up
ara

Vahşetin Çağrısı

- The Call Of The Wild

Vahşetin Çağrısı Konusu ve Özeti

Vahşetin Çağrısı
Evcil bir köpek vahşiliğe uyum sağlayabilir mi? İçindeki çağrıya yanıt verir mi? Buck isimli köpek aslında insanı, bizi, temsilen içimizdeki vahşiliği ve ona uyum sağlamamızı gösteriyor. Yaşadığımız zor koşullarda hayatta kalabilmeyi ve güçlü olabilmeyi bize öğütlüyor.
Yazar:
Çevirmen: Levent Cinemre
Yayınevi: İş Bankası Kültür Yayınları
ISBN: 9789944887632
Sayfa: 112 sayfa Basım Tarihi: 2010
Vahşetin Çağrısı Kitabı Hakkında Genel Bilgi
1903 yılında Jack London tarafından yazılan bir romandır. Romana konu olan olay ve romanın genel olarak geçtiği yer “Klondike Altın Hücumu” ve Kanada'dır. 1896 yılında yerli Kızılderili toprağında altın bulunduğu haberi yayılınca kısa yoldan zengin olmak isteyen yüzbinlerce kişi Kanada’nın Yukon eyaletinin Klondike bölgesine hücum etmiştir. 1896-1899 yılları arasında süren bu olaya kısa süre Jack London da katılmıştır. Fakat burada hastalanınca bu macerası yarım kalmıştır. Buradaki tecrübeleriyle ve bizzat bu konuyu ele alarak Vahşetin Çağrısı’nı yazmıştır. Bu romanı en ünlü ve bilinen romanıdır. Bunun gibi bu altın avcılığı zamanındaki deneyimlerini ve gözlemlerini Beyaz Diş romanında da anlatmıştır. Roman bir çok kere sinemaya, tv filmine uyarlanmıştır. Bunlardan en yakın zamanda çekilmiş ve en bilineni 2009 senesinde çekillen Vahşetin Çağrısı'dır. Bu filmin senaryosu büyük ölçüde bu romandan esinlenerek yazılmıştır.

Vahşetin Çağrısı Kitabının Konusu
Roman, altın avcıları, vahşi insanlar, vahşi köpekler ve mutlu yuvasından koparılan St.Bernard-çoban köpeği kırması olan Buck ve karşı koyamadığı ormanlardan, derinlerden gelen ses etrafında geçer. Buck aslında evcil ama çok güçlü ve akıllı bir köpektir. Fakat adi bir şekilde kızak köpeği olarak satılır. Burada ve bundan sonraki hayatında Buck vahşi olmayı, öldürmeyi, saldırmayı, kendini ve sahibini ölüm pahasına bile olsa korumayı öğrenecektir. En sonunda da vahşiliğin, ormanların derin kuytularından gelen sesin büyüsüne karşı koyamaz Buck ve asıl ait olduğu vahşiliğe, onu çağıran vahşete yanıt verir ve oraya gider.

Vahşetin Çağrısı Kitabının Özeti
Bu romanda tamamen gerçek hayattan ve vahşi doğadan kesitler vardır. Buck adında St.Bernard-çoban köpeği kırması köpek sahibinin yanında son derece güvende ve sevgi içindedir. Sahibi zengin bir emekli yargıçtır. Altında çalışan hizmetlilerden biri kumar borcuna karşılık Buck’ı kaçırır ve borcunu kapatmak için satar. O zamanlarda Buck gibi köpeklerin altın avı için kızak köpeği olarak değerlendirilmesi çok para ediyordur. Buck’ın kaderi bu talihsiz zamanda değişir. Artık bilmediği topraklara, bilmediği insanlara hizmet etmeye gidecektir.

Buck’ın yeni görevi kızak köpekliğidir. Burada eğitilir(!) eğitim demek sopa demektir onun için. Ve yanındaki eski ve eğitimli köpekler tarafından da diş ile eğitilir. Burada kızağı nasıl çekeceğini, kendisine karların içinde nasıl yuva yapacağını, yakalanmadan nasıl avlanacağını öğretmişlerdir. Ve Buck da zekiliği sayesinde kolayca öğrenir. İnsanların vahşiliğini ilk burada görür Buck.

Buck öncelikle postacıların kızaklarında işe başlar. Aynı takımda olan lider köpek Spitz ile sürekli hırlaşırlar. Spitz takımın lideridir ve yemeğini çabuk bitirip diğerlerinin de yemeğini yemeye hakkı olduğunu düşünür. Herkes ondan korktuğu için kimse sesini çıkaramaz. Fakat Buck diğerlerinden farklıdır. Cinsi itibariyle zeki ve çabuk öğrenen bir cinstir. Ve Spitz’den de nefret etmektedir. Ekibe katıldığında ona dostça davranan arkadaşını öldürmüştür ve diğerleri de ölen arkadaşını parçalamıştır. Bu nefret ile Buck bir süre sonra Spitz ile kapışır ve onu yenerek takımdan gitmesini sağlar. Artık lider odur. Evcil olmasının ve yumuşak içgüdülerinin esaretinden kurtulmaya başlar Buck ve giderek vahşiliğe uyum sağlar.

Posta görevleri bitince altın avı zamanında kısa yoldan zengin olmak isteyen insanlardan en beceriksizlerine satıldı. İnsanlar akın akın Kanada’ya gelmekteydiler. Neredeyse hepsi tecrübesiz ve tek düşündükleri altın bulmaktı. Buck’ın satıldığı kafile, yemekleri kendilerine bile zor yettiği için köpekleri aç bırakır. Fakat yine de içinde Buck’ın da bulunduğu kızak köpeklerini çalışmaya zorlarlar. Köpekler artık teker teker ölürler. Kızak takımındaki köpeklerden sadece 5’i hayatta kalabilmiştir. Buck mola verdikleri bir yerde artık koşmaya itiraz eder ve hiçbir kimse ona koşumları giydiremez. Tecrübesiz yeni sahiplerinden biri ona koşması için işkence ederken bu mola yerindeki merhametli bir adam olan Thornton, Buck’ı kurtarır. Tecrübesiz sahipleri ise altın hırsı ile ölüme doğru giderler. Buz tutmuş bir gölden geçerken buz kırılır ve kalan köpeklerle birlikte suya gömülürler.

Buck yeni sahibi Thornton’u çok sevmiştir. Thornton da Buck’a çok iyi davranmaktadır. Buck artık içindeki çağrıyı, vahşetin çağrısını unutmaya başlamıştır. Yeni ve merhametli sahibinin hayatını bir çok kere kurtarmış, bağlılığını çok kere kanıtlamıştır. Hatta sahibine, üstüne girdiği iddayı kazanarak para bile kazanmasını sağlamıştır.

Thornton ve arkadaşları kazandıkları bu para ile eski bir efsane olan kayıp altın madenini aramaya giderler. Buck da onlarla birlikte gider. Fakat Buck’ı çağıran ses hala susmuyordur. Buck geceleri ormana yürüyüşe ve ava çıkar. Burada kendini iyi ve evinde gibi hissediyordur. Artık iyiden iyiye vahşiliğe adapte olmuştur. Vahşetin çağrısına yanıt vermeye başlamıştır.

Yine böyle bir gezintiden ve avlanmadan sonra kampa dönerken tuhaf bir şeyler sezer. Sahibi ve arkadaşları Yeetah kabilesi tarafından saldırıya uğramıştır. Bunu görünce Buck bütün kabileye saldırır. Yakaladıklarını vahşice öldürür. Kaçanları da bırakır. Buck sahibini bulur fakat artık Thornton ölmüştür. Gölün kıyısında ölü bulduğu sahibinin başında uzun süre kalır Buck, bekler. Uzun uzun ulur. Daha sonra bir karar verir. Artık kendisini tamamen yabana, vahşetin çağrısına bırakacaktır. Kurtlara lider olmaya ve onlarla yaşamaya gider.
Çağrıya Kulak Vermek
Buck, rahat ve konfor içinde yaşamanın getirileri ile bu hayat tarzının fark edilmeyen götürüleri arasında sürdürüyordu yaşamını, bizim hayatımız da olduğu gibi. Buck' ın temsil ettiği durumlardan sadece birisiydi bu. Bu hayat tarzı, bir şeylerin arkasından koşmadan, mücadele etmeden elimize geçen şeyler ve bunların yanında kaybolan sınırlarımızın, unutulan doğamızın ve yaşayan organizmanın hayata karşı olan mücadele gücünün yitilmesinin bir yansımasıydı. Buck' ın içinde olduğu olaylar, bizim hayatımızda da varlığını kolayca belirgin edebilir durumlardı.


Buck, evinde dokunulamayacak yükseklikteydi ta ki hayatın acımasız yüzünü görene kadar. Bilinen yaşam mücadelesi aşağılardaydı, her bireyin etrafını çevreleyen sınırlar ve bu sınırların diğer bireylerinkiyle kesişmesiydi hayat. Buck, kaçırıldıktan sonra bunu öğrenmeye başlamıştı yavaş yavaş. Tek başına durduğu tepeden sanki bir anda aşağıya itilmiş ve yuvarlanmaya başlamıştı ve yuvarlanırken de çarpmıştı başka bireylerin sınırlarına. Zedelenmişti, yaralanmıştı, onuru kırılmış ve kaynağı rahat hayat tarzı olan gururu ise yerlere düşerken onu korumaya çalışmıştı ve bir o kadarda acı çekmişti. İşte şimdi hayatın içine girmeye başlamıştı, diğerlerinin sınırlarında nasıl gezmesini gerektiğini öğreniyordu. Başından geçenler hayatındaki uyuşukluğu elinin tersiyle bir kenara itmesine neden olmuştu. Damalarında özüne doğru oluk oluk akan kanı hissediyordu, uyuşuk hayat tarzından uzaklaştıkça ve yeni sınırlar tanımaya başlayınca. Bu sınırlar, Buck' ın dört tarafının yaşama arzusuyla çevrelenmesine neden oluyordu. Hatta, hırsızlık yapacağını hiç düşünmezken kendini bu durumun içinde bulması baş döndürücü gelmişti ona. Peki ne içindi? Cevap basitti: Hayatta kalmak için. Buck' ın içinde olduğu olaylar "el yumruğunu yemeyen kendininkini balyoz sanırmış" sözünü akıllara getiriyordu adeta.


Belki de bu tarz bir hayata adapte olmak daha kolay olabilirdi Buck için, mücadele gerektirmeyen bir hayat içinde yaşamak yerine, direk olarak yaşam mücadelesinin gerektirdiği bir hayatın içinde doğmak. Zordu çünkü insanın üzerine yapışan bırakmak istenmeyen alışkanlıklarını kırmak ya da bir anda bunlardan kopmaya maruz kalmak. Sanırım bu alışkanlıkların bir zararı da insanların günlük hayatta alışkın olduklara duruma karşı egolarının yükselmesini sağlamasıdır ve bu ego da alışkanlıkların beklendik veya beklenmedik olaylar karşısında bireylerde gururun parlamasına neden olmaktadır. Buck, bir süre bu duruma maruz kalmıştı ta ki hayatta kalma çabası ağır basana dek.


Alışkanlıklardı sınırlarımızın oluşmasına yardımcı olan ve bu sınırların oluşturulması zordu öncekilerin yıkılıp yerine yenisini koymak. Ama buydu Buck' ın yaşam mücadelesini oluşturan hayata tutunmak için, tek bir nefes daha koparabilmek için bu hayattan.


Buck, özüne koşar adım döndüğü dünyasında sayısız kırbaç darbesine maruz kalması ve bir o kadar da çok olan vücudunun her yerini kaplayan diş izlerinin sebep olduğu yara izlerine rağmen hayatta kalmayı sürdürüyor.
Vahşi doğada ardı arkası kesilmeyen ölüm tehlikeleriyle yüzleşen Buck varlığının sınırlarında yüzüyor, onlarla başarılı bir şekilde dans ediyor.
Son olarak ölümle burun buruna geldiği anda merhametin eli olarak yanına uzanan John Thorton onu tekrardan mücadelesini verdiği hayata döndürüyor. Bu süreçten sonra sadakat ve bağlılık ile kendi vahşi doğasının çağrısı arasında git geller yaşıyor ta ki John Thorton hayatını kaybedene kadar. Sahibi ölene kadar sadakat ve bağlılık çatısı altında kendi doğasının esiri olmaktan kurtulsa da bu olaydan sonra her şey doğal sürecine tekrardan geri dönüyor ve vahşetin çağrısına kulak vererek gecelerin hüküm sürdüğü gecelerde benliğini buluyor.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 10 verdi
2 beğen · 0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

Okumalısınız
"Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu ve zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu Buck."

Bir köpeğin gözünden dünyayı izlemek ve hayata dair çokça mesajlar alabilirsiniz.
İşte bir kısmını alıntıladığım bu muhteşem kitabı kesinlikle okumanızı öneririm, aynı şekilde çocuklarınıza da okutabilirsiniz. Hayal güçlerinin gelişimi için çok faydalı olacaktır. Çünkü Jack London'ın anlatımı tek kelimeyle muhteşem ve bütün Kuzey Toprakları'nı sanki siz de geziyorsunuz Buck ile birlikte. Kitabın kısaca konusu şöyle: Güney Topraklarında ve medeni dünyada bir evde yaşayan kendi halinde bir köpek iken, bir oyun sonucu tuzağa düşürülüp Kuzey'in o soğuk topraklarına gönderilen Buck'ın içindeki vahşi doğasının ortaya çıkışına ve geçirdiği evrime tanık olacaksınız. Alaska'da gittiği yerler ve her seferinde değişen sahipleriyle başına gelen maceraların destansı anlatımında duygulanacaksınız.

Jack London bir köpeğin dünyasına girip onu o kadar güzel anlatmış ki eğer sizde bir hayvan sever veya köpek besliyorsanız mutlaka bu kitabı okumalısınız.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 10 verdi
18 beğen · 4 yorum
Bibliyofil... (@cas)
son paragrafla bam telime dokundun; artık okumak farz oldu :P
08.09.15 beğen cevap
Promiyer (@pronuyer)
:) okumalısın bence bir an önce
08.09.15 beğen cevap
Mesut ÖZKAYA (@mesutozkaya)
Martin eden londonun okuduğum ilk kitabı London iyi bir yazar diğer kitaplarını metal ediyor. Okuyacagim
10.09.15 beğen cevap
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
daha söyleyecek bir şey bırakmamışsın.
01.02.16 beğen cevap
Ne kitapmış arkadaş bu! Başına gelmeyen kalmadı resmen.

Yabancı bi siteden okuduğum yorumlara göre, durumu kabullenmek ya da insanların o dönem içinde bulundukları koşulları öğrenmek yerine olayları görmemezlikten gelmek daha kolaya kaçtığı için Amerikan tarihinin en tartışılmış kitapları arasında yerini alıyor. Çünkü kitabın anlatımı o devirin edebiyat eserlerine göre karanlık, acımasız ve kanlı olarak tasvir ediliyor. Bu arada kitabın ilk basım yılı 1903.

Özellikle 1920 ve 30'larda bir çok dikdatör tarafından (Dikdatörlükle yönetilen avrupa ülkelerinde) benimsenmediği için bir çok avrupa ülkesinde sansürlenmiş.

1929 Yılında kitap çok 'Radikal' olduğu için İtalya ve Yugoslavya'da yasaklandı. Jack London, açık bir şekilde sosyalizmin destekçisi olduğu ve bu yöndeki Nazi'ler üzerindeki kötü iti bari yüzünden, tüm kitapları 1933 yılında avrupa üzerinde toplanıp yakılmış. Bu kadar yasaklanma haberi yeter.

Yorumun tamamını için blog'umu ziyaret edebilirsiniz: http://kaytankitap.blogspot.com/2013/07/kitabn-ad-vahsetin-cagrs-yazar-jack.html#more
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 6 verdi
1 beğen · 0 yorum
Kemal DEMİRKOL

Kemal DEMİRKOL

@kemaldemirkol

Son derece güzel bir kitaptı. İlk Jack London Romanım. Beyaz Diş'i Henüz Okumadım Ama Bu Romanını Okuyunca Başlara Doğru Aldım Sıralamasını. Gelelim İçeriğe... Bir Sen Bernard ile Çoban Köpeği Kırması Olan Evcil Köpeğin Gözünden Dünya Öyküsü. Bir Anda Satılarak Vahşi Yaşama Alıştırılan Akıllı ve Devasa Köpek. Vahşi Yaşama Alışırken Başından Geçen Zorluklar Süper İşlenmiş. Öncelikle Roman Hem Kısa Hemde Çok Akıcı. Son iki Bölümdeki Kahramanlıkları Tam Bir Şaheser. Hayvanların Nasıl Sevgiyle Yönetilip; Anlaşılabileceğini de Anlatmış. Tavsiye Edilecek Roman... Tam Film Gibi Diyecektim ki Zaten Filmi de Mevcutmuş. Hatta Birçok Kez Sinemaya ve Diziye Uyarlanmış...

"Acımak, merhamet etmek, zayıflıktı. Vahşi hayatta merhamet diye bir şey yoktu. Merhamet, korku sanılırdı ve bu yanlış anlama, ölüm getirirdi. Ya sen öldürürsün ya da seni öldürürler, ya sen yersin ya da seni yerler; yasa buydu ve zamanın derinliklerinden gelen bu buyruğa uydu Buck."

http://www.imdb.com/title/tt0074270/?ref_=fn_al_tt_7
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Lilith's

Lilith's

@halimesimsek

Sayfa sayısının az ama içeriği yoğun bir kitapla herkese merhaba. Kitap içerisinde çok ince mesajlar mevcut ancak farkındalığınızla alakalı bu mesajları alıp almamanız. Yazarın kalemini ve yayın evinin kalitesini ise bilmeyen yoktur sanırım.

Kitabın konusuna dönecek olursak burjuva bir ailenin rahat köpeği olan Buck'ın hikayesi yer alıyor. Kızılderili topraklarında altının keşfedilmesiyle herkesin oraya akın etmesi ve bu yolculukta güçlü köpeklerin kullanılması üzerine konu edinilen kitap devamında iç güdü ve her canlının doğaya dönüşünde içerisinde ki vahşi yönlerinin de ortaya nasıl çıktığını gözler önüne seriyor. Ve bunu okuyucuya Buck üzerinden anlatıyor. Ve tabi ki kızılderili, güneyli insanlar ve altın hırsını da güzel bir şekilde anlatıyor.

Hayatta kalma mücadelesinde kendiniz neler yapardınız acaba ? Aslında hepimiz Buck gibi dönüşür müydük özümüze ? Bu dönüşüme şahitlik etmek isteyen herkese bu kitabı tavsiye ederim.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum

Vahşetin Çağrısı - S41

Yaşamın zirvesinin, ondan öteye yükselmesinin olmayacağı zirvesini bekleyen bir esriklik hali vardır.Bu esriklik tıpkı yaşamın en büyük ikilemi gibi, en canlı anda gelir ama bu canlılığın unutulmasına yol açar.Bu esriklik, bu yaşam unutkanlığı sanatçıya da gelir; kendi içinden fışkıran bir ateşle yanıp kavrulur, cehennemi savaş alanında düşmana aman tanımayan, gözünü savaş çılgınlığı kaplamış bir askere de gelir bu esriklik; aynı duygu, eski kurt çığlıklarıyla sürünün önünde bağırarak giden ve yumuşak ay ışığında kendinden kaçan canlı yiyeceğini kovalayan Buck'a da geldi.Doğasının derinliklerini, zamanın başlangıcına giderek kendi benliğinden de derin olan bölümlerini dile getiriyordu.Şimdi, onu yöneten yaşam dalgası, her bir kasının, her ekleminin duyduğu eksiksiz mutluluk, yıldızların altında ve hareketsiz ölü maddelerin üstünde coşkuyla uçarken, yaşam dolu he şeyin getirdiği parlak şahlanma tarafından taçlandırılıyordu.
EL_NINO tarafından eklenmiştir.
Selenay

Selenay

@selenay

...Bu onun içinde bir boşluk yarattı. Açlığa benzer bir boşluk. Ağrıyan, ağrıyan, hiç durmadan ağrıyan bir boşluk. Hiçbir yemeğin dolduramayacağı bir boşluk.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
6 beğen · 0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

Adam, mey­ha­ne­ci­nin ka­fes­le için­de­ki­nin gön­de­ril­di­­ği­ni bil­di­ren mek­tu­bu­nu oku­yup, ken­di ken­di­ne, “Buck
di­ye ça­ğı­rı­lın­ca gelir,” di­ye tek­rar­la­dı.“Evet, oğ­lum Buck,” dost­ça bir ses­le de­vam et­ti:“Şöy­le ufak­tan hır­laş­tık. Şimdi en iyi­si bü­tün olan­la­rı unut­mak. Bun­dan böy­le sen sen ol, ye­ri­ni öğ­ren, ben de ken­di­min­ki­ni bi­li­yo­rum. Akıl­lı us­lu bir kö­pek olur­san her şey dü­ze­lir, iş­ler yo­lun­da gi­der.
Yok eğer kö­tü bir kö­pek olur­san, da­yak­tan ca­nı­nı çı­ka­rı­rım. An­la­dın mı?”­
Ko­nu­şur­ken, az ön­ce ala­bil­di­ği­ne gad­dar­ca vur­du­ğu ka­fa­yı kor­ku­suz­ca ok­şu­yor­du. Elin do­ku­nu­şuy­la is­ter iste­mez tüy­le­ri­nin di­ken di­ken ol­ma­sı­na kar­şın, Buck buna ses çı­kar­ma­dan da­yan­dı. Adam su ge­tir­di­ği za­man, bü­yük bir is­tek­le iç­ti, son­ra da ada­mın elin­den lok­ma lok­ma doğ­ran­mış, ko­ca bir par­ça çiğ eti çiğ­ne­me­den yuta­rak ye­di.

Dö­vül­müş­tü (bi­li­yor­du bu­nu); ama ye­nil­me­miş­ti. Öm­rün­de ilk ve son ola­rak eli so­pa­lı bir ada­ma kar­şı elinden hiç­bir şey gel­me­di­ği­ni gör­müş, öğ­re­ne­ce­ği­ni öğ­renmiş­ti. Ve bun­dan böy­le bü­tün ha­ya­tı bo­yun­ca bu­nu hiç unut­ma­dı. So­pa, o gü­ne ka­dar giz­li kal­mış bir şe­yi or­ta­ya çı­kar­mış­tı; or­man ya­sa­sı­nın ege­men­li­ğiy­le ta­nış­ma­sıy­dı bu; üs­te­lik ta­nış­ma­nın an­cak ya­rı­sıy­dı gör­dü­ğü.
Ya­şa­mında­ki ger­çek­ler gi­de­rek da­ha da sert bir gö­rü­nüş al­dı ve Buck bu sert gö­rü­nü­şe, hiç yıl­ma­dan, do­ğa­sın­da ye­ni yeni uya­nan, o gü­ne dek giz­li kal­mış bir us­ta­lık­la gö­ğüs ger­di.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
5 beğen · 0 yorum
Betül

Betül

@betul43

Elinde sopa olan adam, kuralları koyandır, emirleri yerine getirilecek olan efendidir ama ona yaltaklanmak şart değildir.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum
Oz

Oz

@oznurs26

Orta yol diye bir şeyin olmadığını çok iyi biliyordu. Ya efendi olacaktı ya da yönetilecekti. Merhamet göstermek ise bir zayıflıktı. İlkel yaşamda acıma diye bir şey yoktu. Acıma duygusunu, korku diye yanlış değerlendiriyor, böylesine yanlış değerlendirmeler ise ölüm anlamına geliyordu.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
4 beğen · 0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

Buck ken­di­ne ge­lir gi­bi ol­du, ama gü­cü ge­ri gel­medi. Düş­tü­ğü yer­de uzan­dı ve ora­dan kır­mı­zı ka­zak­lı adamı göz­le­di.
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
4 beğen · 0 yorum
211
KİTAP
Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar
Asla unutmak istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde hep dursun dediğimiz en etkileyici kitapları bu listede paylaşıyoruz....
1177
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
253
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
14
KİTAP
Modern Klasikler
Ünlü yazarların modern dönemde kaleme alınmış klasikleşmiş kitaplarının olduğu listedir. ...
42
KİTAP
Kesinlikle Okunması Gereken En İyi Kitaplar
Ölmeden önce mutlaka okumanız gereken en önemli, en seçme kitaplar bu kitap listesinde. Her yaştan okur için tavsiye edilmiş ...
Kübra Ç?

Kübra Ç?

@kedilikitapsever

Ne okuyorum? paylaşım fotoğrafı
Ne okuyorum?
Vahşetin Çağrısı bitmek üzere..
Tembellik Hakkı sıradaki kitabım.

" O acımasız gösteriyi her seyredişinde aldığı ders hep aklına geliyordu: Sopa kimdeyse , kanun onun elindedir."
ataç ikon Vahşetin Çağrısı
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
58 beğeni · 15 yorum beğen ikon
Feyzanur (@vareste)
Keyifli okumalar.
15.01.18 beğen 2 cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
Ten~bellik güzel kitap ,okuduktan sonra kitaba yönelik bir/kaç düşüncenizi almak isterim (vaktiniz olursa)
15.01.18 beğen 1 cevap
Erica (@ericache)
J.London'un vahşi yaşam romanları kadar hikayeleri de çok başarılıdır. Özellikle "Güney Denizi Hikayaleri"ni tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
15.01.18 beğen 3 cevap