up
ara

Mucizeler Dükkanına Dönüş

Mucizeler Dükkanına Dönüş Konusu ve Özeti

Mucizeler Dükkanına Dönüş
Umut Işıkları kitabının da yazarı Debbie Macomber tarafından kaleme alınan Mucizeler Dükkanına Dönüş kitabı Roman (Çeviri), Aşk türünde okuyucusu ile buluşuyor. Martı Kitabevi yayınevinden 2011 yılında 9786053480167 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Mucizeler Dükkanına Dönüş isimli kitap 528 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye Ozan Aydın çevirmiştir. Kitap Hazinem Dediğim Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Mucizeler Dükkanına Dönüş kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: Ozan Aydın
Yayınevi: Martı Kitabevi
ISBN: 9786053480167
Sayfa: 528 sayfa Basım Tarihi: 2011
İsteyince, her sorunun bir çözümü olduğunu anlıyor insan...

Aşkın ve arkadaşlıkların filizlenerek çoğaldığı, zamanla sımsıcak ilişkilere dönüştüğü bir sokak hayal edin.

Her iki yanında kapısını çalabileceğiniz, bir bardak çay eşliğinde sevdiklerinizle sohbet edebileceğiniz, içinizi ısıtan dükkânların dizili olduğunu düşünün.

Aydınlığa açılan umut dolu bir dünyaya girmenin, hüzün ve mutluluğun bir arada sunulduğu, doyumsuz yaşam öykülerine tanıklık etmenin vakti gelmiş demektir.

Debbie Macomber, Mucizeler Dükkânına Dönüş adlı romanıyla
iyi-kötü her yaşanmışlığın bir tecrübe olarak bizlere geri döndüğünü bir kez daha kanıtlıyor.

"Debbie Macomber, aşkın ve arkadaşlığın mucizevi yönlerini kimsenin aktaramayacağı güzellikte anlatıyor."
-BookPage-

"Macomber'ın son kitabı Mucizeler Dükkânına Dönüş, hayatınıza enfes bir lezzet katıyor."
-Publishers Weekly-

"Macomber'in tanıdık karakterleriyle birlikte, arkadaşlığın ve aşkın kol gezdiği muhteşem bir dünyada gezintiye çıkmaya hazır olun. Kitabı okurken alacağınız keyfin tarifi yok!"
-Booklist-

"Sorunların, insanları gerçek dostluklara ve sevgiye sürükleyişinin büyüleyici hikâyesine tanıklık edeceğiniz sımsıcak bir roman..."
-RT Book Review-

KİTABIN İLK BÖLÜMÜNDEN:

1
“Örgü dünyasının en büyük sırlarından biri, dantel işlemenin normalde olduğundan daha zor görünmesidir. Düz ve ters örgü örebilir, ikili kesme yapabilir ve yeni bir ilmek oluşturmak için ipinizi şişinizin üzerinden geçirebilirseniz, dantel de işleyebilirsiniz.”
Myrna A. I. Stahman

LYDIA GOETZ
Bir Yumak Mutluluk’u seviyor, Blossom Sokağı’ndaki dükkânımda geçirdiğim her dakikayla birlikte biraz daha mutlu oluyorum. Rengârenk yumaklara bakmayı, farklı dokularını hissetmeyi seviyorum, örgü kurslarımı ve burada edindiğim arkadaşlarımı seviyorum. Örgü kitaplarını okumayı seviyorum. Vitrinden dışarıya bakıp Seattle çarşısındaki hareketliliği, enerjiyi izlemeyi seviyorum. Aslında bulduğum, kurduğum hayatın her şeyini seviyorum.
Örgü örmek kurtuluşum oldu. Bunu sık sık söylediğimi biliyorum ama işin özü böyle. Kanserden kurtulalı yaklaşık on yıl oldu ama örgü hayatımın büyük bir parçası olmaya devam ediyor. Dükkânım sayesinde örgücülerden ve arkadaşlarımdan oluşan büyük bir topluluğun parçası olarak yaşıyorum.
Artık Brad Goetz’le evliyim. Bir Yumak Mutluluk hayatta, Brad de aşkta bulduğum ilk, gerçek şans. Birlikte dokuz yaşındaki oğlumuzu büyütüyoruz. Cody’nin oğlumuz olduğunu söylüyorum, öyle olduğunu biliyorum çünkü. Onu Brad’in çocuğu olduğu kadar kendi çocuğum olarak da görüyor, kendim doğurmuş gibi seviyorum. Bir öz annesi olduğunu ve Janice’in ona değer verdiğini biliyorum. Ama Brad’in eski eşi… şey, söylemeye çekiniyorum, onu düşündükçe aklıma hep bencil kelimesi geliyor. Janice, Brad’le boşanırken imzaladığı velayet anlaşmasına rağmen, ne zaman aklına esse veya ne zaman canı istese Cody’nin hayatına giriveriyor. Ne yazık ki oğluyla senede ancak bir veya iki kez görüşüyor. Bu iletişim kopukluğunun Cody’nin canını sıktığını görebiliyorum. Janice’in annelikle ilgili laubali tavrına sinir oluyor, ama oğlum gibi ben de bunun canımı ne kadar sıktığını dile getirmiyorum. Cody’nin Janice’i savunmama veya kötülememe ihtiyacı yok, kendi fikirlerini edinebilecek bir çocuk. Yaşıtlarına kıyasla son derece dirençli ve anlayışlı biri.
Şubat ayı sabahlarından birini yaşıyor, sıcak ve renkli haliyle içimi ısıtan dükkânımda oturuyorum. Mikrodalganın saati az önce öttü, ben de kaynar suyu alıp içine iki poşet çay attığım demliğime döktüm. Yağmur her kış olduğu gibi griye bürünen gökyüzünde birikiyordu. Bir başka örgü kursuna başlama vaktinin geldiğine karar verdim. Halihazırda birkaç kursa ve destek amaçlı örgü gruplarına devam ediyorum, genelde yılda dört veya beş kurs açıyorum.
Yeni kursumu düşünürken, huzurevindeki hayatına güzelce uyum sağlayan annem aklıma geldi. Bazen oraya taşınmasının ondan çok ablam Margaret ile bana zor geldiğini düşünüyorum. Annem bağımsızlığından feragat etmekten nefret etse de, son zamanlarda evinin ve bahçesinin durumunu düşünmek zorunda olmadığı için rahatlamış görünüyordu. Evinin satıldığı gün ağladım, her ne kadar görmeme izin vermese de Margaret’in de gözlerinden yaşlar aktığını fark ettim. Evimizi satmak, çocukluğumuzu ve orada büyürken edindiğimiz anıları geride bırakmak anlamına geliyordu. İkimiz için de tıpkı annem için olduğu gibi bir devrin kapanışıydı.
Çayımı içerken önceki gün gelen yeni modelleri karıştırdım. Gözüme ilk olarak bir şal takıldı. Son zamanlarda kimisi diğerlerinden daha karmaşık birkaç model görmüştüm. İçlerinden birini anneme örebileceğimi düşündüm hemen.
Şallar son birkaç yıldır popüler. Giyim kuşamın bir parçası olmanın dışında da faydaları vardı. İnsanı fiziksel olduğu kadar ruhsal olarak da rahatlatıp ısıtıyorlar. Onlarla ilgili müşterilerimden birkaç talep aldım ve belki de ilginç bir kurs açabilirim diye düşündüm. Konuyu ticaretten iyi anlayan ve bir sonraki kursumun neyle ilgili olacağı konusunda iyi önerilerde bulunan ablam Margaret’le konuşma kararı aldım. Dükkânıma, benimle birlikte çalışmaya gelene kadar ablamın böyle özellikleri olduğunu bilmiyordum. İlk başlarda yarı zamanlı olarak yanımdaydı ama artık sabahtan akşama kadar benimle birlikte. İnsanlarla ilgilenme konusunda benim kadar becerikli olmasa da ondan beklemediğim kadar mükemmel bir çalışan. Ayrıca arkadaşım da. Kısa bir süre önceye kadar böyle konuşamazdım; kardeştik ama aramızdaki gerginlik bazen katlanılamaz hale geliyordu. İlişkimiz düzeldi, bunun için Bir Yumak Mutluluk’a minnettarım.
Margaret’in gelmesine daha yanm saat var, çünkü dükkânımı saat onda açıyorum. Faturaları ödemem, yeni iplerin siparişini vermem gerek ama ben onun yerine iki elimin arasına aldığım çay fincanımla masamda oturuyor, kendimi kutsanmış gibi hissediyorum.
Daha önceleri kendimi hep böyle huzurlu hissetmediğimi söylememe gerek yok sanırım. Yirmili yaşlarımın başındayken, ikinci kez yakalandığım kanser hayatımı acımasızca altüst etmişti. Ben ayakta kalmayı başardım ama babam bu mücadelede yenik düştü. Benim için canını dişine taktı ve tam da ben hastalıktan paçayı kurtarmışken, geçirdiği ani kalp kriziyle dünyaya gözlerini yumdu. Sağlığıma kavuşmam, artık beni bırakabileceği anlamına gelmişti sanki.
Babamı yitirmeden önce hayatı daha hafife alıyor, mutlu olmaktan, gelecekten korkuyordum. Gözlerimin önünde duran her şeyin üzeri kara bulutlarla kaplıydı, içime korkular salıyordu. Beni ayakta tutan kişi babamdı. O da gidince, artık kendi hayatımdan sorumlu olduğumu anladım. Vermem gereken bir karar vardı ve ben de cesurca… bağımsızlığı seçtim. Yıllar önce içinden ayrıldığım dünyanın bir parçası olmayı seçtim.
Başımın üzerindeki tavan çatırdadı, Colette’in uyandığını fark ettim. Colette Blake dükkânın üzerindeki küçük daireyi kiraladı. Buraya geldiğim ilk iki yıl boyunca orası benim evim, ailemden ayrı kaldığım ilk yuvam olmuştu.
Brad’le evlendikten sonra evi ne yapacağımı bilemedim. Bir süreliğine öyle boş boş durdu. Sonra Colette’le tanıştım ve onu gördüğüm anda kusursuz bir kiracı olacağını düşündüm. Dairem onu teselli edecek, duygusal olarak dengesini bulabileceği bir yer olacaktı. Benim için artılarından biri de, işimin olduğu günlerde Whiskers’a bakacak olmasıydı.
Kedim, evi olarak benimsediği dükkânımda çok seviliyor. Bazı müşterilerim sırf onu görmek için yanıma uğruyor. Whiskers genelde vitrinin önünde yatıyor, öğlen güneşinin karşısında kıvrılıyor. Birçok kişinin iltifatını alıyor, yüzünü güldürüyor. Evcil hayvanlar insanları hayatın saf mutluluğuyla işte böyle buluşturabiliyor.
Colette bana üç yıl önce dükkânımı ilk açtığım zamanlardaki halimi hatırlatıyor. Onunla yan taraftaki çiçekçinin sahibi Susannah Nelson’un aracılığıyla, Noel’den kısa bir süre önce tanıştım. Ama onun dünyasını yıkan şey kanser değildi. Ölümdü. Otuz yaşında dul kalmıştı. Seattle’da görevli polis kocası Derek yaklaşık bir yıl önce vefat etmişti. Bundan bahsedince insanlar genelde Derek’in görev başındayken öldürüldüğünü düşünüyor, ama öyle olmamıştı. Seattle’ın sağanak yağmurlarının birinin ardından tavandaki akıntıyı onarmak için çatıya tırmanmış, tam olarak nasıl olduğu bilinmese de ayağı kaymış ve yere düşmüş. Kafasına aldığı ağır darbeden dolayı iki gün sonra vefat etmiş.
Colette buraya taşınmasının ardından geçen haftalarda yaşanan kazadan sadece bir kez bahsetti; kocası hakkında konuşmakta bile zorlanıyor gibiydi. Her zaman kahkahalar atmaya hazır, girişken biri olduğunu gördüm ama zaman zaman gözlerindeki kedere tanıklık ettim. İçindeki burukluğu, neler hissettiğini anlayabiliyorum. Istırap dolu hisleri, yarın veya ondan sonraki günlerde olabileceklerin korkusunu çok iyi hatırlıyorum. Colette de hayata bir zamanlar benim yaptığım gibi korkusuzca daldı. Ona destek olmaya can atıyor, arkadaşlığımızın ona mutluluk ve teselli sağlayacağını umuyorum. Jacqueline ve Alix gibi arkadaşlar da zamanında aynı şeyleri benim için yapmıştı.
Dairenin dükkâna açılan kapısının haricinde bir de dış kapısı var. Susannah Nelson eskiden Fanny Çiçekçilik olarak bilinen yeri aldıktan kısa süre sonra Colette’i işe aldı. Colette’in annesi de bir zamanlar çiçek dükkânı işletiyormuş. Lisede okurken annesine yardım edermiş. Evi ilan asıldığı gün satılmış, Colette de hemen taşınmak zorunda kalmış. O sıralar benim küçük dairem boştu, anlaşıp el sıkıştık. Burada uzun süre kalmayacağını düşündüm. Eşyalarının çoğu bir depodaydı, önündeki birkaç ayı nerede yaşayacağına ve ne yapacağına karar vermekle geçirecekti.
Colette aşağı inerken merdivenler çatırdadı. Artık kiracım olduğu için bazı sabahları onunla birlikte çay içerek geçiriyorum. Colette çalışma saatlerime hep saygı gösterdi, ben de hoş sohbetimizden keyif aldım.
“Çay hazır.” Temiz bir fincana uzandım. Hiç sormadan fincanı doldurup ona uzattım.
‘Teşekkürler.” Colette fincanı alırken gülümsedi.
Zayıftı, hatta fazla zayıftı. Elbiseleri üzerinde biraz bol duruyor, o da modaya olan yatkınlığıyla bunu zekice gizliyordu. Ama aynı şeyi yapan kişilerden biri olarak bunu fark ettim. Onunla ilgili sevdiğim ilk şeylerden biri de, farkında olmadığı kadar sevimli olmasıydı. Ara sıra suskunlaşmasına rağmen, sıcak ve cana yakın biriydi ve nasıl bir seçim yaparsa yapsın başarılı olacak gibi görünüyordu. Bıraktığı işiyle ilgili fazla bir şey anlatmadı ama çiçekçide müşterilere yardım etmekten çok daha zorlu bir işi olduğu belli oluyordu.
Bu iş değişimi elbette kocasının ölümünden kaynaklanmıştı. Bana kocasının bir yıl önce, 14 Ocak’ta öldüğünü söyledi. Evini satmak, taşınmak ve işinden çıkmak gibi büyük değişiklikler yapmadan önce bir yılın geçmesini beklemişti. Bu tür değişiklikler kısmen radikal görünse de, tamamen anlaşılabilir şeylerdi.
Colette uzun, siyah saçlarını ortadan ayırmıştı. Saçları doğrudan omzuna düşmüş, orada kıvrılmıştı. Saçlarını jöle ve spreyle bu şekle sokmak için saatler harcayan bazı kadınların aksine, onunki kendiliğinden oluyor gibiydi.
Burada bulunduğu kısa sürede tanıştığı herkesin üzerinde olumlu bir izlenim bırakmıştı. Margaret, her zamanki Margaret’liğini gösterip Colette’ten uzak durmuş, doğası gereği ona hiç güvenmediğini belli etmişti. Ablam böyle biriydi işte, olumsuzluk içinde vardı. Evimi kiraya vermemin büyük bir hata olduğunu söyleyip durdu. Ona göre kiracıların hiçbirine güven olmazdı. Colette’in gecenin bir yarısı dükkânıma girip elimdeki tüm yumakları çalacağını, sonra da sokaklarda satıp kendisine uyuşturucu alacağını düşünüyor gibiydi. Bunu her düşündüğümde gülümsüyorum, ayrıca hem Colette’e güveniyor hem de çok pahalı bir alarm sistemim olduğunu biliyorum.
Margaret, nasıl desem, beni korumaya çalışıyor. Benden yaşça büyük olduğu için üzerine düşenden de fazla sorumluluğu olduğuna inanıyor. Ablamı anlamam çok vaktimi aldı, benim için yaptıklarını takdir etmem ise ondan da uzun sürdü ama orası tamamen farklı bir hikâye.
Colette fincanını ağzına doğru götürüp duraksadı. “De- rek yaşasa bugün otuz birine basacaktı,” dedi durgunca. Uzaklara baktı, sonra da gözlerini bana çevirdi.
Başımı salladım, konuşması için ona cesaret verdim. Bana Derek’ten daha önce sadece bir kez bahsetmişti. Kendi yaşadıklarımdan sonra, içini ne kadar çok dökerse acısının o oranda dineceğine inanıyordum. “Derek çocuk sahibi olmak istiyordu. Hamile kalmaya çalışıyordum, ama o zaman olmadı, şimdi de…”
“Günün birinde çocuğunun olacağından eminim,” dedim. Ömrünün geri kalanını yalnız geçirmeyeceğinden, tekrar evleneceğinden ve muhtemelen bir çocuk sahibi olacağından emindim.
Gülümsemesi keder doluydu. “Derek’le o sabah bebek konusunu konuşmuştuk. Ama sonra kendimi kocama tabut seçerken buldum. Ne kadar tuhaf, değil mi?”
Onu nasıl teselli edeceğimi bilmiyordum, bu yüzden eğilip sarıldım.
Gösterdiğim sevgi dolu tavırdan dolayı utanmış gibiydi, bakışlarını yere çevirdi. “Ağzımı hiç açmamalıydım. Güne üzücü bir şekilde başlamana sebep olmayı istemezdim. Aslında masandaki takvime gözüm takılana kadar da bugünün doğum günü olduğunu fark etmiştim.”
“Önemli değil, Colette. Çok çok üzgünüm.”
Hafifçe omuz silkerek, “Sağ ol,” dedi. “Hayat bazen böyledir, değil mi?”
“Evet..Söylediklerini çok iyi anlıyordum.
Colette boş fincanı lavaboya bıraktı.
Arka kapı açılıp sertçe kapatıldı. Gelen kişi hava yüzünden söylenip duran Margaret’ti elbette. Colette taşındıktan sonra Margaret arabasını arka sokağa park etmeye başladı; herhalde kiracımın geliş gidişini gözetlemek istiyordu. Kocaman çantasını masanın üzerine attıktan sonra tereddüt etti, Colette’i görünce dimdik durdu.
Neşeyle, “Günaydın,” dedim, havası yerinde olmamasına rağmen onu gördüğüme sevinmiştim. “Ne kadar da güzel bir sabah, değil mi!”
Ceren Acer

Ceren Acer

@cerenacer948

DEBBIE MACOMBER, yine bu romanıyla da profesyonelliğini, ustaca kalemini konuşturmayı bilmiş. Kitabı çok huzur ve heyecan verici. Hüzünlü olmasının yanı sıra, umutların varlığını da biz okuyuculara hissettirmeyi her zamanki gibi başarmış. Bu yazarın hayat verdiği karakterleri çok seviyorum. Karakterlerle üzülüp, onlarla seviniyorum. Yazarın kitaplarını okuduğum zamanlar vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Kitapları beni alıp, karakterlerin hayatına götürüp, onlarla bütünleştiriyor. DEBBIE MACOMBER, bu kitabıyla da beni bir kez daha kendine ve kaleme aldığı romanlarına hayran bıraktı. Eğer vaktin nasıl geçtiğini anlamayım, dramın, çaresizliğin yanında umutta olmalı diyorsanız bu kitap tam size göre! Şiddetle tavsiye ederim. Pişman olmayacaksınız bundan emin olabilirsiniz. Zaten kitabın nasıl bittiğini anlamıyorsunuz bile.
1 beğen · 0 yorum
Elmas Şener

Elmas Şener

@elmas77

Hayata ikinci bir şans verebileceğimizi gösteren bir kitap. Sevgi,aşk,arkadaşlık gibi konularıyla gerçekten ilgi çekici,akıcı bir üsluba sahip.Sıkılmadan,bıkmadan okuduğum eserlerden ki diğer serileri de elimden düşmedi bir süre :) Hatta o kadar hoşuma gitti ki okulda da sürekli elimdeydi felsefe hocamın da ilgisini çekti ve hemen serisini kendisine hediye alınca çok hoşuna gitmişti, mutluluk paylaşılarak çoğalır :)
3 beğen · 0 yorum
inci öztürk

inci öztürk

@inciozturk

Herzamanki Debbie tarzında yazılmış bir kitaptı güzeldi bir tqakım dersler içeriyordu alt metinlerde ama bazı yerlede karakter kendi konuşmuş bazı yerlerde başkası aktarıyor gibi yazılmış kopukluk yaratsa da imla hataları da olsa okunmaya değerdi boş vaktiniz varsa güzel vakit geçirebileceğiniz kitaplardan biriydi:)
2 beğen · 0 yorum
Zeynep Kılıç

Zeynep Kılıç

@zeynepkilic

Bir gün doktora gittim ve sıranın bana gelmesini beklerken sıkılmamak için bir kitap almıştım. Ve o gün ordaki karakter gibi bende de tumör çıkmıştı tek farkımız ben de ki iyi huylu tumördü. İlginç bir tesadüftü. Ama hiç sıkılmadan okudum bütün seriyi ve tavsiye ederim. :)
5 beğen · 0 yorum
dryaozts

dryaozts

@deromonrgmailcom

Mucizeler dükkanı kadınların dayanışmasını, yaşadıkları güzel dostluğu anlatan muhteşem bir kitap. beni en çok etkileyen bebek sahibi olmak için çok uğraşan Carol karakteriydi, onu okudukça duygulandım kendimden bir şeyler buldum fazlasıyla tavsiye ediyorum...
1 beğen · 0 yorum

Mucizeler Dükkanına Dönüş - S41

Yaşananlar içinde sevinilecek tek bir şey varsa, o da Colette'in, kocasının düşüşüne tanıklık etmemiş olmasıydı.Derek dengesini kaybedip çatıdan garaja giden beton yola düşmeden saniyeler önce, aşağıdaki komşusuyla konuşuyordu. Adam olayın hemen ardından cep telefonuna sarılmış, Colette daha olanları fark etmeden 911'i aramıştı. Derek acilen hastaneye kaldırılmış, ne yazık ki bir daha kendine gelememişti.
gamze tarafından eklenmiştir.
mediha

mediha

@daily

Umudun güçlü bir ağrı kesici olduğunu anladı.
ataç ikon Mucizeler Dükkanına Dönüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğen · 0 yorum
yağmurokyanus

yağmurokyanus

@yagmurokyanus

Örgü dünyasının en büyük sırlarından biri, dantel işlemenin normalde olduğundan daha zor görünmesidir. Düz ve ters örgü örebilir, ikili kesme yapabilir ve yeni bir ilmek oluşturmak için ipinizi şişinizin üzerinden geçirebilirseniz, dantel de işleyebilirsiniz.
ataç ikon Mucizeler Dükkanına Dönüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
mediha

mediha

@daily

Basit bir meditasyon yöntemi olan örgü, dünya barışını sağlamayabilir ama ben onun sayesinde kendi dünyamda huzuru buldum...Ann Budd
ataç ikon Mucizeler Dükkanına Dönüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
yağmurokyanus

yağmurokyanus

@yagmurokyanus

"Birinin omzuna şal atmak, onu kucakladığını simgeler."
ataç ikon Mucizeler Dükkanına Dönüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
yağmurokyanus

yağmurokyanus

@yagmurokyanus

"Annen artık sallanan değil de, dünyayı sallayan biri olmuş desene."
ataç ikon Mucizeler Dükkanına Dönüş
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
264
KİTAP
Hazinem Dediğim Kitaplar
Kitap hazineleri ortaya çıksın! Hazine değerindeki kitaplarımızı bu listede paylaşıyoruz. Sen de en değer verdiğin ve herkesi...
746
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...