up
ara

Benim Adım Kırmızı

Benim Adım Kırmızı Konusu ve Özeti

Benim Adım Kırmızı
Kitap, Nakkaşlar arasında işlenen bir cinayetin aydınlatılması ile ilgilidir. Eski sanatlarımız ve tarihimizle yoğrulmuş ve yazarın en çok satan kitabı ünvanını kazanmış bir kitaptır.
Yazar:
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750825927
Sayfa: 552 sayfa Basım Tarihi: 1998
Benim Adım Kırmızı Kitabı Hakkında Genel Bilgi
Orhan Pamuk’un 1998 yılında yayınladığı “En renkli ve iyimser kitabım” dediği bu kitap İtalya ve Fransa’da yılın kitabı seçilmiştir. Yazarın dünyada en çok satan kitabı olmuştur. Edebiyat eserine verilebilecek en büyük ödül olan Uluslararası IMPAC Dublin ödülünü kazanmıştır.

Benim Adım Kırmızı Kitabının Konusu
Bir kuyuda ölü bulunan dönemin ünlü nakkaşlarından Zarif bey… bu olayın ardından oluşan kokru, şüphe ve ihanet duygusu…Yazılan gizli bir kitap ve ona resim yapan nakkaşlar… Cinayeti çözmeye çalışan Kara… Kitap en eski sanatlarımızdan olan nakkaşlık ve çeşitli tarihi bilgiler eşliğinde çok şüpheli bir şekilde öldürülen bir nakkaşın ve devam eden ikinci cinayetin sorgulanması ve katilin bulunması ile ilgilidir.

Benim Adım Kırmızı Kitabının Özeti
1591 yılının kış ayında dönemin nakkaşlarından Zarif bey bir kuyuda ölü olarak bulunur ve bu olayın ardından nakkaşhanede ve yakın çevrede bitmek bilmez bir şüphe, korku ve katilin kim olduğunu bulma hengamesi yaşanıyordur. Güzel Şekure’nin babası Enişte Efendiye padişah tarafından gizli bir görev verilir. Gizli bir kitap hazırlanacaktır. Bu kitap Batı usülü hazırlanacaktır. Enişte efendi de Zeytin, Kelebek ve Leylek isimli nakkaşları yanına alarak kitap üzerinde çalışmaya başlar.

Zarif bey de bu kitabın süslemelerini yapar. Hoca efendi dine aykırı bir şeyler yapıldığından şüphelenir. Zarif bey de bu düşüncededir fakat yine de kitabı süslemeye devam eder. Kitabın son sayfalarındaki bir resmi gören Zarif beyin korktuğu söylenir ve ölümüne bunun sebep olduğu iddia edilir. Nakkaşlardan biri işlerine engel olacağını düşünerek Zarif beyi öldürmüştür.

Padişah bu cinayetin çözülmesini ister ve Şekure’nin babası Enişte efendi cinayeti çözmeye çalışır. Bu arada Şeküre’ye yıllardır aşık olan ve bu aşkını itiraf ettiği için sürülen Kara Enişte efendinin isteği ile ve cinayetin çözülmesine yardımcı olması için geri çağırılır. Kara Şeküre’yi hala sevmektedir. Şeküre’nin kocası ise gittiği savaştan 4 sene boyunca geri dönmemiştir. Şeküre’de Kara’yı hala sevmektedir.

Kara’nın Şeküre’yi evliliğe ikna etmeye çalıştığı gece, Şeküre eve gidince babası Enişte efendinin öldüğünü görür. Ve katil kitabın son sayfasındaki dine karşı olduğu savunulan resmini de alıp kaçmıştır.
Bu arada Kara ve Şeküre evlenir. Birlikte bu işin üstesinden gelmeye yemin ederler. Padişah bu cinayeti çözmeleri için Kara ve Osman efendiyi görevlendirir. Cinayeti işleyeni bulmaya çalışan Kara Zarif efendinin öldürüldüğü sırada üstünden çıkan bir at resmi ile kütüphanede ve eski kitapların arasında zaman geçirip inceleme yapar. Sonunda bu at resmini çizen nakkaşa ulaşır. Fakat Osman efendi katilin bu atı çizenle ilgisi olmadığını düşünür.

Bu incelemeler sırasında aşırıcı dinci Erzurimiler tarafından köyün kahvehanesi basılmış ve yıkılmıştır. Yıkıntılar arasında gezen Kelebeği gören Kara onu da alır ve nakkaşların evlerini gezmeye başlar. Önce Kelebeğin, sonra Leylek ve Zeytin’in evlerini gezerler ama aradıklarına ulaşamazlar. Sonra Zeytin’i bir tekkede bulurlar.

3 nakkaş, Kara ve Şekure’ye aşık olan Hasan bir sohbete başlarlar. Bu muhabbet esnasında katil kendini belli eder. Katil Zeytin’dir. Zeytin’i Hasan boğazını keserek öldürür ve ortadan kaybolur. Bu boğuşma esnasında Kara da ağır yaralanır. O ve Şekure de ömürlerinin sonuna kadar birlikte olurlar.
Misafir

Misafir

@misafir000

ŞARK VE GARP'IN ORTASI, BENİM ADIM KIRMIZI
Tam 7 yıl önce, lise yıllarımda okumuştum bu kitabı. O zaman sınıfımız da yazar diye isimlendirdiğimiz, şiirler yazan, okuyan bir arkadaşım elime uzatmıştı kitabı. Ve öylece başladı, Orhan Pamuk'la tanışmam. Giriş cümlesi beni kendine çekmişti. " Şimdi bir ölüyüm ben, bir ceset, bir kuyunun dibinde. Son nefesimi vereli çok oldu, kalbim çoktan durdu, ama alçak katilim hariç kimse başıma gelenleri bilmiyor." Polisiye romanları andıran, her bölümü baş karakterin ağzıyla yazılan hatta bunla yetinmeyip, atı, parayı, şeytanı ve kırmızı rengi de konuşturuyordu.

1590'lı yıllarında İstanbul'un bir nakkaşhanesinde işlenen cinayetle başlıyor. Ahmet Hamdi'de gördüğümüz, doğu-batı meselesi bu kitapta sanat üzerinden yani Rönesans'ı yaşayan Avrupa'yla, kendine has sanatları olan Osmanlı'nın arasında, polisiye sınırlarının çekildiği ama içinde; aşk, sanat, toplum baskısı, sanatçı çekişmesi, cinsellik gibi konuları ironik ve masalsı diliyle anlatılıyor. Romanın esas kahramanı Kara, teyzesinin kızı Şeküre aşık olup reddedilmesiyle Acem diyarına gidiyor. 4 yıl geçtikten sonra İstanbul'a dönen Kara, her şeyin değiştiği, Şeküre'nin evlendiğini, çocuklarının olduğu öğrenir. Hatta kocası sefere gidip gelmediği için resmi olarak boşanmamıştır eşinden. Şeküre'nin babası, yani Kara'nın eniştesi, Leylek, Zeytin ve Kelebek adlı nakkaşlarla birlikte padişaha bir kitap hazırlama çabasındadırlar. Bundan kimsenin haberi yoktur. Çünkü toplum baskısını üzerine çekmemek için. Bu kitabın içindeki tasvirler aslında Venedik Doçu'na verilmek adına hazırlanıyordur. Asıl amaç Osmanlı Sanatının gücünü Avrupa göstermektir. Cinayet bu nakkaşlardan biri tarafından işlenecektir aslında.

Osmanlı topraklarında yaşanan olaylar, başkent olan İstanbul'da etkilerini gösterir. bitip tükenmeyen Safevi savaşları, Hristiyanlara kaybedilen kaleler. toplumda görülen hastalıklar, yangınlar, cinayetler Erzurimiler tarafından dinden çıkma hatta toplumun yozlaştığı bir vaaz sırasında anlatır. Bu vaaz tutucu bir topluluk tarafından da desteklenir. Bu arada bir bohçacıyla Kara, Şeküre'ye aşkını ilan eder. İki aşık buluşmaya giderken Şeküre'nin babasında ölmesi, romanı daha da sürükleyici bir yöne çeker. Boşanma işlerine bakan bir kadı tarafından boşanan Şeküre, Kara'nın babasının katilini bulmasını ister. Artık Kara bir dedektiftir. Ve eniştesinin cesedinde bulunan at tasvirinin kime ait olduğu bulmaya çalışılır.

Başlıkta şark ve garbı kullanma nedenim ise tamda burada mana kazanıyor. Siyasi, sanat ve bilimde yükselen Avrupa karşısında sürekli kaybeden, sorgulamayan Osmanlı'nın aslında çöküş hikayesi gibi. Avrupa resmi ile minyatürün kıyaslandığı sanatçılar arasında da tartışmalara ve çekişmelere neden oluyor. İnsanın yüzünü resmetmek, dini boyuttan da ele alındığı vakit devletin resmi dininin ve topluluğun büyük bir kısmınında İslam mensubu olduğu bir ülkede, sekülerizme doğru giden bir Avrupa'ya aslında yavaş yavaş yönelme çabasıdır. Bu çaba tarih derslerinden, okuduğumuz kitaplarından da anlaşılıyor. 17. yüzyılla beraber, padişah ve çevresinin Avrupa sanatına kayıtsız kalmadığı ve bazı yeniliklerin Osmanlı topraklarına geldiği biliyoruz. Kitapta bunu minyatür ve üç boyutlu ve perspektif Avrupa resmin kıyaslanmasıyla ele alıyor.

Orhan Pamuk'un cesareti de takdire şayan. Kuran'dan alıntılar yapması, olayı sırf İncil ve Avrupa mitolojisiyle anlatmayıp, Şark'ın meselesine, dini boyuttan bakmasından dolayı. Burada yaptığı doğru mudur? Burası tartışılabilir bir konu. Benim ise hep düşündüğüm ve kafamın damarlarını gıdıklayan, Avrupa'nın içten içe kendine yakın bulduğu ama eliyle gittiği Osmanlı'nın iç dünyası, sanatı iken, şarkın ise hem özendiği ama bir türlü siyasi, dini ve toplumsal boyuttan kendini Avrupalı gibi hissedememesi. Doğu-batı çekişmesi. aslında tarih iyi okunduğunda ve bu olaylara tarafsız ve üçüncü gözle bakıldığında Türkiye Cumhuriyetinin bunu beğeniriz yahut beğenmeyiz bunu yakaladığı görülüyor.

Kitabı tamamen anlatıp okumayan arkadaşlarımıza daha fazla saygısızlık yapmak istemiyorum. Bence Türk Edebiyatında önemli yere sahip olan bu romanı okumanızı canı gönülden isterim.
Şimdiden keyifli okumalar.

HULKİ CİN
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 6 verdi
0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

OKUMASAM ÖLÜRDÜM!!
Geçmiş zaman nakkaşlarının dünyasında, minyatür ve resimlerin ete kemiğe bürünüp hayat bulduğu esrarlı bir masalın içinde, okuru kitabın sayfalarında çocuk gibi derin bir uykuya yatıracak rüya gibi bir eser... Gerçek bir zamanda, gerçek olamayacak kadar güzel bir öykünün koluna girerek yapılacak olan bir yolculuğa şimdiden hoş geldiniz demek istiyorum. Evet, bu romanı övmek istiyorum. Buna değer. Gerçekten her türlü saygıyı hakediyor. Köpeklerin, şeytanların, ölülerin ve hatta âlemin tüm renklerinin dile gelerek bir resim içinde meramlarını anlatabildiği müthiş bir roman... Aşkın ve savaşın nakkaşların elinde resmedilişinde, gözleri kör eden detaya ve sabra hayran kalmamak ne mümkün. Ressamın çizdiği resimle ve kendisiyle olan mücadelesinin, bir yerden sonra yazarın yazdığı romanla ve kendisiyle olan mücadeleye dönüşmesini zevkle göreceksiniz. İç seslerin kavgası arasında, sanatsal bir gizem içinde işlenmiş faili meçhul bir cinayetin izlerini arayacaksınız. Maktul size katilinin ismini asla vermeyecek! Her bir detayı yazar tarafından önceden hesaplanmış olan bir kurgunun, uzun süren sanatsal araştırmalar ile gerçek bir masal üzerine oturtulmuş olduğu her halinden belli bir yapıt. Kara'dan Şekure'ye, Kelebek'ten Zeytin'e kadar her bir kahramanın ruhunun, okuyucunun zihnine inceden inceye işlendiği bu muhteşem eseri lütfen okuyunuz diyorum.
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 9 verdi
0 yorum
zeyrek

zeyrek

@zeyrek

Okuduğum ilk Orhan Pamuk kitabı. Olaylar 1591 yılında geçiyor. Çıraklık dönemleri birlikte geçmiş dört nakkaşın, batının resminin etkisini ilk hissetmeye başladıkları ve inançları, öğretileriyle çelişen bu yeniliklere karşı nasıl tavır alacaklarını bilememenin getirdiği bir takım felaketler.

Bunun yanında 12 yıldır içinde sakladığı aşkını yeniden alevlendiren bir adamın masalsı heyecanları...

Dönemin dokusunu, ruhunu o kadar tatlı işlemiş ki yazar kitaba, kendinizi orada yaşar gibi hissediyorsunuz. O döneme gidiveriyorsunuz adeta. O tarihlerdeki yaşam tarzını, nakkaşların eserlerini etraflıca incelemeden, özümsemeden böyle güzel bir eser ortaya konulamazdı. Bu anlamda romana hayran kaldım.

Yine romanın anlatım tarzını çok beğendim. Kitap tek bir kişi tarafından ya da tek bir bakış açısıyla anlatılmıyor. Başlıkta kendini tanıtan kişi başlıyor anlatmaya sonra başka biri devralıyor nöbeti ve roman kahramanlarını tek tek dinleyerek hikayeyi tamamlıyorsunuz. Hatta ata, kırmızıya, ağaca da söz veriliyor kimi yerlerde.

Kimi yerlerde yazarın sizi küçük hikayelerle dinlendirdiği ve tabi bir takım mesajlarını da bu hikayeciklere sakladığını da görüyoruz. Ben bu manada günümüzde görselliğin artmasıyla giderek azalan sözlü edebiyat kültürünün o dönemlerdeki diriliğinin de romana yansıtılmış olduğunu düşündüm.
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 9 verdi
0 yorum
Omerta

Omerta

@omerta832

Uzun süredir kütüphanemde olan ve kitabın dilinin ağır olduğu ile ilgili göz korkutan yorumlardan dolayı elime alamadığım bir kitaptı. Sonra bir cesaretle okumaya başladım ve elimden bırakamadım kitabı. Evet dili ağır ve sonu gelmeyecek gibi görünen uzun cümlelerle bezenmiş. Dikkatle okuduğunuzda konu sizi o kadar sarıp sarmalıyor ki, üslubu o kadar rahatsız etmemeye başlıyor. Gizem ve polisiye tarzı kitapları sevenler için bulunmaz bir kitap. Hem tarih, hem macera, hem aşk, hem gizem o kadar iyi harmanlanmış ki, her bakımdan zengin bir kitap olmuş. Zaten olayın içinde bir katil ve ceset bilmecesi olduğu için sonuna kadar merakla okuyorsunuz. Normalde nakkaşlık üzerine bir inceleme kitabı verseler hayatta okuyamazdım. Ama Pamuk, o sürükleyici hikayenin içine çaktırmadan nakkaşlık üzerine birçok bilgi de koymuş. Konunun bütünlüğü içerisinde, o bilgi yığını eriyip hikayenin bir parçası haline gelmiş. Büyük bir eser.
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 9 verdi
0 yorum
Mermased

Mermased

@mermased

Orhan Pamuk'un uzun cümlelerine ve kimi zaman bezdiren betimlemelerine ön yargı ve çekimserlikle yaklaştığım zamanlarda "Kar", "Manzaradan Parçalar" gibi yazarın okuduğum diğer kitaplarının aksine beni kolayca alt eden bir kitap bu. Anlatımı kitabın içindeki karakterlerin kendi ağızlarından bölüm bölüm paylaşması, olay örgüsüne serpiştirilmiş biraz gizem, kısmen polisiye kurguları, yazarın geçmiş bir dönemi sokaklarından tutun da insanların düşüncelerine kadar son derece mimari bir incelikle anlatması, bir solukta okuttu bana bu kitabı. Özellikle kitabın karakterlerinden biri olan Meddah'ın bölümlerine ulaşmak için sayfaları su gibi içtim.
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 10 verdi
0 yorum

Benim Adım Kırmızı - S41

Kolumu gevşettiği için birden kendimi kurtardım, tekme attım, şamdanı sapından tuttum, ama üzerime atılıp beni altına aldı. Şamdana vurdu, sini devrildi.
"Allah'ın belaları!" dedi annem. Misafir duymasın diye bağıramıyordu. Kara'ya gözükmeden sofayı geçip merdivenden aşağı nasıl inmişti? Bizi ayırdı. "Siz insanı rezil edersiniz, piç kuruları"
"Orhan yalan söyledi bugün," dedi Şevket. "Beni ustamın yanında bütün işle bırakıp kaçtı."
"Sus," dedi annem, ona bir tokat attı.
Hafifçe vurmuştu,ağabeyim de ağlamadı. "Ben babamı istiyorum," dedi. "Babam dönünce Hasan Amca'nın kırmızı kılıcını çekecek ve biz bu evden Hasan Amca'nın yanına döneceğiz."
Sema Yüce tarafından eklenmiştir.
TUĞÇE

TUĞÇE

@tugceee

Yüreğimin ne dediğini anlayamadığım için mutsuzum ben.

(Sayfa 102)
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Red Red

Red Red

@khaos

Aşk mı insanı budala yapıyor, yoksa yalnızca budalalar mı âşık oluyor?
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Tuğçe

Tuğçe

@tugce12

Kimse kimseye güvenmiyor, her an karşısındakinden bir alçaklık bekliyor herkes.
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Tuğçe

Tuğçe

@tugce12

Ah ne kadar da güzeldir çocukken haksızlığa uğrayıp, yatağa yatıp ağlaya ağlaya uyuyakalmak!
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Gizlikalem

Gizlikalem

@gizlikalem

"Sana olan aşkımın kendi derdim olduğunun pekâlâ farkındaydım."
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
34
KİTAP
En Sıkıcı Kitaplar
Sıkıldım, bittim ama kitabı da bitirdim diyen okurlar bu listeye. Okuması en zor, yavaş ilerleyen, uzun tasvirlere boğulmuş, ...
392
KİTAP
Bir Nefeste Okunan Kitaplar
Elinden düşüremeyeceğin, bir solukta okuyacağın en sürükleyici kitapları bu listede bulabilirsin. Sen de en sürükleyici buldu...
149
KİTAP
Tüm Zamanların En İyi Kitapları
Hem okurların hem de yazarların büyük bir kısmı tarafından başarılı bulunmuş, kitap tavsiyesi istendiğinde akla ilk gelen, tü...
9
KİTAP
Nobel Ödüllü Yazarların En İyi Kitapları
Gabriel Garcia Marquez, William Golding, Hermann Hesse ve daha fazlası... Nobel Ödülü'ne layık görülen tüm yazarların mutlaka...
746
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

Niye sonsuz bir hüzün gizli “iyi günler” de ?  paylaşım fotoğrafı
"Niye sonsuz bir hüzün gizli “iyi günler” de ? "
İçinizde, kalbinize nakşeylediğiniz bir sevgilinin yüzü yaşıyorsa eğer, dünya hâlâ sizin evinizdir.


*Başlık sorusunun cevabı metinde. Herkesin varlık kavramını sorguladığı bu hayatta dünyayı evi bilmek çok özel bir duygu ve iyi bir nasipten pay almaktır. İşte bazı büyük ve gerçek sevgilerde bazı kelimeler çok anlam ifade edebiliyor. Sonsuz bir sevgide; "iyi günler" sözü dünyanın bir an elinden kayıp gidecek korkusu hissi vermesi çok anlamlı ve yaşanması da bir o kadar güzel bir histir diye düşünüyorum.
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Cahil Cühelâ

Cahil Cühelâ

@cahilcuhela

 paylaşım fotoğrafı
Hadi bi başlayalım bakalım ne olacak...
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum