up
ara

Geceyi Anlat Bana Kitap İncelemeleri

Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Anlatım bozukluğu.
Geceden alacaklıyız hepimiz ama daha çok borçluyuz sanki. Her kötülüğü her şerri ona bağladığımız için. Oysa bir kadife yorgan gece; saklamak için saklanmak için. Uykumuzu emanet ettiğimizden mi yoksa bizim görüş alanımız dar olduğu için mi bilinmez hep bir gizem vardır. Gizem ise korkutur insanı daima:
“Çünkü insan kaderine ancak dikey vaziyette karşı koyabilir.”
Örtmek ve örtünmek ihtiyaç birazda bir şeyleri unutma isteği bir şeyleri koruma isteği sonucu. Gecenin örttüğü tüm gerçekler yanında örtemediği yalanlar bizi biz yapıyor belki de, gece bu yüzden alacaklı bizden. Yüklediğimiz her görevi yerine getirmiyor bazen bazen de yerine getirmek istemiyor sahiden.
“Alacakaranlığın terkibi, bizatihi korkunun mükemmel bir şekilde yeniden yapılanmasıdır, başaşağı edilmiş korkunun. Bütün günler önceden düşünülüp planlanabilir ama gece önceden kestirilemez.”
Şafak vakti ayırır gece ve gündüzü bu ayrım hayatın kendisidir aslında; sınırları asla belli ve keskin değildir. Bir alacakaranlığın ardında saklıdır hem gece hem gündüz. Oysa insanlar sever sınırları ve onlarsız olmaz sanki:
“Hiçbirimiz çekmemiz gereken acıyı çekmez, söylediğimiz kadar sevmeyiz. Aşk ilk yalandır; bilgelik sonuncusu. Bilmez miyim kötülüğü bilmenin tek yolu doğruluktan geçer? Kötülük ve iyilik birbirlerini ancak sırlarını yüz yüze açık ederek tanıyabilirler. Gerçek iyilikle karşılaşan gerçek kötülük ilk olarak ikisini de kabul etmemeyi öğrenir; birbirinin yüzü diğerine hikayenin ikisinin de unuttuğu diğer yarısını hatırlatır.”
Aslında büyütüyoruz her şeyi içimizde ve dışımızda. İçimizde büyüttüğümüz ya aşk oluyor ya da acı en derininden. Dışımızda büyüttüğümüz ise kurallar ve toplumsal gerçekler oluyor. Bunlarında sınırları olsun istiyoruz hem de en kalınından. Oysa:
“Fanilik karşısında sıkılmış kaslarımızla bir nefes üzerine geçirilmiş tenden başka bir şey değiliz. Kendimize yaslanıp uzun, sitemkar bir toz içinde uyuruz. Acıya taktığımız adlarla batmışızdır gırtlağımıza kadar. Hayat, gecenin içinde otladığı ve bizi umutsuzca doyuran otları biçtiği otlaklardır. Hayat, ölümü bilme iznidir.”
Sonun öncesi yaşadıklarımızın kutsal iyi doğru ve güzel olsun istiyoruz, ve bu noktada çabaladığımızı düşünüp rahatlıyoruz. Oysa sınırlar o kadar kalın değil keskin değil. Cinsiyet bile öyle değil. Sevgi ise asla sınırların içinde var olmadı. Aşk ayrı bir sınırsızlık. Geceye saklıdır aslında aşk, bir aşkın ürünü isek bunu geceye borçluyuzdur aslında. Sınırsızın kenarına tutunan iki yüreğin eseri.
“Bir aşığın kalbini paralayan şey, sevgilisinin daldığı gecedir; sırf geceden çıkarken yüzünde beliren gülüşüm sırtlanına bakabilmek için onu aniden uyandırır.”
Uyku ise bir kaçıştır elbette bir çok açıdan. Gece uykusu ise benzemez elbette gündüz uyunan uykuya, daha derindir gündüz yaşanan her şeyden.
“Yaptıklarımız yüzünden terden sırılsıklam uyanırız çünkü adları olmadığından inkar edemeyeceğimiz insanlarla dolu bit yok şehrin sokağında, adresini bilmediğimiz bir evde vuku bulmuştur. Bu kimliksizlikleri onları biz yapar. Çünkü kendimizi bir sokak numarasıyla, bir evle, bir isimle suçlamayı bırakırız. Uyku bizden suçlu bir bağışıklık talep eder. Aramızda kimse yoktur ki elimize ebedi bir tebdil-i kıyafet, ruhlarımız aleyhine kullanılmayacak bir parmak izi verildiğinde tecavüz, cinayet ya da diğer iğrençliklere kalkışmasın.”
Geceyi anlatmak uzun mesele herbir parçası ayrı bir olgu. Ama bakış gece ile başlayıp hayatın geneline yayarsak, sınırları belli olmayan gerçeklik içinde yaşıyoruz, yolumuzu arıyoruz. Bu yol içinde her şey var, çocukluk, gençlik, cinsel kimlik, aşk, idealler, yaşam tarzı, arzular, tutkular ve tabii öfkeler pişmanlıklar keşkeler. Hepsi için bir formül var mı bilinmez ama bir çok bakış açısı mevcut. Bir erken dönem 20. yy romanımsı düz yazıda ise bundan daha fazlası mevcut. O kadar derin cümleler içinde kaybolmadan ilerlemek zor ve keyifli. Uzun bir yolculuk bu iç dünyanıza şişirdiğiniz dış dünyanıza. Anlatım bozukluğu olmadan aktaramadığımız ve illa içinde “şey” geçen her anın bir anlatımı kitap. Anlatımı bozan ise yaşadıklarımızla hayal ettiklerimiz arasında ki o derin uçurum. Bu bozukluğu düzeltmenin yolu da sizde...
Keyifli okumalar!
ataç ikon Geceyi Anlat Bana
kitaba 10 verdi
12 yorum
Eseflal (@eseflal)
Güzel bir kitaba benziyor, incelemesi boyleyse kendisi merak konusu oldu, listeme ekleyim. Teşekkürler 😇🌼
21.02.19 beğen 1 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Çok güzelmiş. Hissettirdikleri açısından bakılırsa okunmayı hak ediyor desenize. “Anlatım bozukluğu olmadan aktaramadığımız ve illa içinde “şey” geçen her anın bir anlatımı kitap. ” Merak ettim ben de. Üstelik 10 puanı hak etmiş, okuyacağım. Teşekkürler @seyyah73
21.02.19 beğen 1 cevap
haybe okur haybe yasar (@haybeokurhaybeyasar)
“Hiçbirimiz çekmemiz gereken acıyı çekmez, söylediğimiz kadar sevmeyiz. Aşk ilk yalandır; bilgelik sonuncusu. Bilmez miyim kötülüğü bilmenin tek yolu doğruluktan geçer? Kötülük ve iyilik birbirlerini ancak sırlarını yüz yüze açık ederek tanıyabilirler. Gerçek iyilikle karşılaşan gerçek kötülük ilk olarak ikisini de kabul etmemeyi öğrenir; birbirinin yüzü diğerine hikayenin ikisinin de unuttuğu diğer yarısını hatırlatır.”  Kaleminize sağlık çok güzel bir inceleme..
22.02.19 beğen 1 cevap
Fâtıma (@yitiktheology)
📍👌👌👌
22.02.19 beğen 1 cevap