up
ara

Benim Adım Kırmızı Kitap İncelemeleri

Misafir

Misafir

@misafir000

ŞARK VE GARP'IN ORTASI, BENİM ADIM KIRMIZI
Tam 7 yıl önce, lise yıllarımda okumuştum bu kitabı. O zaman sınıfımız da yazar diye isimlendirdiğimiz, şiirler yazan, okuyan bir arkadaşım elime uzatmıştı kitabı. Ve öylece başladı, Orhan Pamuk'la tanışmam. Giriş cümlesi beni kendine çekmişti. " Şimdi bir ölüyüm ben, bir ceset, bir kuyunun dibinde. Son nefesimi vereli çok oldu, kalbim çoktan durdu, ama alçak katilim hariç kimse başıma gelenleri bilmiyor." Polisiye romanları andıran, her bölümü baş karakterin ağzıyla yazılan hatta bunla yetinmeyip, atı, parayı, şeytanı ve kırmızı rengi de konuşturuyordu.

1590'lı yıllarında İstanbul'un bir nakkaşhanesinde işlenen cinayetle başlıyor. Ahmet Hamdi'de gördüğümüz, doğu-batı meselesi bu kitapta sanat üzerinden yani Rönesans'ı yaşayan Avrupa'yla, kendine has sanatları olan Osmanlı'nın arasında, polisiye sınırlarının çekildiği ama içinde; aşk, sanat, toplum baskısı, sanatçı çekişmesi, cinsellik gibi konuları ironik ve masalsı diliyle anlatılıyor. Romanın esas kahramanı Kara, teyzesinin kızı Şeküre aşık olup reddedilmesiyle Acem diyarına gidiyor. 4 yıl geçtikten sonra İstanbul'a dönen Kara, her şeyin değiştiği, Şeküre'nin evlendiğini, çocuklarının olduğu öğrenir. Hatta kocası sefere gidip gelmediği için resmi olarak boşanmamıştır eşinden. Şeküre'nin babası, yani Kara'nın eniştesi, Leylek, Zeytin ve Kelebek adlı nakkaşlarla birlikte padişaha bir kitap hazırlama çabasındadırlar. Bundan kimsenin haberi yoktur. Çünkü toplum baskısını üzerine çekmemek için. Bu kitabın içindeki tasvirler aslında Venedik Doçu'na verilmek adına hazırlanıyordur. Asıl amaç Osmanlı Sanatının gücünü Avrupa göstermektir. Cinayet bu nakkaşlardan biri tarafından işlenecektir aslında.

Osmanlı topraklarında yaşanan olaylar, başkent olan İstanbul'da etkilerini gösterir. bitip tükenmeyen Safevi savaşları, Hristiyanlara kaybedilen kaleler. toplumda görülen hastalıklar, yangınlar, cinayetler Erzurimiler tarafından dinden çıkma hatta toplumun yozlaştığı bir vaaz sırasında anlatır. Bu vaaz tutucu bir topluluk tarafından da desteklenir. Bu arada bir bohçacıyla Kara, Şeküre'ye aşkını ilan eder. İki aşık buluşmaya giderken Şeküre'nin babasında ölmesi, romanı daha da sürükleyici bir yöne çeker. Boşanma işlerine bakan bir kadı tarafından boşanan Şeküre, Kara'nın babasının katilini bulmasını ister. Artık Kara bir dedektiftir. Ve eniştesinin cesedinde bulunan at tasvirinin kime ait olduğu bulmaya çalışılır.

Başlıkta şark ve garbı kullanma nedenim ise tamda burada mana kazanıyor. Siyasi, sanat ve bilimde yükselen Avrupa karşısında sürekli kaybeden, sorgulamayan Osmanlı'nın aslında çöküş hikayesi gibi. Avrupa resmi ile minyatürün kıyaslandığı sanatçılar arasında da tartışmalara ve çekişmelere neden oluyor. İnsanın yüzünü resmetmek, dini boyuttan da ele alındığı vakit devletin resmi dininin ve topluluğun büyük bir kısmınında İslam mensubu olduğu bir ülkede, sekülerizme doğru giden bir Avrupa'ya aslında yavaş yavaş yönelme çabasıdır. Bu çaba tarih derslerinden, okuduğumuz kitaplarından da anlaşılıyor. 17. yüzyılla beraber, padişah ve çevresinin Avrupa sanatına kayıtsız kalmadığı ve bazı yeniliklerin Osmanlı topraklarına geldiği biliyoruz. Kitapta bunu minyatür ve üç boyutlu ve perspektif Avrupa resmin kıyaslanmasıyla ele alıyor.

Orhan Pamuk'un cesareti de takdire şayan. Kuran'dan alıntılar yapması, olayı sırf İncil ve Avrupa mitolojisiyle anlatmayıp, Şark'ın meselesine, dini boyuttan bakmasından dolayı. Burada yaptığı doğru mudur? Burası tartışılabilir bir konu. Benim ise hep düşündüğüm ve kafamın damarlarını gıdıklayan, Avrupa'nın içten içe kendine yakın bulduğu ama eliyle gittiği Osmanlı'nın iç dünyası, sanatı iken, şarkın ise hem özendiği ama bir türlü siyasi, dini ve toplumsal boyuttan kendini Avrupalı gibi hissedememesi. Doğu-batı çekişmesi. aslında tarih iyi okunduğunda ve bu olaylara tarafsız ve üçüncü gözle bakıldığında Türkiye Cumhuriyetinin bunu beğeniriz yahut beğenmeyiz bunu yakaladığı görülüyor.

Kitabı tamamen anlatıp okumayan arkadaşlarımıza daha fazla saygısızlık yapmak istemiyorum. Bence Türk Edebiyatında önemli yere sahip olan bu romanı okumanızı canı gönülden isterim.
Şimdiden keyifli okumalar.

HULKİ CİN
ataç ikon Benim Adım Kırmızı
kitaba 6 verdi
0 yorum