up
ara
‹ Tüm Roma'nın Batısı İncelemeleri

Roma'nın Batısı Kitap İncelemeleri

Kamer

Kamer

@kitapsiz2

Ne zaman Fante okumamaya karar versem sonraki gün başka bir kitabını ararken buluyorum kendimi. Beni yazmaktan uzaklaştırsa da (yazmaya utandığımdan), kalemi karşısında kendimi aciz hissetsem de vazgeçemiyorum onu okumaktan. Sınırlı sayıda çevrilmiş kitabı var zaten, bitince tekrar tekrar okuyacağım sanırım..

Bukowski’yi de Fante’yi de okurken aynı şeye hayranlık duyduğumu farkettim. Garip gelecek ama ; ‘bir yazarın yaşadığı sefilliğe’..
Ama bu öyle kıçlarını silecek bir bez bile bulamadıkları bir sefillik değil, yazıyorlar reddediliyorlar, tekrar yazıyorlar tekrar reddediliyorlar, tekrar yazıyorlar tekrar reddediliyorlar. Sefiller, küçük bir öyküden gelen parayla kendilerini zengin bir yazar gibi hayal edip bununla başa çıkıyorlar. Toza Sor kitabında bir sahne hatırlıyorum : Bandini bir editör tarafından öyküsünün yayımlandığını bildiren bir mektup almış, emin olmak için birkaç kez okumuş sonunda da mektup istemsizce ellerinden kaymıştı. Dizlerinin üzerine çökmüş ve ağlamaya başlamıştı. ‘Arturo Bandini’yim ben. Yazar Arturo Bandini.’

İşte sefil yazarlıktan bunu kastediyorum. Yazıları çok yüce, bunu biliyorlar fakat yine de yetersiz olduğunu düşünüp tekrar tekrar yazıyorlar daha iyisi için. Ve sonunda küçük bir öykülerinin bile takdir görmesine böyle sevinmeleri de bu yüzden. Dandik bir kitabın size getireceği ün ve zenginlik geçicidir, ne kadar alkışlansanız da vicdanen iyi bir yazar olmadığınızı aslında yazdıklarınızın bir boka benzemediğini bilirsiniz. Ama geçici de olsa şöhret tatlıdır. Sabah Uykum bu konuda verilecek en güzel örnek. (Ölene kadar bu kitaba bok atmaktan vazgeçmeyeceğim.)

Roma’nın Batısında kitabında ise bu sefillikten öte, yazarlığının iyi zamanlarını geride bırakmış orta halli, sorunlu 4 çocuk sahibi (hep bu sorunlu çocuklar yüzünden yazamadığını düşünüyor), Henry Molise başrolde.
Benim gibi evliliğe karşı biriyseniz yazarın cümle aralarında evliliğe ne güzel verip veriştirdiğini farkedeceksiniz. Harikulade betimlemelerle sizi bu kararınızda nasıl da haklı olduğunuzu gösteriyor Fante. Evliliğe karşı değilseniz de alın okuyun bu kitabı, acı gerçekleri görmekten çekinmeyecekseniz tabii.
Aslında acıyorsunuz bir müddet sonra Henry Molise’e. Bir zamanlar iyi bir yazardı,ki bir yazar için en kötü durum bu bence, bir zamanlar aşık olduğu bir karısı vardı,şimdi sadece muhtaç olduğu.. Dangalak adında eşcinsel bir köpekleri var, tam bir baş belası ama öyle bir köpeğim olsun isterdim. Sanıldığının aksine köpekler karşı cinsle tanışma bahanesi değildir, şefkatli ve anlayışlıdırlar. Canınızın sıkkın olduğunu farkedip yanınızdan ayrılmazlar. Gösterebilecekleri bütün sevgileri gösterirler. Ve tek köpek cinsi de Rott değildir..

Karısı "ya köpek ya ben" dediğinde istisnasız köpeği seçerken bir müddet sonra köpeğin ona harika lazanyalar pişiremeyeceğini, bulaşıklarını yıkayamayacağını, gömleklerini ütüleyemeyeceğini farkedip yine karısına yöneliyor. İşte evliliğin getirdiği en acınası nokta. Ömrümün sonuna kadar seni isteyeceğim sadece sen varsın ütopyalarından ziyade,, aşık olduğunuz kadının çöküşünü izlersiniz günden güne, ona bu kadar muhtaç olduğunuz için kendi kendinize hayıflanır, zamanında yemek yapmayı, gömleklerinizi ütülemeyi, bulasiklarinizi nasil yikiyacaginizi öğrenmediginiz icin pişman olur vee güzel popolu genç bayanlara yönlendirirsiniz bütün arzu ve isteklerinizi. Ve beklentilerinizi tabii.

Kitabın finali ise beni hayli etkiledi. Muhteşemdi. Finalde yazarın başından beri tutkunu olduğu Roma hayalini nasıl gerçekleştiremediğini, gözünü bile kırpmadan nelerden vazgeçtiğini göreceksiniz. İyi okumalar.
ataç ikon Roma'nın Batısı
kitaba puan vermedi
4 beğen · 0 yorum