up
ara
‹ Otomatik Portakal

Otomatik Portakal Kitap İncelemeleri

Haluk Yıldırım

Haluk Yıldırım

@halukyildirim

Çok acayip ve rahatsız edici bir kitaptı . Başlayıp biraz ilerleyince ben ne okuyorum böyle demeye başlıyorsunuz . Anthonny beyin tümörü nedeniyle az bir ömrünün kaldığını öğrenince ailesinin geçimi sağlanması amacıyla kitap yazar . Bu olayların psikolojisiyle sanırım kitap bolca öfke nefret ve kötülükten ibaret . Argo bir dili var . Kitabın rahatsız ediciliği 'kötülüğü' başarılı bir şekilde aktardığını gösteriyor .
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
0 beğen · 0 yorum
hakan acar

hakan acar

@hakanacar

Bir bireyin içinde bulunduğu toplumun kurallarına uymayarak çevresine zarar vermesi mi yoksa onu kendi doğruları çevçevesinde evrimleştirerek değiştirmenin mi kötü olduğunu soran iyilik ve kötülük kavramının göreceli olduğunu bizlere anlatmaya çalışan ve de toplumun genelinin bir fikir çevresinde birleşmesinin asıl doğru olamayacağını anlatan harika bir roman.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
Uzumaki Rim

Uzumaki Rim

@ramen

Kesinlikle filmi izlemeden okuyun öylesi daha güzel oluyor.Bu kitap beni hiç olmadık yerde ağlatan bir kitap oldu.En medeni,hoşgörülü mağdur görünen insan bile içinde bir kötülük,acımasızlık taşıyormuş meğer.İnsanoğlunu gerçekten çok iyi anlatan bir kitap.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 8 verdi
5 beğen · 1 yorum
İbrahim (@ibrahimks34)
Filmini izledim.Verilen mesaj net ‘psikolojik savaşların geride bıraktığı sarılamayan tahribatlardır.’
05.04.19 beğen cevap
Betül Zeyrek

Betül Zeyrek

@betulzeyrek

Okuyunca bir insan nasıl bu kadar ahlaki yozlaşmayı aleni olarak kaleme alabilir dedim. Borgess, kendisine konulan tümör teşhisi nedeni ile öleceğini öğrenir ve sonrasında eşinin refah bir hayat yalaması için kitap yazma kararı alır ve yazdıgı bu kitaplardan biri olan Otomotik portakal kitabı ile ünlenir, adını duyurur.

Kitap yazarın hayata olan nefretini kustuğu İngiliz distopyası bence. İçinde geçen Alex karakteri hayataolan nefretten başka şekilde yazılamaz kurgulanamazdı diyorum. 15 yaşında bir gencin ergenliği ve o döneme kadar yaşadığı şeyleri ele alan kitapta açık ve net olarak ahlaki bozukluğu görebiliyorsunuz. Sanırım amaç bozulan ahlaki yapıyı eleştirmek ama ben bu şekilde olan eserleri, distopik olsalar da, pek sevemiyorum. Yer altı edebiyatı beni fazlası ile bunaltıyor. Kitaplara konu olmasını sevemiyorum.

Sonlarına doğru Alex'in iyileştirilmesinin zorunluluğu da aslında bir ahlaki sıkıntıdır. Ahlaki olan bir davranış bana göre irade ile olmalı. Buradaki bahis şradesi dışında bir iyileştirme. Bu da şnsanın doğasına tamamen aykırı bir durum. Yanlıs hatırlamıyorsam 100temeleser içinden çıkartılmış Otomotik portakal ve bence iyide yapılmış. Ben okumasamda pek bişey kaybetmeyeceğim düşüncesindeyim. Aynı şekilde Çavdar Yarlasındaki Çocukları da okuyunca sevememiştim. Tercih size kalmış okuyup okumama. Ne kadar distopik bir eser olsa da. Vermek istediği mesaj olumlu olsa da ben beğenemedim.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 5 verdi
7 beğen · 0 yorum
cansu kutluk

cansu kutluk

@cansukutluk

Kesinlikle okunmalı diyemem. Bir şey kattığını düşünmüyorum insana ama film gibi canlandırmalık okuyayım denirse düşünülebilir.
Yazarın argo dilinin de biraz zorlamaya kaçtığını düşünüyorum.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
9 beğen · 9 yorum
Ebru (@kubraebru)
“İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki?”
Okurken kitabın dili beni de rahatsız etmedi değil, ama bence vermek istediği güzel mesajlar var. Kötülük ve iyilik birer tercihtir, bir başkası kişiyi zorla başka kalıplara sokup topluma uydurmaya çalışırsa gerçekten iyi veya kötü diyebilir miyiz o kişi için, seçimlerinin önüne geçilmişse? İçten gelmeyen bir iyilik, iyilik midir sahiden? Altını çizdiğim ve hoşuma giden, hak verdiğim çok cümle oldu...
28.02.19 beğen 5 cevap
cansu kutluk (@cansukutluk)
[silindi]
01.03.19 beğen cevap
CANER SUDA

CANER SUDA

@cnersud

Arkadaşlarınızı iyi seçin ve kimseye güvenmeyin tek kelime ile özet bu
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
2 beğen · 0 yorum
PİP!

PİP!

@nusretk

“Eee, ne olacak şimdi ha?”
Bir modern klasik dizisi olan; OTOMATİK PORTAKAL romanı benim hayata bakış açımı güncelledi diyebilirim.

Romana ilk başladığımda bir serserinin günlüğünü okuyorum sanıyordum ey kardeşlerim, anlıyor musunuz?

Ama roman ilerledikçe çok kapsamlı bir şekilde şimdiyi ve yaşanan ve yaşanılacak geleceği ne beklediğini gözler önüne susan;
Alex yardımıyla ANTHONY BURGESS’e teşekkürlerimi sunarım...

Geleceği bekleyen hazin son, insanlığın sürekli hep daha kötüye gittiğini anlatan ve “gezen tavuk ayağına bok getirir.” Tabirini yakıştıran yazarımız;

“Eee, ne olacak şimdi ha?”

Diyerek sürekli yeni kapılardan kötü kapılara giriş yaparak büyük bir kaosun ortasında bulmaktadır kendini...

Seni şekillendiren çevrendir,
Çevren iyi ise sen iyisindir.
Çevren kötü ise sen kötüsündür.

Çakozladınız mı?
Gruba liderlik yapan Alex kendi sonunu hazırlamıştır.
Çakozladınız :))

Hey sen Alex “İyi bir insan olmak çok da hoş olmayabilir küçük 6655321. İyi bir insan olmak çok korkunç olabilir. Bunu sana söylerken, kulağa ne kadar çelişkili geldiğini biliyorum. Bu mesele yüzünden gecelerce gözüme uyku girmeyeceğini biliyorum. Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeceğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi? Bunlar derin ve zor sorular, küçük 6655321.

Bu inceleme mi, çakozladınız mı?

Bir broşürün filan kapağında ÖLÜM kelimesini dikizledim, gerçi sadece HÜKÜMETE ÖLÜM diyordu.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 10 verdi
5 beğen · 0 yorum
Arif Küçük

Arif Küçük

@arifkucuk

Hissedilen duygu
Okurken, gerçekten, bulunduğum yerde gerildiğimi hissettim.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
2 beğen · 0 yorum
Ulaş Nikbay

Ulaş Nikbay

@ulasnikbay805

otomatik portakal
Bir anlatım dili olarak argonun, bu kadar iyi kullanılabilmesine şaşırıyor insan. Bunu herkes yapamaz elbette, herkese de yakışmaz zaten ama o Anthony Burgess.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 9 verdi
3 beğen · 0 yorum
Ayşe

Ayşe

@ayse273

" Uqueer as as clockwork orange "
Karabasan giki bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara devlet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet ? Kara mizah ? Özgür iradenin irdelenişi ?... Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess anti -kahramanı için yeni bir dil yaratır : Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı .
... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir...(Kitap arkası )
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
5 beğen · 0 yorum
Ayşe

Ayşe

@ayse273

" Uqueer as as clockwork orange "
Karabasan giki bir gelecek atmosferi... Geceleyin sokaklara devlet saçan, yaşamları şiddet üzerine kurulu gençler... Sosyal kehanet ? Kara mizah ? Özgür iradenin irdelenişi ?... Otomatik Portakal bunların hepsidir. Aynı zamanda hayranlık verici bir dilsel deneydir, çünkü Burgess anti -kahramanı için yeni bir dil yaratır : Yakın geleceğin argosu "nadsat"ı .
... ve Stanley Kubrick'in muhteşem film uyarlaması, yirminci yüzyılın kült eserlerinden biri olan bu romanın şöhretini pekiştirmiştir...
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
1 beğen · 0 yorum
nlgnycydncr

nlgnycydncr

@dunyasnilzehes

Eee,ne olacak şimdi ha?"
Kankaniz ve Mütevazı Anlatıcı 'niz Alex'ten buyurun siz Otomatik Portakalı.Alex'in anlatımıyla kitabımız 3 bölümden oluşmaktadır.????Spoiler icerebilir bu defa yorumum bilginiz olsun??????
???1.Bölüm de ??4 kisilik arkadas gurubunun yaptigi icraatlar var.Kitap hakkinda az biraz bilgi sahibiyseniz zaten duymuşsunuzdur kitabımız argo.Ilk defa bu tarz kitap okuyanlar yadirgayabirler.Otomatik Portakal ilk bölümü ile bana Hakan Günday 'in #Piç adli kitabini anımsattı.Orada da 4 arkadaşın serseri yaşamları vardi.
???2.Bölüm de ?? Alex artik bir tutukludur ve katlanilmaz bir yasanti içine girer.Tutuklu olması suç işlemesine engel değildir.Hukumet tarafindan gonderilen yetkililer suclarin önüne geçebilmek için yeni bir yöntem uygulayıp,tutukluları topluma kazandırma fikrini sunarlar.Ilk denek Alex'tir.Yazarın arka kapağında bahsettiği Pavlov kanunları bu da gerek.Nedir Pavlov Kanunlari? ____ Pavlov Kanunlari veya deneyleri adı her ne ise sartlandirilmis kosullanmadan oluşan Pavlov ve Köpeği modelini kitabın ikinci bölümü ile kiyaslayabilirsiniz.
???3. Bölüm de ?? Alex'in tekrar eve dönüşü ve başına gelenler anlatilmaktadir. ________________________ ✏✏Yakın geleceğin argosu "nadsat" kullanılarak yazılmış derken sanırım bu kelime sadece bu kitaba özgü bir dil.
✏✏Kitabın ismi ise oldukça ilginç gelmedimi hepimize.Otomatik Portakal yani olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barindiran kimse. ✏✏Romanın baş kahramanı Alex'in isminde ki "A" harfi olumsuzluk hali içermektedir ve "lex" kanun anlamına gelmektedir.
✏✏Yazıldığı yıllarda geleceği anlatan distopya olarak ele alınır kitap.
✏✏ Kitap Stanley Kubrick tarafından filme alinmis .Şiddete neden oldugu gerekçesiyle kaldırılmıştır.
Vs .Vs. gibi kitap hakkinda bilgilere de internetten ulasabilirsiniz.Ben filmini 5 dakika kadar izlemis bulundum ama begenecegimi dusunmedigim icin vakit kaybi olarak degerlendiriyorum filmi.5 dakikadan fazlasını dikizlemedim????????
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 7 verdi
8 beğen · 1 yorum
Büşra Okumuş (@busraokumus)
Çok eğlenceli bir inceleme olmuş, kaleminize sağlık ?
09.07.18 beğen cevap
Sinemm

Sinemm

@sinemm

Son dönemlerde okuduğum en çarpıcı ve etkileyici kitaptı Otomatik Portakal.
Kitabın kendine ait bir dili ve kelimelerinin yanı sıra iyi karakterden çok kötü karaktere odaklı bir kurgusu vardı.İnceleme eklemek o kadar zor ki...Politikanın ne kadar acımasız ve menfaatçi bir canavar olduğunu ve politikacıların karakterin deyimiyle ne kadar 'dobroşko' olduğunu anlatan muhteşem bir kurgu.
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 10 verdi
4 beğen · 1 yorum
Amelia (@1amelia1)
Bence kitapta bahsettiği sadece politikanın acımasızlığı değildi. Politikanın da geçtiği bir kısım vardı. Ama kitapta asıl bahsedilen insanlığın yapıcılığından bahsediyor. Kurmalı oyuncak misali, ya da belki bir çalar saat... Yani insanlar çocukken oyun oynamalı, ergenlikte haylazlık yapmalı, yetişkinliğe erince daha olgun davranmalı vs. gibi. Veya bunların mesleğe göre değişiklik göstermesi de olabilir. Örneğin politikacılar, polisler daha katı, ama öğretmen, işçi kesimi daha yumuşak davranmalı algısı gibi. Kısaca söylemek istediğim, bence kitapta bahsedilen insanın kurmalı bir oyuncağa benzetildiği. Hangi dönemde ne yapacağı belli ve insan da buna göre davranıyor. Teşekkürler :))
23.12.18 beğen cevap
Cevher

Cevher

@yalnizucankus

İyiliğin sebebini aradıkları yok öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki?
Vaktim olsa bir solukta bitireceğim fakat bazı sebeplerden dolayı uzatmalı okuduğum bir kitap. Yazarın sadece bu kitabını okudum ve diline hayran kaldım. Dili gerçekten çok başarılı hiç sıkmıyo yalın bir anlatımı var. Kitabın içeriğine gelecek olursam... Ana fikir asıl olarak 2. bölümde oluşuyor. Baş karakter -mütevazi anlatıcımız- Alex 1. bölümde kendinden kankalarından ve bölüm sonunda hapishaneye düşüşünü anlatıyor. 2. bölümde ise hapishanede yaşadıkları ve otomatik bir portakala -makine insana- dönüşünü anlatıyor. 3. bölümde ise onun bu halinden kendi çıkarları için faydalanmak isteyen aslında onu bu hale getirenlerden pek de farklı olmayan insanlarla ilişkisini ve en sonunda da eskisi gibi gerçek bir insana -karar verebilen bir insana- dönüşünü anlatıyor. Tek kelimeyle mükemmel bir kitap kesinlikle bu ay okuyacaklarınız arasına ekleyin
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba puan vermedi
7 beğen · 0 yorum
Erica

Erica

@ericache

Edebiyatın Şiddet Dolu Aykırı Yüzü
Yer altı edebiyatını seviyor musunuz?

Ya da hiç okumadınız ama merak mı ediyorsunuz?

Aykırı, her zaman eleştirel, gerçek ve hayalin birbirine karıştığı o ince çizgide dolaşan, sıra dışı, küfürbaz, şiddetin alkolün ve cinselliğin sıradan olduğu romanlar mı seviyorsanız?

İşte o zaman siz bir yer altı edebiyatı seversiniz diyebiliriz.

Köklerinin Marquis de Sade’ye kadar dayandığı düşünülen yer altı edebiyatı türünün en kült ve popüler kitabı olan Otomatik Portakal sizi kendi, sıra dışı, şiddet dolu bir o kadar da sorgulayıcı dünyasına götüren çok farklı bir roman. Anthony Burgess’ın en iyi kitabı diyebileceğimiz bu kitabı çok uzun zaman önce okumuştum. İlk okuduğumda bende birbirinden farklı ve çelişkili duygular oluşturmuştu. Yani kitabı sevdiğim kadar nefret ettiğimi bile söyleyebilirdim.

Aradan geçen bir çok yıl üstüne yeniden okuma planlarımı gerçekleştirdikten sonra ilk seferde hissettiğim zaman zaman tiksinti zaman zaman acıma hissini yeniden yaşadım.

Kitabın etkisi ciddi olarak çok ilginç. Çünkü okurken birbirinden farklı duyguları yaşıyorsunuz. Bir bakmışsınız nefret ederken bir bakmışsınız acıma ve üzüntü hislerinin içinde boğuluyorsunuz. Bu açıdan Burgess sizi bir çok uç duyguda tutmayı başarıyor.

Bunun yanı sıra kitabın aynı zamanda şaheser bir filmi de bulunuyor. Genellikle film yerine kitabı seven biriyim ama şunu da söylemeliyim ki filmi de kitabı kadar etkileyici. Stanley Kubrick kitabı görsel bir şölene çevirmiş diyebilirim.

Bana göre, yer altı edebiyatının en önemli kitaplardan biri olan Otomatik Portakal okunması ciddi anlamda zor bir kitap. Çünkü iyi kahramanlara alışmış bizler için kötülüğü sanat haline getirmiş anti kahramanımız Alex ciddi anlamda antipatimizi kazanma yetisine sahip bir karakter.

"Doğruyu görür, onaylar ama yanlışı yaparım." (Alex'in sözleri ile bu seçimini biraz olsun anlatmak istedim.)

Bu kısımdan sonrası biraz spoiler içerir. Bu sebeple isterseniz devam etmeyebilirsiniz.

Kitabımız, distopik bir dünyada Alex ve çetesinin hikâyesini anlatıyor. Kitabın asıl kahramanı olan Alex’in yanında isimleri Dim, Georgie ve Pete olmak üzere üç arkadaşı vardır. Okuyucu kitabı Alex’in ağzından okumaktadır.

Alex ve çetesi kötülüğü ve kötü olmayı seçmişlerdir. Şiddet eğilimli yapıları ile hırsızlık, gasp gibi suçlar işlemektedirler. Ancak şiddet eğilimlerinin boyutu öyle yüksektir ki tecavüze, öldürmeye kadar gitmektedir.

Bir dizi suç olayı sonunda yakalanan çete, devletin ‘Suçluları Yeniden Topluma Kazandırma’ projesinde yer almayı kabul ederler. ‘Ludavico’ isimli bir çalışmada kobay olacaklardır ve bu proje sonunda ise kişilikleri düzeltilecektir. Bundan sonra şiddettin kaynağı olan Alex ve arkadaşları şiddetin mağduru olmaya başlarlar.

Bu çalışmanın seanslarında Alex, fiziki işkenceler dâhil olmak üzere birçok yöntemle şiddetten tiksinecek hale getirilir. Proje sonunda iyileştiği öne sürülerek serbest bırakılan ve geçmişte kötülüğü kendi seçmiş Alex artık şiddeti düşündüğünde kusan bir kurban ve hatta bir kukla olmuştur.

Kitabı okurken ilk bölümünde nefret duygularımı uyandıran Alex'in ikinci bölümde nerede ise haline acıyacağımı düşünmemiştim açıkçası. Ancak yazarın bu iki farklı durumu yaratması yani ilk bölümdeki nefreti acımaya çevirmesi açısından etkileyici bir kurgu diyebilirim. Nefret - acıma döngüsünde yazar okuyucuya pişman olmuş bir suçlunun affedilip affedilmemesi durumunu da başarılı bir şekilde düşündürüyor. Suçlu biri yaptığından pişman olmuş ise ve bir daha bu suçu işlemeyeceği düşünülüyorsa geçmiş suçları affedilmeli midir? Ben bunu düşündüğümde açıkçası bu kadar yüce gönüllü olmadığıma kanaat getirdiğimi de itiraf etmek istiyorum.

Kitapta fark edilenin çok üstünde bir toplumsal eleştiri bulunmaktadır. Ancak Burgess bunu öyle sert bir üslupla yapıyor ki okurken rahatsızlık duyacak ve hatta nerede ise kitabı bıraktıracak kadar sert bir üslup. Ancak gene de söylemek isterim ki anlatılan şiddet sahnelerinin dili ne kadar sert olsa da kitabın atmosferine çok iyi uymakta.

Ayrıca bir de kitabın kendine özgü bir jargonu var (Alex ve arkadaşlarının konuşması), tercüme sırasında bu etkisini biraz azaltsa da kişiyi etkilemekten geri durmuyor. Bu açıdan da Burgess iletişimsizliğe farklı bir bakış açısı getirmiş de diyebiliriz.

Kitabın yarattığı distopik dünya, kullandığı dil ile ciddi anlamda sosyal ve toplumsal eleştiriler ile dolu olması, hükümetlerin, insanları bir makine gibi görmesini ve tek tip yapma isteklerini gösteriyor.

Geçmişte yazılmış olmasına rağmen değişen çok şey olmaması ayrı bir konu ayrıca.

Cockney dilinde (İngiliz argosu) bir deyiş vardır. "Uqueer as as clockwork orange". Bu deyiş, olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir. Bu çok sevdiğim lafı, yıllarca bir kitap başlığında kullanmayı düşünmüşümdür. Bir de tabii Malezya'da "canlı" anlamına gelen "orang" sözcüğü var. Kitabı yazmaya başladığımda, rengi ve hoş bir kokusu olan bir meyvenin kullanıldığı bu deyişin, tam da benim anlatmak istediğim duruma, Pavlov kanunlarının uygulanmasına dayalı bir hikâyeye çok iyi oturduğunu düşündüm...
ataç ikon Otomatik Portakal
kitaba 8 verdi
7 beğen · 0 yorum
/ 7