up
ara

Canım Aliye, Ruhum Filiz

Canım Aliye, Ruhum Filiz Konusu ve Özeti

Canım Aliye, Ruhum Filiz
Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750826672
Sayfa: 160 sayfa Basım Tarihi: 2014
Büyük sıkıntıların yaşandığı çalkantılı dönemlerde bile ailesinin sorumluluğunu taşıyan bir yazarın eş ve baba olarak portresini çizen bu mektuplar, Sabahattin Ali'yi yakından tanımamızı sağlıyor.

"Bundan sonra hiç kimse sana benim kadar yakın olmayacak. Beraber Almanca öğreneceğiz, ben İngilizce öğrenmek istiyorum, beraber İngilizce dersi alacağız, ben kitaplar tercüme edeceğim, bunları beraber okuyacağız, neşeli ve kederli olacağız, ne olursa olsun, bütün bunlar hep beraber, hep ikimizin iştirakiyle olacak ve başka hiç kimse karışmayacak."

Tarihsiz bir mektuptan...
"Sen nasılsın? Keyfin yolunda mı? Sevgilim, Filiz'im nasıl? Onun bir fotoğrafçıda, hiç olmazsa vesikalık bir resmini çıkartıp gönder. Kendinin de bir resmini yolla. İkinizi de fevkalade göreceğim geldi."
-24. VIII. 1944 tarihli mektuptan-
Mustafa

Mustafa

@mecazzadam

Kitabımız ; tamamıyle yazarın eşine ve kızına yazdığı mektuplardan oluşuyor. bu arşivi bizlere yazarın kızı Filiz Hanım'ın vesilesi ile aktaran Sevengül Sönmez'e de teşekkür ediyoruz .

çok samimi mektupları okurken insan elbette duygulanıyor.. o kadar sade ve candan duyguları yazardan okumak bır nevı ozel yasantısına da tanık olmak anlamına gelıyor..

ama biz kitapta sadece yazarın Aliye Hanım'a ve kızına yazdığı mektupları okuyabılıyoruz.. Aliye Hanım'dan gelmıs bazı kelımelerı de yazarın verdıgı cevap mektuplarında gorebılıyoruz.. istedım kı Aliye Hanım'dan gelen mektuplarda olsa keşke .. ancak bu mektuplar konulmamıssa elbette yazarın kızı olan Filiz Hanım'ın bir bildiği olmalı..

dönelim mektuplarımıza .. mektuplarda ilk göze çarpan Sabahattin Ali'nin Aliye Hanım'a olan aşkını anlatan o candan başlangıcları ve mektup sonları.. sevgılısıne olan aşkını öylesine yüceltiyor ki.. bunu mektuplarda çok net ifade edebiliyor.. mektuplarla evleniyorlar..mektuplarla kızları filiz doğuyor.. mektuplarla uzak kalıyorlar.. mektuplarla iş hayatının zorlukları yasanıyor... mektuplarla kitap yazılıyor.. mektuplarla cefalar birlikte göğüsleniyor..

Mektuplarda Aliye Hanım biraz geri planda ve gölge misali.. ona dair çok fazla şey öğrenemiyoruz.. öğrendiklerimiz kısıtlı hep.. e bu da haliyle Aliye Hanım'a olan merakı arttırmakta..

Mektup.. derin bir konu ama eskımeyen yıllar sonra bıle bırden ortaya cıkacak kadar güzel ve huzunlu bır hatıra.. sımdılerde boyle hatıraları gormeyı ıstemıyoruz belkı..cunku yıllar sonra bunlara baktıgımızda yasayacaklarımızı bılıyoruz.. oturup ağlayacagız belkı de.. hatıraların saklanması ıyı olmamalı dıye dusunebılırız bu baglamda..

eskiye döndüğümüzde kırtasıyeye gidip zarf ve mektup kağıtları alıp postaneye kostugumuz yılları hatırlayanlarımız vardır.. mektubun gönderilmesi 3 gün gelişi de aynı sayıya tekabül ederse 1 haftada cevap bekleyen bir kuşaktık :) ancak bunun hazzını tabıkı herkes bılemez.. telefonların olmadıgı yıllar.. haberleşmenin postanenin tekelinde olduğu zamanlardı.. ve beklemek güzeldi...

o nedenle mektup hala yazılması güzel olan bir nostaljidir.. arada bir sevdiklerinize mektup yazın.. tarih koyun en üst köşeye.. parfüm sıkın kağıda.. kargo ile değil PTT ile gönderin.. pul mutlaka olmalı... bunlarla uğraşmanın bile bir değeri vardır.. anında haberdar olmanın değil biraz da beklemenin o büyüleyici güzelliğini yaşayın..

kitap tamamen mektuplara zorla göz kırptırıyor ve yazasınız gelıyor..
bu samımı ve naif kıbar duygularla dolu kıtabı okuyun..

sevgıyle kalın..
0 yorum
Vahit YILDIRIM

Vahit YILDIRIM

@gregorsamsa0

herkeslerden sevgili aliye,

insanların hepsi bir değildir. senin anlattığın selma'nın nikâhlısı gibi insalar da bulunur, "viyolonsel" hikâyesindeki gibi insanlar da... ben kendim iyi insan olmayı isterim, fakat kötü olanlara da hayretle bakmam. hatta kızmam bile, ancak kötülükleri bana taalluk ederse kendimi müdafaa ederim. şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendilerini düşünürler. dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. ilk bakışta insana bir kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptallıktır. çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olmayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. insan başklarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. hatta mukabele bile edilmesini beklemeden sadece sevmek. başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğı şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. hayatta en büyük ve vazife saadet olarak şunu anlamak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak...

aliye, benim altın kalpli aliye'ciğim, bu hususlarda ne kadar beraber olduğumuzu bilerek sana bunları yazıyorum. mektupların senin göğsünde ne kadar temiz ve insan bir kalbin çarptığını bana gösteriyor, bu kalp bundan böyle benimki ile beraber çarpacağı için dünyanın en bahtiyar insanıyım.

mektubunu bekler, güzel gözlerinden hasretle öperim.

sabahattin ali

canım aliye, ruhum filiz, yapı kredi yayınları, syf. 12-13
0 yorum
Kıymet Ceviz

Kıymet Ceviz

@kiymetceviz

Canım Aliye, Ruhum Filiz, Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektuplardan oluşan bir kitaptır. Mektuplar 30'lu ve 40'lı yıllarda yazılagelmiştir. Sayfaların bir yanında mektupların asıllarının yer aldığı fotoğraflar yer almaktadır. Mektuplar 30'lu yıllarda Osmanlıca yazılmıştır. Harf devrimi ise 1928 yılında yapılmış, Latin alfabesine geçilmiş, en azından mektupların tarihsel sürecinden dilin değişimini de görmekteyiz.

Sabahattin Ali, hasretini çokça yoğun yaşayan bir kalemle yazmaktadır mektuplarını, eşine duyduğu özlem ve ona dair haber alma isteği ile dolu oluşu çok açık bir şekilde hissedilebilmektedir. Biz okurlar pek bencil olabiliyoruz bu anlamda edebi dedikoduların da yer aldığı bu mektuplar yazarın mahremiyetine zeval veriyor mudur diye de düşünmekten alamıyorum kendimi. Mektuplarında Nihal Atsız ve Falih Rıfkı ile mahkemelik oluşları da detaylı olmasa da yer almaktadır.

Mektuplar, edebi mahremiyettir kanımca .. Milena, Leyla, Piraye, Aliye ve diğer şanslı kadınlar bu güzel adamların övgü ve aşklarına mazhar oldular.. Fakat aşkları böyle uluorta dökülsün isterler miydi ? Pek sanmıyorum. En nihayetinde sevda sırrınan olur idi.
“İlk ne zaman aşık oldun?”diye soruldu Neşet Ertaş’a. 13 yaşımda. Yozgattaydık, mahallenin kızıydı. Ona bir türkü havalandırdıydım” dedi.. Kızın adını söyledi. Sonra da pişman oldu: “Yazman gurban oluyum, sevda sırrınan olur.” dedi. Şimdi böylesi mahcubiyet yaşayan bu adamların dünyalarına bir okur olarak hunharca girmek ne kadar doğru bilemiyorum ama okuyunca o mektupları, imrenmemek elde değil o muazzam kadınları..
0 yorum
melankolik

melankolik

@melankolik

Kafka'nın Milena'ya Mektuplar kitabını okuduktan sonra mektuplardan oluşan bir kitabı okumaya karşı ön yargı oluştu bende ve Sabahattin Ali tüm ön yargılarımı zaman zaman kenara bırakmam gerektiğini gösterdi bana.

Kitap ile ilgili söyleyecek bir söz bulamıyorum resmen. Mektupların samimiyeti karşısında etkilenmemek mümkün değil. Mektuplarda aşkın en saf haline, sadece yazdığı yazılar yüzünden hapse girmek zorunda kalan, bir an bile ailesini düşünmekten vazgeçmeyen ve maddi sıkıntılarla boğuşan bir babanın hayatına tanık oldum. Aslında kitapta olanlar bir dönemin tarihi.

Benim gibi mektup okumayı çok sevmeyen birinin bile Sabahattin Ali'nin eşine ve kızına yazdığı mektupları büyük bir beğeni ile okuyacağını düşünüyorum.
0 yorum
aslı seloğlu

aslı seloğlu

@asliseloglu

Karısı ve kızına yazdığı mektuplara her seferinde aynı saygı ve sevgiyle başlayıp,mektupları her seferinde aynı naiflikle bitirebilir mi bir insan? Böyle naif bir insan bu topraklarda yaşamış olabilir mi? Hem de yaşadığı sıkıntılara rağmen... Okurken dedim ki, olsa olsa ya yengeç burcudur S. Ali, ya da balık. Baktım, balıkmış :) Burçlara inanmaya bir sebep daha çıktı, iyi mi?

Bu arada öğrendiğim ilginç bir bilgiyi de paylaşayım. Kitaptaki mektuplarda geçen S. Ali'nin Ankara'daki evinin adresi, bugün bir işhanını gösteriyor; Kızılay Karanfil caddesindeki Dost Kitabevi'nin ta kendisi burası. Bu binanın en üst katında yaşamışlar, ne hoş değil mi =) Artık bu mekanı gezerken alacağım keyif daha fazla..
3 yorum
kişibaşınadüşenmilligelir (@kisibasinadusenmilligelir)
Burçlara inanmayın sayın a.s.
10.10.17 beğen cevap
aslı seloğlu (@asliseloglu)
İşime gelince inaniyorum, güzel oluyor ?
10.10.17 beğen cevap
kişibaşınadüşenmilligelir (@kisibasinadusenmilligelir)
Makyavelist tarzınızı beğendim. Hatta tek cümle ile beni de bundan sonra böyle davranmaya ikna ettiniz. ?
10.10.17 beğen cevap

Canım Aliye, Ruhum Filiz - S41

''Benim dünyalar kadar sevgili Aliye'm,''...
birnevi notdefteri tarafından eklenmiştir.
Bayram KAYA

Bayram KAYA

@bayramkaya0

Ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim. S.N.Y.
0 yorum
"Şunu esas olarak kabul etmeliyiz ki insanların hemen ekserisi yalnız kendini düşünürler. Dünyadaki bütün felaketlerin, uygunsuzlukların, bayağılıkların sebebi işte bu her şeyden evvel kendini düşünmek illetidir. İlk başta insana kurnazlık ve akıllılık gibi görünen bu hal hakikatte aptalallıktır. Çünkü dünyada bir insanın başka bir insanın yardım ve alakasına muhtaç olmadan yaşaması mümkün olamayacağına, hatta en kötü hayvanlarda bile birbirlerine yardım hissi mevcut bulunduğuna göre, sadece kendini düşünmek ve başkalarının da böyle yapmasını istemek kendi kendisinin kuyusunu kazmaktır. İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir. Dünyada hayatın tek bir manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek. Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır. Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler. Fakat, ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğunu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız. Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu anlamak lazımdır: bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanları iyiliğine çalışmak...🌺
7 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Doğru yazmış Yazar ya insan hep şu metindeki ruh hâlinde olamaz! Yazarımız dahi olamamıştır
Desert Rain @seaa! 🤗😊
14.12.18 beğen 1 cevap
Erva

Erva

@erv4

Ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim.
0 yorum
Sümeyra Yazıcı

Sümeyra Yazıcı

@sumeyrayazici

Ben dünyada bu kadar güzel gülen, güldüğü zaman bu kadar güzel olan insan görmedim.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku…
0 yorum
392
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
209
KİTAP
Asla Unutmak İstemediğimiz Kitaplar
Asla unutmak istemediğimiz, aklımızın bir köşesinde hep dursun dediğimiz en etkileyici kitapları bu listede paylaşıyoruz....
122
KİTAP
Mutlaka okunması gereken yerli kitaplar
Türk yazarlar tarafından kaleme alınmış yerli kitaplar bu listede. En iyi yerli kitapları okurken kendinizden çok şey bulacak...
14
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Sabahattin Ali Kitapları
Türk edebiyatının en sevilen yazarlarından biri olan Sabahattin Ali'nin en çok satan, en beğenilen ve mutlaka okunması gereke...
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

 Gönlü rahat olanlar anlayamaz...” paylaşım fotoğrafı
İnsan başkalarına yardım ettiği, başkalarını sevdiği kadar yükselir.

Dünyada hayatın bir tek manası varsa o da sevmektir. Hatta mukabele edilmesini bile beklemeden sadece sevmek.

Başka bir insanı bahtiyar edebilmek, kendini bahtiyar edebilmekten daha güç fakat daha insancadır.

Bugün böyle düşünenlere saf, hatta enayi derler.

Fakat ne derlerse desinler, biz kalbimizin ve kafamızın doğru bulduğu şeyleri etrafın ne dediğine bakmadan yapmalıyız.

Hayatta en büyük vazife ve saadet olarak şunu anlamak lazımdır :

Bize yakın ve uzak bütün insanlara yardım etmek, bütün insanların iyiliğine çalışmak...

*
Kırık nağmeler gibi içli, bir o kadar munis kalpli bir adamın sevgi tutkusunun gücü. Mektup her ne kadar kızı ve eşine olsa da bütün cümleleri tasnif edip yazdığımızda her bir cümlenin gücü, özgül ağırlığı çok yüksek.

Bu güç, bu ağırlık insana nereden geliyor. Allah vergisi, hilkatın gücü veyahut kader de diyebiliriz.

Bu cümlelere çok ihtiyaç hasıl olduğundan yeniden, yeniden yazıyorum.

Bu dünyadan bir Sabahattin Ali geçti fakat izleri, cümleleri her yerde dimağımızda. Çünkü onun sevgi dolu yüreği evrenin hâlen arayışta olduğu, bulunamayan bunun kayıplarını yaşayan insanların hüznü ile dolu.

"Hayatımda gösteremediğim teessürümü yazılarımda gösteriyorum." diyen Sabahattin Ali ; mekanın cennet olsun, iyiki doğmuşsun.
3 yorum
🌸🌸🌸
26.06.19 beğen 1 cevap
Gamze (@gmzdmry)
çok güzel paylaşımlar @kadimcumleivecize abicim devamı eksik olmasın
26.06.19 beğen 2 cevap
Mehmet Barış CİNOĞLU (@mehmetbariscinoglu)
Fotoğraf seni emeğiniz ise, ba-yıl-dım !
27.06.19 beğen 1 cevap
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

 İçimde durgun bir göl sükuneti var. paylaşım fotoğrafı
Ben hayatımda o kadar ağır laflar dinlemeye mecbur oldum, bunlara o kadar sessizce tahammül ettim ki sevdiğim, uğruna hayatımı bile verebileceğim bir insanın bana en ufak bir sitemi beni bugün fevkalade yaralıyor. Açık bir yaraya bir fiske vuruluyormuş gibi oluyor.

Yalnız senin için yaşamak, hayatımdan senden başka her şeyi silip atmak istiyorum.

Fikirlerimi, gayeleri seninle paylaşmak, doğru bulduğumuz şeylere beraber inanmak istiyorum.

Mektubundaki ‘’ Beni istediğim kadar sevmezsen ölürüm’’ cümlesini belki elli defa okudum. Ah Aliye, seni isteyebileceğinden çok seveceğim.


Rahmetli Cahit Sıtkı Tarancı da " Evime ve Nihal'e Mektuplar" da :

Sana baktığımda hayatta saadetin bir hakikat şeklinde tecelli edebileceğine kanaat getiriyorum.

Kendimi bildim bileli hep, ‘’İstiyorum, istiyorum !’’ diye söyleniyorum fakat şimdiye kadar istediklerimin hiçbiri olmadı.

Ateş sandığım bir parçaya elimi dokundurur dokundurmaz kül olduğunu duydum ve ürperdim, güneşi gözlerimin çipili içine sıkıştırmaya uğraşırken gece kalın ve karanlık zırhını kafama geçirerek beni sersem etti.

İçimde henüz uçmamış beyaz bir güvercin vardı, uçurmak istediğim ilk gün avucumda tüylerinden başka bir şey kalmadı.

Beni kim anlayacak diye üzülüyorum.

Demişti.

*
Mektupların cümleleri bu kadar canhiraş, bu kadar vaveyla, bu kadar munis ve ölümcül bir tutkunun ağıdı.

Her iki mektubun sonucu da hüsran ve yitiklik. Bunu ne edebi yönden ne de anlam yönünden irdelersek sonuç ortada. Bir gariplik var. Bu dünya da en çok kimi sevsen en büyük imtihan bu oluyor sanıyorum. Anlamak da yetmiyor, sevmek de kifayetsiz.

İnsan okuya okuya fenayı iyiden tefrik etmeye muvaffak olur diyor rahmetli Cahit Sıtkı,

Bu mu fenayı iyiden tefrik etmek ?..

Rahmetli Ahmet Haşim'in bir günün sonunda arzusu haklı değil mi ? Keyif olsun diye dememiş. Evet insanın arzusu sonunda buraya çıkıyor, keşke olsaydım.

"Akşam, yine akşam, yine akşam
Göllerde bu dem bir kamış olsam ! "
0 yorum
S

S

@bukleli

 paylaşım fotoğrafı
“Biliyor musun, ilk mektuplarımda “Bana böyle şeyler yazma, sonra sana deli gibi âşık olurum,” demiştim, oldum işte...”
EK 1: Mükemmel cümlelerin altında ezildiğimi hissediyorum çoğu zaman...💜 14.03.19
0 yorum
Buse Aydoğan

Buse Aydoğan

@buseeaydogan

 paylaşım fotoğrafı
Etrafın seni sıktığı zaman kitap oku... Ben şimdiye kadar her şeyden çok kitaplarımı severdim. Bundan sonra her şeyden çok seni seveceğim ve kitapları beraber seveceğiz.
0 yorum