up
ara

Albaya Mektup Yok

- El coronel no tiene quién le escriba

Albaya Mektup Yok Konusu ve Özeti

Albaya Mektup Yok
Albaya Mektup Yok kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: Handan Saraç
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750725616
Sayfa: 72 sayfa Basım Tarihi: 2016
Bugün Latin Amerika'nın ve dünyanın en büyük yazarlarından biri sayılan Gabriel Garcia Marquez'in 'büyülü gerçekçilik' diye nitelenen yapıtlarından bir örnek daha sunuyoruz: Albaya Mektup Yok adlı bu uzun öyküdeki emekli albay, bir türlü gelmeyen emekli aylığını her cuma günü karısı ve horozuyla birlikte bekler. Bu öykünün de ana teması, her zaman olduğu gibi, yalnızlık'tır. "Yazmaya bir imgeyle başlarım her zaman." diyor Garcia Marquez. "İmge, gerçeğe ulaşmanın aracıdır ve yaratmanın kaynağı, son çözümlemede, gerçekliktir her zaman."

'İmge' Garcia Marquez'in nasıl hareket noktasıysa, 'yalnızlık' da yarattığı gerçekliktir her zaman. Daha önce başka kısa öyküleriyle birlikte sunduğumuz bu uzun öyküyü, bütün dünya dillerinde olduğu gibi bağımsız bir kitap olarak basmayı uygun gördük.
Çizmeli Kedi

Çizmeli Kedi

@cizmelikedi

Hayat şimdiye kadar icat edilen en güzel şey!
“Albay kahve tenekesinin tepesini kaldırdı ve yalnızca bir küçük kaşık kahve kalmış olduğunu gördü. Kabı ateşten indirip suyun yarısını toprak zemine döktü ve çekilmiş kahvenin son zerreleri de pas kırıntılarıyla karışıp kaba dökülene kadar tenekenin içini bir bıçakla kazıdı.” cümleleriyle başlar kitap. 80 sayfalık bu kısa hikayede, yalnızlık, açlık, yoksulluk, yaşlandıkça değersizleşen bireyin çaresizliği, sefil bir yaşamı inatla devam ettirme çabaları sinematografik bir anlatımla verilir.

Hikâyenin başkahramanı bir Albaydır, adı yoktur; iç savaşa katıldığı için bağlanacak emekli aylığına dair mektubu 15 yıldır beklemektedir. Hikâye boyunca umutla, her cuma limana ya da postaneye gider ve her defasında; “Albaya mektup yazan yok,” cevabını alır. "Bugün kesinlikle gelmesi gerekiyordu," der albay. Posta şefi omuzlarını silker: "Kesinlikle gelen tek şey ölümdür albay." Albay ve eşinin yoksulluktan kurtuluşu simgeleyen mektup bir türlü gelmez ancak inatçı albayımız her Cuma günü ibadet haline gelen bu rutini tekrarlamaktan vazgeçmez. Postane yolunda yürürken, "yoksulluğa alışkın bir insanın dürüst ve huzurlu hali vardır üzerinde."

Ekim ayından hoşlanmayan Albay ve karısının sahip oldukları en değerli şey bir dövüş horozudur. Horozun sahibi olan oğulları, gizli bildiri dağıtırken öldürülünce daha da kıymetlenir hayvan, öyle ki, etrafına toplanıp onu seyreden çocuklara: “Kesin şu hayvana bakmayı, bu kadar çok bakarsanız eskir horozlar.” der albay. Zaman geçtikçe yoksulluk dayanılmaz boyutlara çıkar; açlığın hemen arkasından hastalıklar vurur Albay ve eşini; bir deri bir kemik kalırlar. Satacak değerli bir şeyleri olmadığından “Biz oğlumuzun yetimleriyiz,” dedikleri Agustin’in dikiş makinesini satar, horoza fazla gelen mısırları lapa yapıp yerler. Sayfalar ilerledikçe açlık ve yoksullukla baş etme tarzları, davranışları, konuşmaları kasvetli atmosferi daha da etkileyici hale getirir ve soluk soluğa kapanış cümlelerine ulaşırız.

- Emekli aylığımın gelmesine pek bir şey kalmadı artık.
- On beş yıldır aynı şeyi söylüyorsun.
- İşte onun için, dedi albay. Artık daha fazla gecikemez.
- Bana öyle geliyor ki bu para hiç gelmeyecek, dedi kadın.
- Gelecek.
- Ya gelmezse
"Albay yanıt vermek için sesini bulamadı. Horozun ilk ötüşünde gerçek kafasına dank etti ama sonra bir kez daha deliksiz, rahat, amansız bir uykuya daldı."

Kitapta, görünen yoksulluk ve çaresizliğin arka planında varlığı hissedilen sıkıyönetim olgusu, ülkenin atmosferini aktaracak kadar vurgulanır; gece 11’den sonra sokağa çıkma yasağı vardır; filmler sınıflandırılır; cenaze konvoyları polis kışlasının önünden geçemez; sansürlenen gazetelerin gündemi kendi ülkeleri değil Avrupa’dır; vatandaşlar ancak el altından dağıtılan bildirilerle doğru haberlere ulaşırlar; kamusal alanlarda siyaset konuşulmadığı gibi seçimler de yapılmaz; ve her şeye rağmen insanlar ülkede sıkıyönetim olduğunu unuturlar. Bu politik atmosferin yarattığı boğucu hava, ülkenin iklim özellikleriyle de desteklenir; sürekli yağmur yağsa da havanın nemli sıcağı albayın kabızını, karısının ise astım krizlerini azdırır.

“Sansür konduğundan beri gazeteler yalnız Avrupa’dan söz eder oldu,” dedi. “En iyisi Avrupalılar buraya gelsin, biz de oraya gidelim. Böylelikle herkes kendi ülkesinde neler olup bittiğini öğrenebilir.”

Marguez'in büyülü dünyasına ilk kez girmek isteyenler için rahat okunacak yorucu olmayan bu uzun öykü ideal seçim olacaktır. Seni seviyorum GABO
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 9 verdi
2 yorum
Vera (@payiz)
Ne güzel bir gün değil mi çok güzel incelemeler okuyup okunacaklar listemize güzel kitaplar ekliyoruz:) Emeğine sağlık ve incelemelerin devamlı olsun :)
21.06.19 beğen 2 cevap
Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa - Bursa

Tüm zamanların bana göre en büyük yazarlarından biri Marquez. İddialı bir giriş oldu gibi ama bu adamın herhangi 3 kitabını okuduysanız -ki bunu yaptıysanız artık onu ve tarzını seviyorsunuzdur- siz de benzer şeyi düşünürsünüz eminim.
Yalnızlık ve yalnızlığın anlatımı sıkıcıdır çoğu zaman. Marquez işin içindeyse durum değişiyor ama. Hemen hemen her hikayesi ve romanında yalnızlığa değinen Marquez' in en güzel hikayelerinden biri bu, belki de en güzeli. Bir günde hatta birkaç saatte okunup bitirilen bu kitapta Marquez tüm hünerlerini cömertçe sunmuş okuyucuya. Bu cömertliğinden olsa gerek Yüzyıllık Yalnızlık gibi bir şaheseri bile bu kitabın gerisinde tutup diyor ki Marquez ''Herkes yüzyıllık yalnızlığın en iyi kitabım olduğunu düşünür oysaki benim en güzel kitabım Albaya Mektup Yazan Kimse Yok adlı öykümdür''

Kırmızı Pazartesi için de ''Her yazar son kitabının en iyi kitabı olduğunu düşünür, bu da benim son kitabım dolayısıyla en iyisi'' demişti Marquez. Kırmızı Pazartesi bu kitaptan daha sonra yazıldı. Şimdi ben de karar veremiyorum en iyisinin hangisi olduğuna ama şunu rahatça söylerim ki bu kitap Marquez' in okuduğum ve okumadığım eserleri içinde en iyi üçte olacaktır ve değişmeyecektir bu eminim.

Bu nasıl bir yalnızlık tarifidir kalemine kurban olduğum;

--spoiler--
Aylardan ekimdi. kendisi gibi buna benzer pek çok sabahı atlatabilmiş biri için bile geçirmesi zor bir sabahtı. Neredeyse 60 yıldır beklemekten başka hiçbir şey yapmamıştı albay. Gelen birkaç şeyden biri de ekimdi.
--spoiler--
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 10 verdi
0 yorum
hk

hk

@haticeee - Ankara

spoiler içerir
Ne zamandır Marquez okumak için fırsat kolluyordum kısmet bugüneymiş diyelim.

Kitabın ön kısmında böyle bir yazı dikkati çekmekte "Benim en iyi yazdığım eser bu eser. Hatta Yüz Yılın Yalnızlığı 'nı bu eser okunsun diye yazdım"
İlgi çekici bir itiraf. Ne kadar gerçek henüz araştırmadım.

Gelelim yazarımızın "en güzel eserine" :
Emekli, gazi bir albay çok yaşlıdır. Kendi gibi yaşlı karısı ile sefalet içinde yaşarlar. Albayın iki umudu vardır karınlarını doğru dürüst doyurmaları için :
* Ordu için yaptığı bu kadar fedakarlıklara göre ona verilmesi gereken emekli maaşı
*Ölen oğlunun emanet olarak bıraktığı horozun dövüş sırasında kazanması. (o zaman da para gelecek)
Benim elimdeki kitabın kapağında horoz resmi var. Bence tam uymuş. Zira kitap tüm sayfalar boyunca horozun ne kadar yemek yemesi üzerinde tartışmalarla geçiyor. -_-

Yazar bu kitabı bir yaşlı insanın gemi yolu bekleyen intizarlı bakışlarını görerek, kendi Paris'deyken habire yola bakıp bakıp dalınca yazmış (vatanını özlüyormuş)

*Hikaye kısaydı. Güzeldi. Karamsardı. Yer yer duygusaldı. İsminden dolayı Spoiler içeriyordu.
*Sonu bir yere bağlanmamış havası kattığı için tüm emekler boşa gitmiş hissini veriyor.

Yine de keyifle okuyun :)
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 8 verdi
0 yorum
Tubb

Tubb

@ttt - İstanbul

Ülkesi için yıllarca savaşmış bir albayın, devletten tek beklediği bir emekli aylığıdır. Bu bekleyiş 15 senedir devam etmektedir. Bir şekilde geçinmeye çalışan albay ve eşi, yoksulluk içinde açlık içinde yaşamaya çalışmaktadırlar. Zaman zaman evdeki eşyalarını bile satmaktadırlar.

Birkaç ay öncesine kadar oğulları da öldürülmüştür. Onca yoksulluğun, bekleyişin içerisinde tek evlatlarını da kaybetmişlerdir. Oğullarından kalan tek şey ise, onun ölümüne dolaylı olarak sebep olmuş bir horozdur. Albay, o kadar çaresiz duruma düşer ki horoz dövüşünden gelecek paraya bel bağlar.

Kitap, roman olarak değilde kısa öykü olarak kaleme alınmış. Kısa ve bir çırpıda okuyup bitirdim. Kitabın bazı bölümlerinde yoksulluğun kokusunu duyup, çaresizliğin sessizliğine şahit oluyorsunuz. İnsanların acılarının, yalnızlıklarının, yoksulluklarının ve umutlarının bir dili ya da bir ırkı yoktur.

Aksi takdirde, bulunduğum coğrafyadan kmlerce uzaktaki bir coğrafyanın resmedilişi beni bu kadar sarsamazdı. Belki de Gabriel Garcia Marquez'in üstün yeteneğidir. Her ne ise bunun çok güzel olduğunu söyleyebilirim.

Teşekkürler Marquez... Harikaydı.
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 10 verdi
0 yorum
ruken al

ruken al

@rukenal - Mardin

Gabriel Garcia Marquez’in trajikomik bu kitabında: 75 yaşında emekli bir albayın 15 yıldır bir türlü gelemeyen emekli aylığını her cuma günleri postanede bir ‘umut’ beklerkenki hayatının; içinde bulundukları senenin ekim ayından aralık ayına kadar geçen günlerini anlatıyor. Albayın pasif karakteri, bir türlü gelemeyen emekli aylığı yüzünden açlık ile mücadele etmelerine rağmen dövüş oyunlarına yetiştirmek için kendinden, hasta eşinden bile iyi baktığı horozuna olan bağlılığı kitabın karakterine hiç de sempati duymamamı sağladı.

Kitap sayesinde, kitapla alakası olmayan birtakım olaylar aklıma geldi nedense. Kitapta sokağa çıkma yasakları anlatılırken, 2015-2016 yıllarında yaşadığımız benzer olayların bir şekilde tozlu raflardan çıkartılıp önüme sunulduğunu hissettim.

Okuyacak olan herkese şimdiden iyi okumalar diliyorum.
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba puan vermedi
3 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Abla aslında burada insanın kendi sesiyle esas sorunuyla ilgilenip mucadele etmek yerine kaotik dunya da sinmiş profillerin kendini avutma biçimlerine, ve bu gozardı edilen durumdan dolayı edinimletinden feragat ettiğinin farkında olmadan suni mutluluklarla avundugunu göstermeye calışılmış diyebilir miyiz? Diyalektiğin A_B_C sine vurgu yaptınız söyleyemez mıyız??
06.01.19 beğen cevap

Albaya Mektup Yok - S41

''Olmadı mı?'' diye sordu.
''Olmadı,'' diye yanıtladı albay. ''Ama artık önemi yok. Horozun beslenmesini oğlanlar üstlenecek''
Sercan Yıldırım tarafından eklenmiştir.
Dilan Karahan

Dilan Karahan

@dilankarahan

Sansür konulduğundan beri gazeteler yalnız Avrupa' dan söz eder oldu," dedi. "En iyisi Avrupalılar buraya gelsin, biz de oraya gidelim. Böylelikle herkes kendi ülkesinde neler olup bittiğini öğrenebilir.
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
hk

hk

@haticeee - Ankara

Kendi başının çaresine bakmak her zaman daha iyidir.
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
hk

hk

@haticeee - Ankara

Büyük şeyler için bekleyen,küçük şeyler için de bekleyebilir.
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ülkü Efe

Ülkü Efe

@ulkuefe0 - İstanbul

"Kötü bir durumun en kötü yanı bize yalan söyletmesidir."
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Promiyer

Promiyer

@pronuyer

Pantolonun ütülenmesi gerekiyordu. Kadın onu kömürlerin üstünde ısıtılmış iki demirle ocağın üstüne gerdi.
"Dışarı çıkmakta acelen ne?" diye sordu.
"Posta"
"Bugünün cuma olduğunu unutmuştum," dedi kadın, yatak odasına dönerken. Albay giyinmişti ama pantolonsuzdu.
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
18
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Gabriel Garcia Marquez Kitapları
Kolombiyalı yazar, romancı, hikayeci ve oyun yazarı Gabriel Garcia Marquez'in tüm okurlar tarafından okunması gereken en iyi ...
141
KİTAP
Türk ve Dünya Edebiyatından Okunması Gereken Seçkin Kitaplar
Türk ve Dünya edebiyatında kimisi yazıldığı döneme ışık tutan kimisi hafızalara kazınmış kimisi ise başlı başına klasikleşen ...
ruken al

ruken al

@rukenal - Mardin

 paylaşım fotoğrafı
Yeni kitap☺️832 sayfalık kitabımı günlerdir olmayan elektriğe inat bitirdim. Sırada minnacık bu😅
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
Yazar - Gabriel Garcia Marquez ?
Səhifə - 72 ?
Məlumat - Oğlunu itirmiş polkovnik və hayat yoldaşının günlərindən bəhs olunur.Oğlundan yadigar qalmış xoruza(döyüşkən) baxması,yemləməsi və özlərinin ac qalması ana xətt olub. Hər cümə günü təqaüdün gəlməsi xəbərini gözləməsi və yenədə Yalnızlıq.
Qeyd edimki, xoruz burada utancağlığı və döyüşkənliyi əks etdirirki, buda polkovnikinin xüsusiyyətlərini göstərir fikrimcə ?
- ana xəttinə görə çox uzun olub, oxuma səbəbim yazarın " Yüzyılın tənhalığı " kitabın çox qarışığ olması və bir çoxunun qəribə yorumu ilə əlaqəlidir. Maraqlı gəldimi ? Yox
Məsləhət görərəmmi ? Yox ? sadəcə səbrli olmağı öyrədir. Sonluğununda olmaması ayrı bir üzücü.
Alıntı - ? -Bu gün hökmən məktub gəlmədir.
+Bircə ölüm hökmən gəlir polkovnik. ?
ataç ikon Albaya Mektup Yok
kitaba 5 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum