up
ara

Barbarları Beklerken

Barbarları Beklerken Konusu ve Özeti

Barbarları Beklerken
Barbarları Beklerken kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: Dost Körpe
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750705991
Sayfa: 200 sayfa
Nobel ödülü sahibi J. M. Coetzee, bu romanında hayalî bir imparatorlukta geçen olayları anlatıyor. Ancak, yazarın 1970'ler Güney Afrika'sına gönderme yaptığını seziyoruz. Geniş topraklara yayılmış bir imparatorluğun en ucundaki bölgede yaşayan Barbarlar, sözümona, ayaklanmak, imparatorluğu tehdit etmek üzeredirler. Onları bastırmak bahanesiyle merkezden gönderilen Albay ve emrindekiler, müthiş bir işkence ve kıyım başlatırlar. Bu olaylar, o bölgede görevli, yıllardır başkentin yüzünü görmemiş Sulh Yargıcı'nın ağzından aktarılır. Barbarları Beklerken, ürkütücü bir zorbalığın öyküsünü dile getirmekle birlikte, öncelikle bir aşk, sevecenlik, bağışlama ve insancıl duygular romanı. Coetzee roman kişilerini, olayların geçtiği ortamı öylesine ustaca aktarıyor ki, karakterlerin hiçbiri karikatürleşmeden, iyi ve kötü yanlarıyla somutlaşıyor. Coetzee zorbalara da, onların kurbanlarına da aynı insancıl tavır içinde yaklaşıyor. Barbarları Beklerken'i okurken, bir yandan az gelişmiş ülkelerde yıllardır oynanan siyasal oyunları izleyecek, öte yandan alışılmadık ama gerçek, sarsıcı bir aşka tanık olacaksınız.
Ferda Nihat Köksoy

Ferda Nihat Köksoy

@ferdanihat

Kimler BARBAR acaba ???
JOHN MAXWELL COETZEE, NOBEL ödüllü Yazar-İngiliz Edebiyatı Prof., ENG-1980, TR-2006, Can Yayınları, Çeviren: Dost Körpe, 200 sf.
*İmparatorluk tarafından BARBARLAR AYAKLANIYOR söylentisi yaratılarak, aslında kendi hallerinde ve son derece yoksul biçimde yaşayan sınıra yakın nehir kenarı göçebe köylülerini yöreden boşaltmak için gönderilen askeri birliklerin yaptıklarının dehşetini ve oradaki hayatın söylentinin tam zıddına olduğunu gözlemleyen yaşlıca bir YARGICIN günlüğü.

-SINIR bölgesinde yaşayıp da yağız bir BARBAR elinin yatağın altından çıkıp ayak bileğini kavradığını düşlemeyen bir KADIN, kafasında barbarların gelip evinde içki alemi yaptığını, tabakları kırıp perdeleri ateşe verdiğini, kızlarının ırzına geçtiğini canlandırıp korkmayan bir ERKEK yoktur. Bu düşler AŞIRI RAHATLIĞIN sonucu. BANA BİR BARBAR ORDUSU GÖSTERİN, İNANAYIM.

-YAZ SONU, BARIŞ ve BOLLUK zamanı. BARIŞA İNANIYORUM, hatta belki de bir BEDELLE GELEN BARIŞA da.
...SAVAŞ zaten böyle bir şey: BİRİLERİNİ KENDİ RIZALARIYLA YAPMAYACAKLARI BİR SEÇİME ZORLAMAK.

-(tutsak köylüler için) EKMEKTEN başka ŞEKER ve ÇAY da onlar için YEPYENİ şeyler. Burada MUTLULAR; hatta onları KOVAMAZSAK bizimle birlikte sonsuza dek KALABİLİRLER, onları DOĞADAN ÇEKİP ALMAK BU KADAR KOLAY görünüyor.

-Şimdi BALIKÇILAR ve GÖÇEBELER, muhafızları tarafından GÜDÜLEREK, avlunun köşesinde küçük, UMUTSUZ bir küme halinde topluca duruyorlar; HASTALAR, AÇLAR, YARALILAR ve KORKU İÇİNDELER.

-KASABALAR küçüldükçe DEDİKODULAR artar. Burada KİŞİSEL meseleler YOKTUR. Dedikodu soluduğumuz HAVA gibidir.

-(Genç bir kadınla yaşlıca bir erkeğin birleşmesi düşüncesine yorum) ...SÜTÜN İÇİNDEKİ ASİDİ, BALIN İÇİNDEKİ KÜLLERİ, EKMEĞİN İÇİNDEKİ TEBEŞİRİ anımsatıyor.
...ERKEKLERİN belli bir YAŞTA başına gelen, ÖZGÜRLÜKTEN ÇARESİZLİĞİN DOĞURDUĞU İNTİKAMCI ARZULARA doğru bir iniş süreci...
...Bazen cinsel organım bana BAMBAŞKA BİR VARLIK gibi görünüyordu: üstümde bir PARAZİTÇE yaşayan, kendi keyfine göre büyüyüp küçülen, etimden söküp atamadığım pençelerle tutunmuş APTAL BİR HAYVAN. Niye seni kadından kadına götürmek zorunda kalıyorum diye diye soruyordum: Sırf BACAKSIZ doğdun diye mi?

-Onların (göçebelerin) MEYHANELERE girmelerini YASAKLAMAYI da denedim. En İSTEMEDİĞİM şey, kasabanın etrafında sert içkilerin KÖLESİ olmuş dilencilerle ve evsizlerle dolu bir parazit yerleşim merkezinin büyüdüğünü görmek. Eskiden bu insanların DÜKKAN SAHİPLERİNİN OYUNLARINA geldiğini, MALLARINI DEĞERSİZ SÜSLERLE DEĞİŞ TOKUŞ ETTİKLERİNİ, kaldırım kenarlarında SIZIP kaldıklarını ve böylece kasabalıların önyargılarını doğruladıklarını görmek bana ACI verirdi.

-...GÖÇEBELER her yıl belirli bir zamanda TİCARET yapmaya gelir. O süre PAZARA gidip kimin KANDIRILDIĞINA, DOLANDIRILDIĞINA, AZAR İŞİTTİĞİNE ve İTİLİP KAKILDIĞINA bir bakın. Kimin ASKERLER tarafından aşağılanacaklarından korkarak KADINLARINI arkada, kampta bıraktığına bakın. Kimin kaldırım kenarında SARHOŞ YATTIĞINA ve kimin ona TEKMEYİ bastığına bakın.

..HORGÖRÜYÜ nasıl YOK edebilirsiniz, özellikle de yalnızca SOFRA ADABINDAKİ ya da GÖZKAPAĞININ YAPISINDAKİ farklılıklar gibi önemsiz şeylerden kaynaklanıyorsa? Bazen ne diliyorum, size söyleyeyim mi? Keşke bu BARBARLAR AYAKLANIP BİZE BİR DERS VERSE, BİZE ONLARA SAYGI DUYMAYI ÖĞRETSE diyorum.
...söylediklerime gerçekten inanıyor muyum? Gerçekten barbarların kazanmasını mı istiyorum: ENTELEKTÜEL UYUŞUKLUĞU, TEMBELLİĞİ, HASTALIKLARA ve ÖLÜME KARŞI TOLERANSLI OLMAYI MI?

-ŞAKALAŞMA DİLİNİ kullanmayı bilseydim birbirimize daha fazla ısınabilirdik. Ama aptallık ettim, iyi vakit geçirmek yerine onu kasvete boğdum. Gerçekten de DÜNYANIN ŞARKICILARA VE DANSÇILARA KALMASI GEREK!

-Birileri nehrin kıyılarında BARBARLAR İÇİN SAKLANACAK ÇOK FAZLA YER olduğuna karar verdi. Bu yüzden ÇALILARI ATEŞE VERDİLER. Kuzeyden esen rüzgar yangının tüm vadiye YAYILMASINA yol açtı. Daha önce bu tür yangınlar gördüm. Alevler çalılarla sazların arasında koşturur, kavaklar meşale gibi tutuşur. Yeterince hızlı olabilen hayvanlar kurtulur; kuş sürüleri dehşetle uçup gider; geriye kalan her şey yanıp kül olur. ...Arazi açılınca rüzgarın toprağı yemeye başlayacağı ve ÇÖLÜN yaklaşacak olması umurlarında değildi.

-Bu adamlar (askerler) SAVAŞA gitmediler: En kötü ihtimalle nehrin yukarısındaki bölgeye gidip SİLAHSIZ ÇOBANLARI AVLIYOR; EVLERİNİ YAĞMALIYOR, sürülerini dağıtıyorlar.


-(2 aydır hücre hapsinde olan Yargıç, kendisini tutuklayan Albay'a) "Getirdiğiniz o ZAVALLI tutsaklar -korkmam gereken düşmanlar onlar mı? Bunu demek istiyorsunuz? DÜŞMAN SİZSİNİZ ALBAY!" ..."SAVAŞI SİZ BAŞLATTINIZ ve onlara İHTİYAÇ DUYDUKLARI BÜTÜN ŞEHİTLERİ SİZ VERDİNİZ" ..."TARİH BENİ HAKLI ÇIKARACAK".

-İMPARATORLUK kendini tarihte YAŞAMAYA ve tarihe karşı KOMPLO kurmaya mahkum ediyor. İmparatorluğun SAKLI ZİHNİNİ tek bir düşünce meşgul ediyor: NASIL SONA ERMEYECEĞİ, NASIL ÖLMEYECEĞİ, DEVRİNİ NASIL UZATACAĞI. Gündüzleri düşmanlarını kovalıyor. KURNAZ VE ACIMASIZ, burnu hassas av köpeklerini her tarafa gönderiyor. Geceleri FELAKET GÖRÜNTÜLERİ ile besleniyor: Yağmalanan şehirlerle, tecavüze uğrayan halklarla, kemiklerden piramidlerle, kilometrelerce uzanan harabelerle.

-EN SON ANA DEK SUÇSUZLARIN BAŞINA KÖTÜ BİR ŞEY GELMEYECEĞİ İNANCINA TUTUNACAĞIM.
...BARBARLARI EZMİŞ OLAN DEVİN BENİ (yargıcı) EZMESİ NİYE OLANAKSIZ OLSUN Kİ?
...En azından ışık imparatorluğunun bu en uç karakolunda BARBAR OLMAYAN BİRİNİN YAŞADIĞI söylensin, eğer söylenebilecekse, eğer gelecekte bizim nasıl yaşamış olduğumuzu MERAK EDEN birileri ÇIKARSA.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 8 verdi
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Barbarları Beklerken
“Merhamet” duygusunun vurgulandığı, okurken birçok yerde duygulandıran, akıcı bir serüven Barbarları Beklerken.

Toplumların kimisi birbirlerine benzeyen, kimisi de birbirlerinden oldukça farklı yaşayışları olduğu bir gerçek. Kimi zaman inançları, kimi zaman alışkanlıkları, kimi zaman kültürel değerleri, kimi zamansa tecrübelerinden edindikleriyle ayrılırlar birbirlerinden. Birinin “ayıp” olarak tanımladığı, diğeri tarafından “normal” algılanırken, birinde hoş karşılanan, bir diğerinde hoş karşılanmaz. Herhangi bir yerde yazılı olmayan bu toplumsal kurallar, toplumu oluşturan fertlerin karakterlerine dahi yansır. Kitapta “Barbarlar” olarak adlandırılan ilkel topluluğun özellikle saygı ve boyun eğme gibi bazı karakter özellikleri ön plana çıkarılmış. Bu durum da dışarıdan bakıldığında; çoğunlukla o topluluğa merhamet duygusu beslenmesine sebep oluyor.

Kitapta iç içe birçok konu var. Belki aksini düşünemediğimiz ya da çaresizliğimizden kabullendiğimiz bir çok şeyin sınırlarını düşündürüyor Yazar bize. Bir yandan devletin, diğer yandan sevginin sınırlarını sorgulatıyor. Yaşayışlarının farkı nedeniyle dışlanan insanların gündelik işlerine ışık tutarak, tuttuğu ışıkla aydınlananları kendi baktığı yerden, gördüğü ölçüde anlatarak, yorumu her okurun kendi dünyasına bırakıyor.

İnsanları anlayabilmek için, onlarla zaman geçirmek şart mıdır? Acıkmadan, aç olanın hali anlaşılmaz mı? Üşümeden, üşüyenin halinden anlamak mümkün değil midir? Yokluk çekmeden, yoksulun hali bilinemez mi? Tutsak olanı anlamak, özgürlüğün zorla elinden alınması ile mi mümkündür? Bilememezliğin arkasına sığınarak, aslında farkında olduğumuz halde tüm duyularımızı kapatmakla kalmayıp, ruhlarımızı devre dışı bırakıyoruz aslında. İşte Yazar farkında olduğumuz halde görmemiş, duymamış gibi yaptığımız şeyleri vurguluyor. Bu sayede düşündürüyor, sorgulatıyor.

Okurken sevgi, aşk, merhamet, kültürel değerler, güçlü ve zayıf arasındaki farklar, otoritenin sınırları, özgürlük, dürüstlük gibi konularda düşünmeye, sorgulamaya sevk eden, kısa olduğu kadar dolu dolu, akıcı ve merak uyandıran bu güzel kitabı herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 10 verdi
5 yorum
zeyrek (@zeyrek)
Ben de satın aldım bu kitabı, sırada bekleyenlerden 😊 Emeğinize sağlık inceleme için ...
11.04.19 beğen 1 cevap
döşeğimde ölürken (@belirsizlik)
bugünün dünyasında avrupa medeniyeti dışında olan herkes barbarlıkla itham ediliyor. ideal medeniyet diyerek önümüze sundukları şey kendileri, geride kalan herkes onlara benzeyenler ve benzemeyenler... barbarlara saygım var. bu kitabı okumadım konusuna bakarken şu kitaplar geldi aklıma: Fikret Başkaya'nın Azgelişmişliğin Sürekliliği ve Gündüz Vasaf'ın Tarihi Yargılıyorum. Okudunuz mu bilmem ama bu iki kitap gerçekte o uç insanların neden uç insan olduklarını anlatıyor. Fikret hoca ekonomik yönden ele alıyor meseleyi Gündüz hoca da tarihsel olarak. her ikisi de ''neden?'' sorusunu yöneltirler. Ben de o halde bu romanı bir araştırmaya alayım. sağolun.
11.04.19 beğen 1 cevap
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

Kendisine benzemeyeni barbar ilan eden, sonradan gelen kendileri olduğu halde, yerlileri doğruluğuna dair hiçbir kanıt bulunmayan senaryolarla öcüleştiren, düşman ilan eden bir topluluk. Devletini kurmuş, sınırboylarını askeri korumaya almış ama daha fazlasında gözü... Bunun için de halkın içine korku salmak, yerlileri barbar sıfatıyla ötekileştirmek gibi yöntemlerin yanısıra suçlarının ne olduğu bile belirsiz olan tutsaklara işkence ederek tansiyonu yükseltiyorlar.

Böyle bir sınır boyunda yıllarca barışçıl ortamda çalışmış olan hakim, savaşa niyetlenen devlet kuvvetleri ile ters düşecek hareketlerde bulununca ya da merhamet damarı acımasızlıklara dayanamaz hale gelince üst üste yaptığı hatalar başını belaya sokuyor. O adalet, merhamet, insancıllık gibi kavramları sorgulayadursun hayat acımasızların kurduğu çizgilerle yolunu belirliyor. Acımasızlığın yıkıcılığı yanında, uzlaştırıcı düşüncenin hayat vericiliği çok zayıf kalıyor.

Bu kitapta yazılanlar o kadar gerçek ki aslında. Dünyanın eli kanlı tarihi hep böyle senaryolarla dolu. Ölenlerin ise ne olup bittiğine dair hiçbir fikri yok çoğu zaman.

Böyle bir dünyaya hiç gelmemiş olmayı dilerdim sanırım. Aciz bir şekilde kenarda oturuyor olmak tıpkı kitaptaki hakim gibi insanı mutlu etmekten ebediyyen alıkoyuyor. Yine de onun kadar bile umudumun olmadığını hissediyorum ben dünya adına.

İyi insan olmaya çalışmak sanıldığından çok daha meşakkatli ve bedel ödemeyi gerektiriyor. Ya da kötülüğün tahakkümü altındayken iyiye doğru attığını düşündüğün her adımda o kötülüğün içinde eriyip gidiyorsa ufacık sinekler gibi orda burda ezilip kalmak olacak işte sonumuz. Ne sefil bir son.

Kitabı tanımamı sağlayan sayın @sojen ' e ve incelemesiyle katkıda bulunan sayın @gulsahsonmez 'e teşekkürlerimi sunuyorum. :)
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba puan vermedi
4 yorum
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Ben teşekkür ederim. Beğenmenize sevindim. İnceleme için de emeğinize sağlık bu arada.
28.04.19 beğen 1 cevap
Sojen (@sojen)
Ben teşekkür ederim @zeyrek.beğenme garantisi vermiştim yanlış hatırlamıyorsam :). İncelemeni de beğendim. Ellerine sağlık. Bu kitapta yazılanların hepsi, senin dediğin gibi, gerçek. Farklı zaman ve mekanlarda, farklı bağlam ve formlar ile, hep yaşanmıştır ve yaşanıyor. Ötekileştirme, bir hastalık. Ve ne yazık ki herşeye sirayet etmiştir. Cins, tür, etnik, sınıf vs... Vs... Ne yazık ki her şeyde, her yerde var. Ne yazık ki...
28.04.19 beğen 1 cevap
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Hayali bir imparatorlukta yaşanan olaylar bir yargıcın gözünden anlatılmaktadır. Olayların geçtiği coğrafya hayali olsa da aslında dünyanın her yerinde olan ya da en azından olması muhtemel bir yerdir. Her ülkenin tarihinde, sınırlarının bir bölümünde olan ya da olmaya devam eden bir dram anlatılmaktadır bir bakıma.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 6 verdi
0 yorum
Ayşenur Kurt

Ayşenur Kurt

@aysenurkurt

despotluk ancak bu kadar güzel anlatılabilir
okuduğum en iyi kitaplardan biri. mutlaka tavsiye ediyorum. Güney Afrikalı bir yazar ve faşizmi çok güzel anlatmış. öğrenecek çok şey var.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 10 verdi
0 yorum

Barbarları Beklerken - S41

Ne teklif ettiğimi anlıyor.Dimdik, elleri kucağında oturuyor.
Mustafa Kemal'in Askeri tarafından eklenmiştir.
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Acı gerçektir. Gerisi kuşkuya açık.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

Bugünlerde ne zaman fırsat bulursam uyuyorum ve gönülsüzce uyanıyorum. Uyku artık şifa veren, yaşamsal güçleri geri getiren bir banyo değil, bir unutuş, yok oluşa her gece hafifçe bir dokunuş gibi.

****

Ama beni en çok utandıran, yok oluşa karşı en fazla kayıtsız bırakan şey, huzursuzluğumun ne kadar dış etkenlere, bir gün penceremin altında ağlayıp ertesi gün ağlamaz olan bir bebeğe bağlı olduğunu bilmek. Çok fazla şey biliyorum ve bu bilgi insana bir kez bulaşınca artık kurtulmak mümkün olmuyor galiba.

***

Düğüm kendi içimde sıklaşıyor; ucunu bulamıyorum.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

İnsanın gerçeği söyleyip söylemediği nasıl bilinebilir?
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Gerçeği söyleyen adamın sesinde belli bir tını sezilir. Uygulama ve deneyimle bu tınıyı tanımayı, öğreniriz.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Yakarak, yıkarak, ırzına geçerek bir kimsenin gizlerine sahip olunabileceğini düşünmek ne büyük yanılgı.
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Bedran Ali Ertuğrul

Bedran Ali Ertuğrul

@bedranaliertugrul

 paylaşım fotoğrafı
'Bazı insanlar haksız yere acı çektiğinde,'' derdim kendi kendime, ''Acılarına tanık olanların kaderi bunun utancını hissetmektir.”
ataç ikon Barbarları Beklerken
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum