up
ara
Tarık Akan

Tarık Akan

Oyuncu, Yapımcı, Yazar

Tarık Akan Kimdir?

Asıl adı Tarık Tahsin Üregül'dür. 13 Aralık 1949 tarihinde İstanbul'da ablası ve abisinden sonra üçüncü çocuk olarak dünyaya geldi. Makine mühendisi, oyuncu, yapımcı, senarist, yazardır.

Tarık Akan Hayatı

1949 yılında doğan Tarık Akan, albay bir babanın üçüncü çocuğudur. Tarık Akan’ın albay olan babası Yaşar Bey’in görevi nedeniyle oyuncunun bütün çocukluğu Anadolu’da geçti. Kars, Erzurum, Kayseri baştan aşağı gezdi. İlkokulunu Erzurum Dumlupınar ilkokulunda daha sonra ailesi Kayseri’ye taşınmak zorunda kalınca ilkokulunu Kayseri’de tamamlamıştır. 14 yaşına kadar hiç deniz görmemiş. 14 yaşında ilk kez denizi görmüş. Ülkesinin doğusunu çocuk yaşında oranın insanlarının yaşamını sosyal hayatını çocuk yaşta öğrenen ve beynine kazıyan oyuncu ileride bu öğrendiklerini Türk sinemasına sunacaktır. Ailesinin ona katmış olduğu zenginlik bu olsa gerek. Hani derler ya gezen mi çok iyi bilir okuyan mı? Tarık Akan yurdum insanını, Anadolu insanını çocuk yaşta beynine kazıdıkları onun yaşantısına büyük bir zenginlik getirdi. Parasal olarak zenginlikten bahsetmiyorum. Manevi zenginlikten bahsediyorum. Mesela ben Anadolu insanının nasıl bilebilirim ki internetten bakmak bilmek ayrı içlerinde olmak konuşmak ayrı böylelikle Akan sayesinde çok gezenin iyi bildiğini öğrenmiş olduk. 14 yaşında denizi ilk defa gören insanın duygularını öğrenmek isterdim. O bu duyguyu değil, diğer doğudaki çocukların duygusunu da öğreniyor. O denize bir tek Akan bakmıyor. O denizi görmeyen çocukların duygusu ile bakıyor.

Babasının emekliliği üzerine tekrardan İstanbul’a Bakırköy’e geldiler. Ortaokulu ve Lise’yi Bakırköy’ de bitirdi. Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliğini bitirdi. Ardından Gazetecilik yüksek Okulu’na girdi ve mezun oldu. O zaman durumları iyi olmadığından Üniversite harçlığını çıkartmak için Bakırköy’de işportacılık, cankurtaranlık ve karaborsacılık yapmış.

1979 yılında askerliğini yedek subay olarak Denizli’de yaptı. Dedesi 97 yaşında öldü. Dedesi 3 savaş görmüş. Babası tam bir Atatürkçüydü.

Gerçi arkadaşı Kozalak oyuncunun can arkadaşı onun hakkında söyle der; Sinemaya girmeden önce Akan cankurtaranlık yapmıştı. İşte bunun yanlış olduğunu söyler. O can kurtaranlığı hiçbir zaman yapmadı. Peki diyeceksiniz ki nereden çıktı bu bilgi.. Biz böyle biliyorduk, diyeceksiniz.

Şöyle aktarayım sizlere; 52 yıllık çocukluk arkadaşı dostu, öz kardeşim dediği, nam-ı diğer Kozak Zekisi Tarık Akan’nın çoğu zaman röportajında kendisinden Kozalak zeki diye bahsettiği dostu Rizeli Zeki İrfan oğlu şöyle anlatır;

1970’lerde Dolma bahçe stadında 19 Mayıs törenlerinde şeref tribünlerinde gazoz satar, kağıt satardık. Tarık cankurtaranlık yaptığı söylendi. Tarık hiçbir zaman cankurtaranlık yapmadı. Bizim 8 senemiz her yaz Ataköy plajında geçer. Ataköy’ün müdürü bizi tanırdı. Kiraya verdiğimiz kayığımız vardı. Biz kayıkla plajla gezerken kadınlar, çocuklar boğulduğunda Tarık’ta kurtarmaya giderdi. Boyu uzun ve çok iyi yüzdüğü için boğulanları kurtarırdı. Bundan dolayı adı cankurtarana çıktı. Beraber işportacılıkta yaptık.

Şimdi diyorum ki iyi ki Kozalak dostu var yoksa cankurtaran diye anılacaktı. Tabii ki de bununla anılması ya da anılmaması üzerine durmuyorum. Duymuş olduğum şey bu paylaştığım bilgiden çıkarttığım sonuç; insanın öldükten sonra arkasında bırakacağı ve onu anlatacağı bir dostunun olması çok güzel bir şeydir. Bunu bu yazıyı araştırırken anladım.

Her insanın hayatının çark dediği bir dönüm noktası vardır. Evet, Tarık Akan’ın da vardı. Kozalak dediği can arkadaşı ses dergisinin üyesi idi.Bir gün Akan’ dan resmini ister o da; iki tane resmini verir. Sonra derki;" Ulan sen bu kadar güzel misin?" der. Ertesi gün olur, Kozalak ses dergisine gider. Oradaki yetkili ile görüşür ama yetkili der ki "yarışma bitti" der. Adam ile resimleri almadı diye kavga eder. O sırada merdivenden bir bey indi. O kişi Erman Şener’di. Resimleri göstermiş ama yarışma bitti diye kozalağı azarlamış. Üzüldüğünü görünce resimlere bakar. Resimleri görünce baka kalır. "Sen bunu nereden tanıyorsun?" der. "arkadaşım" der. Bunun üzerine Erman Şener şöyle der; "bu resimler bende kalacak bir ay sonra yarışma var,’" dedi. Tabi Tarık’ın bundan haberi yok. Sonra Tarık’a durumu anlatmış.

Mavi Kazağın İçindeki Şanslı Adam

Tarık ile birlikte 200 kişi varmış. 200 kişinin içinde yıldız gibi parlıyormuş. Kozalağın mavi kazağını giymiş. 1970 yılında 200 kişi arasından Sinema Artışı Yarışma’sında birinci seçilmiş ardından 16 Ocak 1971'de Ses Mecmuası’ndan kapak olması ile gerçekleşmiştir. O dönem henüz hiç bir sinema filminde yer almamış olmasına rağmen, tek bir fotoğrafla çok yoğun ilgi görmesi büyük olay haline gelmişti. İlk filimi "solan bir yaprak gibi'ydi." 10 bin lira para aldı. O para ile babasına ve kendisine palto aldı. Parayı Elma dağdaki gece kulübünde yedik. O gecenin sabahında Elmadağ'dan Sirkeci’ye kadar yürümüşler. Trene de kaçak binip Bakırköy'e gelmişler. 3 gün sonra film başlayacaktı. O filminden sonra Tarık Akan halkın sanatçısı olarak doğacaktır.

Kozalak Tarık Akan'ın hayatında dönüm noktası olmuş. O günden sonra 1971'den 2013 yılına kadar süren bir sanat yaşamı olmuş. 2013 yılına kadar oyunları eserleri ve TV dizilerde bu yıla kadar yer almış. Bundan sonrakiler yani 3 yılı sanırım hastalığı ile uğraştığını düşünüyorum.

111 film ve 4 televizyon dizisinde yer almıştır.

Bir de Şunu paylaşmak isterim Akan birinci olduğunu öğrendiğinde birincilik parasını (7,500) alıp gideceğini sanıyordu. Ertesi hafta Ses Mecmuası'nın kapağında kendi resmini yayınlandığını görünce çok şaşırmış. Böylece işportacilik hayatı da sona erdi. Bir dönem kahveden dışarı çıkamamış. Bakırköy’de dışarı çıktığında herkes onu tanırmış.

Aradan aylar geçer “ses mecmuası” parası vermemiş. “Arkadaşlarına bu iş böyle olmaz, gidelim ses mecmuasını basalım paramızı alalım,” demiş. Gitmişler yazıhanede yazı işleri müdürü olan Erdoğan Ağabey ve Erman Şener vardı. "Bu yıl para yok, sözleşmeyi okumadınız mı?" dediler. “okumamıştık “demiş. Erman Şener “gel seninle Yeşilçam’a çıkıp şirketleri dolaşalım, sana mutlaka film teklifleri yaparlar" demiş.

Bir şirket avans verip geri gönderdi. Aylar geçmesine rağmen bir film teklifi yoktu ortada. Gündüz kahveye takılır, gece de üniversiteye gidermiş.

Tarık Akan 1. Olduktan sonra Erman filmin sahibi Hürrem Erman sözleşme karşılığı verdiği avans sonrası Temmuz ayına kadar bekledi. Hiçbir yapımcı film teklifi gelmeyince Erman Sener ile birlikte Yeşilçam'da film şirketlerinin yolunu tuttu. Haziran ayı sonunda film şirketleri ile gerçekleşen görüşmeler sonunda boyunun uzunluğundan dolayı anlaşma yapmadılar. Melek filminin sahibi Şahan Haki ilk film anlaşmasını gerçekleştirdi ve Tarık Akan ilk filmi "Solan bir yaprak gibi" için Fatma Girik ile 3 Temmuz 1971 tarihinde kamera karşısına geçti .

Milliyet Gazetesi Mayıs Ayı Röportajı 1972

https://www.resimag.com/

Sanatçı olmadan önceki hayatı budur.

Bir de şunu eklemek isterim ki annesi ve ablası 5 vakit namazında kişilermiş.

https://www.resimag.com/

Sanat Hayatı ve Kariyeri

Yeşilçam yeni bir ruh ve can kazandı. Tarık Akan'ın sanat hayatında kariyerini nasıl anlatabilirim, anlatması güç filmlerinde her bir karaktere ayrı bir ruh zenginlik katmış hafızalardan silinmeyecek şekilde ve her birinde ayrı bir başarı ve sayısız ödülleri oldu. Tabi ki parasız kaldığı günlerde oldu. O zamanlarda sanat dünyasından kimse kapısını çalmadı. Çünkü hem siyasi görüşünden hem de o emekçinin halkın yanında oldu paraya esir olmadı.Zaten parayla da işi olmadı.

Yeşilçam'ın büyük talep gören oyuncuları arasına girdi. Yakışıklılığı, uzun boyu, giyim tarzı ve saç stiliyle ve yeşil renkli gözleri ile aranan oyuncu haline gelmiş ve kısa zamanda büyük bir ilerleme kat etmiştir. Bu başarısının ardından1976 ilk yıllar, büyük başarı ve şöhret üne sahipti.

İlk olarak romantik komedi filmleri ile ön planda idi. Bazı şeyler vardır hani canın çok sıkıldıysa, boş vaktin varsa, bir anda karşına çıkmışsa bininci kez de olsa izlersin. Mesela; Gülşen Bubikoğlu ile oynadığı "Ah Nerede Vah Nerede" ya da "evcilik oyunu" ya da Emel Sayın diğer zengin oyuncu kadrosu ile "Mavi Boncuk" ya da "yalancı yarım" ya da Hamam sınıfındaki Ferit karakteri hamam sınıfında Mahmut hoca ne diyordu: Ne yaptın oğlum sen o da; sevdim hocam. Bunlar Yeşilçam da günümüzün replikleridir. Ve bunlar önüne çıktığında izlersin. Binlerce kez izlesen yine seyredersin. Hiç bir zaman hafızalarda değişmeyecek olan karakterler ve filmlerdir. Ve sanatçının uzun sanatını anlatmaya devam ediyorum.

Tarık Akan 1970 yılında Ses dergisinde birinci olduktan sonra oyunculuk kariyerine başlamıştır. Tarık Akan, 1971 yılında Mehmet Dinler'in yönettiği Fatma Girik ve Münir Özkul'un başrolleri paylaştığı Solan Bir Yaprak Gibi adlı filmde Murat karakterini canlandırarak Yeşilçam'a adımını atmıştır.1972 yılında vizyona giren diğer filmi, Beyoğlu Güzeli adlı filmde Hülya Koçyiğit ile başrolde oynamıştır. Ertem Eğilmez ile ilk kez çalışırken, aynı zamanda 1970'li yıllarda kendisiyle eşleşmiş olan "Ferit" adlı karakteri oynadığı ilk filmidir. 1971 yılında Vefasız ve Melek mi, Şeytan mı? adlı filmlerde yer almıştır. 1972 yılında ise ilk olarak Sisli Hatıralar adlı filmde Türkan Şoray ile başrol oynamıştır. Ardından Azat Kuşu ve Kaderimin Oyunu adlı filmlerde oynamıştır. Aynı yıl ilk romantik-komedi filmi olan Mehmet Dinler'in yönettiği Suçlu adlı filmde Fatma Belgen ile başrol oynamıştır. İlk büyük başarısı bu filmle olmuştur. Filmde oynayan Akan, 1973 yılında Altın Portakal Film Festivali'nde En iyi Erkek Oyuncu ödülünü almıştır.Para, Aşkların En Güzeli ve Üç Sevgili adlı filmlerde oymamıştır. 1972 yılında Hülya Koçyiğit, Adile Naşit, Münir Özkul ve Hulusi Kentmen gibi büyük oyuncuların yer aldığı Sev Kardeşim adlı filmde oynamıştır. Aynı yıl Kemal Sunal ile birlikte oynadığı ve Sunal'ın ilk filmi olan Tatlı Dillim adlı filmde Filiz Akın ile başrol oynamıştır. Filmde Halit Akçatepe, Metin Akpınar, Zeki Alasya ve Münir Özkul gibi oyuncular da yer almıştır. 1972 yılında oynadığı son film olan Feryat adlı film ise Emel Sayın ile ilk defa başrol oynadığı film olmuştur. 1973 yılına gelindiğinde ilk olarak Yeryüzünde Bir Melek adlı filmde oynamıştır. Ardından Necla Nazır ile birlikte başrol oynadığı Umut Dünyası adlı filmde yer almıştır. Daha sonra Emel Sayın ile birlikte Yalancı Yarim adlı filmde başrol oynamıştır. 1973 yılında Halit Akçatepe ve dönemin çocuk oyuncusu olan Kahraman Kıral ile birlikte Canım Kardeşim adlı filmde başrol oynamıştır. Film Yeşilçam'ın klasikleri arasına girmiş ve en iyi dram filmlerinden birisi olmuştur. 1973 yılında son olarak Bebek Yüzlü adlı filmde oynamıştır.

1974 yılında vizyona giren Oh Olsun filminde Hale Soygazi ile birlikte başrol oynamıştır. Ardından Ömer Lütfi Akad'ın yönettiği Esir Hayat filminde Perihan Savaş ile başrol oynamıştır. Memleketim, Kanlı Deniz gibi filmlerde oynadıktan sonra, Mahçup Delikanlı ve Boşver Arkadaş adlı filmlerde boy göstermiştir. 1975 yılında Yeşilçam'ın en iyi filmlerinden birisi olarak gösterilen ve büyük oyuncu kadrosunun yer aldığı Mavi Boncuk adlı filmde yer almıştır. Filmdeki Emel Sayın'ı kaçırma sahnesi ise Yeşilçam'ın akılda kalan büyük sahnelerinden birisi olmuştur. Ardından Yeşilçam'ın gelmiş geçmiş en büyük komedi filmlerinden birisi olarak kabul edilen Hababam Sınıfı adlı filmde "Damat Ferit" adlı karakteri canlandırmıştır. Film 1975 yılında gişede hasılat rekoru kırmıştır. Film İmdb adlı internet sitesinde 9.5/10 alarak tarihin en yüksek puanlarından birini almış, büyük başarılara imza atmıştır. Filmdeki her karakter ve her sahne hafızalara kazınmıştır. Filmden Kel Mahmut, Hafize Ana, Güdük Necmi, Damat Ferit, Tulum Hayri, Hayta İsmail, Domdom Alil, Deli Bedri, Badi Ekrem ve Kemal Sunal ile özdeşleşmiş olan İnek Şaban gibi karakterler çıkmıştır. Hababam Sınıfı'nın ardından, Ateş Böceği adlı romantik-komedi filminde Necla Nazır ile başrol oynamış, film vizyona girdiğinde büyük başarı göstermiştir. Ardından, Çapkın Hırsız ve Gece Kuşu Zehra gibi filmlerde başrol oynamıştır. Bu filmlerin ardından 1975 yılında art arda üç romantik-komedi filminde oynamıştır. Delisin ve Evcilik Oyunu filmlerindeki büyük başarısından sonra Yeşilçam'ın bilinen en iyi romantik-komedi filmlerinden birisi olarak kabul edilen Ah Nerede adlı filmde Gülşen Bubikoğlu ile başrol oynamıştır. Film vizyona girdiği dönemde büyük bir hâsılat elde etmiştir. 1976 yılında Yeşilçam sinemasının en kalabalık kadrolarından birisi olarak kabul edilen Bizim Aile adlı filmde rol almıştır. Film klasikler arasına adını yazdırmıştır ve en iyi Türk filmlerinden birisi olarak tarihe geçmiştir. Aynı yıl Gizli Kuvvet ve Cani adlı filmlerde oynamıştır. 70'li yıllarda Gülşen Bubikoğlu ile oynadığı romantik-komedi filmleri ile büyük sükse yapmıştır. Bubikoğlu ile Kader Bağlayınca adlı bir filmde daha oynamıştır. 1976 yılında son olarak Öyle Olsun ve Aşk Dediğin Laf Değildir adlı filmlerde rol almıştır.

https://www.resimag.com/
Tarık Akan 1978’de seyirci karşısına zengin çocuğu Ferit olarak değil maden işçisi olarak çıkar. ‘Maden’ filmi yeni bir Tarık Akan başlangıcıdır.

1977-1989 tarzını değiştirdi. Oynadığı romantik- komedi filmleri ile büyük un kazanan Tarık Akan romantik -komedi filmlerinin çizgisinden çıkıp daha ciddi filmlerde oynama kararı aldı. En son filmi ise "Sevgili Dayım" oynamıştır. O dönemlerde tarzını değiştirmeye karar aldığı dönemlerde 28 yaşındadır. 1977 yılından sonra bıyık bırakarak daha ağır rollerde oynamıştır. Sanatçı yine burada da sanat yaşamını ikiye bölmüştür. Romantik aşk filimlerinden çıkıp daha sosyal içerikli hayatı anlatan bir sanatı seçmiştir. Aslına bakarsan bilinçli bir sanatçıydı Akan sanırsam çocuklugu ona çok şey öğretti. Bıyıklı olarak oynadığı ilk film Baraj adlı filimi olmuştur. Ardından sayısız filmlere damga vurmuştur. Baraj'dan sonra Nehir'de rol almıştır. 1978 yılında Şeref Sözü adlı Perihan Savaş ile oynadığı dram filmi vizyona girmiştir. Ve daha sonra Maden filminde Cüneyt Arkın ile başrol oynamıştır. Türkiyenin ilk sosyal içerikli filmidir. Burada Maden filminin hikayesini diğer sayfalarda yer vereceğim. Çünkü çok ilgiç bir hikayesi vardır ve büyük bir başarı getirmiştir. Yeşilçam’ı hüsrana uğratmıştır. Bu başarının ardından "Seninle Son Defa" adlı filmde oynamıştır. Filmin bir kısmı Kıbrıs'ta çekilmiştir. Ardından "Kanal" adlı filmde oynamıştır. Filmin müzikleri,1979 yılında Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi müzik ödülünü almıştır. Bu filmden sonra Yılmaz Güney'in yazmış olduğu Sürü adlı filmde Melike Demirağ ve Tuncel Kurtiz ile birlikte başrolleri paylasmıştır. Film büyük yankı uyandırmış ve Yeşilçam'ın en iyi filmleri arasına girmeyi başarmıştır. Film 12 Ekim 2011 tarihinde düzenlenen Altın Portakal Film Festivali'nde Geç gelen Altın Portakal gecesinde En iyi Film ödülünü almıştır. Ödülün filmden 31 yıl sonra alınmasının nedeni ise 12 Eylül Darbesi'nden dolayı 1980 yılında ödül gecesinde düzenlenmemesidir.

1978 yılında son olarak Lekeli Melek adlı filmde rol almıştır. 1979 yılına gelindiğinde, ilk olarak Atıf Yılmaz'ın yönettiği Adak adlı filmde Necla Nazır ile başrol oynamıştır. Ardından, Demiryol adlı filmde usta oyuncu Fikret Hakan ile birlikte başrol oynamıştır. Film, Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Film", "En İyi Yönetmen" (Yavuz Özkan), "En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu" (Sevda Tolga) ve "En İyi Erkek Oyuncu" (Fikret Hakan) dalında dört ödül alarak büyük başarı göstermiştir. 1980 yılında 12 Eylül Darbesi'nden dolayı Yeşilçam'da çok az film çekilmekteydi. Tarık Akan, bu nedenle bu yıl içerisinde hiçbir filmde rol almamıştır. 1981 yılında ilk olarak Müjde Ar ile başrol oynadığı Deli Kan adlı filmde oynamıştır. Filmin yönetmeni Atıf Yılmaz, filmi Zeyyat Selimoğlu'nun 1976 yılında yayınlanan Deprem adlı hikâye kitabından uyarlamıştır. Ardından, Herhangi Bir Kadın adlı filmde yer almıştır. Bu filmden sonra Yılmaz Güney ve Şerif Gören'in birlikte yönetmenliğini üstlendiği Yeşilçam'ın gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden birisi olan Yol adlı filmde Şerif Sezer ile birlikte başrol oynamıştır. Film, senaryo aşamasındayken adı Bayram olarak belirlenmiş, fakat sonradan değiştirilmiştir. Film 1982 yılında dünyanın en prestijli ödül törenlerinden birisi olarak kabul edilen Cannes Film Festivali'nde en büyük ödül olan Altın Palmiye'yi alarak Türkiye'ye bir ilki yaşatmıştır. Film dünya çapında gösterime girmiştir. Tarık Akan, Cannes'a "En İyi Erkek Oyunu" dalında aday gösterilmiştir. Filmi, 1983 yılından sonra izlemek yasaklanmıştır.

Fakat, 1999 yılında İmaj stüdyoları tarafından tekrar restore edilerek aynı yılın Şubat ayında gösterime girmiştir.

1982 yılında Nazmi Özer'in Arkadaşım adlı filminde oynamıştır. Daha sonra, Fatma Girik ile birlikte başrollerini paylaştığı Kaçak adlı filmde oynamıştır. Filmin ilk versiyonunu 1962 yılında Ömer Lütfi Akad, Üç Tekerlekli Bisikler adıyla çekmiştir. 1983 yılında ilk olarak Derman adlı filmde Hülya Koçyiğit ile birlikte başrol oynamıştır. Ardından, Çocuklar Çiçektir ve Gecenin Sonu gibi filmlerde rol aldıktan sonra, Beyaz Ölüm adlı polisiye-suç filminde Ahu Tuğba ile başrol oynamıştır. 1984 yılında ilk olarak Zeki Ökten'in yönettiği Pehlivan adlı filmde oynamıştır. Akan, bu filmdeki performansı ile 21. Altın Portakal Film Festivali'nde "En İyi Erkek Oyuncu" ödülünü kazanmıştır. Sonra,Yosma adlı filmde oynamıştır. Ardından, Damga ve Kayıp Kızlar adlı filmlerde oynamıştır. 1984 senesinde oynadığı son film, 70'li yıllarda oynadığı her filmle olay olduğu partneri Gülşen Bubikoğlu ile birlikte Alev Alev filmiyle olmuştur. Filmin bir diğer başrol oyuncusu ise usta aktör Cüneyt Arkın olmuştur. 1985 yılında Muammer Özer'in yönettiği Bir Avuç Cennet adlı filmde Hale Soygazi ile birlikte başrol oynamıştır. Türkiye-İsveç ortak yapımı olan film yurt içi ve yurt dışında toplam beş ödül kazanmıştır. Bunlardan birisi "İsveç Göçmen Filmleri Festivali", Özel Ödülü'dür. Filmin ardından, 1985 yılında oynadığı ikinci film Kan adlı filmde "Haydar Ali" rolünü canlandırmıştır. Daha sonra, Hülya Avşar'la birlikte başrol oynadığı Tele Kızlar adlı filmde "Şahin" karakterini canlandırmıştır. 1985 yılında son olarak Son Darbe ve Paramparça adlı filmlerde oynamıştır. 1986 yılında Halkalı Köfte, Adem ile Havva, Acı Dünyalar, Ses ve Kıskıvrak gibi filmlerde oynadıktan sonra, Erdal Özyağcılar ve Oya Aydoğan ile birlikte başrol oynadığı Beyoğlu'nun Arka Yakası adlı filmde oynamıştır. 1987 yılı içerisinde Yağmur Kaçakları, Skandal, Su Da Yanar gibi çeşitli filmlerde oynamıştır. Fakat aynı yıl oynadığı Çark adlı film çok büyük bir çıkış yapmıştır. İşçi sınıfının en örgütsüz ve en çok ezilen kesimlerinin yaşantısına ışık tutan özelliğiyle dönemin en dikkat çekici filmlerinden birisi olmuştur. 1987 yılında son olarak Kızımın Kanı adlı filmde oynamıştır. 1988 yılında sadece üç filmde rol almıştır. Bunlar El Kapıları, Dönüş ve Üçüncü Göz adlı filmlerdir. 1989 yılında İkili Oyunlar, İsa, Musa, Meryem, Leyla ile Mecnun ve Kimlik adlı filmlerde oynamıştır, bunlardan en çok ses getireni Meral Konrat ile birlikte oynadığı "İsa, Musa, Meryem" filmi olmuştur.

1990-2016

1990'lı yıllarda daha az sinema filmlerinde yer almıştır. 1990 yılında Bir Küçük Bulut, Devlerin Ölümü ve Berdei gibi filmlerde oynadıktan sonra aynı yıl oynadığı son film Karartma Geceli adlı filmde Nurseli İdiz ile birlikte başrol oynamıştır. Rıfat Ilgaz'ın aynı adlı eserinden sinemaya uyarlanan film 1991 senesinde yurt içinde ve yurt dışında birçok ödül almıştır. 1991 yılında Bir Kadın Düşmanı ve Uzun İnce Bir Yol adlı filmlerde oynadıktan sonra, aynı yıl oynadığı Siyabend ile Heco adlı, iki kürt gencin aşk yaşamını anlatan filmde bir kez daha dikkatleri üzerine çekmiştir. 1992 yılında hiçbir filmde oynamamış, fakat ilk kez bir televizyon dizisinde rol almıştır. Taşların Sırrı adlı dizide "Kuray" adlı karakteri canlandırmıştır. 1994 yılına gelindiğinde Yolcu ve Çözülmeler adlı iki sinema filminde oynamıştır. 1995 yılında ise Aşk Üzerine Söylenmemiş Her Şey adlı filmde rol almıştır. 1997 yılında bir yıllık bir sürenin ardından Mektup ve Antika Talanı adlı iki filmde oynamıştır. 1999 yılında ilk olarak Hayal Kurma Oyunları adlı filmde Ayşegül Aldinç ile başrol oynamıştır. Ardından aynı sene oynadığı 1980 darbesinin bir aile üzerindeki etkisini anlatan Eylül Fırtınası adlı filmde Körmükçü oynamıştır. 2002'de İlk olarak Gülüm adlı filmde oynamış, daha sonra Abdülhamid Düşerken adlı, kadrosunda büyük oyuncuların yer aldığı ve Yeşilçam tarihinin 1 milyon doları aşan bütçesiyle o zamana kadar çekilmiş en pahalı filminde oynamıştır. Ardından TRT 1'de yayınlanan gençlik dizisi Koçum Benim'de başrol oynamıştır.

Koçum Benim adlı dizisi devam ederken, 2001 yılında çekilen Vizontele adında klasik olmuş olan filmin, 2004 yılında çekilen ikinci filmi Vizontele Tuuba adlı filmde "Güner Sernikli" adlı karakteri canlandırmıştır. Aynı yıl Koçum Benim adlı dizisi bittikten sonra Gece Yürüyüşü adlı televizyon dizisinde oynamış fakat dizi fazla sürmemiştir. 2006 yılında Ankara Cinayeti adlı filmde oynamıştır. Aynı yıl dördüncü televizyon dizisi olan Ahh İstanbul adlı dizide oynamıştır, fakat bu dizisi de fazla sürmemiştir. Oyunculuğa iki yıl ara veren Tarık Akan, 2009 yılında Şerif Sezer ile birlikte Yol filminin ardından Deli Deli Olma adlı sinema filminde oynamıştır. Film iyi bir hasılat elde etmiştir. Filmde Akan'ın gençliğini büyük oğlu Barış Zeki Üregül oynamıştır.

Özel Yaşamı

Yasemin Erkut ile 1986 yılında evlenen Akan evliliği 4 yıl sürmüştür.Bu evlilikten Akan'ın 3 çocuğu oldu. İlk oğlu Barış Zeki Üregül iki yıl sonra Yaşar Özgür Üregül ve Özlem Üregül adında ikiz çocukları oldu. Oyuncu 1989 yılında boşanmıştır.1990 yılında Acun Günay ile birlikte yaşamaya başlamıştır . Oğlu Barış Zeki 2009 yılında Deli deli Olma filmde babasının gençliğini canlandırmıştır.

https://www.resimag.com/

Maden Filminin Hikayesi

Yavuz Özkan’ın Maden filminden söz edeceğim. Bilindiği gibi film maden işçilerinin yaşamından bir kesit sunuyordu. Bu kesit içinde, emeğin sömürülmesinden sarı sendikacılığa, çalışma koşullarının ilkelliğinden, yaşam savaşına dek, bu konuyla ilgili her bir sorun dile getirilip, o yıllardaki sansürün izin verdiği oranda anlatılıyordu.
Günümüzde ise ülkemizi yasa boğan maden kazası bana bizlere çok önceden, kurmaca olarak görüntülediklerinin bir tekrarı gibiydi. Ama bir farkla: ölenler gerçek, filmlerdeki ise yalnızca kurmacaydı.

Tarık Akan'ın direk kendi anlatımını yorum yapmadan aktarmak isterim.
İşte o söyleşi...

Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı'dan sonra son bir sahneyi çekerek Arzu Film’den ayrıldı. Ben kendim hiçbir yorum eklemeden olayı diretmen Akan’ın ağzından yazıyorum.

Merdivenlerde duracağız. Filmin afişini çekiyoruz. Kemal (Sunal) yanımda, Halit (Akçatepe) öbür yanımda. Ben de taşın üstüne çıkmıştım, şaka olsun diye. Ertem (Eğilmez) Abi kameranın arkasından bana çok kötü hakaret etmeye başladı. Yani herkes sululuk yapıyor orada. Ben de sözüm ona öyle bir sululuk yapmışım. O hakareti yediremedim kendime. O dakika seti terk ettim, gittim. 2-3 saat sonra sete geri geldim: “Arzu Film’den ayrılıyorum ben, sizi bırakıyorum.” Şoke oldu Ertem Abi. Çünkü 5 yıl vermişim oraya. İnanamadı, “yapamazsın” dedi.

“Ayrılıyorum, bundan sonra ne ‘Hababam’ çekeceğim ne de başka film. Arzu Film’le çalışmayacağım, piyasaya çıkacağım” dedim. Ayrılışım o ayrılış oldu.


https://www.resimag.com/

Filmlerim Kara Listeye Alındı

O dönem Yeşilçam’daki 8 şirket bir yılda ortalama 7-8 film çekerdi. Ki bu 8 film içerisinde 4 tanesi A tipidir.
Yani bizlerle çekilen ve bölgeye gittiği zaman iş yapan filmler. Örneğin, Adana bölgesinde aşağı yukarı 3 işletmeci var. Bir A tipi işletme. Bir B tipi ve bir de C tipi işletme var. Sinemalar onlarda olduğu için bu 8 şirket hep A tipi ile çalışıyor. Ve bu yapımcılar bölgedeki A tipine diyor ki, “Sen ve adamların bu filmi alırsan, bunun filmini alırsan, sana bütün filmlerimi keserim. Sana film yok...” Sen de işletmeci olarak alamıyorsun onların oynadığı filmleri. Ve bunu 7-8 şirket ortak söylüyor. Yalnız Arzu Film değil. Erman Film, Acar Film, Melek Film, Arzu Film bilmem ne. Yani 7-8 tane film şirketi ortak karar alıyorlar: “Tarık Akan’lı bir filmi Adana bölgesinde Nami Dilbaz değil ötekisi alırsa biz ona film satmayacağız.”

İzmir bölgesi böyle. İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu... Bütün bölgeler bu sistemle çalışıyor. Ben açık söyleyeyim, bir yıl boyunca işsiz kaldım.
Bir yılın sonunda şunu yaptım; “Maden” filminin senaryosunu Yavuz Özkan’la çalıştım. Yine bölgeler satın almıyorlar. Yine C tipi şirketlere düşüyorsun. O zaman yani, kötü sinemalarda, kötü işletmelere düşüyorsun.

Yavuz Özkan’a dedim ki “Cüneyt Arkın’la ortak oynayalım. İki rol var, Cüneyt hangisini isterse onu beğensin. Afişe istediğini yazsın. Benim adımı istediği kadar küçük yazsın, kendi adını kocaman yazsın...”


Maden'i Tüm Bölgelere Sattık, Yeşilçam Karıştı

Türkiye’de ilk defa iki star bir araya geldi. Ve paramız da yok ama Cüneyt’le ortak yaptık. Adana bölgesine gittim. Nami Dilbaz’a “Anlaşma bu, Cüneyt Arkın ve Tarık Akan filmi çekiliyor. Satın alıyor musun?” dedim.
Yerlere yatıyor. İki star ne demek, “Tamam” dedi “alacağım”... Ölü fiyatına satıyoruz ama ortada para da yok, senet sepet de yok. Hiçbir şey alamadan geldim. “Maden” filmini bütün bölgelere sattım, Yeşilçam karıştı.
Onların hegemonyasını ben böyle kırdım bölgelerde. Ve “Maden” filmi de çıktığı zamanda inanılmaz büyük bir iş yaptı. Yani yeri göğü oynattı. Benim çok sevdiğim bir filmdi. Ve bu sistemi bir ölçüde biz terse çevirdik. Çünkü Yılmaz Güney’in 1972’deki ikinci hapse girişi bir boşluk yaratıyor. Yılmaz olsa bu sistem belki öyle çalışmayacak, sistem daha farklı olacak. Çünkü Yılmaz zaten bu 8 şirketle çalışmıyor. Gidiyor küçük şirketlerle çalışıyor ve yıkıyor ortalığı yani. Ondan sonra 1978’te biz bu hale getirdik.


Yılmaz Güney’in 1972’de hapse girmesinden sonraki dönemde klasik Yeşilçam yapımcılarının sektöre nasıl yön verdiğini ve bunu “Maden” filmiyle nasıl yıktığını aktardı.

Yılmaz Güney'le Yolları Nasıl Kesişir

Maden’i Sansür Kurulu’na Ankara’ya götürürken; o sıralar Yılmaz Güney İzmit Cezaevi’nde yatıyordu. Arabası ile geçerken; bir uğrayıp tanışmak ister; hiç bir araya gelmişliği yoktu. Sarıldık, tanıştık ve arabanın arkasında filmin olduğunu söylemiş. Negatifleri Ankara’ya götürdüğümü de ekledim.

Yılmaz Güney;
‘Hemen filmi bırakıyorsun ve yarın gelip alıyorsun!’ dedi; ‘Abi; yapma paramız yok, filmi götürmem lazım’ dediysem de dinletemedim. ‘Ben burda seyrederim, sabah 6’da almaya gel’ deGece İzmit’te bir sinemayla anlaşıyor; makineyi söktürüp cezaevine getirtiyor; hiç dışarı çıkmadan; çarşaflardan perde yapıp izliyorlar...

Alkış kıyamet Canan! Bütün mahkumlar ayakta, nasıl alkışladıklarını anlatamam. Hepsi filmi çok iyi buldu ve tebrik etti. Sonra Yılmaz Abi’den Sürü ve Yol filmi teklifi geldi.


Akan'ın Sonrasındaki Düşünceleri Şuydu: Bunu şahsım adına düşünmedim; ama sanat ve film için üzerime düşenin ne kadarını yerine getirdim diye bakarım. Bir görev adamı gibi. Maden, Sürü, Yol ve Pehlivan gibi filmlerde hissettiğim buydu.

Siyasi Görüşü

Öyleyse 12 Eylül askeri rejimi “Türk sinemasının en popüler, en yakışıklı, en jön, en muhteşem filminin Damat Ferit”ini neden hedefe koyuyorlar ve 12 yıl hapisle yargılıyorlar...

1979 yılında İzmir'de Nazım Hikmet'in doğum yıl dönümüne katılmak ve Barış Derneği’ne üye olmak suçlarından yine yargılanır. Spor salonunda yapılan o doğum yıl dönümüne binlerce insan katılmışken bir tek Tarık Akan'a dava açılmıştır. 1987 yılında davadan beraat etmiştir. Tarık Akan, 1980 darbesinden sonra, Almanya'da yaptığı bir konuşma sonrası yurda dönüşünde tutuklandı ve 2,5 ay cezaevinde kalıyor. 31 Mart 1982’de beraat etmiştir. 2013 yılında yapılan Gezi Parkı protestoları destek vermek için protestolara iştirak etmiştir. Oyuncu cezaevinde kaldığı süreyi ve yargılama sürecini kaleme aldı. O dönemin önemli olaylarını kaleme aldı. 2002 de yayımlanan Anne Kafamda Bit Var'ı yazdı. Kitabın bir bölümlerinde yol filmini yapım öyküsünü anlatır.

Şöyle konuşuyor ünlü sanatçı o günleri anlatırken;
“Hücreye girdiğim gecenin sabahında, pantolonumu ters çevirdiğim zaman, tek parçamdan 48 tane bitin sirkesini kırdığımı hatırlıyorum... Çevremde yüzlerce, binlerce bit... Zemin ıslak ve pis kokulu... Yüksekliği iki metre; genişliği bir buçuk metre... Hücrede üç kişiyiz... Saat başı dayak...
Gördüğüm işkenceleri kimseye anlatmak istemiyorum...
O hücre hapsi bana çok şey öğretiyor...
Daha sonra uzun süre telefonum dinleniyor...
Yurt dışına çıkışım yasaklanıyor...”


Yurt dışına çıkışı yasaklanınca Sürü ve Yol filmlerine ödül almaya gidemedi.

Ödülleri


1973 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Suçlu"
1978 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Maden"
1980 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Adak ve Sürü"
1982 Cannes Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Yol" Adayı
1984 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Pehlivan"
1985 Berlin Uluslararası Film Festivali Gümüş Ayı "Pehlivan" Mansiyon
1989 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Üçüncü Göz"
1990 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Karartma Geceleri"
1992 Adana Altın Koza Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Karartma Geceleri"
1996 Antalya Altın Portakal Film Festivali Yaşam Boyu Onur Ödülü
2003 Antalya Altın Portakal Film Festivali En İyi Erkek Oyuncu "Gülüm"
2006 Sinema Yazarları Derneği Ödülleri Onur Ödülü
2007 Çağdaş Sinema Oyuncuları Derneği Ödülleri Sinema Emek Ödülü'nü kazandı.

Tarık Akan'ın Hayatının Bilinmeyen Yönleri


Hayatında Önem Verdiği Değerler
Efsane aktörün ‘Ses’ mecmuasıyla başlayan Usta sanatçı 45 yıllık sinema serüveni, bir ömür sayılabilecek sanat kariyerine, Türk sinemasında kült haline gelen unutulmaz eserler sığdırdı. Tarık Akan’ın Atatürk sevdası, eğitim ve bilime verdiği önem, iş bulamadığında taksi de çalışırdı. İşler düzene girdiğinde ise çalıştırdığı taksiyi satıp bir okul açacak boyuttaydı. Sanatçı, bugün ardında bıraktığı yüzlerce eserinin yanına 25 yıl önce kurduğu Taş Mektep’i de koymayı başarmıştı. Bir de Nazım Hikmet’e ve Mustafa Kemal’e toz kondurmazdı.

Birikmiş Paramla Bir Ticari Taksi Aldım


12 Eylül 1980 darbesi olduğunda, siyasi ve sosyal mesajlar veren politik sinema büyük darbe alır. Tarık Akan, 12 yılla yargılanır; 2.5 ay hücre hapsi cezası alır. 12 Eylül’den siyasi sinema da darbe alınca ekonomik sıkıntıya giren Tarık Akan o günleri bir röportajında şöyle anlatır: “Birikmiş 3 -5 kuruş paramla bir ticari taksi aldım. O taksi, kendi parasıyla bir taksi daha yaptı. Şoförlerden aldığım parayla çocuklarımı ve kendimi yaşatabildim. 1983’ten 1991’e kadar o taksiler bana baktı, kötü filmlerde oynamak zorunda kalmadım.” 1994’te taksilerini satan Tarık Akan, kendi okuduğu ilkokul olan Bakırköy’deki Taş İlköğretim Okulu’nu satın alır. Her gün okula gider, öğrencileriyle ilgilenir.
Herkese yardım etmiştir. Ettiği yardımları söylemeyi sevmez .

Tarık Akan bütün kadınlar aşıktır, onun cephesinde ise aşk bambaşkadır.

Tarık Akan'ın Emel Sayın Aşkı!


Şöyle anlatır bir röportajında: “Kazık kadar adam olmuştum ve henüz kimseye aşık değildim. Elbette hayatıma giren bir yığın kız olmuştu ama aşkı yaşamamıştım.
Pek çok filmde aşık delikanlıyı oynarken de kafama takılmıştı hep şu aşk meselesi. Bilinçaltı herhalde, sonunda sırılsıklam aşık oldum. Önceleri mantığımızla aramızdaki elektriklenmelere engel olmaya çalıştık. Hele o çok direndi. Ancak aşkın önüne set çekmek mümkün olmuyormuş. Tam dört yıl sürdü.”
Günümüz de Tarık bu yukarıda yazılanlar konusunda tek kelime etmedi. Yıllar sonra Emel Sayın ağzından kaçırıp anlattı. Tarık buna çok bozuldu kimseye yanıt vermediği gibi Emel’e de haber gönderdi. ‘Hayatımda çok sevdiğim bir kadın var. Bana değil ona saygı göster. Lütfen geçmişi kapat’ dedi.

Merak ettiğim bir şey var;
Gülşen Bubikoğlu ile Tarık Akan aşk yaşadılar mı?
Aradım bulamadım sadece aşağıdaki röportajını buldum.

Gülşen Bubikoğlu ile çok yakışıyordunuz… Ona âşık oldunuz mu?
Salon filmlerini bırakınca Gülşen’le aynı filmlerde karşılaşmadım çünkü ondan bir köy kızı, Anadolu’nun yaşayan bir insanını yaratmak çok zor. Onun için her şey koptu… Âşık olsam da olmasam da bunu söylemem. Hem aşk hayatımı yazmak yakışmaz.
– Aşk o kadar güzel bir şeyken yazmak neden yakışmasın ki?
Aşk sevginin bir üst basamağıdır. Sevmeden hiçbir şey güzel değildir. Sevmeyi fazlalaştırdığın zaman aşk başlar. Bir insanda sevgi ne kadar varsa o kadar mutlu yaşar dünyada.
– Kalp kıranlardan mı yoksa kalbi kırılanlardan mı oldunuz daha çok?
Mümkün olduğunca kalp kırmamaya çalışırım. Bir hayvanı da mutlu etmek isterim. Mutlu etmek için elimden geleni yaparım. Bazı insanlar vardır ki karşı tarafa kötülük yapmayı kafasına takmışlardır, onları da bir çarpıyla hayatımdan siler çıkarırım. Her kim olursa olsun çünkü başka türlü baş edemezsin.

EDİTÖRÜN GÖRÜŞÜ
Tarık Akan için tek yazacağım şey;

Yakın zaman kaybettiğimiz sanatçıyı saygı ve sevgiyle anıyorum.

İyi ki Yeşilçam’ın kartpostal çocuğu olarak kalmamışsın, iyi ki halkın sanatçısı olmuşsun.Umarım karşımıza aşkta da arkadaşlıkta da dostlukta da senin gibi yürekli insan çıkar. Seçeceğimiz her yolda engeller vardır. Tabii ki yolları aşmak için Tarık Akan gibi insanlar çıksın. Çünkü o hayatı boyunca hiçbir şeyi kendisine engel görmemiş biridir. Arkadaşlıkta da, dostlukta da, sevgide de, vatanda da her yerde engelleri aşmış biridir. Bir zamanlar Yeşilçam ona iş vermediği için bir yıl boyunca işsiz kaldı ama o kapılara gitmedi. Onu kovanlar zannetti ki aç kalınca ayağımıza gelir. Bütün sinema piyasası Arzu Film'den sorulur sandılar. O asla boyun eğmeyerek istikrarlı bir şekilde yoluna devam etti. Kendi MADEN yazıp Başrolde Cüneyt Arkın ile oynamış büyük bir ses getirmiş. Yeşilçam’ı hem yıktı hem de güçlendiren biridir.
Hanımcı Beyza ོde

Hanımcı Beyza ོde

@koraycem

“Saat 10 dolaylarında ilk kez gördüğüm bir polis hücreye geldi:

“Hadi bakalım Tarık, gel!”

Elim ayağım kesildi. Midemden yola çıkan ılık bir yumru tüm bedenimi dolaştı. Yutkundum. Hüseyin’le göz göze geldik; bakışlarımızla vedalaştık.

Ayakkabılarımı giydim. Polis koluma girdi. A’nın kulübesinin yanındaki büyük demir kapının yanında yüzümü duvara çevirdi, gözlerimi bağladı. Demir kapı açıldı. Polis koluma girdi, yürüdük. Ara sıra, “Merdiven var”/ “Merdiven bitti” gibi şeyler söylüyordu.

Durmadan yürüdüm. Günlerce hiç hareket etmediğim için soluk soluğa kalmış,yorulmuştum. Yanımdan geçenlerle birkaç kez çarpıştık.

“Başını eğ” Başımı eğiyorum. “Basamak” ayağımı kaldırıyorum. Sonunda durduk. Gözlerimi açtılar. Bir yazıhanedeyim. Her yer lambri kaplıydı. “Müdür” yazan bir kapının önünde dikiliyorduk. İçeriye birileri girip çıkıyordu. Sonunda beni de içeriye soktular. Müdür T. masada oturuyordu, tam karşısında Uğur Dündar duruyordu. Onu Bakırköy’den tanıyordum. Kapının yanında ayakta dikildim, ama hiç halim yoktu, sırtımı duvara yaslamıştım.

Uğur bana döndü:

“Geçmiş olsun Tarık”

Müdür mesafeli bir yakınlık göstermeye çalışıyordu.

“Nedir bu halin Tarık, perişan görünüyorsun?”

“Aşağısı bit ve pire kaynıyor, geldiğim günden beri ne sorgum yapıldı, ne bir şey.”

Müdür;

“Oğlum biraz dayanıklı ol. Bak aşağıdaki ibnelere, ne kadar dirençliler.”

“İnsanlıkdışı koşullarda yaşayıp etkilenmemek dayanıklılık ya da dirençlik sayılmaz ki. Hepimizin yaşamları kısıtlandı. Körü körüne bir bekleyiş içindeyiz. Katlanmak her geçen gün zorlaşıyor. İnsanca tepkiler vermekten vazgeçmeye dayanıklılık diyorsanız, gerçekten de dayanıklı değilim öyleyse. Artık, nereye gönderileceksem gitmek istiyorum; hapishane ya da her neresiyse.”

Müdür;

“Oğlum sana iyi davranıyorlar değil mi? Aşağıda sana sıcak yemek söyleyeyim, biraz beslen, kendine gel. Senin sinirlerin bozulmuş, böyle olmaz.”

O sırada kapı açıldı. Bir polis,

“Müdürüm çözüldü, ötmeye başladı,” dedi.

Müdür hemen yerinden kalkıp hızla dışarı çıktı.

Ben Uğur’la odada yalnız kaldım. Yıllar sonra ilk kez karşılaşıyorduk. Aramızda bir dostluk, arkadaşlık olmadığı gibi gençliğimizde yumruk yumruğa kavga etmişliğimiz bile vardı. Soğuk bir hava ve yapmacık jestler aramızda dolandı.

“Tarık, benden istediğin bir şey var mı?”

“Yok sağol.”

“Ben TRT Genel Müdürü olacağım; nezaket ziyaretine geldim. Dışarıda herhangi birisine söylemek istediğin bir şey varsa yardımcı olabilirim.”

“Yok, teşekkür ederim.”

s. 77.
ataç ikon Anne Kafamda Bit Var
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
İpek Tuna

İpek Tuna

@ipektuna

Yemekten sonra annemin odasına gittim.Başımı dizlerine yasladım.Kafamda bir yeri işaret edip,
"Burada bit var" diye tutturdum."Çok kaşınıyor.Tam şurası.Bak bit yürüyor öldür onu."
Annem çocukluğumdaki gibi iki elinin işaret parmaklarıyla aranmaya başladı.
"Yok oğlum.Burada yok bir şey."
"O zaman bir de şuraya bak."
Annem, "Temiz burası," diyordu.Ben başka yeri işaret ediyordum."Yok" diyordu.Ben başka yeri...Elleri kafamda gezinir, parmakları saçlarımın arasında dolandıkça ellerini hiç çekmemesini istiyordum.
"Şurası, şurası, şurası..." diye uzattığımı görünce,
"Yok oğlum,vallahi yok,olsa kırmaz mıyım!" deyip parmaklarının ucu ile şöyle bir vurdu-itti-sevdi; hepsi bir arada.
ataç ikon Anne Kafamda Bit Var
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Korkumu, heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum. Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle, onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum.
ataç ikon Anne Kafamda Bit Var
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Korkumu, heyecanımı bir yana koysam bile bütün bu olup bitenleri kendime konduramıyordum. Burada böyle çaresizce oturmayı hazmedemiyordum. Kişiliğimle, onurumla oynanıyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum.
ataç ikon Anne Kafamda Bit Var
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Yol filmi, benim kanımca dünyada en zor koşullar altında çekilmiş, üstelik tüm zorlukların ve özverilerin sonucu ortaya çok güzel bir yapımın çıktığı sayılı filmlerden biridir.
ataç ikon Anne Kafamda Bit Var
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

O ana kadar duvara dönük olan gözlerim, yerde oturmuş, yaşları yirmi dolayındaki üç çocuğu gördü sonunda. Gözleri bağlıydı. Bakışlarım, ekmek gibi kabarmış tabanlarına takıldı. Bakakalmıştım. Bir ayak tabanının bu denli şişebileceğini aklım almamıştı. Dehşete kapılmıştım.
ataç ikon Anne Kafamda Bit Var
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
Mustafa Kemal'in Askeri

Mustafa Kemal'in Askeri

@mustafakemalinaskeri

Tarık Akan paylaşım fotoğrafı
Tarık Akan
(13 Aralık 1949 - 16 Eylül 2016)
Tarık Akan
ünlüye 10 verdi, inceleme eklemedi.
11 yorum
🥺Sevilmeyen İnsan (@mersinlidelikz)
😒😒 çok sevilen bir oyuncuydu ama artık aramızdan ayrıldı 😔😔
16.09.18 beğen cevap
🥺Sevilmeyen İnsan (@mersinlidelikz)
Ama asla unutmayacaz, unutulmayacak.
16.09.18 beğen cevap
Gökdeniz mert (@pote)
İyiler gitti çer çöp kaldı sanatçı kelimesin s bile hak etmeyen çöpler . Şehit haberini önemsemeyen evine haciz gelmiş ıvır zıvır bir tip daha önemli bu toplum için , Tarık Akan çoktan unutuldu bu toplum da doğal
16.09.18 beğen 2 cevap
Sürü
1978
Yol
1981
Canım Kardeşim
1973
Ölmek üzere olan kardeşi için her şeyi yapabilecek olan bir ağabey ve onun dostunun zor yaşam koşullarındaki mücadelesi anlatılır.
Ah Nerede
1975
Okumak için İstanbul'a gönderilen üç kardeş, ailelerinin bildiğinin aksine bir hayat sürmektedir. Sınıfta kalmaktan, zamparalıktan, siyasi olaylardan, kumardan başka bir şey yapmayan çocukların aileleri yakında mezun olacak diye bilmektedir. Ailelerinin çocuklarının gerçek durumlarını öğrenmesi üzerine olaylar gelişir.
Sence kaç puan almalı?
10
4 oy
0
SAYFA EDİTÖRÜ
Tarık Akan sayfasının içeriği FİLOZOF isimli üyenin katkılarıyla oluşturulmuştur.