up
ara

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk Konusu ve Özeti

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
Dört Güzeller kitabının da yazarı İskender Pala tarafından kaleme alınan Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk kitabı Roman, Aşk türünde okuyucusu ile buluşuyor. Kapı Yayınları yayınevinden 0 yılında 9789944486798 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk isimli kitap 416 sayfadan oluşuyor. Kitap Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap listesinde de yeralmaktadır. Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: Kapı Yayınları
ISBN: 9789944486798
Sayfa: 416 sayfa
Gök kubbenin altında insanın ruhunu soyan kötülükler ve giyindiren aşklar adına... Doğu ak ejder yılında başladı yirmi üç bin yıllık gizem... Uzayın sonsuzluğuna açılan kapıyı keşfe çıkmış bilge rahipler, uğruna topluca can verdikleri bir sırrın, binlerce yıl sonra, bir şair tarafından aşkın derin katmanlarına saklanarak korunacağını bilselerdi... Siruş başlıklı murassa hançerin kabzasına parmak izlerini bırakanlar, daha avuçlarının sıcaklığı gitmeden hançer kınında kan biriktiğini bilselerdi... Bağdat, İstanbul, Roma, Paris ve diğerleri; kıyılarına vuran yeni aşkın, bütün eski tarihlerini dolduracak yoğunlukta olduğunu bilselerdi... Bilgeler, katiller, asiller ve sevgililer; ellerinde tuttukları kitabın alev almaya hazır bir aşk külçesine dönüşmek üzere olduğunu bilselerdi... Şair, ipeksi dizeleri arasına hayaller gibi sakladığı şifrelerin hoyrat ellerde ihtirasla parçalandığını, sonsuzluk şarabına kadeh yaptığı gelincik yapraklarının kinle dağıtıldığını bilseydi...Ve şimdi kim bilebilir neler olacağını, Babil uyandığı zaman?!..
Tayfun

Tayfun

@sessizim

Saydıklarımız der ki; “Sabır ile dut yaprağı atlastan kumaşa döner.” Ne kadar da doğru söylerler. Keza bu Babil’de ölüm İstanbul’da aşk’ta da öyle bir şeydir. Peki doğru olan neydi. Dağ başında fütursuz bir meyve iken kazanlarda kaynayıp, ateşler de yanıp kağıt olmak mı? Yoksa üzerine kıymetli, kerametli sözler yazılan bir eser olmak mı? Hangisi uyardı bize kalp mi yoksa akıl mı?

Dünyaya gelişi fuzuli olmayan bir kişinin gönlünden dökülen beyitlere, sözlere dem vuran ve her nefeste bize bunu yaşatan İskender Pala’ya ne kadar teşekkür etsek azdır elbet. Bir divan aşığı olarak bu çağın adamı asla değilim, biliyorum. Lakin böyle eserlerde divanda edebiyatında nirvanaya ulaşmış Fuzuli’yi görmek ve şu an ki yetişen nesillere aktarmak tabi ki de taktir edilecek bir durumdur.

Velhasıl tasavvuf aşığı değil iseniz bu kitap size göre değildir. Çünkü bu kitap da “Mana’dan Madde’ye”, “Gönül’den Akıl’a”, “Soyut’tan Somut’a”, “Değer’den Değersiz’e” bir yol vardır ve akar gider. Biz mana düşkünlerine ilaçtır cümleler, severek isteyerek okuyup gideriz.

Kitaba değinecek olursak eğer; düşün ki elinizde bir kitap var ve kanlı canlı sizin her düşüncenizi her tavrınızı ve duygunuzu anlayabiliyor. Sizi sizden iyi yorumluyor. İnsani hiçbir duyguya düşmeden saf bir gerçek yorum ile karşı karşıya kalıyorsunuz. O an aklınızdan geçenler, ruh durumuzu ve içinizden geçirdiğiniz her şey ayan beyan ortadır. Şahsen böyle bir kitap ile ben karşılaşmak istemezdim. Şuan ben kendisini inceliyorum, onunda ben gibi bu şekilde inceleyip burada sizlere ifşa etmesini istemezdim. Belki de düşüncelerimden hareketlerimden o anki anlık düşüncelerimden utanır elime kitap dahi almaz idim. Yazarın konusu da işte budur. Hazine değerindeki bir kitabın elden ele dolaşarak 450 sene, içerisindeki şifreler ile manacı ve maddeci insanların hayatlarından geçiş halleri anlatılmaktadır.

Mana’ya değer verenler kitabı gözyaşı ile elem ile okurken, maddeciler kitabın içerisindeki şifrelerin peşinden savrulup durmuşlardır. Eğer kararlar kalben alınırsa vicdan muhasebesinden geçer insan rahat bir nefes alır ki akıl ile alınan kararlar hep nefsten geçer ve bu en tehlikelisidir. İşte benim Fuzuli dostumda kitaba konu olan eseri “Leyla ile Mecnun’u” gönülden gelenlerle kaleme almıştır. Hal böyle olunca kitabın değeri şimdiki eserler gibi okunup rafa kaldırılmamış, dillerden dile dolaşarak bütün cihana yayılmıştır.

Bir kitap Fuzuli ile başlarda Şeyh Galip ile biter de bu kitaba biz nasıl olmamış deriz. Hiçbir vakit ahir zaman şairlerini sevmedim, sevemedim. Sözleri hep manasız anlamsız havada kalır geliyor bana.

Yukarıda da dedik ya “Mana ve Madde”. Kitapta başta Kanun Koruyucu (Kanuni Sultan Süleyman) olmak üzere birçok şahsiyet karakter olarak karşımıza çıkmıştır. Bunlar; Fuzuli’den Nabi’ye, Celebi Mehmet’ten Baki’ye, Cariye Rukal’den Şeyh Galib efendiye kadar edebiyatımıza ve tarihimize yön vermiş insanlardan bahsedilmektedir. En çok hoşuma giden taraf Mana’da kalan kısımdı yani Leyla ile Mecnun, beni en çok sıkan kısım ise maddecilerin Babil altınların peşinden koşup onları elde etmek için verdikleri mücadele.

Genel olarak değirirsek bu kitap herkese hitap etmez. Mana dostlarının buluştuğu başka bir kitapta buluşmak üzere sevgi ile kalın.

Not: Divan edebiyatımızın tadını bir kere alan asla ve asla iflah olmayan bir duygu içerisine girer. Lütfen gereken öz veriyi gereken desteği gösterip bu güzel eserlerimizi, şiirlerimizi ve şairlerimizi nesilden nesile aktaralım.

Fuzuli’den
Beyhude gamlanma divane gönül!
Cümle alemin rızkını veren vardır.
Yaptığın hatayı görmüyor sanma.
Kalpte gizli en derin sırları bilen vardır.

Mal-ı emlakım var deyu güvenme!
Arkam var deyu dayanma!
Sırt üstü insanı yere varan vardır.

Beyhude gamlanma divane gönül!
Cümle alemin rızkını veren vardır.

Derdime vakıf değil canan.
Beni handan bilir.
Hakkı vardır şad olanlar.
Herkesi şadan bilir.

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil.
Çektiğim alamı bir ben birde Allah’ım bilir.

Şeyh Galip’ten

Fâriğ olmam eylesen yüz bin cefâ sevdim seni
Böyle yazmış alnıma kilk-i kazâ sevdim seni
Ben bu sözden dönmezem devr eyledikçe nüh felek
Şâhid olsun aşkıma arz u semâ sevdim seni

Bend-i peyvend-i dilim ebrû-yı gaddârındadır
Rişte-i cem’iyyetim zülf-i siyeh-kârındadır
Hastayım ümmîd-i sıhhat çeşm-i bîmârındadır
Bir devâsız derde oldum mübtelâ sevdim seni

Ey hilâl-ebrû dilin meyli sanadır doğrusu
Sûy-i mihrâba nigâhım kec-edâdır doğrusu
Râ kaşından inhirâf etsem riyâdır doğrusu
Yâ savâb olmuş veya olmuş hatâ sevdim seni

Bî-gubârım hasret-i hattınla hâk olsam yine
Sıhhatim rûh-i lebindendir helâk olsam yine
Tîğ-i gamzenden kesilmem çâk çâk olsam yine
Hâsılı beyhûde cevr etme bana sevdim seni

Gâlib-i dîvâneyim Ferhâd u Mecnûn’a salâ
Yüz çevirmem olsa dünya bir yana ben bir yana
Şem’ine pervâneyim pervâ ne lâzımdır bana
Anlasın bîgâne bilsin âşinâ sevdim seni

"Hoşçakal Leyla..."
1 beğen · 0 yorum
muhammed emre

muhammed emre

@muhammedemre

Bağdat-İstanbul hattında aşkı ateş ateşe; macerası nefes nefese bir roman. Bin bir gece masallarının rüya kenti Bağdat! .. Sokaklarında ilk yeniçerinin ayak izlerini bıraktığı çağda başlayan ilk aşk ve Fuzulî'nin şair yüreğine yansıyan lirizm.
Bir kitap doğuyor mehtaplı Dicle yamaçlarında ve şiir ile heyecan dize dize beyit beyit işleniyor kitabın içine. Babil hazinelerinin kapılarını açacak sırlar ile Leyla'nın çılgını bir âşıkın buluşması... Bir kabukta çifte badem iki gözde bir damla yaş iki tende çarpan tek yürek. Zaman akarken büyüyor macera da aşk da... Bağdat'tan İstanbul'a bir kovalamaca...

Hırsızlar da düşüyor kitabın peşine bilginler de. Birinciler Babilin altın İlah heykellerinin ikinciler uzay yolculuklarına açılan kapının anahtarını ele geçirmek istiyorlar. Birinciler yok etmek ikinciler korumak istiyorlar kitabı. Babil'den bu yana her çağda yedi kişilik bir gizli teşkilatın koruduğu uzayın sırları. Bir hançerin kabzasında kan ve bir kitabın dizelerinde heyecan...

Bir kitabın öyküsü L&M romanı. Kitabın peşinde iyilikler cinayetler entrikalar ve aşklar için koşan bilginler hırsızlar caniler ve şairler... 350 yılı kuşatan bir serüven. Roma Londra Paris Kuzey ülkeleri Halep ve Mısır... Bütün gizemiyle yaşayan kentlerin ölü yüzleri. Saraylar ve arka sokaklar...


Şairlerin elinde dolaşan gizemler ve onların duyarlı kalplerinin birbirlerine oranla üstünlükleri bunun sanatlarına yansıyışı. Tarihin koridorlarında birbirlerini alt etmek isteyen iyiler ve kötüler aşklar ve acılar...

Önce her şeyi tarihten almış İskender Pala. Sonra onlara kendi kurgusunu aşklarını ve heyecanını giyindirip olağanüstü bir roman ortaya koymuş. Eski mesnevileri andıran bir roman. Bölüm başlıkları bölümleri hatta içindeki görsel malzemeyle bütünleşen bir mesnevi. Bir Divan edebiyatı uzmanının kendi sanatını dönüştürüp günümüze yansıttığı ayna.
4 beğen · 0 yorum
Mustafa Kerem

Mustafa Kerem

@mustafakerem

Aşkın satırları arasına gizlenen tarihi sır...
Sevgili İskender Pala'nın en güzel eserlerinden biri bana göre Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk...
Yine çok yönlü bir kitap; tarih, aşk, edebiyat, kurgu...
Fuzuli'den Nedim'e, Şeyh Galib'den Nabi'ye, Nef'i'ye, Bakî'ye...kimler yok ki, Divan edebiyatından büyük ustalara...

Kitap üstad Fuzuli'ye verilen bir sırrın Leyla ile Mecnun(L&M) kitabını yazmasına ve sırrı da kitabın satırları arasına gizlemesiyle başlıyor ve sonrasında sırrın peşine düşenlerin yaşadıkları olayları kitabımızın kahramanı Mecnun(Kays)'ın dilinden okuyoruz, tabi aşk hep var. Yazar yüzyıllar süren bir zaman diliminden bahsederken, kronolojik bir Osmanlı tarihi de sunuyor bizlere.
Bunu yanında kitabı okurken Babil Medeniyeti hakkında etraflıca bilgi sahibi olacaksınız.
Kitabın en çarpıcı özelliği ise 3 farklı yüzyıldaki olaylar birbiriyle bağlantılı ve sürükleyici bir şekilde okuyucunun hayal dünyasında ete kemiğe bürünüyor.
Edebiyat sevdalıları ve özellikle İskender Pala severler bu kitap kütüphanenize mutlaka bulunmalı...

*Bir Alıntı:
''Aşk ayrılığının bir azab olduğunu söylüyor, sonra da azabın "a-z-b" kökünden türediğini, bunun da "lezzet" demek olduğunu söylüyordu. Demek ki aşkın azabında bir lezzet vardı ve dertleri zevk edinmeyince aşkın tadı çıkmıyordu.''

Saygılarımla, Mustafa KEREM
2 beğen · 0 yorum
Elif

Elif

@elifce

Uzun bir yolculuk oldu bu kitap. Leyla ile Mecnun hikayesi üzerinde dönmesine rağmen o hikayenin anlatılmadığı, hikayeyi anlatanın da zaten bir kişi değil de L&M nin yazıldığı, Fuzuli elinden çıkma el yazmasının dilinden anlatıldığı, farklı bir dünya. Edebiyatın tarihine bir yolculuk da var. Fuzuli ile başlayıp Namık Kemal zamanlarına kadar ulaşıyorsunuz. Babil heykellerinin ve BUAM'ın şifresini bu kitapta arıyor, tarihin akışında neredeyse etki etmiş bütün karakter ve olaylarla karşılaşıyorsunuz. 'Aşkı bilen biri için yedi gerçek sır vardır. Ona sahip olan dünyaya hakim olur.' cümlesiyle başlayan kitap, sonunda sırrın merakından çok anlatımı ve gelişme kısmıyla sarıyor bence, sonuç odaklı okunmamalı. Sonundaki dünya hırsına ve bilimsel çalışmaların kısmen geride kalmasına yönelik mesajlar da önemli detaylar arasında. Okurken çok sıkıldığım yerler olduğunu söylemeliyim, bir çırpıda bitecek bir kitap değil. Fakat bittiğinde rahatlama hissinden daha çok L&M'ye dair, Kays'tan kalma bir burukluk var.
3 beğen · 0 yorum
Kitap Dostuyum

Kitap Dostuyum

@kitapdostuyum

"Aşkı tanımayan bu kitabı okumasın" diyordu başlarken. Fuzulinin eliyle yazdığı, asırlarca elden ele, ülkeden ülkeye gezen bir aşk kitabı dile gelmişti. Bir çok ülke gezen, bir çok eve konuk olan kitap yüzyıllarca nelere tanık olmuş, neler görmüştü. İşte bu! yine bir İskender Pala farkıydı. Bir kitabı dile getirip yüzyıllar arasında köprü kuruyor ve bize sunuyordu. Çok güzel bir kitap. Buram buram tarih kokuyor. Aşk da var. Fakat sadece Leyla& Mecnunun aşkını okumayı düşünenler biraz hayal kırıklığı yaşayabilirler. Anlatım fevkalade güzel ve sürükleyici. Ben de kitapla birlikte bir Roma'ya gittim, bir Fransa'ya, bir Dersaadet'e (İstanbul)...Her dönemin şairleriyle şiir sohbetlerine katıldım. Maceradan maceraya sürüklendim. Ve ben İskender Pala'nın bu kitabına da bayıldım. Okudum okudum doyamadım.
2 beğen · 0 yorum

Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk - S41

Ama bu gecelerin beni asıl şaşırtan yanı, gündüzleri heybetleri vekıyafetleriyle dıştan bakanlarda ihtişam, özlem, imrenme, belki biraz ürküntü ve saygı uyandıran buadamların, karanlık çöküp de kendileriyle baş başa kalınca aslında birer çocuk gibi ağlamalarıydı. Hemenhepsinin kalbini kanatan, uzaklarda bıraktıkları bir Leylâ vardı ve ben bazen kendimi onlardan daha şanslıhissediyordum.
Mihrimah Özlem K tarafından eklenmiştir.
umhn

umhn

@umhn

Ey gönül! Hele şu dünyada adam gibi bir adam yokmuş. Var ise de gönülden anlayan bir sırdaş bulunmuyormuş.Eğer bilge isen, şu dünya için asla gam çekme ve tut ki dünya diye bir şey de zaten yokmuş...
13 beğen · 0 yorum
Sümeyye ZOR

Sümeyye ZOR

@sumeyyezor

Insanlar hile ve üçkağıtçılıkta o kadar ustalaşmışlar ki şeytanın bu konudaki şöhreti unutulyp gitmiş.
ataç ikon Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
13 beğen · 0 yorum
Elif

Elif

@elifce

'Aşk' sözcüğü zaten sözlükte 'sarmaşık' demekmiş. Bir sarmaşık çınarları, servileri nasıl sarıp sarmalarsa aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri, servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda. Dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur, çürütür, çökertirmiş.
11 beğen · 0 yorum
aslı seloğlu

aslı seloğlu

@asliseloglu

"Ger ben ben isem, nesin sen ey yâr
Ver sen sen isen, neyim ben-i zâr"
Fuzulî
ataç ikon Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
11 beğen · 0 yorum
Büşra İşcan

Büşra İşcan

@papatyaaaaaaaam

Hatıraları unutmak olanaksızsa; hatıralarda unutulmak kader olur.
ataç ikon Babil'de Ölüm İstanbul'da Aşk
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum
538
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
264
KİTAP
Hazinem Dediğim Kitaplar
Kitap hazineleri ortaya çıksın! Hazine değerindeki kitaplarımızı bu listede paylaşıyoruz. Sen de en değer verdiğin ve herkesi...
212
KİTAP
Tüm Zamanların En Çok Satan Kitapları
Aşk, fantastik, polisiye, bilim kurgu ve diğer kitap türlerini kapsayan ve zirveyi kolay kolay kaptırmayan tüm zamanların en ...
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
293
KİTAP
Filmi Çekilmesi Gereken Kitaplar
Bu kitapların acilen filmi çekilmeli! Kurgusuna bayıldığımız ve sinemada da görmek istediğimiz, senaryolaştırılması mümkün ol...