up
ara

Sırça Fanus

The Bell Jar

Sırça Fanus Konusu ve Özeti

Sırça Fanus
Herkes zaman zaman kendisini sırça bir fanusun içinde nefes alamazken bulmaz mı?
Yazar:
Çevirmen: Handan Saraç
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
ISBN: 9786054764716
Sayfa: 256 sayfa Basım Tarihi: 2006
Sırça Fanus Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Sırça Fanus, 20. yüzyıl edebiyatının en önemli yazarları arasında olan Sylvia Plath'ın tek romanı. İlk basımını 1963 yılında Victoria Lucas takma adını kullanarak yayınlamıştır. Kitap, Sylvia Plath'ın kendi gençlik bunalımlarını, intihar deneyimlerini yeniden yaşama tutunma çabalarını anlatan bir özyaşam öyküsü. Sylvia Plath, Sırça Fanus'u yayımladıktan bir ay sonra, yaşamına kendi elleri ile veda etmiştir.

2003 yılında Sylvia isimi ile kitabın filmi yayınlanmıştır. Filmin yönetmenliğini Christine Jeffs, senaryolaştırmasını ise John Brownlow yapmıştır ve filmin başrolünde Sylvia Plath rolünü Gywneth Paltrow canlandırmıştır.

Sırça Fanus Romanının Konusu
Başarılı bir üniversite öğrencisi olan Esther Greenwood'un gençlik bunalımları, intihar girişimleri, yeniden hayata tutunma uğraşı. İnsanların kendi içlerinde bir Sırça Fanus'a tıkılı kalmaları, kapana kısılmış hissetmeleri.

Sırça Fanus Romanının Özeti
Esther Greenwood, New York da yaşamaktadır. Bir dergide staj yapmakta olan başarılı bir kızdır. En yakın arkadaşı olarak tanımladığı Doreen, yüzünden pek çok erkekle flört etmek durumunda kalmaktadır. Esther, New York'dan ayrılacağı son gece, Doreen dışarı çıkmayı teklif eder ve yine Esther'e bir eş ayarlamıştır. Esther'in buluşması oldukça kötü geçer. Doreen'in ayarlamış olduğu kişi tam bir kadın düşmanıdır. Gecenin sonlarına doğru tartışırlarken, Esther'in elbisesini yırtar ve onu dövmekten beter bir hale sokar. Esther, otele döndüğünde olayın da vermiş olduğu sinir hali ile tüm giysilerini balkondan New York caddelerine fırlatır. Giyecek hiçbir kıyafeti kalmadığı için arkadaşından aldığı kıyafetler ile evine döner.

Esther Greenwood'un öğrenim hayatı başarılarla dolu. İleriye dönük hayali ise, yazmayı çok sevdiğinden başarılı bir yazar ya da ünlü bir şair olabilmektir. Sorgulamayı ve araştırmayı seviyor Greenwood ve üretmediği zamanlarda kendisini Sırça Fanus'un içerisinde öyle bunalmış bir halde buluyor ki, intihar girişimlerinde bulunuyor... İlginç intihar girişimlerini araştırıp planlıyor... Staj görmeden önce yazarlık kursuna katılabilmek için bir öyküsünü bir kurula göndermiştir. Döndüğünde, kabul edilmediğini öğrendiğinde büyük bir hayal kırıklığı yaşar. Kendisini bu noktada bir fanusa kapanmış gibi hisseder. Uykusuzluk sorununun da patlak vermesiyle, annesi ile birlikte bir psikolog yardımı almaya karar verirler. Psikolog, fayda sağlamanın aksine, Esther'in sinir sistemini daha fazla bozar. Şok tedavileri görür.

Greenwood'un yaşadıklarını gazeteler aracılığıyla öğrenen ünlü bir yazar onu kalmakta olduğu yerden çıkartıp özel bir kliniğe yerleşmesinde yardımcı olur ve tüm masrafları üstlenir. Yeni doktoru Nolan'dır. Esther ne kadar belli etmek istemese de Nolan'ı sevmiştir. Kısa bir süre sonra, kendi durumundan daha iyi durumda olan hastaların bulunduğu bölüme alınır sebebini anlamasa da Nolan'a güvenmektedir. Fakat bir sabah kahvaltısı gelmemiştir ve korktuğunun başına gelmiş olduğunu fark eder, şok tedavisine gönderilecektir. Hayal kırıklığı ve korkuyu bir arada yaşamaktadır. Nolan onu sakinleştirir. Hiçbir şey hissetmeyeceğini, seansın daha çok bir uyku halinde geçeceğini söyler. Greenwood ilerleyen seanslarda hastalığının ne olduğunu bile unutmuştur.

Esther artık içine sıkışıp kaldığı fanusu üzerinde hissetmemektedir. Ve kurul karşısında bir sınava tabi tutulduktan sonra 2. dönemde okuluna geri dönebileceğini bilmektedir. Beklediği gün gelip çattığında, Esther'i Doktor Nolan sakinleştirmektedir yine... Soruları sakince cevaplamasını dile getirir. Ve kurulun onu beklemekte olduğu odanın kapısını aralar.
Psykhe

Psykhe

@psykhe

"Sen fanusun içinde değilsin, fanus senin kafanın içinde."
Sylvia Plath, “Birinden hiçbir şey beklemeyince, asla düş kırıklığına uğramaz insan” sözüyle hafızamda yer etmiştir. Ayakta durabilmenin çözümünü keşfetmiş olsa da, ne yazık ki bu çözümü kendi hayatına geçirememiş olduğunu da görürüz.

İlk ve tek romanı olan “Sırça Fanus” kitabını yazarken, kendi hayatından oldukça esinlenmiştir. Bu nedenledir ki romanı okumadan önce yazarın hayatının araştırılmasını şiddetle tavsiye ederim. Ölmeden kısa bir süre önce farklı bir isimle (Victoria Lucas) yayımlatabildiği kitabı, psikolojik ve sosyolojik olarak incelendiğinde 20. yüzyıl edebiyatının sıradışı romanlarından biridir.

Peki nedir o zaman, şiir kitaplarıyla tanınan Sylvia Plath’ın Sırça Fanus’unu edebiyat dünyası için bu kadar değerli kılan şey?

İlk söyleyebileceğimiz şey, ölmeden kısa bir süre önce yazmış olduğu bu roman ile yazarı tanıdığınız ve her cümlesiyle kendisine adım adım yaklaştığınızdır. Sizi bilmem ama beni en çok etkileyen şeylerden biridir, değer verdiğim yazarların düşüncelerini, görüşlerini, bakış açılarını ve hayat hikayelerini okumak.

Sylvia Plath’ı benim için özel kılan bir diğer durum ise 20.yy ortalarında tüm tabuları yıkarak kadın erkek eşitliğini savunması ve her şeyi göze alarak bunu her fırsatta dile getirmesidir. Bu açıdan onda kendimi sık sık gördüğümü de söyleyebilirim.

Ancak oldukça zeki olan bu kadının delilik ve dahilik arasındaki ince sınırda bocalamış olması da oldukça üzücüdür.

Sylvia Plath, bu yarı otobiyografik olan romanına Rosenberg ailesinin elektrikli sandalyede infazına atıfta bulunarak başlar. Bu şekilde ölmenin ne kadar korkutucu olabileceğini detaylı bir şekilde anlatarak, okuyucuyu yavaşça kendi hikayesine hazırlar. Romanında Esther olarak karşımıza çıkıyor Plath. Esther’in yaşam öyküsünü anlatırken adım adım da intihara götürüyor kendini, bizim de buna tanıklık etmemizi sağlıyor.

Romanın konusuna kısaca değinirsek; Oldukça başarılı bir öğrenci olan Esther, 1950 de New York’ta iyi bir moda dergisinde stajyer olarak yeni bir hayata adım atmıştır. Bu yeni hayat onu şaşırtmış ve bu zamana kadar yaşadığı her şey bomboş gelmeye başlamıştır. Sanki şimdiye kadar bir fanusun içinde büyüyen Esther, fanusun dışarısında çok daha büyük bir hayatın var olduğunu fark etmiştir. Yeni dünyasında meraklı ve istekli ancak bir o kadar içine kapanık ve çekingendir. Bu durum Esther’i sürekli arafta tutar. Artık ne eski hayatına dönebiliyor ne de şimdiki hayatına uyum sağlayabiliyordur. Önceden farkında olmaksızın huzur içinde yaşamış olduğu o sırça fanus, artık onu boğmaktadır. Fanusu kırıp dışarı çıkmak ister. Ancak bu süreç kendisi için oldukça yıpratıcı olur. Kimlik bunalımı derinleştikçe içine kapanışları da artar. Çevresindekileri ve onların hayata bakış açılarını sorgulaması onu daha da yalnızlaştırır. Bir kitap yazmaya karar vermesi ise kopuş noktası olur.

“Sessizlik bunaltıyordu beni. Sessizliğin sessizliği değildi bu. Benim kendi sessizliğimdi.”

Sessiz ortamların huzurlu ortamlar olduğuna inanırız. Ama bilmeyiz ki en büyük huzursuzluklar en büyük sessizliklerin olduğu yerdedir. Çoğu zaman her sessizlik kendi huzursuzluğunu da peşinde getirir. Bu huzursuzlukla birlikte Sylvia Plath’ın akılhastanesinde yatışları, intihar girişimleri, yeniden hayata bağlanma savaşı ve bu savaşı kaybedişi anlatılır.

Peki ya Esther? O savaşı kazanacak mı yoksa o da Sylvia Plath gibi bu fanusu intiharla mı kıracak? Siz onların yerinde olsanız ne yapardınız? Umudunuzu mu beslerdiniz yazılarınızla, yoksa umutsuzluğunuzun içinde boğulmayı mı tercih ederdiniz?
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 10 verdi
19 beğen · 4 yorum
ASLI (@bluevalentine)
Hayatıyla, çizimleriyle beni çok etkilemiş bir yazar.
26.05.17 beğen cevap
Psykhe (@psykhe)
Beni de oldukça etkiledi. İntihar ederken bile annelik hassasiyetini elden bırakmamış. Bu kadar acıdan sonra insan öldüğüne üzülemiyor. Belki de bazıları için tek çıkış noktası bu.
26.05.17 beğen cevap
ASLI (@bluevalentine)
Günlüklerini okumanı tavsiye ederim, bir de filmi var ama filminde daha çok Ted Hughes'la yaptığı evlilik üzerinden fazla detaya girmeden sadece ilişki odaklı anlatılmış yine de fena değildi. Onu düşününce aklıma ''Bir zamanlar yüz yıl önce bir kız yaşamıştı, şimdi benim yaşadığım gibi. Sonra öldü…'' sözü gelir hep.
26.05.17 beğen cevap
Psykhe (@psykhe)
Günlüklerini en kısa zamanda okumayı düşünüyorum. Filmi ne zaman seyredebilirim hiç bilmiyorum ama o da aklımda. Bu arada sözü çok sevdim. İnsanın kalbine dokunuyor hüznü ile..
26.05.17 beğen cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

 "Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum."
demiş <i>Sylvia Plath.</i>

Sırça Fanus...
Uzun süreler boyunca adını hep duymuştum ama nedense bir türlü alıp okuma gibi bir eylem içerisine girmemiştim... Ne zaman ki kitap yayından kalkmış, bende bir sırça fanus aşkı başladı ki sormayın gitsin! Gerçi kitap Kırmızı Kediden çıktığı gibi aldım tabii ki ama bu kezde bir türlü okumaya zaman bulamadım... İşlerdi, okuldu derken insanın bazen kendisine bi kitap molası verecek zamanı bile kalmıyor... Ve finaller de bittikten sonra, sonunda okuyup bitirebildim. Anlatım dili çok sade ve bir o kadar da akıcı. Okurken Sylvia Plath'ın hayatına dokunmak... İç dünyasına yolculuk etmek... Belki bir nebze anlayabilmek... Kitap 20. Yüzyılın kitabı ama bence tüm dönemlere hitap ediyor. Ben kendime bu noktada çok kızıyorum bu kitabı almakta bu kadar geciktiğim için, aldığım günden beri kitaplığımda beklettiğim için... Kitap; 20. Yüzyıl edebiyatının efsane yazarları arasında yerini alan Sylvia Plath'ın tek romanıdır. Kitap ilk kez 1963'de yayımlanmış ama Sylvia Plath romanını kendi adıyla yayımlamamış. Ve kitap yayımlandıktan bir ay sonra Plath yaşamına kendi elleri ile son vermiş... Sylvia, kitapta kendi içerisinde yaşadığı bunalımlarına da yer vermiş ve bunlardan yola çıkarak yazmış kitabını. Kitap bu özelliğinden dolayı bir nevi otobiyografi sayılabilir. Sylvia Plath belki de eğer hayatını sonlandırmasaydı bence Sırça Fanus'un devamı gelebilirdi ve oldukça güzel olurdu... Kitaba puanım 5/5

- Okumayanlar için spoiler içerebilir -

Esther Greenwood öğrenim hayatı başarılarla dolu bir üniversite öğrencisidir. İleriye dönük hayali başarılı bir yazar olmaktır. Bu yaşına kadar onu diğerlerinden soyutlayan özelliklerini az çok belirlemiş olmasına rağmen kendisini bulma çabası bitmemiştir. Esther'in hayattaki inişleri ve çıkışları... Sorgulamayı ve araştırmayı seviyor ve üretmediği zamanlarda bazen Sırça Fanus'un içerisinde öyle bunalıyor ki, intihar girişimlerinde bulunuyor... İlginç intihar girişimlerini araştırıp planlıyor... Belki iyileşebilecek durumdayken ona bir şeyler engel oluyor. Greenwood aslında etrafındaki kalabalığa rağmen ne kadar yalnız olduğunu kitabında sık sık belli ediyor. Kitabı okurken Esther ile göklere uçup aynı şiddet ile yere çakılıyorsunuz. Kitabı okurken aklımda hep "Herkes bazen kendisini sırça bir fanusun içinde nefes alamazken bulmaz mı zaten?" tarzında sorular ve Esther'in yaşamakta olduğu yalnızlık hissi döndü durdu... Sylvia Plath kitabını edebi yönden eksik bulduğu için kendi adı ile yayımlamayı seçmemiş ve Victoria Lucas adını kullanmış. Oysa ki şu günlerde geldiği yerleri görebilse neler düşünürdü acaba? Bazen bir kitap, söylemek istenilenden milyonlarca fazla şey anlatabiliyormuş. Bunu da bu kitabı okurken bir kez daha anlıyorsunuz... Peki niçin kendisini Sırça Fanus'da hissediyor ve bu Sırça Fanus aklına ilk ne zaman ve nasıl girdi? Dilerseniz bunları kitabı okurken daha iyi inceleme şansına erişebilirsiniz. Kitapta çok ince detaylar var ki... Daha fazla spoiler verip hâla okumamış olanların ve okumak isteyenlerin hevesini kaçırmak istemiyorum. Ben severek hatta bayılarak okudum!

Çok derin saygı ve sevgilerle, daima mutlu kalın... :)
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 4 verdi
1 beğen · 0 yorum
Demet

Demet

@mirte

Kitabın başlarında kendime benzettiğim karakterin yavaş yavaş çöktüğünü gördüm, ben içime çekildim, sıkıldım, daraldım, kırıldım ve hak verdim. Kendi sorunlarımın birkaçını onda gördüm ve bazı görüşlerimi. Kitap kendi karakterimle ve hayatımla baş karakteri karşılaştırarak sürdü diyebilirim.
2,5 yıldır okumayı düşündüğüm yazarı anca okuyabilmiş olmama da biraz üzüldüm. Bir derginin intihar dosyasında gördüğümden beri okumayı düşündüğüm bir yazar. Daha önce okumuş olsaydım da bir dersimde çok güzel sunardım diye düşünüyorum. Çünkü kitabı okuduğum günlerde dilimden düşüremedim bu kitabı, bu nedenle bazı insanları sıkmış bile olabilirim.
Kitabın sonundaki bitirilmemişlik, yani bir nevi üç nokta çok hoşuma gitti. Bu belki de yazarın kararsızlığındandı. Sonra kararını verdi ve gitti.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 10 verdi
19 beğen · 0 yorum
Derya B.

Derya B.

@katina

Eshter'in kafasının içerisindekiler ile gerçek hayat uyuşmaz. Anlam veremez bazı şeylere. Sonu akıl hastanesi olur. Tek romanında Sylvia Plath, kendi hayatından esinlenmiş.
Eğer siz de hayata bir fanus içinden baktığınızı düşünüyorsanız, bu kitabı okuyarak yalnız olmadığını anlarsanız.

"İçlerinden hangisinin konuştuğunu saptamaya çalıştım. Bir insan topluluğuyla konuşmaktan nefret ederim. Bir toplulukla konuşurken her zaman içlerinden bir tanesini seçip sözlerimi ona yöneltirim ve konuştuğum sürece ötekilerin de gizliden gizliye bana bakıp hakları olmadan dinledikleri duygusuna kapılırım. Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup, "iyiyim" demenizi beklemeleridir."
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
magnoliabooksss

magnoliabooksss

@kitapkusuu

Sylvia Plath kendi varlığını kendisine kanıtlamakla geçirdi belki hayatını. ve sonrasında da ikna olamayıp gitmeyi tercih etti..Roman yarı otobiyografik bir özellik taşımakta ve ruhsal bunalımın sebep olduğu düşüncelerin bakış açısının belki de bu kadar net anlatıldığı başka bir kitap daha yoktur. hikayede bazen kopukluklar oluyor gibi geliyor size ama okudukça yazarın güzel bir şekilde bağladığını görüyorsunuz.sonlarda aklınızda soru işaretleri kalıyor sebebi ya yazarın kararsızlığı ya da kendisinde de soru işaretleri kalmış olmasıdır muhtemelen. keşke gitmeye karar vermeseydi de daha çok şey yazsaydı dedim ve kesinlikle 1 defa okumakla kalınmamalı belli bir süre sonra tekrar okunmalı.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum

Sırça Fanus - S41

"Üzerinde ciddi ciddi düşündüğümü bilseydi eminim ki lafımı bir dakika bile dinlemeyecek ve her şeye rağmen beni o derse sokacaktı."
İmge Derin tarafından eklenmiştir.
Hilal Özdemir

Hilal Özdemir

@cokfuzuli

Bir erkeğin evlenmeden önce bir kadına verdiği tüm güllere, öpücüklere ve akşam yemeklerine karşın, gizliden gizliye istediği tek şey, evlilik işlemleri biter bitmez kadının mutfak paspası gibi ayaklarının altına serilmesiydi.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum
magnoliabooksss

magnoliabooksss

@kitapkusuu

eğer birinden hiçbir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
11 beğen · 0 yorum
Elif Akın

Elif Akın

@elifakin

' Bir erkeğin evlenmeden önce bir kadına verdiği tüm güllere, öpücüklere ve akşam yemeklerine karşın, gizliden gizliye istediği tek şey, evlilik işlemleri biter bitmez kadının mutfak paspası gibi ayaklarının altına serilmesiydi. ''
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Romalı bir düşünüre nasıl ölmek istediğini sorduklarında damarlarını ılık banyo içinde kesip açacağım söylemişti. Bunun kolay olacağını sanıyordum, küvete uzanıp bileklerimde çiçeklenen kızıllığın berrak suyun içinde dalga dalga kabarışını izleyerek gelincik rengi köpüklerin altına kayıp uykuya dalacaktım. Ama iş bunu yapmaya gelince, bileğimin derisi gözüme öylesine beyaz ve savunmasız göründü ki bir türlü yapamadım. Sanki asıl öldürmek istediğim şey o derinin altında ya da başparmağımın altında atan o ince mavi damarda değil, başka bir yerde, daha derinde, daha gizli ve ulaşması çok daha güç bir yerdeydi. İki hareket yeterliydi. Bir bilek, sonra öbür bilek. Jileti bir elden ötekine geçirmeyi de sayarsak üç hareket. Sonra küvete girip uzanacaktım. Ama aynadaki insan felç olmuş ve hiçbir şey yapamayacak kadar budalaydı.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 4 verdi, inceleme ekledi.
7 beğen · 0 yorum
Başak Yılmaz

Başak Yılmaz

@theabignovaa

Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup,"iyiyim,"demenizi beklemeleridir.

Sırça Fanus, Sylvia Plath (Sayfa 183)
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
394
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
547
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
757
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
78
KİTAP
İntihar Eden Yazarların Kitapları
Hayatına kendi isteğiyle son veren ünlü yazarların kitaplarını bu listede paylaşıyoruz. Lütfen sadece intihar eden yazarların...
1176
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
Ayça

Ayça

@flakeinthesky

Eğer birinden hiçbir şey beklemezsen hayal kırıklığına uğramazsın.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Eduşka

Eduşka

@edaa

 paylaşım fotoğrafı
Bugünün kitabı ile iyi akşamlar dileriz 😊🌸
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
33 beğeni · 7 yorum beğen ikon
Film adam (@serserimsi)
Tam kış kitabı; depresif, karanlık ve soğuk.
29.11.18 beğen 1 cevap
ASLI (@bluevalentine)
En sevdiğim yazar.
29.11.18 beğen 1 cevap
Yonca (@kitapokumakhuzurverir)
keyifli okumalar bebeğim 😊❤💕😘
29.11.18 beğen 1 cevap
Karanlık Sokaklar

Karanlık Sokaklar

@karanliksokaklar

Sırça Fanus, Sylvia Plath paylaşım fotoğrafı
Sırça Fanus, Sylvia Plath
"Nefret ettiğim bir şey daha varsa, o da insanların kendinizi berbat hissettiğinizi bildikleri halde neşeyle hatırınızı sorup, "iyiyim" demenizi beklemeleridir.."
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Eseflal (@eseflal)
Demek ki o yüzden berbat hissedilen zamanlar insan içine çıkılmıyor... Yine de gelip iyiyim demeni bekliyorlar...
30.07.18 beğen 1 cevap
viyan

viyan

@viyan

 paylaşım fotoğrafı
Bir nevrotik için yaşam sadece ızdıraptan ibarettir.
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
6 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Sevda Deniz K.

Sevda Deniz K.

@sevdadenizk

(...) Sonra gözüm insanların üzerinden şeffaf perdelerin ötesindeki gözalıcı yeşile kaydı ve kendimi dev bir mağazanın vitrini önünde oturuyormuş gibi hissettim. Çevremdeki siluetler insan değil, insan gibi boyanmış ve yaşama özenen pozlara sokulmuş vitrin mankenleriydi. (...)

Sylvia Plath / SIRÇA FANUS
ataç ikon Sırça Fanus
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğeni · 0 yorum beğen ikon