up
ara

Cinsiyet Belası

Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi - Gender Trouble

Cinsiyet Belası Konusu ve Özeti

Cinsiyet Belası
Bela Bedenler kitabının da yazarı Judith Butler tarafından kaleme alınan Cinsiyet Belası kitabı Feminizm, Cinsellik türünde okuyucusu ile buluşuyor. Metis Yayınları yayınevinden 2007 yılında 9789753426725 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Cinsiyet Belası isimli kitap 248 sayfadan oluşuyor. Kitap Kadınların Okuması Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Cinsiyet Belası kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yazar:
Yayınevi: Metis Yayınları
ISBN: 9789753426725
Sayfa: 248 sayfa Basım Tarihi: 2007
Feminizm ve Kimliğin Altüst Edilmesi
1990'da yayımlandığında feminist kuramda ve toplumsal cinsiyet araştırmalarında çığır açan, queer kuramın öncü metinlerinden sayılan Cinsiyet Belası nihayet Türkçede. Judith Butler'ın cinsiyetin ne ölçüde "doğal" olduğunu sorgulayarak cinsiyetin performatif yapısına dair kışkırtıcı savını ilk kez ortaya koyduğu bu metin, birbiriyle bağlantılı pek çok tartışmayı birden barındırıyor.
Merve Arslanalp

Merve Arslanalp

@mervearslanalp5

Feminizm konusunda oldukça önemli bir yere sahip Butler'ın toplumsal cinsiyet ve cinsiyet kavramlarını tartıştığı önemli kitabı. Kadın çalışmalarında önemli bir yere sahip bir yazar ve kitap. ancak akademik dile aşina olmayanları oldukça yorabileceğini de söylemekte yarar var
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum

Cinsiyet Belası - S41

Kişi kadın doğmaz, kadın olur.
Samet T. tarafından eklenmiştir.
Burcu S.

Burcu S.

@bs

İdeal morfoloji adına insan bedenine dayatılan kısıtlamaları nasıl yeniden düşünmeliyiz ki norma uymayanlar yaşam içinde ölüme mahkum edilmesinler?
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğen · 0 yorum
Burcu S.

Burcu S.

@bs

Bir tutkunun sürdürülebilir olması için, o tutkunun tatmin edilmemiş olması gerekir.
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
4 beğen · 0 yorum
Burcu S.

Burcu S.

@bs

Toplumsal cinsiyet ifadelerinin ardında bir toplumsal cinsiyet kimliği yatmaz; o kimlik, tam da kendisinin birer sonucu olduğu söylenen “dışavurumlar”, “ifadeler” tarafından performatif olarak kurulur.
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Burcu S.

Burcu S.

@bs

(...) insanın neyin mümkün ve gerçek olduğuna dair görüşlerinde köklü bir de­ğişim olmadıkça siyasi devrim mümkün değildir.
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Burcu S.

Burcu S.

@bs

Bedenin kimi kısımlarının algılanabilir birer haz odağı haline gelmelerinin nedeni tam da toplumsal cinsiyeti belli olan bir bedenin normatif idealine tekabül ediyor olmalarıdır. Bir anlamda hazlar, toplumsal cinsiyetin melankolik yapısı tarafından belirlenir, kimi organlar haza duyarsızlaştırılır, kimileri ise canlandırılır.
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
164
KİTAP
Kadınların Okuması Gereken Kitaplar
Kadınları, yaşam tarzlarını, duygularını ve erkeklerden farklarını anlatan, her kadının içinde kendisinden bir parça bulacağı...
Nurda

Nurda

@ztrknrd

Cinsiyet Belası paylaşım fotoğrafı
Cinsiyet Belası
Cinsiyet, bireyin biyolojik olarak erkek ya da kadın olmasıdır. Toplumsal cinsiyet ise kadın veya erkek olmaya toplumun ve kültürün yüklediği anlamlar ve beklentilerdir. Yani toplumsal cinsiyet, biyolojik olarak belirlenen cinsiyetli bedenin üstlendiği kültürel dogmalar bütünüdür. Bu anlamda bana göre cinsiyet biyolojik kaderken, toplumsal cinsiyet ise kültürel kaderdir. Toplum ve onun yapıtaşı kültür doğduğumuz günden itibaren kesin reçetelerle bize sosyal roller sunar ve bize dikte edilen bu sosyal roller cinsiyetimizin bir parçası olarak toplumsal cinsiyet kavramının oluşmasına neden olur. Bu durumu daha basite indirgeyerek düşünürürsek toplumsal kalıpyargıların hakim olduğu bir rol dağılımı var hayatımızda. Kadına atfedilen roller çocuk doğurmak, çocuk büyütmek, yemek ve temizlik yapmak, hatta her zaman bakımlı ve güzel olmak. Tüm bunlara yüzlerce, binlerce örnek daha eklenebilir. Dikkat ederseniz tüm bu görevlendirmeler küçük bir kız çocuğuna çok küçük yaşlarda empoze edilir. Küçük bir kız çocuğuna alınabilecek oyuncaklar nelerdir? Bebek (hatta çok yakın bir zamanda hamile bir Barbie' nin oyuncakçı raflarında yerini aldığına şahit oldum), mutfak seti, makyaj seti (küçücük çocuklara kendilerinin yalnızca makyajla daha güzel olabilecekleri, hep güzel görülmeleri gerektiği algısı çok küçük yaşlardaki çocuklara subliminal bir şekilde dikte ediliyor) alınabilir. Ben Erzurumda doğdum, büyüdüm ve çocukluk zamanımda çok fazla araba süren kadın figürüyle karşılaşmamıştım ta ki 6 yaşımdayken ilk defa İstanbul' a gidene kadar. Caddelerde araba süren kadınlar gördükçe çok şaşırırdım çünkü doğduğum günden beri arabamızı hep babam sürerdi, tüm araba oyuncaklar erkek kardeşime alınırdı ve evde arabalarla sadece erkek kardeşim oynardı.
Dikte edilen güzellik algısı ele alındığında ise görüyoruz ki kadın güzelliği üzerine kurulan kocaman bir sektör var. Yiyecek, giyecek, temizlik, kozmetik sektörleri neredeyse tamamiyle kadın güzelliği üzerine kurulmuş. Sosyolojide bu durum için kullanılan bir terim var "face-ism". Bu terim medyadaki erkeklerin daha fazla oranda kafalarıyla ve daha az oranda vücutlarıyla tasvir edilmelerine karşılık gelirken, kadınların bunun tersine daha çok vücutlarıyla ve daha az da kafalarıyla tasvir edilmelerini ifade etmektedir. Çikolata, araba reklamlarında bile kadınları vücutları ön plandayken görüyoruz. Bu da bir nevi toplumun ya da medyanın- yine dolaylı yoldan toplumun- kadına yüklediği güzellik algısıdır çünkü reklamlarda gördüğümüz kadınların tüm fiziksel özellikleri neredeyse birbirine benzerdir yani ideal her kadının olması gerektiği bir kadın figürü çizilerek izleyiciye servis edilir. Bu durum da toplum içinde aynı vücut hatlarıyla, aynı burun yapısıyla, aynı yüz oranlarıyla bir tek tipleşme oluşumuna sebep olur. Bir nevi herkesin herkesleşmesi, bayağılaşması bana göre. Aynı zamanda çamaşır, bulaşık deterjanı, yemek malzemesi reklamlarında ana rolde hiç erkek bir bireyle karşılaşamayız çünkü tüm bu görevler kadının görevidir(toplum algısına göre). Toplum medyayı böyle bir hazırlığa iterken medya da toplumu bu anlamda besleyerek sosyal roller anlamında içinden çıkamadığınız bir kısır döngü oluşturur. Kadına yüklenen tüm yukarıda bahsettiğim roller karşılığında erkek için seçilmiş roller ise dışarıda çalışıp 'eve ekmek getirmek', her zaman korkusuz ve güçlü olmak vs. Bu örneklere de yüzlercesi eklenebilir.
Güçlü kadın figürü toplumumuzda çok benimsenmez, bu figürün benimsenmesine izin verilmez hatta bu figür sevilmez de. Televizyonda hep yardıma ihtiyacı olan, zayıf, bulunduğu durumda kurtuluşu kendi imkanlarıyla sağlayamayan kadın dizi karakterleri karşısında onu tüm sıkıntılardan kurtaran bir süperman izleriz. Bu diziler hep de reyting rekorları kırar zaten çünkü tüm kız çocukları uyuyan güzeli uyandıran veyahut külkedisini üvey ailesinden kurtaran prens hikayeleriyle büyümüştür.
Ayrıca çocukların annelerini ve babalarını rol model alarak büyümesi ve böylece yüzyıllardır süre gelen cinsiyet rolleri kültürün inşaasıyla sabitleniyor. Küçük kız çocuğu annesini her zaman ev içinde yemek, temzilik yaparken evdeki erkeklere servis yaparken görüyorken erkek çocuk ise tüm hizmetlerin evdeki kadınlar tarafından babasına yapıldığını gözlemleyerek dolaylı yollardan bilinçaltına cinsiyet rolleri nakşediliyor. Aslında öyle olması gerekmiyorken öyle olması gerektiği bir zorunluluk haline getiriliyor. Tüm bu noktalar üzerine değinmek istediğim çok daha fazla madde var ancak ve genel hatlarıyla benim toplumsal cinsiyet üzerine düşüncelerim bunlar ve bu kitaba da bu konu üzerine derinlemesine bir inceleme okuyacağımı düşünerek başlamıştım.

Evet, bu kitap da toplumun insanlara dikte ettiği toplumsal cinsiyet algısını, feminizmin hedeflerini, maşist dilin ve baskının evrenselliğini, babaerkil yasayı derinlemesine incenlemiş. Judith Butler, toplumsal cinsiyetin bir isim olmaktan çok tözel etkisi performatif olarak üretilmiş ve toplumsal cinsiyeti tutarlı kılan düzenleyici pratikler gereği zorla var edilmiş olduğunu vurgularken toplumsal cinsiyeti bedenin stilize edilmesi ve cinsiyete getirilen çoklu ayrım olarak tanımlıyor. Onu teşhis edenin ise tarih ve kültür olduğuna dikkat çekerek toplumsal cinsiyeti, kültürel üretim olarak değerlendiriyor. Butler, Levi Strauss, Freud, Irigaray, Witting, Foucault, Kristeva gibi pekçok araştırmacının da alıntılarına yer veriyor. İçlerinden en çok Levi Strauss' un yapısalcı antropolojisi olarak tanımlanan şu teoriyi özellikle buraya eklemek istiyorum; "Doğal veya biyolojik bir dişi vardır, sonradan toplumsal olarsk ikincil konumdaki 'kadın' a dönüşür. Yani sonuçta 'cinsiyet' doğaya ya da 'çiğ/ham' a tekabül ederken toplumsal cinsiyet, kültüre ya da pişmişe tekabül eder."

Ancak tüm bunlaeı Butler, toplumsal cinsiyetin sebep olduğu sosyal roller üzerinden değil de cinsel yönelimler üzerinden ele alıyor yani kitap boyunca heteroseksüelliğin toplumun dikte ettiği bir yönelim olduğunu, biseksüellik ve homoseksüelliğin ise baskılandığını, toplum normları tarafından reddedildiğini vurguluyor ki kitapta benim toplumsal cinsiyet üzerine tüm kitap boyunca okumak istediklerim bunlar değildi. Butler aynı zamanda, toplumdaki ataerkil yapının yok edilmesine, maşist söylemlerin minimalize edilmesine çözüm olarak heteroseksüelliğin baskınlığının ve zorunluluğunun ortadan kaldırılması fikrini sunuyor. Eril hegomanyanın ancak bu şekilde yıkılabileceğini savunuyor.

" Toplumdal cinsiyet, yararılışını sürekli ve düzenli olarak gizleyen bir inşadır; münferit ve kutupsal toplumsal cinsiyetleri kültürel kurgular olarak icra etme, üretme ve sürdürme yönündeki kolektif sözleşme, bu üretimler ne kadar insndırıcıysa o denli gizli kalır.

Anlaşmanın üzerini örten bir diğer unsur bunlara inanmamanın getirdiği cezalardır. Böylece inşa bizi zorunluluğa ve doğallılığına inanmaya iter.

Belli bir toplumsal cinsiyet stiline uyarak bu imlemleri icra eden bedenler bireysel bedemler olsa da bu eylem 'kamusal' bir eylemdir." Alıntılarını da toplumsal cinsiyet algısının toplum içinde nasıl dogmalaştığı ve kesinleştiğini göstermek için buraya bırakmak istiyorum.

Son olarak kitabın anlatımına değinmek istiyorum. Bu kitsp üniversitede sosyoloji öğrencileri için önerilen, bu öğrencilere okutulan bir kitap yani dili fazlasıyla akademik, yüzlerce sosyolojik terim içeriyor ve anlatımı oldukça yoğun ve ağır. Bu nedenle beni okurken fazlasıyla yorduğunu belirtmek istiyorum. Anlamakta zorlandığım, okurken bir yandan da terminolojiyi araştırdığım, içeriğinin biletim dışında olması sebebiyle de ilerlemekte sıkıntı çektiğim bir kitsp oldu. Ne kadar sıkıntılı nir süreç olursa olsun bir kitabı yarım bırakmak pek yapabildiğim bir eylem değildir bu nedenle bitirmek fazlasıyla direndim. En son bu kadar sabrımın sınandığı bir kitabı ne zaman okuduğumu hatırlamıyorum ama yine de okumayı okumayı düşünen herkese tavsiye ederim. Günlük hayata ve cinsiyet eşitsizliğine dair sorgulamalar yapmanızı sağlayacak güçlü bir kitap.
ataç ikon Cinsiyet Belası
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğeni · 0 yorum beğen ikon