up
ara
‹ Roma'nın Batısı

Roma'nın Batısı Kitap İncelemeleri

Meursault Samsa

Meursault Samsa

@meursaultsamsa

Kitap iki hikayeden oluşuyor ancak ikincisinden bahsetmeye gerek görmüyorum. 40 sayfalık bir öykü. İlki ise beklentimin çok ötesinde, Toza Sor kadar, hatta belki ondan bile fazla sevdiğim bir hikaye. Dangalak Köpeğim alt başlığıyla verilmiş bu, diğeri ise Orji. Parantez' den çıkan kitaplarda bazı yazım yanlışları mevcut ne yazık ki bunu da başta bir eleştiri olarak ekleyeyim. Bu kitaptaki ilk hikayede 14. bölümden sonra 15 yerine 24 yazıyor mesela. Bunun dışında da ayrı yazılması gereken bir iki kelimenin bitişik yazımı mevcut.

Dangalak Köpeğim gerçekten de sağlam bir hikaye. Fante kitaplarında benim çok sevdiğim üç nokta var; ilki kadınlara karşı duyulan hislerin anlatımı. Çok gerçekçi ve keyifli buluyorum bunu. İkincisi, iyi bir espri anlayışı ki özellikle diyaloglarda sıklıkla görülür bu. Üçüncüsü de yazmak, yazarlık meselesi. Bu üç nokta bu kitapta da mevcut fakat bu kez bunların üzerine müthiş bir yalnızlık teması eklenmiş. Tamam, Toza Sor' da da yalnız bir adamın hikayesini okuduk belki ama buradaki yalnızlık fiziki bir durum değil. Zaten bana göre yalnızlık özünde fiziki bir durum değildir. O bir başınalık olabilir, yalnızlık farklı bir meseledir. Bir aile babasının kendi içindeki yalnızlığı üstelik de hayli eğlenceli bir üslupla anlatılmış kitapta.

Fante, kitapları hangi sırayla yazılmış ve basılmış bilmiyorum, açıkçası şu an bunları yazarken de bakmak zor geldi ancak tahminim bu kitabının son kitaplarından olabileceği yönünde. Fante hep çocuğun gözünden aileyi anlatıyordu daha önce okuduğum kitaplarında. (Tabii Toza Sor hariç, o başka bir hikaye.) Bu kitapta ise aile kavramı, babanın gözünden irdeleniyor. Geçmişiyle hesaplaşan bir babanın hikayesini okuyoruz Fante' nin o kolay anlaşılır ve zevkli anlatımıyla. Ailesi yavaş yavaş dağılan ve aslında içten içe de hayallerinin peşinden gidebilmek için bunu arzulayan, bu dağılmayı onaylayan bir baba var, kalabalık ailesine rağmen de muazzam yalnız bir baba aynı zamanda kendisi. Bu yüzden bir köpekle gidermeyi deniyor bu yalnızlığını. Eğlenceli, komik, ama bir yönüyle de çok hüzünlü bir kitap.
ataç ikon Roma'nın Batısı
kitaba 9 verdi
3 beğen · 2 yorum
Gül Ayan (@gulayan)
Toza Sor, kitabında sıkça adı geçen hikaye; Minik Köpek Güldü, Dangalak Köpeğim ile aynı hikaye mi diye merak ettim... Bandini'nin yazar olma yolunda bir dergide yayımlanan ilk hikayesidir Minik Köpek Güldü, kendisinin çok sevdiği ve yazabildiği için gurur duyduğu bir hikayedir. Toza Sor, şu an okuduğum için ve o hikayeyi merak ettiğim için böyle bir soru oluştu incelemenizi okurken : )
07.02.18 beğen cevap
Meursault Samsa (@meursaultsamsa)
Bir dergide yayımlanamayacak kadar uzun bir öykü bu. Muhtemelen farklı o yüzden.
09.02.18 beğen 1 cevap
Kamer

Kamer

@kitapsiz2

Ne zaman Fante okumamaya karar versem sonraki gün başka bir kitabını ararken buluyorum kendimi. Beni yazmaktan uzaklaştırsa da (yazmaya utandığımdan), kalemi karşısında kendimi aciz hissetsem de vazgeçemiyorum onu okumaktan. Sınırlı sayıda çevrilmiş kitabı var zaten, bitince tekrar tekrar okuyacağım sanırım..

Bukowski’yi de Fante’yi de okurken aynı şeye hayranlık duyduğumu farkettim. Garip gelecek ama ; ‘bir yazarın yaşadığı sefilliğe’..
Ama bu öyle kıçlarını silecek bir bez bile bulamadıkları bir sefillik değil, yazıyorlar reddediliyorlar, tekrar yazıyorlar tekrar reddediliyorlar, tekrar yazıyorlar tekrar reddediliyorlar. Sefiller, küçük bir öyküden gelen parayla kendilerini zengin bir yazar gibi hayal edip bununla başa çıkıyorlar. Toza Sor kitabında bir sahne hatırlıyorum : Bandini bir editör tarafından öyküsünün yayımlandığını bildiren bir mektup almış, emin olmak için birkaç kez okumuş sonunda da mektup istemsizce ellerinden kaymıştı. Dizlerinin üzerine çökmüş ve ağlamaya başlamıştı. ‘Arturo Bandini’yim ben. Yazar Arturo Bandini.’

İşte sefil yazarlıktan bunu kastediyorum. Yazıları çok yüce, bunu biliyorlar fakat yine de yetersiz olduğunu düşünüp tekrar tekrar yazıyorlar daha iyisi için. Ve sonunda küçük bir öykülerinin bile takdir görmesine böyle sevinmeleri de bu yüzden. Dandik bir kitabın size getireceği ün ve zenginlik geçicidir, ne kadar alkışlansanız da vicdanen iyi bir yazar olmadığınızı aslında yazdıklarınızın bir boka benzemediğini bilirsiniz. Ama geçici de olsa şöhret tatlıdır. Sabah Uykum bu konuda verilecek en güzel örnek. (Ölene kadar bu kitaba bok atmaktan vazgeçmeyeceğim.)

Roma’nın Batısında kitabında ise bu sefillikten öte, yazarlığının iyi zamanlarını geride bırakmış orta halli, sorunlu 4 çocuk sahibi (hep bu sorunlu çocuklar yüzünden yazamadığını düşünüyor), Henry Molise başrolde.
Benim gibi evliliğe karşı biriyseniz yazarın cümle aralarında evliliğe ne güzel verip veriştirdiğini farkedeceksiniz. Harikulade betimlemelerle sizi bu kararınızda nasıl da haklı olduğunuzu gösteriyor Fante. Evliliğe karşı değilseniz de alın okuyun bu kitabı, acı gerçekleri görmekten çekinmeyecekseniz tabii.
Aslında acıyorsunuz bir müddet sonra Henry Molise’e. Bir zamanlar iyi bir yazardı,ki bir yazar için en kötü durum bu bence, bir zamanlar aşık olduğu bir karısı vardı,şimdi sadece muhtaç olduğu.. Dangalak adında eşcinsel bir köpekleri var, tam bir baş belası ama öyle bir köpeğim olsun isterdim. Sanıldığının aksine köpekler karşı cinsle tanışma bahanesi değildir, şefkatli ve anlayışlıdırlar. Canınızın sıkkın olduğunu farkedip yanınızdan ayrılmazlar. Gösterebilecekleri bütün sevgileri gösterirler. Ve tek köpek cinsi de Rott değildir..

Karısı "ya köpek ya ben" dediğinde istisnasız köpeği seçerken bir müddet sonra köpeğin ona harika lazanyalar pişiremeyeceğini, bulaşıklarını yıkayamayacağını, gömleklerini ütüleyemeyeceğini farkedip yine karısına yöneliyor. İşte evliliğin getirdiği en acınası nokta. Ömrümün sonuna kadar seni isteyeceğim sadece sen varsın ütopyalarından ziyade,, aşık olduğunuz kadının çöküşünü izlersiniz günden güne, ona bu kadar muhtaç olduğunuz için kendi kendinize hayıflanır, zamanında yemek yapmayı, gömleklerinizi ütülemeyi, bulasiklarinizi nasil yikiyacaginizi öğrenmediginiz icin pişman olur vee güzel popolu genç bayanlara yönlendirirsiniz bütün arzu ve isteklerinizi. Ve beklentilerinizi tabii.

Kitabın finali ise beni hayli etkiledi. Muhteşemdi. Finalde yazarın başından beri tutkunu olduğu Roma hayalini nasıl gerçekleştiremediğini, gözünü bile kırpmadan nelerden vazgeçtiğini göreceksiniz. İyi okumalar.
ataç ikon Roma'nın Batısı
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum
Vahit YILDIRIM

Vahit YILDIRIM

@gregorsamsa0

hiçbir kitabı okurken bu kadar eğlendiğimi, güldüğümü hatırlamıyorum. (ilk öyküden söz ediyorum.) toplum içinde okumayın kesinlikle, kendi kendinize bir şeyler okuyup kahkahalarınızı tutmaya çalıştığınızı görenler deli olduğunuzu düşüneceklerdir çünkü.
ataç ikon Roma'nın Batısı
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum