up
ara
Necati Gültepe

Necati Gültepe

Halid Baykal

Halid Baykal

@halidbaykal

Türk Mitolojisi
Dünya bir deniz idi, ne gök vardı ne bir yer!
Uçsuz bucaksız sonsuz sular içreydi her yer
Tanrı Ulgen uçuyor yoktu bir yer konacak,
Uçuyor arıyordu katı bir yer, bir bucak
Kutsal bir ilham ile nasılsa gönlü doldu.

Kayıptan gelen bu ün, ona bir çare buldu
Göklerden gelen bir ses Ulgen'e buyruk verdi;
'' Tut önündeki şeyi hemen yakala! '' dedi
Denizden çıkan bir taş fırladı çıktı yüze
Hemence taşı tuttu bindi taşın üstüne!

Göklerin emri ile bulunca Ulgen durakü
Artık vakit gelmişti, gökleri yaratacak!

Bir Ak Ana ( Ak -Ene ) var idi, yaşardı su içinde
Ulgen' e şöyle dedi göründü su yüzünde
'' Yaratmak istiyorsan sen de bir şeyler Ulgen
Yaratıcı olarak şu kutsal sözü öğren!
Deki hep! YAPTIM OLDU başka bir şey söyleme
Hele yaparken YAPTIM OLMADI deme! ''

Ulgen yere bakarak '' Yaratılsın Yer! '' demiş,
Bu istek üzerine denizden yer türemiş.
Ulgen göğe bakarak '' Yaratılsın Gök '' demiş,
Bu buyruk üzerine üstünü gök bezemiş.

Tanrı Ulgen durmamış ayrıca vermiş salık
Bu dünyanın yanına yaratılmış üç balık
Bu büyük balıkların üstüne dünya konmuş,
Balıklar çok büyükmüş dünyaya destek olmuş
Dünyanın yanlarına iki de balık konmuş
Dünya gezer olmamış bir yerde kalıp durmuş.

Yaratılışla ilgili destanın bu bölümlerinden anlaşılacağı gib; Dünyanın altındaki balıkların, arzın dengesini sağlamada rolü vardır. Balığa kutsallık atfedilmiş ve o dünyanın dengede durmasının simgesi olmuştur. Balığın burada kullanılması aynı zamanda onun, İnsanın yaratılışının, hayatın yeniden doğuşunun, üremenin, bolluk ve bereketin simgesi olmasından ileri gelmiştir.
ataç ikon Türk Mitolojisi
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Orhan Şahin 🇹🇷

Orhan Şahin 🇹🇷

@orhansahin

- Son buzul çağı sona erip , buzullar aniden çözülmeye başlayınca ( 20 . 000 yıl önce başlamıştı ) adeta bütün dünyayı su basmıştı . Takriben M . Ö 12 .500 yılına kadar dünya su ile kaplı kalmıştı . Jeolojik bulgular , suların bu tarihten itibaren yavaş yavaş çekilmeye başladığını ifade ediyor. Yine bu tarihten itibaren genelde suların çekilmesi mevzii olarak tepelerden ya da yüksekliklerden çukurlara doğru büyük su baskınlarını da beraberinde getiriyordu .
Hazar denizi , bugünkü doğu ve kuzey sahillerindeki alçak arazileri basmış , güneyden Aral Gölü ile birleşmiş ve böylece Karadeniz ' in 1 . 5 - 2 misli büyüklüğünde , fakat oldukca sığ bir tatlı su gölüne dönüşmüştü . Bir yandan kuzeyinde ki buzul gölleri ve onları boşaltan Volga ve Tobal nehirleri ile , diger yandan doğusunda Afganistan , Tacikistan ve Kırgızistan dağlarındaki kar ve buzullardan ( Tanrı Dağı buzulları ) beslenen Amu Derya ve Siri Derya nehirleri , Hazar - Aral tatlı su göllerini sürekli olarak beslemekteydiler .
Hazar - Aral tatlı su gölünün bugünkünden çok daha geniş bir araziye yayılması ve aynı zamanda çok sığ oluşu nedeniyle , cevresinde ılıman bir iklim kuşağı oluşturmuştu .
Ayrıca Karadeniz ile Hazar ve Aral denizlerinin kuzey sahillerinden geçen yerkürenin " Altın kuşağı " nın kuzey sınırını oluşturan 45 derecelik kuzey enlemden başlayarak , 37 derecelik kuzey enleme kadar inen bölgede , Akdeniz bölgesinin bereketli ılıman iklimine benzer bir iklim hüküm sürmekteydi .
Aşağı yukarı Türkiye ' nin nerede ise beş katı bir alanı kapsayan Turan Zemin , çok sayıda tatlı su gölü ve iç denizler sayesinde fevkalade mutedil bir iklime sahipti . Turan ovasının coğrafi koşulları insan ve her çeşit canlı türlerinin bir nevi cenneti idi .
Yerkürenin bereketli altın kuşağı icinde belki de her türlü ziraatın yapılabileceği , her tür meyvenin yetişebileceği bir iklim . Turunçgillerden hurmaya , her tür tahıldan kenevire ve tropikal bitkilere kadar her şey ama her şey mevcuttu . Burada insanın aklına ister istemez su sorular geliyor : Türk destanlarına belli belirsiz yansıyan " O mutlu çağlar " " Altın devir " Turan zeminin bu devri miydi acaba ? Ya da bütün dünya literatüründe sözü edilen muhayyel imparatorluk , Mu imparatorluğu burada mı kurulmuştu ?
Bu dönemde , yani M . Ö 11 . 500 ile M . Ö 6 . 500 arasında turan zemindeki su rejiminin değişikliğe uğraması , giderek suların cekilip azalması görüldüğü gibi , 5 . 000 yıl gibi uzun zaman dilimine yayılmış olan bu zaman aralığında da gerçekten Turan zeminde efsanelerde yer alan mutlu altın medeniyet kurulmuş olmalı . " Mini ice age " yani " Mini buz çağı " M . Ö 6 . 500 ' den itibaren başlayacaktır .
Günümüzden aşağı yukarı 8 . 000 yıl önce Turan zeminde efsanelerde ki mutlu asirlar sona ermiştir . Artık felaket ruzgarlari esmeye başlamıştır . Yağışlar düsmüs , küçük nehirler kurumus , ana nehirlerin suları azalmıstır . Sığ olan Aral Gölü de hızla küçülmeye , büzülmeye başlamış , bunun sonucu olarak , göldeki çözünmüş tuz konsantrasyonu artarak coraklaşmaya , bir acı göl haline dönüşmeye başlamıştır .
Orta Asya ' nın kurduğu tezi bilim adamları ve tarihçiler arasinda uzun zaman tartışma konusu olmuştur . Ama son yapılan jeolojik arastırmalar Orta Asya ' daki hayat kaynağı olan tatlı su iç denizlerinin varlığı ve sonradan kuruyarak çoraklaştıgı , çölleştiği doğrultusundadır .
Burada esas bilinmeyen ama var olduğu kuvvetle tahmin edilen , hatta maddi tanıklarına rastlanan büyük Turan milletlerinin ve eski dünya insanlarının yaşadığı uzun mutlu altın asırlardır . Eski çağın sonlarında ve orta çağda yaşamış Orta Asya ve Uzak Doğu seyyahlarının eserleri bu asırların kalıntılarına dikkatimizi çekmektedir .
ataç ikon Kızılelma'nın İzinde
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Orhan Şahin 🇹🇷

Orhan Şahin 🇹🇷

@orhansahin

- Kızılelma hikayelerini nakleden , yazılı olarak bize ulaştıran iki ana kaynak / kaynak şahıs vardır. Evliya Çelebi ve tarihçi Pecevi İbrahim Efendi . Bu iki müellif aynı zamanda görgü tanığıdır. Bu müellifler verdikleri bilgiler bakımından birbirini tamamlar mahiyettedir .
ataç ikon Kızılelma'nın İzinde
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Sence kaç puan almalı?
0
0 oy
0