up
ara
Şerif Mardin

Şerif Mardin

Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

https://www.resimag.com/c006612f28.jpeg

Şerif Hoca’dan alınabilecek telkinler (dersler) şunlardı:

1. “Sosyal Bilim” yapmak, her şeyden önce, yaklaşılan olguyla araya bir mesafe koymayı gerektirir. Bu bir olguyu “anlamak” için önemli bir koşuldur.

2. O mesafeyi berrak hale getiren, sadece mensup olduğumuz disipline mutaassıp şekilde bağlı kalmak değil; bakışımızı diğer disiplinlere, hatta “akademik” olmayan alanlara doğru esnetebilmektir. Nitekim, Hoca’nın bütün çalışmaları bu anlayışın tipik örnekleridir. Mesela, Din ve İdeoloji’de bu çok belirgindir: Sosyolojiden psikolojiye, siyaset biliminden dilbilime, vs. uzanan bir zemin karşımıza çıkar o kitapta.

3. Toplumsal/siyasal olanın köklerini sosyal ve kültürel yapıda aramak, bulgularımızın şaşırtıcı etkisine mahkum olmamak, söz konusu etkiyi öncelikle “anlamaya” çalışmak. Zaten, olgular karşısında baştan oluşturduğumuz mesafe de onları “anlamak” içindir. Bununla beraber, anlamak, anlayış göstermeyi zorunlu kılmaz ki, bu da, sosyal bilimciden beklenen bir tavır olmalıdır.

4. Sosyal bilimin toplumun ve o toplumun tarihinin kendi içinden geçen bir şekilde icra edilmesi: Topluma dışarıdan değil, içeriden bakmayı bilme gereği. Hoca’nın Bediüzzaman Said Nursi Olayı çalışması bu anlayışın bir örneğidir. Böyle bir olayı Hoca, “anlama” ekseninde ele almıştır. Fakat, bazı çevreler bu yüzden Hoca’yı “Nurcu” olarak yaftalamış, bazıları da Nurculuk hakkında göstermesi gereken anlayışı kıt bulmuştur! Oysa, Hoca, dinî bir figürün ve onun yön verdiği hareketin tahlilinin nasıl yapılması gerektiğine dair bir çerçeve ortaya koymuştur. En anlaşılmaz olanı da bu olmuştur; TÜBA üyeliğinin reddi bu hususta çok açık ve acıklı bir kanıttır.

5. Şerif Hoca, sosyal bilim dilini kullanmada ve olguları tahlil etmede edebiyattan da yararlanılmasını öğretmiştir. O kadar ki, büyük bir samimiyetle şunları söyleyebilmiştir: “Ahmet Haşim’in bir dizesi, benim kitaplarca anlatmak istediğimden daha izah edici güce sahiptir.” (Mealen aktarıyorum). Bu bağlamda, sembolik ifadeye verdiği önem, metafor kullanma hassasiyeti açık şekilde kendini gösterir. “Mahalle Baskısı”, “Sivil Toplum: Bir Batı Rüyası” Hoca’nın bu anlayışının nişaneleridir.

6. Batılı sosyal bilim literatürüne şüphesiz çok hakim olan Hoca, Batı’da geliştirilen kavramların odağından kendi toplumumuza baktığımızda nasıl bir manzara görebileceğimizi kendisine mesele edinmişti. “Sivil Toplum” bunlardan birisiydi. Şerif Hoca için, tıpatıp bu kavramın anlattığı olguya tekabül etmese de hangi yapıların benzer bir mekanizma olduğunu araştırdığında, tarikatları gündeme getirmiştir. Belli bir süre sosyal bilimcilerimizin çoğuna bu tespit cazip gelmiştir. Buna karşılık, tarikatların kendi tarihselliğinde incelendiğinde “secondary structures” (İkincil Yapılar) mahiyetini taşımadığına dair eleştiriler, Hoca’nın kavramı yeniden ele almasına yol açmıştır. Nitekim, daha sonraları İngilizce yazdığı bir makalesinde sivil toplumu, bir “Batı Rüyası” olarak nitelemiş; bir anlamda tarikatlara ilişkin benzetmenin eleştirisini yapmıştır. Varılan noktada, Şerif Mardin, evrensel sayılan ile yerel olanın çarpıştırılmasının gerekliğini ima eden bir yönü işaret etmiştir.

Bu noktalar elbette çoğaltılabilir.
Şerif Mardin
ünlüye puan vermedi
beğen · 0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

Türkiye’de her dönem, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, dünya sistemi nereye yol alırsa alsın, kapitalizm de burjuvazi de ekonomi de piyasa da devletin “kollayıcı” kudretini kabul ve ona itaate dayalı patrimonyalizme tâbi oldu.
ataç ikon Din ve İdeoloji
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

Dolayısıyla, burjuvazinin, kapitalizmin, girişimciliğin değil; bürokrasinin, devletçiliğin ve bağlantılı olarak da “memuriyet”in aslileştiği, kredi topladığı, teşvik ve rağbet bulduğu bir toplumsal anlayış/tahayyül, istikrarlıca Osmanlı’dan Cumhuriyet’e devredilerek sürmüştür bu topraklarda.
ataç ikon Din ve İdeoloji
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

Böyle bir siyasi coğrafyada rekabet, “piyasa” yerine devlet katında nüfuz elde etme yolunda söz konusu olmuştur hep. Bunun sınıfsal sonucu da ne kadar modernleşilirse modernleşilsin, Batı’da feodalitenin içinden çıkış bulmuş bir burjuva-kapitalist dinamiğin bu coğrafyada kendini gösterememesidir.
ataç ikon Din ve İdeoloji
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

Osmanlı toplum yapısını Batı feodalitesinden ayırt eden en önemli özellik olan patrimonyal devlet anlayışı, imparatorluk-içi modernleşme hamlelerinde de (1’inci ve 2’inci Meşrutiyet’ler) onları takip eden Cumhuriyet döneminde de sadece el değiştirerek varlığını sürdürmüştür.

Patrimonyalizm, üzerinde yaşayan insanlar da dâhil olmak üzere bir ülkenin bir bütün olarak devleti temsil edenlerin mal varlığı olarak düşünülmesidir. Toplumun, devletten bağımsız bir “sivil” hüviyet sahibi olamadığı siyasal koşuldur.
ataç ikon Din ve İdeoloji
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
erkin

erkin

@erkin892

...bir insandaki, ahlaki seviyeyi ve düşünce kudretini oluşturan eğitim sistemidir ve bu sistemi de saptayan devletin politikasıdır. (...) Bundan dolayı insanların bireysel kötülüğünü kınadığımız zaman hata ediyoruz: ahlaksızlık içten gelen bir şey değil, farklı dış etkenlerle oluşmuş bir sonuçtur. Kötülük sistemin bir ürünüdür ve sistem devletin kontrolü altındadır. Sistem değişirtirilirse sonuçlarda değişik olur
ataç ikon İdeoloji
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
kübra kubuş

kübra kubuş

@kubrakubus

"Okula gitmenin sağlayacağı imkanların kapalı olduğu bir yerde, kişi Kur'an kursu yolunu seçecektir. Seçkinlerinin çok uzak oldukları bir kültürde kişi "halk seçkini", -mesela Nurcu- olmayı deneyecektir. Doktorun halka yaklaşamadığı bir hastanenin etrafında üfürükçüler zengin olacaktır."
ataç ikon Din ve İdeoloji
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Sence kaç puan almalı?
0
0 oy
0