up
ara
‹ Körlük

Körlük Paylaşımları

ugurrah

ugurrah

@ugurrah

 paylaşım fotoğrafı
toplumsal yaşamın nasıl bir vahşete dönüşebileceğini.....
ataç ikon Körlük
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğeni · 1 yorum beğen ikon
katibe Tunç (@katibetunc)
Çok etkilenmiştim okurken.

Gören körlermi gördüğü helda görmeyen körlermi
15.01.19 beğen cevap
Mahir Yılmaz

Mahir Yılmaz

@mahirylmz

 paylaşım fotoğrafı
Uzun zamandır okumak istediğim bir kitaptı. Geç kaldığım için kendime kızıyorum. Çok güzelmiş.
ataç ikon Körlük
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 4 yorum beğen ikon
Batuhan Kahraman (@kahramanbatu)
Almayı düşünüpte almadığım bir kitaptı sanırım listeme ekleyeceğim
04.01.19 beğen 1 cevap
miraç akgöğ (@miracakgog)
Can yayınlarının basımı var mı. Ben bulamıyorum. Sarı kitaplar var her yerde.
04.01.19 beğen cevap
lilith

lilith

@lilithcizre

 paylaşım fotoğrafı
Ne hoş bir Cumartesi...
ataç ikon Körlük
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
30 beğeni · 7 yorum beğen ikon
Rıdvan KEVE (@ridvankeve)
çok güzel bir kitap. aynı zamanda yazarı da harika bir düşünceye sahip bir yazar. jose saramagoyu bilen çok az insan var ve böyle görünce yorum yapmak istedim :) filin yolculuğu'nu okumanı şiddetle tavsiye ederim hocam :)
11.01.19 beğen cevap
ruken al

ruken al

@rukenal

 paylaşım fotoğrafı
Ne iyilik süreklidir ne de kötülük, ya da daha edebi bir ifadeyle, ne mutluluk sonsuza dek sürer ne de mutsuzluk.
ataç ikon Körlük
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
34 beğeni · 12 yorum beğen ikon
Batuuu (@batuuu)
bu kitabı okuduktan sonra tahsin yücelin golyan devrimi çok güzel gider
29.10.18 beğen 1 cevap
balçıklımısra (@tahagur)
Görmek adlı kitabını da okuyun
29.10.18 beğen cevap
balçıklımısra (@tahagur)
Siz okumadan karar vermeyin sonuçta düşünceler farklıdır
31.10.18 beğen cevap
Fâtıma

Fâtıma

@yitiktheology

 paylaşım fotoğrafı
''Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak,
vereceği sonuçları önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.''
ataç ikon Körlük
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
11 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Yoldaş  paylaşım fotoğrafı
Yoldaş
En iyi yoldas Kitaptır. Daha ötesi yoldaşlara selam olsun...üçleme olsun istemiş...dahası, mücadele değil yardımlaşma anlayışını düstur edinen gönlü bol, ruhu yüce @yoldas a selam olsun...
ataç ikon Körlük
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Mehmet (@yoldas)
@elas hocam teşekkür ederim. Selam olsun o vakit. İyi okumalar :)
15.10.18 beğen 2 cevap
Yeni Kitap paylaşım fotoğrafı
Yeni Kitap
yeni kitabım
ataç ikon Körlük
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
8 beğeni · 0 yorum beğen ikon
abdurrahman ceviz

abdurrahman ceviz

@abdurrahmanceviz

 paylaşım fotoğrafı
Kitap tek kelimeyle okunması gereken bir kitap. İnsanların zor durumda nasıl ilkelleştiği çok çarpıcı keliemerle dile getirmiş. Bir körlük salgınının insanları nasıl felakete sürüklediğini anlatan harika bir kitap. 😊🍃
ataç ikon Körlük
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
15 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Özge (@minimalistkitaplik)
Okunacaklara ekledim :)
10.09.18 beğen 2 cevap
Edipcm (@edmathersjr)
Güzeldir.
10.09.18 beğen 1 cevap
abdurrahman ceviz

abdurrahman ceviz

@abdurrahmanceviz

Bance biz kör olmadık, biz zaten kördük.
Gören körler mi?
Gördüğü halde görmeyen körler.

JOSE SARAMAGO ~ KÖRLÜK
ataç ikon Körlük
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Elif K.

Elif K.

@elifk

 paylaşım fotoğrafı
Ufak bir moladan sonra başlayalım bakalım...
ataç ikon Körlük
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
45 beğeni · 20 yorum beğen ikon
Hayata Gülümse (@hayataagulumse)
Güzel seçim 🙆🙆
25.08.18 beğen 4 cevap
Emrah Yağan (@emrahyagan)
Kitabın sonunda adam oluyor kadında başkasıyla evleniyor :))
30.09.18 beğen 1 cevap
Elif K. (@elifk)
Çok da bayılmadım ne yalan söyliyeyim. En azından herkesin elinde olupta muhakkak okumalısın dediği kadar bayılmadım. Ya da çok övülen kitaplarda beklentiler daha büyük oluyo bende...
05.10.18 beğen 1 cevap
Mehmet

Mehmet

@yoldas

 paylaşım fotoğrafı
Diktatörler insanların zayıf noktası olan boyun eğmeyi tanıyıp bildikleri için varlıklarını uzun süre devam ettirebiliyorlar. Korkunun kalelerine teslim olmuş yığınların yanı sıra o kalelere teslim olmayıp direnenler de olmuştur. Belli bir otoriteye teslim olmak ya da olmamak aslında bir tercih meselesidir. Teslimiyeti kabul edenler korkunun kalelerine teslim olanlar kendilerini kandırarak mazoşist eğilimlerinin farkında olmadan teslimiyeti meşrulaştırmak adına uydurulan çürümüş, kokuşmuş ideolojilerin esiri olmuşlardır. “Varsın bütün oklar üstümüze yağsın biz doğru gördüğümüz bu yolda sonuna kadar yürümeye devam edeceğiz” diyen Mahir'in yolunu yolları belleyip, diktanın otoritesine boyun eğmeyip, ezilenleri, emekçileri korkunun kalelerine teslim etmeyen insanlarda olacaktır. Bu da bir tercih meselesidir.
ataç ikon Körlük
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Nurda

Nurda

@ztrknrd

Körlük paylaşım fotoğrafı
Körlük
Bir şeyin doğruluğuna inanmamızdaki en önemli kıstasımız nedir? Kendi gözlerimizle görmüş olmak mı? Peki gerçekten her baktığımız şeyi tam anlamıyla "görüyor" muyuz? "Görme" gözlerimizin bize sunduğu sadece biyolojik ardı sıra dizilmil olaylar bütünü mü yoksa beynimize gelen iletilerin pekçok değerlendirmeye tabi tutularak elenmesi, öne çıkarılması, gruplandırılması sonucu elimizde kalan görüntüler mi? Eğer ikinci seçenekse fizyolojik olarak gören gözlerimiz baktığı çerçevede bazı görüntüleri yok sayarak görme eylemimizi sekteye uğratmaz mı? Bu da bir çeşit körlük değil midir?

Peki patolojik bir körlüğümüzün olmaması tam anlamıyla kör olmadığımız sonucunu çıkarmak için yeterli midir? Sokakta acı çeken bir hayvanın yanından hiçbir şey yapmadan geçerken, ağlayan bir çocuğu görmezden gelirken, kavga eden iki insanın yanından uzaklaşırken hâlâ kör olmadığımızı söyleyebilir miyiz? Peki ya sokak ortasında kocası tarafından dövülen, öldürülen kadınları hiçbir şey yapmadan öylece izlerken? "Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.", "Aman Ali Rıza Bey tadımız kaçmasın." diyip çevremizde gerçekleşen tüm çirkinliklere tepkisiz kalırken?

Televizyonda haberleri izlerken gördüğümüz haberler gerçekten gördüklerimiz mi yoksa sadece bakıp geçtiklerimiz mi? Kanal değiştirdikten sonra, öldürülen çocuklardan, masum insanlardan geriye kalan sadece baktıklarımızsa kim kör olmadığımızı söyleyebilir ki?

İşte José Saramago bu kitabında etrafımızda yaşanan tüm çirkinlikler, adaletsizlikler, suçlar, ahlaksızlıklar, cinsel istismarlar karşısındaki tepkisizliğimizi, duyarsızlığımızı fiziksel bir körlük metoforuyla gözler önüne seriyor. Biyolojik körlükle zamanla insanların nasıl insanlıklarını yitirliklerine, normal yaşantıda kabul edilemeyecek olayların normalize edildiğine, koca bir toplumun nasıl bencilleştiğine, ahlaki değerlerin çöküşüne, değer yargılarının nasıl hiçe sayıldığına körlerin hayat mücadelesinde şahit oluyoruz. İhtiyaçlar hiyerarşisinin ilk basamağında tutunmaya çalışan bir toplum... Açlık ve ölüm arasındaki o ince çizgide var olabilmek için yok sayılan değerler, ahlak, onur, İNSANLIK...

Roman boyunca gördüğümüz tüm bu kayıtsızlıklar fiziksel bir körlüğün mecburiyeti olarak yansıtılıyor. Peki romandaki körler görebiliyor olsaydı da aynı şey olmayacak mıydı? Ağlayan bir çocuğu duyacak, acı çeken köpeğe yardım edecek, kavga eden iki kişiyi ayırmaya çalışacak veya kadınların cinsel istismara maruz kalmalarına tepki gösterecekler miydi? İşte Saramago' nun romanında okuyucusunun sorgulamasını istediği tam olarak fiziksel ve zihinsel körlük arasındaki bu benzerlik.

Kitapta üçüncü koğuş tüm çirkinliklerin merkeziyken, diğer koğuşlardaki mağdurların da kendi çıkarları için bu çirkinliklere sessiz kalışları da onları bir başka çirkinliğin kahramanı haline getiriyor. Böylece Saramago fiziksel körlükle beraber toplumsal körlüğü de işliyor.

İnsanlık gerçekten bu kadar çirkinleşebilir mi diye sorguluyoruz. Ancak bu sorgulama için gerçek hayatımızından uzaklaşıp distopik roman içinde kaybolmamıza gerek var mı? Belki de distopikleşen gerçek dünyadır. Çıkarların savaşı arasında öldürülen masum insanlar- özellikleri çocuklar, yıllarca kendi ailesindeki bireyler tarafından tecavüze uğrayan çocuklar, hergün televizyonda kaçırıldığı ardından öldürüldüğü haberini aldığımız çocuklar varken dünyamızın distopikleşmediğini kim iddia edebilir ki?

Romanda makro düzensizlik içinde kurulan mikro düzenlerle görenler için planlanmış dünyada körlerin yaşamınu okuyoruz. "Yaşam" kelimesi bu hikaye için çok lüks olacağından kaos içindeki düzende körlerin "hayata tutunma çabası" tanımlaması daha uygun olacaktır hiksye için.

Körlük diyince aklımıza ilk gelen nedir? Kapkaranlık bir dünya, değil mi? Ancak kitapta tasvir edilen körlük beyaz bir süt denizi içinde yaşanıyor. "Beyaz Felaket". Körlüğün beyaz bir dünya içinde yaşanmış olması tedsadüf olmasa gerek. Bakan körler tanımlamasıyla pararlellik gösteriyor aydınlık içindeki körlük. Her şeyi görebilecek olmamız yeteneğine rağmen hiçbir şey görmemekteki ısrarımız aslında beyaz körlüğün ta kendisi. Yani sadece gözlerin değil insanlığın da kör olduğu bir dünya...

Romanda ilginç bir şekilde tüm felaket boyunca görebilen tek bir kişi var. Doktorun karısı. Doktorun karısını tüm hikaye boyunca insanlığını, inceliğini, yardım severliğini, olgunluğunu, anlayışını, fedakârlığını koruyabilen, görebilme yetisini diper tüm körler karşısında kendi çıkarları için kullanabilecek olmasına rağmen bundan sakınan, sorgulama yeteneğini kullanabilen, olanı oldupu gibi kabullenmeyip kendi doğruları ışığında hareket etmekten çekinmeyen bir figür olarak görüyoruz. Yani biyolojik bir körlüğünün olmamasıyla beraber vicdani körlükten de kendinş sakınabilmiş bir karakter. Aynı zamanda okuyucu ve körler dünyası arasında bir aracı olarak kullanıyor onu Saramago.

Açlık ve ölüm arasındaki çıkmazda tüm çirkinlikler, ahlaksızlıklar ve kötülüklerle karşı karşıya kalan körlerle beraber biz okuyucular da bu körler dünyasına dahil oluyoruz. Şüphesiz bunda Saramago' nun kendine has üslûbunun çok önemli bir payı var. Saramago kitap boyunca her hamlesinin bir açıklamasını da beraberinde vererek okuyucuyu roman boyunca yönlendirerek gören gözler tarafından yönelndirilmek zorunda kalan körlerin acizliğini okuyucuya da hissetiriyor. Ayrıca her okuyucunun dikkatini çeken bir anlatım özelliği daha var ki hepimiz nedenini sorgulamaktan kendimizi alıkoyamıyoruz; romanın noktalama işaretleti bakımından fazlasıyla yavan olması ve bu yavanlık içinde hakimiyetin virgülde olması. Cümle sonlarında, diyaloglarda, parantez veya tırnsk işareti yerine çoğunlukla virgül kullanılıyor. Ben bunun Saramago' nun Körlük kitabına münhasır bir özellik olduğunu düşünerek biz okuyucuları körler dünyasındaki zaman, mekan, yer, yön olgularının yitirilmesi hissiyatına ortak ederek körler dünyasının ruh hali içine çektiğini düşünmüştüm ancak yazarın "Görmek" kitabını da kurcaladığımda aynı üslûbun o kitapta da hakim olduğunu gördüm.

Kitapta dikkat çeken bir diğer nokta ise hikayenşn edı bilinmeyen bir ülkenin, adı bilinmeyen bir kentinde, adı bilinmeyen kahramanların başından geçmesi. Bana göre sebep ise bu ahlaki yozlaşmanın, değer yargılarının çöküşünün, insanlığın yok oluşunun bir bireye, bir kente veya bir ülkeye mahsus olmayışı. Saramago adım adım bir bireyi, bir grubu, bir topluluğu merkeze alarak evrensel toplumsal değerlerin çöküşünü okuyucuya sunuyor.

Sonuç olarak, okurken zevk alınacak bir kitap olmadığını belirtmek isterim. " Mide bulandırıcı" olaylar zincirinin hakimiyetinde tam da bu tamlamanın somutlaşmış halinin nüfuz edildiği bir hikayede buluyorsunuz kendinizi. Zaten insanlığın yok oluşu ile kurulmuş distopik bir dünyanın okuyucuyu eğlendirebileceği nasıl düşünülebilir ki?
ataç ikon Körlük
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
4 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Nurda

Nurda

@ztrknrd

 paylaşım fotoğrafı
Körlük- José SARAMAGO
ataç ikon Körlük
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum beğen ikon
/ 3