmiştik. Meclisteki toprak ağaları ayaklanmış, iktidar partisi içinde çatlama olmuştu. Emin Sazak Ağa:
"Bütün köylülerin okutulması ne demek? Tehlikeli bir gidiş bu," diyordu.
Sonradan bakan olan, Tonguç'un ve yetiştirdiklerinin "bellerini kırmağa" niyetlenen biri Arifiye Köy Enstitüsü'ndeki çalışmaları, öğrencilerin enstitüyü yönetişlerini, çalışmaları denetleyişlerini görmüş, benzi geçerek:
"Bütün köylüler böyle uyanırsa hâlimiz nice olur Paşam?" demişti İnönü'ye.

Ve 1946'da iktidar olanlar, çağdaşlaşmaya giden yolu kapattılar.

Devrimci eğitim imecesi sürseydi, 1956'da okuma-yazma bilmeyen tek kişi kalmayacaktı. Diplomalı tüketiciler yetiştiren, gittikçe ulusun başına dert olan, yetişme çağındaki insanlarımızın kafalarını, ellerini kötürümleştiren bozuk eğitim düzeni tarihe karışacak, insan gücümüzü ülke gereksinimlerine ve KENDİ YETENEKLERİNE göre yetiştiren sağlıklı, lâik, ulusal ve çağdaş bir eğitim düzenine kavuşacaktık.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

Kısacası İkinci Dünya Savaşı içinde Türkiye'nin 20 kesiminde yeni üretim ve yaşama aşamalarına doğru canlı bir atılım... Her Enstitü, kesimindeki üretim yaşamını canlandırıyordu.

Böyle bir imece, yenileşecek, toprak düzeninin doğuracağı sorunlara akılcı, bilimsel çözümler getiriyordu. Tarım kesiminde çalışan yoğun nüfusu meslekleştiriyor, üretime çeşitlilikler, boyutlar kazandırıyor, çağdaş üretim araçlarının kullanımını, bakımını öğretiyor, üreticinin ürününü değerlendirmesini, kooperatifçiliğin kökleşmesini sağlıyordu. KİŞİLER İÇİN "BAŞARISIZLIK" DİYE BİR ŞEY KALMIYOR, HER İNSAN YETENEĞİNE GÖRE VERİMLİ OLMANIN, YARATMANIN SEVİNCİNİ DUYUYOR, ULUSAL EKONOMİYE GÜCÜNCE KATKIDA BULUNUYORDU.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

Doğal, tutumsal özelliklerine göre ülke beşer-altışar illik kesimlere ayrıldı. Enstitüler bu kesimlerin inceleme, araştırma, yöneltme merkezi olarak köylerin yanıbaşında kurulmaya başlandı. Köy çocukları, köy halkı coşkulu bir öğrenme-yapma imecesine sokuldu. Her ağaç altı, her duvar dibi, her karış toprak öğrenme-uygulama alanı oluyordu. Yüzbinlerce tuğla pişiren, yüzlerce barınak kuran, kilometrelerce ötelerden kanallarla su getiren, bozkırları göğerten, ışığa kavuşturan insanlar, yeni bir kurtuluş savaşınin erleri gibi toprağı vatanlaştırıyorlardı.
0 yorum
Uzel

Uzel

@uzel

Türkiye yarı feodal bir tarım ülkesiydi. Nüfusunun %81'i köylerde yaşıyor, ulusal gelirin büyük bölümü topraktan sağlanıyordu. Üretim araçları ilkeldi. Bilgisizlik, bakımsızlık yüzünden ekilen topraklar gittikçe yozlaşıyor, ölüyordu. İnsanımız çağdışı koşullar içinde kendine, toplumuna, dünyaya yabancılaşmıştı, kurtuluşu ölüm ötesinde arıyordu. Gittikçe üzerine abanan yoksulluğu, sıkıntıları "yazgı" sayıyordu.

Böyle bir toplum Kurtuluş Savaşı kazanmış bile olsa, yeniden dünya ağalarının tuzağına düşmemek için sosyal ve toplumsal yapısını değiştirerek, çağdaşlaşmak zorundaydı. Kurtuluşun önderine göre: "Şimdiye değin izlenen eğitim çalışmaları ulusun tarihsel geriliğinde önemli bir etken olmuştu. Yeni kuşaklara verilecek eğitim, laik, çağdaş ve ulusal olmalıydı. Bilgi bir süs, bir buyurma aracı olmaktan çıkmalı, insanı ve çevreyi değiştirmeye yaramalıydı."

Tekkeler, medreseler, İmam Hatip Okulları bunun için kapatıldı; Tevhid-i Tedrisat Kanunu bunun için çıkarıldı. Alfabe bunun için değiştirildi. Tabanda devrim için eğitimi yaygınlaştırma amacıyla Köy Enstitüleri bunun için açıldı... Laik, çağdaş ve ulusal eğitimden geçmeyen kafalar, yeraltı-yerüstü zenginliklerimizi değerlendiremez; toplumun yararına işleyen akılcı bir düzen kuramaz, tutumsal bağımlılıktan kurtulamazdı.
0 yorum
Sence kaç puan almalı?
0
0 oy
0