up
ara

Zeytindağı

Zeytindağı Konusu ve Özeti

Zeytindağı
Zeytindağı kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yayınevi: Pozitif Yayınları
ISBN: 9789756461075
Sayfa: 165 sayfa
Zeytindağı, insanın kanını donduran tarihi bir süreci "bir imparatorluğun çöküşünü" o zamana göre en duru Türkçeyle karşımıza getiriyor. Kitapta Mehmetçiğin Yemen'de, Aden'de kanal'da Gazze'de, Arap çöllerinde nasıl kırıldığını, yenilgiden sonra bir vagon dolusu "mecidiye altınını" bile nasıl bıraktığımızı hayretler içinde okuyacaksınız.

Cemal Paşa'nın emir subayı olarak, o günlerde en yakınında olan Falih Rıfkı Zeytindağı kitabıyla tarihimize bir ibret belgesi bırakırken, her biri destan olabilecek, askerlerin günlükleri ve adeta kumar masasında kaybedilen Ahmetlerin, Mehmetlerin hikayeleri tüylerinizi ürperticek.
Suleyman Kalman

Suleyman Kalman

@bukitaplarinhepsiniokudunmu

Bugünlerde yine okunması gereken bir kitap
Falih Rıfkı ve Zeytin Dağı

Zeytin Dağı, Kudüs’te. Bir zamanlar bizim olan ya da bizim sandığımız yerlerden. Falih Rıfkı Atay, asker olarak bulunduğu bu bölgeye ve gençliğine duyduğu özlemle, bize 1.Dünya Savaşı’nın ve imparatorluğu kaybedişimizin hikayesini anlatıyor. Kanal Harekatı sırasında 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa’nın, emir subayı olarak yanında bulunmuş yazarın gözlemleri, anıları, çözümleme ve yorumları hem geçmişe, hem de günümüze ışık tutacak nitelikte. Bunlardan altını çizdiğim bazılarından alıntı yapacağım. Bu alıntıların bir kısmına yorum yazacağım. Bir kısmının yorumunu ise okuyana bırakacağım. Yaklaşık yüz yılda ülkede neyin değişip, neyin değişmediğine, geçmişle bugünün benzerliğine dikkat çekmeye çalışacağım.



“Herşeyi büyük ve yeni bir Osmanlı ordusundan ve bu orduyu kendi gençliğinden bekliyorduk.”

Bu cümle size bugün için bir çağrışım yapıyor mu? Demokrasi ile yönetildiğimiz sadece bir sanı mı, yoksa demokrasi bizim için bir lüks mü?

“O zamanın gençliği; çabuk sever, çabuk inanır ve bağlanırdık.” Şimdi böyle bir gençlik var mı? 70’lerin gençliğini hatırlatıyor bu saptama biraz değil mi? O zamanlar idealist gençler, değişime inanan ve onu arzulayan bir coşkuyla, hatayı da delikanlılıkla sarıp sarmalıyorlardı.



Enver Paşa’yı “diktatör” başlığı altında ele almış yazar. Onun hakkında çok şey söylemese de, anlattığı bir olay onun ruh durumunu çok güzel betimliyor.

“Enver’i, binbaşı iken Edirne’de bir arkadaşının, Selahaddin Adil’in tavsiyesi ile tanımıştım. Edirne’yi henüz almıştık. Ben karargaha gittiğim vakit, sınırdan dönmüştü.

-Bizim halimize bakınız. Şimdi Mustafa Paşa’da köylüler bana ihtiyar bir adam getirdiler. Kız arayan Bulgarlara köylü kızları haber verip teslim etmiş. Siz olsanız bu adama ne yaparsınız?

-....

O vakitler pek de yukarı kıvrık olmayan bıyıkları altından gülümseyerek:

-Beni günaha soktu. Dayanamadım, öldürmeğe mecbur oldum, dedi.” Enver Paşa’nın ruh halini ne kadar güzel anlatıyor değil mi? Bu adamın en zor dönemlerinden birinde ülkenin başında olması nasıl bir talihtir acaba?

Yazarın, insanımızla ilgili değerlendirmeleri de çok gerçekçi ve hala geçerliliğini koruyor. Örneğin askere giden gençlerle ilgili şu saptamalarına kulak vermekte yarar var.

“Bir disiplin kadrosu içinde anonim kalmak Türk gençlerinin hoşuna gitmez. Meşrutiyet gençliği gibi Cumhuriyet gençliğinin de başlıca eksiği budur. Her gün aramızdan iltimaslıların ayrıldığını görüyorduk. Sivil vazifeler daha cazibeli idi.”



Kudüs veya Anadolu dışındaki Osmanlı topraklarının “milli”liği konusundaki şu cümleler de çok anlamlı:

“Floransa ne kadar bizden değilse, Kudüs de o kadar bizim değildi. Sokaklarda turistler gibi dolaşıyoruz. Bu kıtaları ne sömürgeleştirmiş, ne de vatanlaştırmıştık. Osmanlı İmparatorluğu buralarda, ücretsiz tarla ve sokak bekçisi idi...İmparatorlukların sanatı sömürge ve milliyet işlemektir. Osmanlı İmparatorluğu, Trakya’dan Erzurum’a doğru, koca gövdesini yan yatırmış, memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.”



Osmanlı bir sağmaldı gerçekten ama bu ondan ayrılan halkaların kendilerinin sömürüldüğü yalanı ile “millet” olmalarını engelleyemedi. Bugün Arap, Arnavut, Sırp, Bulgar milliyetçilikleri bu aforizma üzerine kuruludur.

Falih Rıfkı, kitabında daha çok Cemal Paşa’nın Suriye’de ve Kanal Seferi sırasında yaptıklarını anlatır. Ama Cemal Paşa’yı çok fazla eleştirdiği yolundaki yaklaşımlara da karşı çıkar. Belli ki aralarında ekmek-tuz hakkı vardır. Onun Cemal Paşa’nın Arap ayrılıkçılığına karşı geliştirdiği çözümlerle ilgili paragrafını buraya aynen aktarıyorum. Neye benzediğine okur karar versin.

“Cemal Paşa bir taraftan zor, bir taraftan imar ve ıslah siyasetleri kullanılarak, Araplık cereyanının durdurulacağı fikrinde idi. ”



Falih Rıfkı’nın İslamiyetin kutsal mekanlarını ziyaretiyle ilgili düşünceleri bugünün en ileri bir kafasından bile çok daha ötede göründü bana. Günümüz Türkiye’sinde demokratlık iddiasındaki iktidar sahipleri bu düşünceleri taşıyanlara neler yaparlar, varın siz düşünün.

“Medine kasabası birkaç boz renkli hurma gövdesinden belli olur. Çocukluktan beri hazretsiz, aleyhisselamsız, titremeksizin ve korkmaksızın ismini ağzımıza alamadığımız Peygamberin şehrindeyiz. Eski, müphem ahret hayaletlerinin içimde kımıldadığını hissetmeli idim.

Bu his, Medine’de büsbütün biter. Medine, Peygamber ölüsü ile tüccarlık eden bayağı ahlaksız simsar yuvalarından biridir. Her Medine’li uzaklardan gelen saf halka, bu harap ve pis çöl köyünün taşını, toprağını, kuyu suyunu kırk defa öptüre öptüre satar.”



Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde Araplarla ilgili -artık biraz üstü örtülse de- bilinen gerçek bizi arkadan vurmalarıdır. Bu arkadan vurma olayı, bizim bakış açımızı mı yansıtıyor acaba sadece? Öyle ya bize göre müslüman olan toplumlardan böyle bir şey beklenemezdi. Türk insanı hatta aydınlarımız ne yazık ki milliyet bilincinin, akımının farkında değildi. Ancak, kabile düzeninden ulus haline geçmeyi becerememiş bu topluluklardan da –haliyle- böyle bir darbe beklemiyorduk açıkçası. Şimdi, yazarın Razva-i Mutahhara ziyaretinin sonunda büyük bir hayalkırıklığı ile ele aldığı şu satırlara bakalım.



“Yarın öbür gün, Arap çeteleri ile sarılacaksınız. Peygamberin torunları, Razva’nın yeşil kubbesine kurşun atacaklar. İstanbul elden gidiyormuş gibi telaşlanarak, size Anadolu’nun bağrından Türk yavruları göndereceğiz.

Siz, Peygamber torunlarının ateş ve açlık çemberi içinde, bir hurma kurusu bulamayıp deriniz iskeletinize yapışmış ölürken, Anadolu çocukları iskorpitten çürüyüp düşen ağızlarının yaraları içinde, kavrulmuş çekirge çiğnemeye çalışarak, Fatma’nın, Ebubekir’in, Ömer’in ve Muhanmed’in sandukalarını savunacaklar.”



Sonra, İttihat ve Terakki’nin liderleri arasındaki gizli, açık çekişmeleri anlatır. Her halukarda, Cemal Paşa’yı daha akıllı, daha çağdaş daha aklı selim olarak görür.

“Keşke Enver yerine Cemal, Harbiye Nazırı olsaydı. Birinci Dünya Harbine girmezdik ve batmazdık.”, der.

Acaba tarihin gidişini yalnızca şahıslara bağlı kılmak ne derece doğru? Osmanlı Devleti’nin bugün yarın yıkılması esasen o dönem için mukadderdi. Belki Enver Paşa yıkılma sürecini hızlandırmış, bir katalizör görevi görmüştür.

Ya, Arap topraklarına akıtılan altınlar. Sadece can vermek de yetmemiş bize. Oralarda bu yoksul halkın varını yoğunu da heba etmişiz. Boşuna yazmamış Tevfik Fikret şu dizeleri;

“Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını

Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini

Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.

Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini...”



“Silahlar, toplar, altınlar, develer ve erzak, hepsini, hepsini verdik. Ve bütün seferden bize yine ve yalnız bir Türk çocuğunun isimsiz, nişansız, mezarından başka bir şey kalmadı.”

Dönemin yöneticilerinin dünyaya bakışındaki yetersizliği de çok iyi tespit ediyor yazar.

“İttihat ve Terakki başkanlarının milletlerarası meseleler ve davalar hakkındaki fikirleri, önceki kuşaktan daha esaslı olmamıştır.”



Asıl önemli gözlemlerden ve vurgulardan biri de milliyetçilik ve vatanseverlik hisleri ile ilgili olanlar: “...Belçika’da vatansever bir memleket havasının, bir düşmanı nasıl yalnızlayacağını gördüm. Sokakta, kahvede, otelde Almanlarla temas eden hiçbir yerli yoktu. Büyük Harpte Brüksel’i görmüş olan bir Türk için, Mütareke İstanbul’unu düşünmek ne kadar acı ve düşündürücüdür.”



Sonuçta; Anadolu insanının neden savaştığını bilmeden, bir “sarf malzemesi” olarak kullanılarak, sağda solda heba edilmesinin üzerinde “acıyla” duran yazar, tren istasyonlarında günlerce askere gitmiş oğlu Ahmed’i arayan bir anne aracılığıyla bize seslenmektedir.

“Ahmed’i ne için harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı bir anaya anlatabilsek, onu övündürebilecek bir haber verebilsek...Fakat biz Ahmed’i kumarda kaybettik!”

Yenilgi sonrası bakımsız, ücra Anadolu topraklarından geçerken, Cemal Paşa’nın nedamet getirip keşke buralarda görev yapsaydım, dediğini anlatır. Ama biliyoruz ki, ömrü vefa etmemiştir Paşa’nın Anadolu’da görev yapmaya. Ya da Anadolu’yu yeni ve anlamsız serüvenlere sürüklemeye...



Bitirirken söyledikleri ise şunlardır Falih Rıfkı’nın:.

“Mustafa Kemal, Büyük Harbe girmek aleyhinde idi: Kafa ve sanat adamı olduğu için.

Mustafa Kemal Kurtuluş Harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı: Vatan adamı olduğu için."

Ve tarih, talih ya da millet...Ne derseniz deyin, bir devrin, bir asrın, bir imparatorluğun bittiği anda insanımızı “yurttaş”, devletimizi “cumhuriyet”, yönümüzü “çağdaşlık” yapacak bir önder armağan ediyordu bize.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

ZEYTİNDAGI KİTABIMDA Kİ TUTDUGUM NOTLAR
1.NOTUM SAYFA 5
Şimdi Yahudi kudüsün köşesinden , ta uzakta büsbütün ormanlaşan tepedeki beyaz hayaletini izliyorum.

2.NOTUM SAYFA 6
Ölberg zeytindağı nın Almancası cebelizzeytün Arapçası zeytindagı ise kitapımın adı

3.NOTUM SAYFA 6-7
Bir Türk Kudüs ü yoktu . bir Arap Kudüs ü varmıydı ? hayır ne Katolik ne Ortodoks ne de Yahudi Kudüs ü , Kudüs haçlı alemli , Davud mühürlü sancaklar altında göze görünmez orduların sessizce alıp verdikleri bir yer. bu defa o şehrin bu yakasında Süleyman nın olduğu kadar Yahudi olan Kudüs ü görüyorum.

4.NOTUM SAYFA 9
Biz şimdi kırkına yaklaşanlar Osmanlı imparatorluğunun son gençleriyiz . 1914 de üç, beş, yedi yaşında bulunan çocuklar , bugün yeni Türkiye nin gençleri olmuşlardır ve hatırlarında imparatorluktan hiç bir iz kalmamıştır.

5.NOTUM SAYFA 10
Biz eğer Vardar ı , Trablus u , Girit i ve Medine yi bırakırsak Türk milleti yaşıyamaz sanıyorduk.

6. NOTUM SAYFA 11
Meşrutiyetin kendisini anlatmak lazımdır . zeytindağını bu maksatla yazdım.

7.NOTUM SAYFA 19
Her şey bittimi paşam ? ( cemal paşa ) diye sordum. gözlerinden kırları artan sakalına bir iki damla yaş düştü.

8.NOTUM SAYFA 20
En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı.

9.NOTUM SAYFA 20
Yeni bahriye nazırı beni çağırmış cemal paşanın Türk ocaklarına yolladığı 15 bin lirayı Halide hanım geri vermezse hepinizi gazetelere vereceğim diyordu.

10 .NOTUM SAYFA 25
Bütün bir devlet iktidarını teslim alıp ta hükümeti eski devir adamlarına bırakan başka bir devrin partisi tarihte görülmüş müdür bilmiyorum.

11 .NOTUM SAYFA 30
Benden başka Türk olarak bir de Halit ziya bey vardı.

12.NOTUM SAYFA 31
Aynı arabaya binen kadın ve erkeklerden karı-koca vesikası sormamak, hemen hemen devrimcilik gibi ileri bir davranıştı. gözleri Mustafa kemal gününde açılmış olanlara 1913 avuntuları ne kadar gülünç gelir.

13.NOTUM SAYFA 33
Çünkü o zamanki devrimci kırmızı ve uzun mısır fesini başı üstüne yakıştıracak kadar duygusuz ve donuk, prensiplerini en eski Osmanlı kafalarının kalıbına dökecek kadar şuur düşkünü idi.1913 de bir Mustafa Kemal, yüz yıl sonrası için bile hayaldi, fantezi romanlarında bile yeri yoktu.

14.NOTUM SAYFA 33
Harbe nasıl, niçin ve ne hesapla girmiştik ? bunu bir adam biliyor . ENVER

15.NOTUM SAYFA 34
Bu zatın kim olduğunu sordum .Mustafa Kemal bey dedi. sonra biraz şaşıca gözlerini manalaştırarak, ilave etti yamandır

16.NOTUM SAYFA 35
Hayır Türkiye yi kurtarmak için Alman zaferi yetmezdi. Enver den ve Almanlardan kurtulmak da lazımdı. bunu kim yapacaktı. 20 den 24 yaşıma kadar, bütün harpte hep bunu düşündüm.

17.NOTUM SAYFA 36
ENVER: Bilmiş ol ki ben Allah tarafından büyük Türk hakanlığına kurmaya vekilim. Necip bey eve döndüğü zaman ; eğer bu adam harbiye nazırı başkumandan vekili ve yaver-i hazret-i şehriyar i olmazsa yeri doğrudan doğruya tımarhanedir.

18.NOTUM SAYFA 37
Eğer İngiltere olmasa Almanya nın Rusya ve Fransa yı bir kaç hamlede dağıtacağından kimsenin şüphesinden yoktu.

19.NOTUM SAYFA 42
Büyük harpte herhangi bir kimse için : ittihatçıdır.

20.NOTUM SAYFA 44
Filistin ve Hicazda Türk müsün ? sorusuna bir çok defalar cevabı : estağfurullah idi.

21.NOTUM SAYFA 45
Bizim emperyalizm, Osmanlı emperyalizmi, şu ana fikir üstünde kurulmuş bir hayal idi. Türk milleti kendi başına devlet yapamaz.

22.NOTUM SAYFA 46
Medine siz Türkiye bu emperyalizmin intiharı demekti.

23.NOTUM SAYFA 46
İmparatorlukların sanatı sömürge ve milliyet işlemektir. Osmanlı imparatorluğu gövdesini yan yatırmış memelerini sömürge ve milliyetlerin ağzına teslim etmiş, artık sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal idi.

24.NOTUM SAYFA 56
Paris te her şey unutulmak için eğer on beş gün yeterse Şark ta bu, on beş saat bile değildir. Şark ta ölmemeye bakmalı ...

25.NOTUM SAYFA 60
Bağdat mebusu her oturumda uyur görüşme bittiği zaman başını kaldırıp ya şeyh bugün ne oldu diye sorarmış.

26.NOTUM SAYFA 61
Dini bütün Müslümanım demiştim. Öyleyim fakat Hıristiyanlar da bir tek şeyi kıskandım. Kadına verilen kıymeti ve değeri

27.NOTUM SAYFA 64
Bir aralık önümüzden testisini omuzlamış bir Arap geçti benim bildiğim önünden adam geçenin namazı bozulursa da Medine de böyle olmadığını ve zemzemin Mekke de olduğunu unutarak bu Arabın da bize zemzem getirdiğini sandım. Bir tas su verdi şaşırarak ellerimi çözdüm ve içtim. Tekrar ellerimi bağlasam da Arap koluma yapıştı. -para diyordu meğer herif su satıyormuş.

28.NOTUM SAYFA 66
Hz. Muhammed in türbesinden çıktık dan sonra kapının eşiğinde şiş yarasının kabuklarını ayıklayan bir arabın eteğine basıp, halis kuran şivesiyle şiddetli bir küfür yedik.

29.NOTUM SAYFA 70
Medine dini mallaştırmış ve maddeleştirmiş bir Asya pazarı idi. Kudüs ise dini oyunlaştırmış bir garp tiyatrosudur.

30.NOTUM SAYFA 71
Herkes putunu göğsüne asmış elinde deste deste mum tutuyor bu mumlar İsa nın mezarından çıkan mukaddes ateşle yandıktan sonra Hıristiyanlara satılmaktadır.

31.NOTUM SAYFA 73
Kudüs kelimesi Hıristiyan lıgı hatıra getirir fakat ne Kudüs de nede Filistin de Hıristiyanlık diye bir mesele yoktu. Kudüs ün Hıristiyan lıgı, Ortodoks Petersburg, Protestan Berlin, dinsiz Paris, Katolik Roma ve Anglikan Londra nın politika meselesidir.

32.NOTUM SAYFA 73
Yahudilerin Kudüs te yüzlerce yıldan beri her Cumartesi günü başlarını dayayıp ağladıkları taşı ziyaret ediniz. Yüzlerce yıllık göz yaşı bu ağlama duvarını bir santim aşındırmamıştır.

33.NOTUM SAYFA 76
Yahudiler ittifaka davet olunmuştur. Ne güzel bir batıl tasavvur ne güzel bir boş hayal.

34.NOTUM SAYFA 76
Ziya Gökalp Hamdullah için fert çi Halide hanım için bozgun edebiyatı yapıyor derdi.

35.NOTUM SAYFA 87
Büyük bozgundan sonra Şam istasyonunda bırakmaya mecbur olduğumuz en son vagonun bile içi mecidiye doluydu.

36.NOTUM SAYFA 89
Suriye de bizim ne kadar temelsiz olduğumuzun ispatı şu sekiz yaşında çocuğun korkudan bana selam duruşudur.

37.NOTUM SAYFA 91
Almanlar harpten sonra imparatorluğu sömürgeleştirmeyi düşündükleri için en kuvvetli isimleri yedek subay olarak aramıza göndermişlerdi.

38.NOTUM SAYFA 94
Büyük harpte öldürmek, astırmak, vurdurmak sözleri beş lira ceza gibi hafif kıymetler almıştı. bir gün telgrafçının önünde bir dakika geciktiren asılır yazılır idi.

39.NOTUM SAYFA 96
Keşke Enver yerine Cemal harbiye nazırı olsaydı işte o zaman birinci dünya savaşına girmez ve batmazdık.

40.NOTUM SAYFA 107
Alman yenilmez yahut İngiliz de yenilmez.
almanlar büyük harpte Türkiye ye kendi teğmenlerinin ismini koymuşlardı. ENVERLAND

41.NOTUM SAYFA 113
Hiç birinin durduramadığı İngiliz seli, yine bir Türk , fakat bu sefer öz bir kumandan Mustafa Kemal tarafından Halep aşşağısın da tutulmuştur, Mustafa Kemalin orada seçtiği savunma hattı milli misaktaki Türkiye sınırı idi.

42.NOTUM SAYFA 115
İktidar filinin hortumu başarı yemi gevelemediği zaman tersine kıvrılır ve üstündekini yutar.

43.NOTUM SAYFA 116
Kudüs ü israiloğulları gibi bırakmadık Türkler gibi bıraktık.
Bir kadın gelen geçen benim Ahmet i gördünüz mü ? diyordu. Anadolu demiryoluna şoseye han ve çeşme başlarına inip çömelmiş oğlunu arıyordu. Anadolu Ahmet ini soruyordu. Ahmet i niçin harcadığımızı bir söyleyebilsek, onunla ne kazandığımızı ir anaya anlatabilsek onu övündürecek bir haber verebilsek. fakat biz Ahmet i kumarda kaybettik.

44.NOTUM SAYFA 119-120
Paşam söyler misin biz bu harbe niçin girdik. Aylık vermek için. Kırtasiye ve maaş imparatorluğunun tarihi işte böyle biter. Bu hikayenin belki büyük bir değeri olmayacaktı eğer sonraları şu hikayeyi işitmeseydim Sakarya ya yaklaşıyoruz bir millet olarak kalmak için harp etmek ve muzaffer olmak için lazımdır. Tam o zamanda maliye durmuştur. İlim, ihtisas ve tecrübe Mustafa Kemale hükmünü söylüyor hazine de para kalmamıştır bulmak ihtimalide yoktur. ilim ihtisas ve tecrübe büyük kelimeler büyük ve korkunç verdiği karar şu Türk milleti istiklalini ödeyemez.

45.NOTUM SAYFA 120
Aylık vermek için harp i bırakmak lazımdı. Mustafa kemal in kararı bu değildi Vatan ve istiklaldi. ve en iyi kanunu arayıp buldu milletin nesi var nesi yoksa yüzde kırkını vatan savunması için verecektir. Sakarya Dumlupınar İzmir ve Lozan hepsini böyle ödedik.

46.NOTUM SAYFA 120
Mustafa Kemal büyük harp e girme aleyhinde idi kafa ve sanat adamı olduğu için Mustafa Kemal kurtuluş harbini bırakmak fikrinde asla bulunmadı vatan adamı olduğu için. işte size bütün kitap ın özü ilim ve vatan adamı olunuz hiçbiri yalnız başına ne sizi nede milletinizi kurtarabilir.

47.NOTUM SAYFA 136
Haksızsınız biz ormanlarımızı madenlerimizi mahsullerimizi yada sanayimizi değil biz Türk ümüz işletmiyoruz.

48.NOTUM SAYFA 171
Halep ordaysa arşın burdadır. bu kitabı okumak adeta bir borçtur ve vazifedir. BEHÇET KEMAL ÇAĞLAR
Bir muharrir bütün ömründe böyle bir kitap yazabilmişse dünya ya beyhude gelmemiş demektir. HÜSEYİN CAHİT YALÇIN
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi
3 yorum
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Bu eklemiş olduğunuz inceleme değildir. Kitaptan alıntılardır. Kitaptan sizin hoşunuza giden kısımları "alıntılar" bölümünde paylaşabilirsiniz. İnceleme eklerken incelemenin sizin düşüncelerinizden oluşmasına dikkat ediniz. ...Sadece bilgilendirmek istedim.
27.08.15 beğen cevap
Mesut ÖZKAYA (@mesutozkaya)
Listemde olan bir kitap yakın bir zamanda okumayı dusunuyorum
27.08.15 beğen cevap
Emrah Akkaya (@emrahakkaya)
üzgünüm aslında notların buraya yazılacağını sanmıştım hemen siliyor alıntılarıma ekliyorum
28.08.15 beğen cevap
kişibaşınadüşenmilligelir

kişibaşınadüşenmilligelir.

@kisibasinadusenmilligelir

.......
“Bu kitabı okumak adeta bir borçtur ve bir vazifedir” Behçet Kemal Çağlar

Büyük imparatorlukların çöküşü dramatik oluyor. Roma İmparatorluğunun Vizigot Kralı Alaric tarafından yağmalanması ve yüzlerce yılda inşa edilen medeniyetin barbar Cermenlerin ayakları altında ezilmesi nasıl masum bir kadının tecavüze uğramasına benziyorsa Devleti Aliyyenin çöküşü de buna benzer. Kafkaslar Balkanlar Filistin Mekke ve Medine Suriye Irak ve binlerce kilometrekare vatan toprağının bir bir elden çıktığı bir memlekette vatanperver bir devlet adamı ya da subayın hissiyatı ancak bu kadar müthiş tarif edilebilirdi. İttihat ve Terakkinin en önemli üç isminden birisi olan Cemal Paşa Birinci Cihan Harbinde Kanal Harekatını idare etmek üzere görevlendirilir ve emir subayı olarak kendisine Falih Rıfkı eşlik eder. Yüzlerce yıl Osmanlı toprağı olan bu coğrafyanın elden çıkışını fevkalade tahassüs yüklü cümlelerle anlatmış Falih Rıfkı. Kendisini bu vatanın bir ferdi olarak gören herhangi bir Türk evladının duygulanmaması elde değil. Çölde kavrulan tifüse sıtmaya yakalanan cepheden cepheye sürüklenmiş yüzbinlerce neferin, bir medeniyetin, cihanşümul bir imparatorluğun yıkılışına tanık olması bu kadar güzel anlatılamazdı.

Zeytindağı Kudüse yakın bir dağ. Cemal Paşanın idaresinde olan 4. Ordu buraya konuşlanmış vaziyette. Burada geçirilen günlerin çaresizliği ve psikolojik atmosferi Osmanlının yıkılış sürecine benzediği için bence kitabın adı sembolik olarak da mana yüklü olmuş. Osmanlının Arap coğrafyasındaki tahakkümü ve ümmetçilik politikasındaki ısrarının beyhude olduğunu Falih Rıfkı’nın yaşadıkları neticesinde anladığı kitabın muhteviyatından çok iyi biçimde idrak ediliyor. Kitapta bir yerde Osmanlının kasasındaki altının tamamına yakınının cihan harbi sırasında Arap coğrafyasını elde tutmak adına harcandığı belirtiliyor. Hatta ricattan sonra memlekete avdet sırasında Anadolu için Cemal Paşanın keşke görev yerim burası olsaydı memleketin tekmil imkânını çöle ve bedevilere tahsis ettik diye nedamet duyduğu belirtiliyor kitapta. İmparatorluğun göz göre göre ve mecburiyetten cihan harbine çekilişi bilhassa Cemal Paşa cihetinden irdelenirken bir yandan da Mehmetçiğin haleti ruhiyesi insanı müteessir eden cümlelerle anlatılıyor.

Mesela şu kısım oldukça etkileyici:

“Yüz binlerce çocuğunu memesinden sökerek alıp götürdüğümüz bu anaya, şimdi kendimizi ve pişmanlığımızı getiriyoruz, istasyonda bir kadın durmuş, gelene geçene:
- Benim Ahmed'i gördünüz mü? diyor. Hangi Ahmed'i? Yüz bin Ahmed'in hangisini? Yırtık basmasının altından kolunu çıkararak, trenin gideceği yolun, İstanbul yolunun aksini gösteriyor:
- Bu tarafa gitmişti, diyor.
O tarafa? Aden'e mi, Medine'ye mi, Kanal'a mı, Sarıkamış'a mı, Bağdat'a mı?
Ahmed'ini buz mu, kum mu, su mu, skorpit yarası mı, tifüs biti mi yedi Eğer hepsinden kurtulmuşsa, Ahmed'ini görsen, ona da soracaksın:
- Ahmed'imi gördün mü?
Hayır... Hiçbirimiz Ahmed'ini görmedik. Fakat Ahmed'in her şeyi gördü.”

Kitabı okuyanlar cumhuriyetin kurucu kadrosunun nasıl bir ruh haline ve psikolojiye sahip olduğunu daha iyi anlayacaktır. 1911 Trablusgarp savaşı ile başlayıp Balkan Savaşları ve Cihan Harbi ile devam eden daha sonra Sakarya Meydan Muharebesi Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile neticelenen 10 yıllık harap edici bir savaş ve yıkım sürecinin insanların zihinlerindeki tezahürünü anlamak elbette kolay bir iş değil. Bugün otuz küsur ülkeyi barındıran topraklara hükmetme noktasından mütemadi savaşlar neticesinde Polatlıdan top seslerinin duyulduğu bir noktaya gelen nesilden bahsediyoruz. Mehmet Akif’e Çanakkale zaferini duyduğunda sabaha kadar gözyaşları içinde Çanakkale Şehitleri şiirini yazdıran bir duyguyu başka bir nesil yaşamadı ne bugün ne de daha evvel.

Kitabın Türkçesi ise ayrıca sitayişi hak ediyor. Kelime kullanımı ve üslup harikulade. Bir başladığınız zaman anında bitiriyorsunuz. Zaten mühim edebiyatçıların bir kısmı kitabı modern Türkçe’nin kullanımı hususunda başyapıt olarak nitelendiriyorlar. Örneğin Nurullah Ataç günümüz Türkçesi ile de kuvvetli bir anlatım yapılabileceğine delil olarak bu kitabı gösteriyor. Gayet anlaşılır ve net ifadeler , lafı uzatmadan görece kısa ve etkili cümleler kitabı Türkçe için bir yüz akı haline getirmiş.

Mesela

“Medine çarşısında ve sokağında Asya, Afrika, Anadolu dilenmektedir. Büyük bir toprak kümesini oyunuz; kurum ve kül yığılmış bir ocağın karşısına kalın hasır ve değnekten
İskemle ve peykeler sıralayınız. Aksakalı kirlenmiş ve porsuk etini bir tahta parçasına dayamış, boynu sarkık, pinekleyen adam, sonra, iri, uzun ve zifire bulanmış çubuktan esrar çeken çekik gözlü çocuk ve kahvenin önünde derilerini güneşe seren yarı iskeletler, hep hac yolunda kalmış olanlardır.
Sokaktakiler açlıktan ve ıstıraptan kapanmış göz kapakları üzerinde bir gölge kararır kararmaz, parmaklarının kara kemiklerini dillerinin güç döndüğü kelimelerle çatlak dudaklarını oynatıyorlar.”

Betimlemeler ve teşbihler bu kadar duru bir Türkçe ile ancak bu kadar etkileyici olabilir. Benim şahsi kanaatim efsanevi bir yazım olduğu yönünde. Milli Eğitim Bakanlığının 100 temel eser listesinde zaten yer alıyor. Fakat her Türk gencinin hem Türkçenin doğru ve etkili kullanımını görmesi hem de evveliyatını anlaması için okuması gereken temel bir eser Zeytindağı. Elbette ayrıntılı bir tarihi malumat vermiyor ama mutlaka okunmalı ve tavsiye edilmeli...
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Zeytindağı
“Ateş ve Güneş” te kendi beğendiği yönleri, “Mütareke” adlı kitabında beğenmediği konuları ele alan Falih Rıfkı Atay, bu kitapta hem beğendiği hem de beğenmediği konuları yazdığını belirtmiş.

Cemal Paşa’nın; insanların ihtisaslarından istifade ettiği, haklının yanında ve haksızın karşısında durduğu, yenilikçi bir lider olduğu, bürokrasi ve memur zihniyetini kırdığı ve 24 saatte herhangi bir işin muhakkak bitirilmesi gerektiğini söylediği, insanlarla iyi iletişim kurduğu, hatta insanların O’nun mimik ve hareketlerinden bazı düşüncelerini algıladığı konuları ele alınmış.

Enver Paşa ile Talat Paşa’nın muhafazakar yönlerinin ağır bastığından söz edilir. Osmanlı İmparatorluğu’ndaki azınlıklara tanınan imtiyazlar konusuna değinilmiş.

Çöl bedevilerinin adet ve gelenekleri kısa anekdotlarla anlatılmış. Bedevilerin kendi ayak izlerini küçük yaşlardan itibaren diğerlerinden ayırt edebildikleri ve bu sayede kendi kervanlarının geçtiği yerleri bildiklerinden bahsedilmiş.

Kitabın son bölümlerinde subayların hatıra defterlerinden alınan konular bulunmaktadır. Bu bölümlerde Türk askerinin fedakarlığı ve savaştığı yerde yazdığı destanlar anlatılmış.

Zeytindağı, bu konularla ilgili yazılmış olan tek kitap olduğundan, okunmalı diyorum. Başucu kitabı olmalı ve aralıklarla yeniden okunmalı bence.

İncelemelerde alıntılara yer vermiyorum genelde. Ancak burda beni en çok etkileyen üç tanesine yer vereceğim.

“Biz Ahmet’i kumarda kaybettik!”

“İnsan kum üstünde şehit bırakmaya dayanamıyor, çünkü ne mezarı, ne izi kalıyor.”

“İşte size bütün kitabın özü: ilim ve vatan adamı olunuz.”
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Kimileri Falih Rıfkı Atay için Çankaya şakşakçısı der. Kime neden şakşakçılık yaptığı veya yapmadığı okuru ne kadar ilgilendirir bilemem ama beni hiç ilgilendirmedi. Yıllardır çeşitli kaynaklardan okuduğumuz, bildiğimiz bazı kesimin de ısrarla bilmezlikten geldiği Osmanlı’daki Türk ve Anadolu gerçeğini bizzat yaşayarak çok güzel aktarmış okuyucuya. Yakın tarihi bilmek isteyenlerin okuyabileceği, gözlemlere dayalı, gerçek Türk milletinin saf içtenliği, kurduğu devletin- ki Osmanlı bir Türk devleti statüsünü korumuş mudur, o da tartışılır- tebası içinde nasıl hor görüldüğünün anlatımı karşısında içleri “cız” ettirecek bir kitap.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi
0 yorum

Zeytindağı - S41

Bir başka gün de doktorların odasından geçtik, geriye kalmış olanların bir kısmı çürüğe çıktı. Harbiye çavuşlarının eline yalnız okur -yazarlar ve sağlamlar kalmıştık.
hatice Yaltır tarafından eklenmiştir.
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Gözyaşının hiçbir faydası olmadığını anlamak için, Yahudilerin Kudüs'te yüzlerce yıldan beri her cumartesi günü başlarını dayayıp ağladıkları taşı ziyaret ediniz: Yüzlerce yıllık gözyaşı, bu ağlama duvarını bir santim aşındırmamıştır.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

-Bir gün Cemal Paşa, Beyrut'ta kadın, erkek, Hristiyan, Müslüman bir cemiyete davetli idi. Sofranın ortasında birden:
Kalk hocam, bir nutuk söyle! dedi.
-Neye dair emir buyurursunuz?
-Kadınlığa dair!

-Beni güç mevkide bıraktınız Paşam dedi. Biliyorsunuz ki ben dini bütün Müslümanım. Buradaki hanımlar Hristiyanlar. Evvelki ne söyleyeyim? Sonra ben Fransızca bilmem; onlar Türkçe konuşmaz... Müsaade ederseniz Arapça hitabedeyim.

Ve kadınlara şunu söyledi:
- Dini bütün Müslümanım, demiştim.
Öyleyim. Fakat Hristiyanlarda bir tek şeyi kıskandım: Kadına verilen itibar ve kıymeti! Hristiyanlık, Allah'ını bile insanlara bir kadının kucağında arzetti ve hala öyle gösterir.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
6 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Cemal Paşa kime hitap etti B.K.Ü.? Hem "Evvelki ne söyleyeyim?" diye bir soru tümcesi var,nedir o? Ne manaya çekmeli bu tümceyi?
20.09.17 beğen cevap
Promiyer (@pronuyer)
Cemal Paşa Şeyh Esad'a hitap etti abi. Önce ne söyleyeyim demek istiyor. (Oradaki insanlara)
20.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Şeyh Esad zuhur etti nihayet! Peki.Sağ ol,var ol @bku.Bu kitabı yıllar önce okumuştum ve kimselere de vermiyorum;evde duruyor.Geçenlerde bir Yazarımız : Bu günlerde ZEYTİNDAĞI bir defa daha okunmalı,diye yazmıştı.Kitabı aradım ama bulamadım.Bu akşam sıkı bir arama yapacağım.Bu kitabı derhâl okunacaklar yığmasının en üzerine alacağım! Şimdi de ben bize "Kadınlığa dair" söz söyleyeyim.Çok fena otomobil kullanıyorlar.Aman dikkat!
20.09.17 beğen cevap
Promiyer (@pronuyer)
:D @semih-oktay bizdeki kadınlar çok fena çook
20.09.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Ya yazdım ama pişman oldum.Başımıza iş almayalım B.K.Ü.? Silsek mi şu yazdıklarını? :D :D
20.09.17 beğen cevap
Promiyer (@pronuyer)
:D Taarruz edebilirler
20.09.17 beğen cevap
Misafir2

Misafir2

@misafir001

Bizden Belgrad'ı aldıkları zaman, düşman delegeleri Niş kasabasını da istemişlerdi. Osmanlı delegesi ayağa kalkarak:
-Ne hacet, dedi, İstanbul'u da size verelim.
Babalarımız için Niş, İstanbul'a o kadar yakındı.
Biz eğer Vardar'ı, Trablus'u, Girid'i ve Medine'yi bırakırsak, Türk milleti yaşıyamaz sanıyorduk.
Çocuklarımızın Avrupası Marmara ve Meriç'te bitiyor.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 yorum
sultaniyegah (@reyhann)
1000. alıntım imiş. Bir işaret taşı bırakıyorum.
04.01.18 beğen 2 cevap
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

Dimetoka'da genişçe bir salonda toplanıldığını hatırlıyorum. Epey kalabalık var. Hacı Adil, tümen komutanları Fahri Paşa, Fethi Bey, hep üst saftadırlar. Aşağıya doğru öteki misafirlerin arasında bir kurmay göze çarpıyordu. Sarışın, sert ve bakınırken gözlerine takılmamak imlkansız! Hacı Adil, arasıra ona dönüyor. Belli ki, rütbesi ile nisbetsiz bir önemi var. Biz meşrutiyetin komitacılık aleminde bu önemlere alışmıştık. Salondan çıktıktan sonra, Hacı Adil'e bu zatın kim olduğunu sordum.

-- Mustafa Kemal Bey, dedi.

Sonra biraz şaşıca gözlerini manalaştırarak, ilave etti:

-- Yamandır!
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Misafir2

Misafir2

@misafir001

En sağlam sütunlar üstünde durduğu sanılan devir, bir karton kale gibi yıkılmıştı.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
51
KİTAP
Okunması Gereken Tarih Kitapları
Tarih tutkunlarının ve tarih öğrencilerinin okuması, öğrenmesi ve incelemesi gereken kitaplar listesidir. Okurken tarihi olay...
122
KİTAP
Mutlaka okunması gereken yerli kitaplar
Türk yazarlar tarafından kaleme alınmış yerli kitaplar bu listede. En iyi yerli kitapları okurken kendinizden çok şey bulacak...
172
KİTAP
Türk Edebiyatının Mutlaka Okunması Gereken En Değerli Kitapları
Değeri hiçbir zaman azalmayan, Türk edebiyatının kült eserleri sayılabilecek nitelikteki en önemli Türk edebiyatı kitapları l...
104
KİTAP
En iyi Türk / Türkiyeli Yazarlar ve Kitapları
Türk edebiyatının herkes tarafından bilinmesi gereken en önemli yazarlarının en iyi kitaplarını bu listede paylaşalım. Lütfen...
Zeytin Dağı  paylaşım fotoğrafı
Zeytin Dağı
Çok Güzel bir kitap serviste okuyorum 1 Dünya savaşının her Anını Size Aktarıyor ve Ders veriyor tavsiye ederim
ataç ikon Zeytindağı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Fikret otyam'ın samandağı adlı eseri geldi aklıma
02.05.18 beğen 1 cevap
masmavi (@masmavi)
Bu kitabı sahaftan almak istedim.Beyefendi sanki kafadan fiyat biçiyormuş gibi 50 tl dedi.Sizce bu kadar eder mi ??
02.05.18 beğen 2 cevap
Gökdeniz mert (@pote)
Beyazıt meydanında hafta sonu 4 ten sonra açılan eskicilerden alıyorum kitapları 2 tl ye almıştım sıfır kitap nutuk harici almadım hiç . İnternetten alın daha uyguna gelir . Çok güzel bir kitap dünü yaşatıyor o bağ kurmanızı sağlıyor osmanlılın ne kadar büyük olduğunu anlıyorsunuz merhametli cömert
02.05.18 beğen cevap
DAVUT SEÇER

DAVUT SEÇER

@davut38ks

 paylaşım fotoğrafı
Hristiyanlar ise, daha fazla Türk düşmanı iken, en iyi idare Osmanlı idaresi fikrinde idiler.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başlıyorum paylaşım fotoğrafı
Başlıyorum
Falih Rıfkı Atay’ın son kitabı Zeytindağı’na başlıyorum.

Yakup Kadri’nin bu konudaki düşüncesine kulak vermeli insan...

"...Falih Rıfkı'nın son eseri Zeytindağı. Cumhuriyet devri edebiyatının en büyük hâdiselerinden birini teşkil etti. Falih Rıfkı'nın bize hatırlattığı devir, Türk milletinin geçirdiği ve geçirebileceği felâket devirlerinin en lacialısı, en dehşetlisi ve ruha en çok bezginlik verenidir. Eğer, muharririn keskin ve yüksek zekâsı bu devir üstüne berrak bir aydınlık gibi aksetmemiş olsaydı, biz ona doğru başımızı çevirip tekrar bakmak arzu ve cesaretini kendimizde bulamıyacaktık."
Yakup Kadri Karaosmanoğlu
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
2 yorum
ekar (@ekar)
Afrin operasyonunun adı ile de tevafuk olmuş : Zeyten Dalı..Zeytin Dağı..
21.01.18 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

4.Ordu Kumandanı Ahmet Cemal’in öne çıkan özellikleri paylaşım fotoğrafı
4.Ordu Kumandanı Ahmet Cemal’in öne çıkan özellikleri
Zeytindağı adlı kitabı okuyorum. Falih Rıfkı’nın 4 yıl yedek subay olarak 4. Ordu Karargahı’na gönderilmesi ve Yazar’ın bu süre içerisindeki gözlemlerine dayanarak yazmış olduğu bu kitapta, 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşa’nın (Ahmet Cemal) özelliklerine zaman zaman yer verilmiş.

Cemal Paşa’nın öne çıkan özelliklerini kitapta okuduğum olaylar dahilinde, alt alta sıralamaya çalışayım:

-Yenilikçi yapısıyla ön plandadır.

-Haklının yanında ve haksızın karşısında yer alan hakkaniyetli bir liderdir.

-İnsanların ihtisaslaştığı (uzmanlaştığı) konulardan istifade etme konusunda oldukça iyidir.

-Bürokrasi ve memur zihniyetini kırmaya çalışmış.

-İnsanlarla iletişimi oldukça iyidir. Gerek hâl dili, gerek kâl dili konusunda oldukça marifetlidir. İnsanlar, Cemal Paşa’nın hareketlerinin dahi ne anlama geldiğini tahmin edebiliyorlardı.

-Vatan uğruna her türlü fedakarlığı yapmaya her zaman hazır bir kumandandı.
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Katillerin cezasını çekmesi üzerine
İki milletvekilinin katillerinin asılması ile ilgili anekdotu paylaşmak istedim;

“Cemal Paşa İstanbul'dan Van harp divanına gönderilen iki Ermeni milletvekilini, Zöhrap'la Vartekes'i kurtarmak için de Talat Paşa ile uzun yazışmalarda bulundu:
- Bunları bırakınız, Lübnan'a göndereyim, hiçbir ziyanı olmaz, diyordu.
Talat Paşa, Zöhrap ile Vartekes'in tehlikede olmadıklarını temin ediyor, yalnız:
- Bir defa mahkemeye gitmeleri lazımdır. Alıkoyamayız, diyordu.
Kumandan son şifreyi Baron Oteli'nin alt salonunda ikisine de gösterdi:
Zöhrap ağlamaya başladı, Vartekes kapı önünde benim boynuma sarılmış:
- Ben ne ise, fakat bu adamı göndermeseler, diyordu. Ve birden yüzüme baktı:
- Bazen içimden eski Vartekes, komitacı Vartekes başını kaldırıyor:
- Sus bre adam, ne olursa olsun, diyor.
''Sonra genç karımı düşünüyorum. Şimdiki miskin Vartekes, eski komitacının belini büküyor.''
İkisi de gittiler. Birkaç gün sonra Çerkes Ahmet ve Nâzım çetesinin Zöhrap'la Vartekes'i yolda öldürmüş olduklarını haber aldık. Cemal Paşa bunu hazmedemedi.
Çerkes Ahmet, Mizan gazetesi yazarı, Zeki Bey'in katili olan iki fedaiden biri idi.
Kudüs'e dönmüştük. Bir gün Halep valisinden, galiba Celal Bey, bir şifre geldi. Vali diyordu ki: Çerkes Ahmet Bey'le Nâzım Bey bana geldiler. Suriye'de Ermenilerin korunmakta olduğunu işitiyoruz. Anlaşılan Cemal Paşa'nın bu işe yarar bir adamı yok, bize bıraksın, haklarından gelelim, dediler.''
Tam fırsatı idi. Cemal Paşa hemen ikisinin de tevkif olunmasını emretti. Fakat Çerkes Ahmet'le Nâzım durumu kavramış olduklarından ilk trenle İstanbul'a hareket etmişlerdi.
Cemal Paşa, çılgın, Adana'ya, Afyon'a, şiddetli emirler yağdırıyordu. İki arkadaş İstanbul'a can atmışlardı.
Merkez kumandanına emir verdi: ''Bütün mesuliyeti bana ait olmak üzere derhal bu iki adamı eşyalarıyla Şam'a yollayınız. Merkezi Umumi bırakmıyordu. Talat Paşa ile şifre yazışmaları başladı. Talat Paşa nihayet:
- Bu vesile ile onlardan da kurtulmuş oluruz, kararını vermiş olacaktı.
İki arkadaş Şam'a geldiler. Fakat İstanbul'dan müdahalelerin va aracılıkların eksik olduğu yoktu. Çerkes Ahmet ve Nâzım'ın eşyaları açıldığı zaman, çantalarında kadın yüzüğü, küpe ve mücevher buldular.
Harp divanının eline mükemmel bir silah geçmişti, bu iki serserinin bir ideal için fedakârlık değil, zengin olmak için cinayet işlemiş oldukları belli idi. İstanbul'dan iltimas telgrafları yağıyor, Şam Harp Divanı'na sürat emirleri gidiyordu. Harp Divanı yirmi dört saat içinde iki azılının idam kararını verdi ve mazbatasını Kudüs'e yolladı.
Kumandanların böyle idam kararlarını önce yerine getirmek, sonra Başkumandanlığa haber vermek yetkisi olduğunu yazmıştım. Zöhrap'la Vartekes'in katilleri ertesi gün Şam'da asılmıştı.”
ataç ikon Zeytindağı
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
4 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
"(...) bu iki serserinin bir ideal için fedakârlık değil, zengin olmak için cinayet işlemiş oldukları belli idi. " Bir yasa-dışı kötü iş eyleyen,kanunlara baş kaldıran, sadece "bir" değil ama birden çok kötü eylemde bulunur.ZEYTİNDAĞI adlı kitabı bu yıl içerisinde bir daha okumalıyım...
22.01.18 beğen 3 cevap