up
ara
‹ Kabil

Kabil Paylaşımları

ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
Zamana zaman tanimak gerekir...
ataç ikon Kabil
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
41 beğeni · 14 yorum beğen ikon
Mustafa Kemal'in Askeri (@mustafakemalinaskeri)
Çok güzel bir roman...Keyifli okumalar...
24.11.18 beğen cevap
Uzm. Serdar T. (@lizbon)
Duvarın içine monte olmuş aynalık cok güzel duruyor yeşilcam gibi
24.11.18 beğen cevap
Ayhan Ceylan (@noyan)
Okumam gereken bir roman
24.11.18 beğen cevap
Merve 🗡

Merve 🗡

@mtrv

An
http://www.resimag.com/
"Her şey gibi kelimelerin de kendi neden, nasıl, niçinleri vardır. Gösterişli olan kimileri tumturaklı bir havada bize seslenirler, sanki büyük işler için yaratılmış gibi kasılırlar ama sonunda hafif bir yel bile olmadıkları, bir değirmen kanadını bile döndüremedikleri ortaya çıkar; sıradan, alışıldık, her günkü kelimeler olan diğerleri ise kimsenin öngöremeyeceği sonuçlara yol açar. Bu iş için doğmamışlardır ama yine de dünyayı altüst ederler."
ataç ikon Kabil
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Erica

Erica

@ericache

Kabil (J.Saramago) bizi nereye götürüyor? paylaşım fotoğrafı
Kabil (J.Saramago) bizi nereye götürüyor?
(Kitap incelememi de okumanızı tavsiye ederim.)

....... bu kitap incelemesini okuyanlara birkaç soru sormak istiyorum.

Dinsel açıdan inandığımız şeylere neden inanıyorsunuz? Bize dayatıldığı için mi, ailelerimiz inandığı için mi? Yoksa böyle geldi böyle gider diye mi inanıyoruz?

İnanmaya olan ihtiyacımız bizim zayıf noktamız mı? Bunu bilenler tarafından inanç ipi ile oynatılan kukla gösterisinin bir parçası mıyız?

Acımasız bir şiddet ile hükmeden bir tanrıya mı inanıyoruz?

Özgür irademiz var mı? Yok mu? Kader varsa özgür iradeden söz edilebilir mi?

Eğer özgür irade yoksa sonumuz biliniyorsa bilinen bir sonu neden yaşıyoruz?

Neden tüm kutsal kitaplar aynı coğrafyaya gelmiştir? 

O kadar çok soru ancak bir o kadar da az yanıt olması insanı gerçeklere ulaşma yolundan alıkoyuyor, ya da alımı konuluyoruz? 
ataç ikon Kabil
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
12 beğeni · 27 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Sınav.
08.10.17 beğen 3 cevap
Red Red (@khaos)
Durup dururken, sokakta, balkonda, insanlar arasında bir kuş kanatlanıyor bazen, havalanıyor, muazzam, seyrediyorum. Bu ve benzeri resimler bir kıvılcım oluyor zihnimde o an. Bir tepenin, bir binanın en yükseğine çıkıyorum. Yere göğe bakıyorum, en küçük eylem içimde bir dağı hareket ettiriyor, hayret verici buluyorum, bu olup bitenler kusursuz bir ilizyon diyorum. Rastlantısal olarak yoktan var olması mümkün olmayan hayaller görüyorum. Dokunuyorum, hissediyorum, görüyorum, tadıyorum; demek ki olanlar gerçek! Hayat var! Düşünüyorum ve kendi kendime konuşuyorum; bu gezegenler sistemi birbirinden bağımsız yaşam koşullarında bir gaz sancısıyla patlak verdi. Binlerce güneş, binlerce toz, binlerce biçimsel ve geometrik kesilmiş madde tesadüfler sonucu meydana geldi. Ona da eyvallah; peki ya bu canlılar alemi! Ya bu âlem içindeki insan denilen yaratıcı yaratık. Çevresindeki maddelerden öteleşmiş bu özgür madde, canı istediğinde hareket eder, hareketlerine yön verir, irade sahibi. Kendisine ve çevresindeki diğer maddelere hükmedebilen, şekillendirebilen başına buyruk bir canlı türü. Evrim, kendi gözüyle gelişim sürecini açıklamaya girişir. Fakat yaşamın kaynağını ispata cesareti yoktur. Hayatın başlangıcını ortaya koyamadığı sürecede bir üstün varlık olarak yaratıcıya olan açlığımız her daim artacaktır. Kendi kendimize peydah olmadığımıza göre böyle olduğuna inanmak gerekir; ilahi bir müdahaleye. İnanmaya olan ihtiyacımız bizim zayıf noktamız mı? Neden ve nasıl varız sorusuna daha iyi bir cevap verilene kadar bu böyle olacaktır. Az ya da çok birşeye inanmak istersin. Yoksa bir boşlukta sallanıp durursun. Bilmiyorum hiç ölmek ile burun buruna geldiniz mi? Şöyle bir ölmekten bahsetmiyorum; aniden ve düşünmeye, cebelleşmeye, sorgulamaya fırsat bulamadan ölmek, Poe'nin "Kuyu ve Sarkaç" indaki gibi kilometre uzaklıktaki bir gerçekliğe olan uzaklığı minim minim katetmeye mecbur bırakılarak. Acı içinde, tamamen ölüme terkedilmiş olarak, sevdiklerinizden uzakta, kan kaybederek, bir başınıza, sonsuz bir zamanda yaşamak için saniyelerle emekleyerek... ardı bilinmez olan mutlak son, kapıya dayandığında yardım için kimsesizligin içinde dilenirsiniz! Bana yardım et! Kimden? Kimse yok! Öyleyse kimden? İçimize ölüm karşısında çaresiz kaldığımız bu duyguyu kim koydu? Kendiliğinden olması pek mümkün görünmüyor. Herşeyin laboratuvar ortamında oluşturulmuş bir deney olduğunu düşünelim. Dünya bir fanus ve içinde fanusun dışını göremeyen kimseler yaşıyor. Can atıyoruz görmeye, fakat sınırlar çizilmiş. Çizgiyi aşamiyoruz. Çizginin ötesinde, anlama yeteneğimizin çok uzağında "O" duruyor. Amacı nedir? Bilemiyorum. Hepimiz birer denek olarak hayata gözlerimizi açıyor da olabiliriz. İnandığım bir şey varsa, tam donanımlı bir bedenin içine sıkışmış bir ruhun tesadüfler sonucu ortaya çıkamayacağıdir. Ve herşey, her detay yaşamın devamını sağlamak için ortaya konmuş gibidir. İnsan/hayvan öyle bir şekilde dizayn edilmiş ki kendisi yitip giderken, neslini devam ettirebilmek için ihtiyaç duyduğu şey yine bir rastlantı içinde iki ayrı fiziksel yapı olarak karşımıza çıkmış. Ve yine çok ilginçtir ki bu iki ayrı fiziksel yapının içinde yine tesadüfen erkeği kadına, kadını erkeğe çeken zaptedilmez bir duygu karmaşası mevcut? Pes doğrusu! Örnekler çoğaltılabilir. Aziz Augustinus'un dediği gibi "İnanmak için anlamaya, anlamak için ise inanmaya ihtiyacımız vardır" belki. Saygılar sunarım.
09.10.17 beğen 12 cevap
Hasan ÖZDEMİR (@hsnzdmr60)
Dinsel açıdan inandığımız şeylere neden inanıyorsunuz?
Aslında küçük\'ken aile bireyleri veya çevre faktörü ile şekillenmeye yöneliyor AMA yaş, buluğ çağı atlatıp kendi düşünce tarzın oluştuğu an kendi düşünlerin ortaya çıkıyor burda aile ve çevre faktörü devreye girmiyor kendi irandenle inanmış oluyorsun. söylediğin dayatma ortadan kalkıyor. küçükken yönlendirme normal karşılanmalı hiç bir fikrin aile bireyin seni yönlendirmesi normal bence... İnanmaya olan ihtiyacımız bizim zayıf noktamız mı? Burda ise bilakis zayıf nokta değil bizim GÜÇLÜ noktamızdır. İnsanın hayatını idam edebilmesi için, sürdürebilmesi için bazı dayanaklara ihtiyacı vardır yemek gibi, nefes almak gibi birde ruhani tarafı vardır oda inançtır. İnacın ne kadar sağlam ve güçlü olursa kendini daha iyi hissebilirsin yaşam tarzın daha kaliteli olur. Acımasız bir şiddet ile hükmeden bir tanrıya mı inanıyoruz? Bu nu nerden çıkıyorsun anlamış değilim inandığın Allah neden seni acımasız kılsın, şöyle örnek vermek isterim, bazı alimler insanın bir dünya olduğunu söyler, yani insan bir dünyaya hükmediyor ama senın yaşamda kalmak için sorumlulukların var yani kötü gıda beslenirsen hayatın zehir ve vucudun iflas etmiş olursun bu da senin sonunun habercisi olursun.. Özgür irademiz var mı? Yok mu? Kader varsa özgür iradeden söz edilebilir mi? Kader kısmında kendimizi dünya olarak yorumladım gayet mantıklı ve real örnektir. kendimden örnek veriyorum Kader dediğimiz şey senin iç organların haberi olmadan seni ona yön vermen burda insanları iç organ kılabilirsin her bir hücreyi, Sigara kullanıyorum eğer ben sigara içersem organlarıma yanlış tehsir sonucunda vucuduma zarar veririm ama içmeden önce organın haberi yok burda yaratıcı sensin düşünce senin organların bunları uygulamak zorunda, hayatımızdaki üzüntüler sıkıntılar bundan ibaret. sigaradan belki başka organımız zarar görmüyor belkide başka organ zarar görüyor, sevinç ve keder aynı anda yaşıyorsun hayatında. kadere yön veriyorsun. burda diyebilirsin kadere neden yön verişyorum sorusunu sorabilirsin, burda herkes kendini bilinebilmesini ister Allah da ben varım Beni Bul ayetini söyler, kitaplarda Allah bulmamızı şah damarınızdan da yakınım demesidir. sen nasıl organlarına hükmediyorsan zihin ile Allah'da bizlere hükmediyor. Kaderimizi biz yaşarız ama Allah her daim bilen ve görendir.
09.10.17 beğen 6 cevap