up
ara

Gitar Kitap İncelemeleri

Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Arzunun nesnesi
Farklılar ile doğuyoruz. Kısa şişman uzun sarıışın esmer vesaire. Bu elbette öncelikle bir bedensel varoluş açılımı. Bir de karakter olarak farklıyız. Haset, zeki, zeka özürlü. Ve işte burada toplumsal kimlik devreye giriyor. Bireysel farklar ne kadar bedenseldir ya da karakter bedene yansır mı? Asıl soru bu görünen ve görünmeyen arasındaki bağ sanki. Ön yargılarımız o kadar görünen yüze dönük ki. Çirkin bir insan iyi olamazmış gibi melek gibi yüzü olan bir kişi katil olamazmış gibidir. Oysa beden sadece bir kafestir ve biz seçemiyoruz bunu en azından büyük parçalarını. Yeni teknoloji küçük değişimlere izin veriyor elbette. Toplumsal kimliğin bir diğer bileşeni de coğrafyadır. Yaşadığımız alan ve şartları bizim karakterimize keski darbeleri vurur. Sulak bir alanda insan serpilir. Kurak alanda ise kavruk kalır. Güdük biraz hırçın olur. Hasettir kurak alandaki insan yüzü asıktır az kaynak vardır ve hayatta kalmak gerekir. Deniz ise ayrı bir çözümleme sunar. Denizle yaşamak onunla karakterini oluşturmak demektir. Hırçın karadenizin tüm kıyı şeridindeki izleri malumdur.

“Deniz... Onu burada acımasız ama sevgi dolu bir mitoloji tanrıçası gibi düşlemen gerekir. Beyaz köpükleriyle kayaları yalar, yayılır, kayar, sokulur, yükselir, alçalır, yeniden yükselir: Çetin ve erkeksi kayaları okşar uzun dalgalarıyla; kulağına bir şeyler anlatır ve sonunda sinirlenerek, doyurulmamış arzuların kalbi kırması gibi, aşkının öfkesiyle dağılır. Ama yenik düşmemiştir. Yeniden başlar ve onu iten erkeğe sokulmayı ve onu parçalamayı başarır. Uzaklarda, bu kaya parçaları yalnızlıklarına ağlar. Deniz, sırılsıklam aşık ya da kör kıskanç olduğu zaman ve yükselip çağladığında bu kopmuş parçaları örter, bağrında yok eder.”

Şekillenmeye başladığımız andan itibaren iyi veya kötü olmaya başlar mıyız bu insanoğlunun hiç bir zaman tam cevabını bulamadığı bir soru. Ama şu bir gerçek fiziksel görüntü ve karater arasında bir bağ her zaman kurulur. Bu ister iyi niyetli isterse kötü niyetli olsun. Coğrafyanın şekillendirdiği toplumda sizi şekillendirir. İnançlar eylimler ve sonuçları. Yargılamak kolaydır elbette olanı olmayanı, olabileni veya olabilemeyeni. Bir var olma çabası toplumuda yontar yani. Onu da şekillendirir. Ve genel olarak toplumsal kimliği kabul ettirme sırasında bireysel farklardan oldukça çok vaz geçeriz ya da ona göre şekil alırız. Bir de ekonomik tabakalanma devreye girer ki olay daha bir içinden çıkılmaz hale gelir.
Çirkin bir cüce iseniz görüşünüz tavrınız ve karakteriniz de bu vahşi ortamda büyümeye çalışır. Pek büyümeyen bedeninize inat efsaneniz ve kötülüğünüz bir o kadar hızlı büyür. Doğa sana kötü davrandıysa insanlarda pek iyi davranmıyor. Saflık bile zengin ve güzele yakışıyor. Çirkinseniz yapacağınız en iyi şey karakterinizin iyi olmasına çalışmaktır. Tabii mümkün olursa. Çünkü toplumsal gerçekler buna izin vermez. Arzunuz duygunuzu sevinç ve hüznünüzü yüklediğiniz gitar bile şeytan icadı oluverir çirkinin elinde. Yok edilen gitar ile birlikte tüm hayatınızda paramparça olmuştur. Bir gitarı bile çok görmüşlerdir size.
ataç ikon Gitar
kitaba 9 verdi
5 yorum
Bearded Angler (@beardedangler)
Ömer abi yazılarını okumayı eskisi kadar sevmıyorum. Nedeni benden daha yakışıklı olabilecepin ihtimali değil. Bilakis yakışıklılığı tekelinde bulundurmuktan hoşnut değilim. İsterim ki bana yakın_hatta bir iki tık yukarıda yakışıklı insanlarda olsun toplumda. Olsun ki üzetimde ki yük hafiflrsin birazcık 😉😉😉acınası bir durum bu benim için. Yazında ki beğenmediğim halleri söyleyım müsadenle. abim olanı sonuç gibi görmeni doğru bulmuyorum. Olanın, algısal_alışıla gelmiş yaklaşımını çaresizlik olarak, hiç bir zaman ortasan kalmayacak sorun olarak görmuyorum. Biz insanı tanımlar iken, tek bır hali üzerşnden tanımlıyoruz. Teşhisimiz ya iyi ya da kötü, ya bencil, ya da iyi nıyetli demek zannımca insan için doğru bır tesbıt olmaz abim. İnsan yağı itibarıyle her iki zıt_farklı olasılığa da yakın_uygun bir canlıdır. Kötü olması ile iyi olması gayet normaldır. İnsan üzerine, insanı tanımlamak için tarihten beri hep bır şeyler yazıldı çizildi ve söylendi. Ve bunlar yapılır iken insanı bir ortalama üzerinden, hep bir sıralı sistem gibi, ya da doğruyı bulmak için okyanusun suyu gibi tek tipleştirici bakış acıları yoluyla insan tanımlamaları yapıldı. Bunlar yapılır iken de, iki şeyi bırbırınden bağımsız_ayrı ele alındı. İlki, bırını drğerlendırme yapar iken düşünce ile yapıldı. Diğerinde de duygu yoluyla... Bunlar yapılır iken de yıne insanın tek tip hali üzerinden ya iyi özelliği ya da kötü özelliği referans alınarak yapıldı. Basıt bır örnek.:sevdiği kadından istediği ilgiyi göreneyen biri, kadınlar hakkında kötü tanımında bulunur iken duygu yıluyla saptama yatkın oldu. Yanı ona göre tüm kadınlar şu bu statüsüne konulmalıydı. Fakat aynı insan kendi karşılaştığı için değil de, bır başkasında denk geldiği zaman düşünce ile konuyu ele alıp, nispeten kadına hak vermeye calışır. Yani konuyu ele alış biçimlerinden kaynaklı sorunlar çözümsüzlüğe sürükkendi. Bu durum gnümüzde hala devam ediyor gıbı görunse de, önce ki devirletde Dekart'a kadar en yüksek noktada adı böyle konuluyordu. Dekart bir noktaya dikkat cekip dedi ki: insan deperlendırmesini ne salt düşğnce, ne de sakt duygu ile yapmamalı! Bu ikisi ile beraber konuyu ele almalı deyip, hem bize insanın mekanik bır varlık olmadığını, hem de ortalama dıye bır ınsan tanımı olmayacağını gösterdi. İlk başta uçuk ya da afaki gelebilecek bu söylem, aynı karında yatmış, aynı memeyi emmiş katdeş ğzetşnden bakılırsa ne kadar doğru olduğu ortaya cıkar. Toplumlar, kültürler coğraflar farklı! Bu tesbit Nasıl doğru olabilir? Diye karşı cıkan birine, aynı toplumun en kücük bilşimi ailede ki zıt katdeş yapısı ve özelliğini örnek vermek, dekartın haklı cıkmasını sağlıyor. Bir başka nokta insanı tanımlama halimizin _ biçimimizin neye göre olduğudur. Zayıf_şişman,kısa_uzun, güzel çirkin, türk _ermeni müslüman_yahudi vs vs gibi tanımlar düşünce yoluyla, ya da dülğnen insanda olmayacak tanımlamalardır. Bunların oluyor olmadı, olduğu toplumlar, ya da bu konuların hala varlıklarının doğru kabul edilmesi ve bunu coğrafya ya da ırk ile desteklenmesi, zannımca toplum huzuru ve yaratından cok üj bej zibidinin omurgasızın menfaatlerini muhafaza etmek için başvurduğu veişlemdikce de gecerliliğini yitirmeyeceği bir durum.peki bunun için çözümyok mu? Yani yüzyıllardır devam eden bu kısır döngü insanlığın sonu gelene kadar devam mı edecek? Edebilir mi? Diye kaygı dolu sorularımız var. Bence devam eymeyecek ve cözümü de var. Bunun için yapılması gereken ilk şey içinde olduğumuz konuyu dışındaymış gibi, dışarıdan bırıymiş gibi ele almayı becerebiliyor olmak! Savunmamızın zorunluluk olarak dayatılıdığı konulara, elimizi kaldırıp, baş parmağımızı burnumuza dayayarak nanik yaparak, yapılmasına yardımcı olarak bu kaosu ortadan kaldırıp, yeni kaoslara yer acabılırız. İncelemen için çok teşekkür ederim ömer abim. Sağlıcakla...
29.07.19 beğen 2 cevap
Gül Ayan (@gulayan)
İncelemenizi okurken , özellikle ilk pasajda Oda ( The Room ) filmi , geldi gözümün önüne... Çok etkilenmiştim filmin konusundan ve bu durumu paylaşmak istedim. Kaleminize sağlık 👏
29.07.19 beğen 1 cevap