up
ara

Mantıku't-Tayr - Kuşların Diliyle Kitap İncelemeleri

Süvari

Süvari

@kasva

Feridüddin Attar kitap için şöyle der: Bu kitap, bütün zamanların süsüdür; bu kitaptan seçkinlerde nasiplenir, sıradan insanlarda. Söylediklerimin içeriğine değil de şekle bağlanıp kalanlar, burada anlattıklarımın içinde boğulur giderler. Dediklerimin manevi anlamını sezin.
Eserin asıl konusu insanın ruhen kendisini mertebe mertebe geliştirerek manevi kemale tam anlamıyla ermesi ve sonunda Allah'ın varlığı içinde kendi varlığını yok etmesi. Bu kitap, Hz. Mevlana'nın "Attar yedi aşk şehrini dolaştı, bizse hala bir küçük sokağın başındayız!" diyerek övdüğü ve yine Hz. Mevlana'nın "Ben söz söylemede Şeyh Attar'ın kulu kölesiyim! Ey dost, her ne söyledimse onu Attar'dan duymuşum!" dediği bir üstadın kaleminden dökülmüştür. Gülşen-i Raz'ın yazarı Şebüsteri, "Yüzlerce yıl geçer de Attar gibi bir şair gelmez!" der.
Eser 4 bölümden oluşuyor; Feridüddin Attar 1-2. bölümde Allah'a ve Hz.Muhammed'e olan sevgisini ve hayranlığını dile getirmiş. 3 de ; Kuşların İlahisi bölümü başlıyor. Feridüddin Attar, burada kendinde gözlemledikleri ve yaşadıkları ile insanlarda gözlemlediklerini ele alıyor. Arayışlar içerisinde yalpalayan kuşların mana deryasına dalıp özünü bulmaya adanmış bir yolculuğu anlatılmaktadır. Kuşlar bir araya gelirler ve kendilerine bir padişah seçmek isterler. Hüthüt kuşuna danışırlar. O da Simurg'un padişah olduğunu söyler. Fakat padişahı bulacak yolun uzun ve meşakkatli olduğunu, istek, aşk, marifet, isniğna, tevhid, hayret ve fakru fena vadilerini geçmeleri gerektiğini söyler. Burada "Hüdhüd sırtında tarikat elbisesi ile tasvir edilirken Simurg Allah için bir sembol olmuştur. Kuşların her birinin zaafı kişinin tasavvuf yolunda o zaafa sahip olmasının kötülüğü ve sonuçları ile açıklanmıştır. Simurg, Kaf Dağı'nın tepesinde yaşar. Kuşlar da oraya doğru yola koyulur. Bu yolculuğa başlamadan önce gitmek istemeyen kuşların bahanelerinin nefsimizle, dünya hayatına olan düşkünlüğümüzle ne kadar benzer olduğunu göreceksiniz, en azından ben öyle gördüm. Yolculuk sırasında kuşların sorularına da cevap veren hüdhüd anlatımlarını hikayelerle destekler ve yola devam etmelerini sağlamaya çalışır. Fakat binlerce kuş yollardaki engellere takılırlar. Sonunda Simurg'a yani kuşların padişahına yalnızca 30 kuş erişmeyi başarır. Son bölümde ise, Feridüddin Attar, kendini anlatıyor. Nasıl bir durumda olduğunu ve kitabı neden ve nasıl yazdığını samimi ve içten bir şekilde anlatıyor.
Yığın ancak yığın gibi olana etki eder. Sen bir ot isen, hayvanlar bile seni yer. Simurg'a ulaşan azınlıktaki kuşların ortak özelliği, kendi gibi olabilmeleri ve sürü güdüsünden etkilenmemeleridir. Mesnevî de yer alan bir çok hikayenin kaynağı olan bu kitap, kuşların dilinden insanoğlunun içinde bulunduğu durumu çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Kuşların yolculuğu ile insanın hakikatı bulma yolundaki engelleri ve çabalarını sembolize eder. Her bir kuş farklı bir insan karakterini ifade etmektedir*Kuşlar kendilerine şah damarından daha yakın olan o Canlar Canını hep dışarıda aradılar! Bulmaları içinse, kendi benliklerinden sıyrılmaları ve Simurg'un o parıldayan ateşinin içine kendilerini atmaları gerekiyordu.*
9 yorum
Nigâr (@ludingirra)
Çok beğendim.Eline sağlık...Farsça si:30 murg:kuş demektir zaten.:) simurg efsanesi deyince sanki özel ad gibi çağrışım yapıyor.
31.03.19 beğen 1 cevap
Beyaz Melek (@beyazmelek)
En çok okumak isteyip de icraate bir türlü dokemedigim kitaplardan birisidir kendileri 😁 okuyacağım inşallah
31.03.19 beğen 1 cevap