up
ara
‹ Şiirler

Şiirler Sözleri ve Alıntıları

erdijrk

erdijrk

@erdijrk

Sonsuzu aradım, ama, yalnızca, uykuya Düşman bir Uçurum buldum.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Tanrıları ve çiçekleri arasında on üç saat çalan ve hep geri kalan bu Saksonya duvar saati kimin? Düşün ki, bir zamanlar nice uzak yollardan, ta Saksonya’dan geldi.
(Acayip gölgeler sarkıyor aşınmış pervazlara.)
Ya şu Venedik aynan, donuk yılanların kıyısındaki soğuk bir kaynak gibi derin, kimler seyretti kendini orda? Kuşkusuz, o, bir değil nice kadın yıkayıp akıttı bu suya günahını güzelliğini; ki uzun zaman baksaydım çıplak bir hayalet görürdüm karşımda.
─Hınzır, aklın hep şeytanlıkta.
(Örümcek ağları görüyorum büyük pencerelerin pervazları üstünde.)
Dolabımız da çok yaşlı, bak nasıl yalıyor hazin yüzlü tahtalarını alev; ömrünü doldurdu perdeler, koltuklarda ne cila kaldı, ne yüz, ya duvarlardaki şu eski oymalar ve bütün bu kırık dökükler? Bir bak, yalan mıyım söyle, kafesteki şu Bengaldeş serçeleri, şu mavi kuş bile solmadı mı zamanla?
(Pencereler üstünde titreyen örümcek ağlarını düşünme.)
Seviyorsun bütün bunları, işte bu yüzden yanındayım. Eski zaman bakışlı güzelim, şiirlerimin birinde ‘’soluk nesnelerin zerafeti var’’ demiştim ve sen değil miydin seven bu sözcükleri? Bilirim yeni eşyaları sevmezsin; o çığırtkan güvenleriyle bilirim korkuturlar seni ve onları eskitmek gereğini duyardın, bilirim çok zordur bunu yapmak, eylemin tadına varmayan için.
Gel yanıma, kapat artık yüz yıl öncesinden kalma, köhnemiş şu Almanca kitabın kapağını, ordaki kralların hepsi de ölü, oysa, ben, uzanmış eski halıda, başım solgun entarinin sevecen kucağında, ey suskun çocuk, saatler ve saatlerce konuşacağım seninle; artık ne kırlar var benim için ne yollar, ve sokaklar boş, şimdi eşyalarımızdan söz edeceğim... Daldın mı?
(Titreyip ürperiyor bak örümcek ağları pencereler üstünde.)
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

İpeği güneşle kumrallaşan
Beyaz bir bayrağın gülüp oynayışı gibi,
Teninin hoş kokuları arasından
Dalgalanıyor solgun saçların şimdi.

Suyun soluklaştırdığı bir tambur havasını
Hıçkırıklar içinde çalmaktan yorgun
Vaz geçiyor geçmişinden yüreğim
Çözüp beliğini dalgalı saçlarının

Bu ince altından bayrağı
Kasvetli bakır şatoya çekmek için
Yürüyor, çıkıyor, -ya da, esrik, yuvalanıyor
Kan bataklarının içinde

-Ya da Umut, uyuşukluktan yakınarak,
Solgun bir yıldız fışkırmadan,
Kabartıp kayganlaştırıyor
Kara bir kedi gibi kara Geceyi.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Deliklerinden teninin çilleri ve kızıl kılların
Görünen paçavra giysini seviyorum yaşlı
Hortlak, ve bu yüzden yirmi kuruş atıyorum önüne.

Köle ve basık alnında solgun gururdan eser
Yok. Köpeğin kardeşidir yoksul ve sen
Biliyorsun bunu, şiirleştirmiyorsun pırtılarını.

Taş ininden çıkan bir çakal gibi, ey dindar,
Seni hiçe sayan adamın ardından gidiyorsun,
Kahrını sürüyerek. Kırışıklarının, ey yaşlı,
Kaçı acıyla yüzünü buruşturmadan? kaçı
Gözyaşlarından?

Soyun çırılçıplak, oyna, yala, yalan ve
Yirmi kuruşlarımla erdemi gıdıkla. Kahrol!
-Diz çök!.. çamura batır sakalını!

Bu aptal yirmi kuruş da ne? deyip gülüyor
Musun? gümüş parlar, bakırsa
Yeşille çalar bir gün, Sofu olmaktan
Çok dikbaşlıyım ben.

Kara ver. -Ya at, ya al. İşte aldın. İyi
Sık avucunda, düşün ki artık o senin,
Düşün ki bende ondan daha çok var,
Düşün ve hor gör beni.

-Eğer yeteriyle cesursan dilenci, bir
Bıçak alabilirsin bununla.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Sen ey gizemli kadın, ey kanayan kadın,
Ey sevdalı kadın, mum ve günnük kokularıyla
Çılgın, İsa'nın kutsal yüreği tablosunu acıyla
Yolladığın akşam, seni hangi İblisin burduğunu bilmiyordum.

Hülyalı duaların sertleştirdiği dizlerini ve
Denizi dinginleştiren ayaklarını öpüyorum;
Sinirli kalçalarına başımı daldırmak ve
At kılından acı çile gömleğinin altındaki
Yanılgıma ağlamak istiyorum;

Orda, kutsal kadınım, esrik kokularla kendimden
Geçmiş, siyah Uçurumun ve sevgili Sonsuzluğun
Unutuşunda, usul usul uzun ilahiler
Söyleyip, körpe teninin üstünde uyutacağım
Yürek sızımı.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Aşkın, erguvan rengindeki nektarsız eski
Bir güzel kokuyu saklayan kuru bir portakal
Olduğu kadınlarda insana günah
İşleten Sonsuzu aradım, ama, yalnızca, uykuya
Düşman bir Uçurum buldum.

-Sonsuz, çalkantısında ağaçları ve yürekleri
İnce bir kum gibi sallayan gururlu düş!
-Şarapla karışık iğrenç bir düzgün selinin
Yuvarlandığı buruk böğürtlenlerle dolu
Bir Uçurum!
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

-''Ey eşiğin tutsak yalnızı yakınıyorsun,
Unutulmuş ağaçlarda kış geçtiği zaman
Bu iki kişilik yer ki onurumuz olan
Mezar çiçek ağırlığından yoksun diyorsun.

Akrebi boşa koşan Gece'yi dinlemiyorsun
Çoşkun bir ses içinde; gözünü yumma aman
Yüce köseği güneş Gölgemi aydınlatmadan
Yıpranmış eski bir koltuğun kollarındasın.

Kim ki sık sık ziyaret ederse ölüsünü
Çiçekle doldurmasın o mezarın üstünü
Kaldırır yoksa taşı sıkıntıyla parmağım.

Yanan ocak önünde ey sen aşkımın ruhu,
Can bulmak için yeter dudağından alayım
Bütün gece söylenmiş ismimin soluğunu.''
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Kuşkusu içinde yüce Oyun'un
Bir dantela giderek yok oluyor
Sövgü gibi yarı aralanıyor
Eşliğinde bir yatak yokluğunun.

Bu kafadar beyaz kargaşa, solgun
Pencere camına doğru kaçıyor
Aynı an bir bezek taç yansılanıyor
Dalgalanırken kefensiz yeni gün.

Düşlerle yaldızlananın evinde
Bir lavta hüzünle uyuyor işte
Oyuğunda müzisyen bir hiçliğin

Öyle ki bir pencereye doğru biz
Karnından yalnız senin yalnız senin
Çoluk çocuk toplu doğabiliriz.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Çaresiz, umudum gibi, o da
Kaybolup yitiyor yükseklerde
Çaresiz, parçalanmak zorunda
Öfkeyle ve de sessizliklerle,

Bir ses ki korulara yabancı
Yankısı hiç duyulmamış ya da
Bir kuş, ötüşü, yakarışları
Asla işitilmemiş yaşamda.

Kuşkular içinde can veriyor
Yırtıcı, yaban, vahşi müzisyen
Beter bir hıçkırık, koptuysa eğer
Senin olmayan bağrımdan, göğsümden

Yırtılmış olsa da bütünüyle
Kalacak dağ yolunun üstünde.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Boş ver, hoşça kal!
Dudaklarımın, siz
Ey çıplak çiçekleri, yalan söylüyorsunuz!
Bekliyorum bilinmeyen bir şeyi ya da
Yabancıyım gizeme ve çığlıklarınıza
Düş evreninde soğuk, değerli taşlarından
Sonunda artık kurtulduğunu duyumsayan
Bir çocukluğun yüce hıçkırıklarıyla siz
Ağlamayı, gözyaşı dökmeyi deneyiniz.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Tatlı düşlere dalarken alnında çilli bir güz
Ruhum da kanatlanıyor oraya, ey durgun kız,
Yükseliyor melek bakışının gezgin göğüne,
Üzgün, sadık bir bahçede ufkun Maviliğine
Doğru göğüs geçiren beyaz bir fıskiye gibi!
-Solgun Ekim'in yumuşattığı bir Mavilik ki
Yansıtıyor büyük havuzlarda sonsuz hüznünü
Ve yaprakların, koyverip rüzgâra ölümünü,
Dolaştığı, çukurlar kazdığı cansız sulara
Salıyor, sarı güneş uzun ışıklarıyla.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Çünkü bir duvarın dibinde alık alık
Duran sürme çanağı gibi boşalmış beynim
Hıçkıran düşünceyi giydiremiyor artık
Karanlık bir ölüme doğru esnemekteyim...

Heyhat! Kazanan yine o, Mavilik, duyuyorum
Şarkısını çanlarda. Ses olup dökülüyor
Haylaz utkusuyla korkutmak için bizi, ruhum,
Ve canlı madenden mavi dualarla çıkıyor!

Yuvarlanıyor sislerle Mavilik, ve bilenmiş
Bir kılıç gibi geçiyor can çekişen gövdenden;
Bu şaşkın isyan içinde nereye kaçsan da, boş
Mavilik! Mavilik! Mavilik! Kurtuluş yok senden
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Doğal göğün altında tapılası güllerle
Uğrunda bir zamanlar çocukluğumdan bile
Kaçtığım bir utkuyu tembellik incitirken
Bu acı dinlenişten yorgun usanmışım ben
Bir mezarcıymış gibi şu zihnim bilmem niçin
Her akşam yeni başka bir çukur kazmak için
Beynimin kısır, soğuk alanlarında yaz kış,
Yedi kez daha beter bir bağıt imzalamış.
Büyük mezarlık korkup saydam goncalarından
Bomboş çukurlarını birleştirdiği zaman
─ Al güllerin ziyaret ettiği ben, ne derim
Ey düşler Doğan Gün'e ne söyleyebilirim?─
Yırtıcı bir ülkenin aç sanatından kaçmak
Köhne sistemlerine dostların gülüp geçmek
Veda etmek geçmişe, veda etmek dehaya
Can verişime tanık olan solgun lambama,
Özenmek saydam, ince yürekli o Çinliye
Çinli ki aydan düşmüş kor fincanlar üstüne
Kristal yaşamına sinmiş güzel kokulu
Bir çiçeğin sonunu resmetmek tüm çoşkusu
Okşayıp kokladığı daha çocukluğunda
Ruhun aşılandığı masmavi soluğunda.
Tek düşü, rüyasıysa ölüm bilgenin nasıl
Ben de berrak ve duru, kendime usul usul
Körpe toy bir görünüm, bir manzara seçerdim
Fincanların üstüne, hülyalı, resmederdim.
Çıplak bir porselenden yapılmış gökyüzünde
Bir göl olurdu ufuk çizgisi solgun, ince;
Gölgeli bir bulutun içinde kayıplara
Karışmış ıpıl ıpıl bir ay buzlu sulara
Dingin boynuzlarını saplıyor. Yakarışlar...
Az ötede üç büyük zümrüt kirpik, kamışlar.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Bıkmış hazin hastaneden, perdelerin pespaye
Beyazlığında kasvetli duvarda haça doğru
Çıkan iğrenç tütsüden usanmış canlı cenaze
Sürünüyor sinsi sinsi doğrultup kamburunu

Ve, çürük tenini ısıtmaktan çok, taşlardaki
Güneşi görmek için ağarmış kıllarını
Tatlı ve bol bir ışığın kavurmak istediği
Pencerelere yapıştırmaya gidiyor. Harlı,

Yanan bir ağız mavi göğe hasret ─Bir zamanlar
Hazinesini solur gibi henüz toy bir gençken
Ve de erdenmiş gibi teni bir zamanlarki kadar─
Kirletiyor ılık, altın camları öpüp birden.

Unutmuş dehşetini kutsal yağların adam
Esrik! Şifalı bitkileri, saati, yatağı,
Öksürüğü unutmuş; ve kiremitlerde akşam
Kanarken, ışıl ışıl gökyüzünde bakışları

Kuğular gibi güzel altın kadırgalarda,
Sularda uyuyorlar... burcu burcu bir ırmak...
Uyuyorlar anılarla dolu bir kayıtsızlıkla
Çizgilerinin zengin ışığını sallayarak.

Böylece, tiksinsem de katı ruhlu insandan,
Tıkınmak mutluluğu içine yuvarlandım,
Çocuğunu emziren kadına sunmak için
Yemek denen çöplüğün ardı sıra dolandım.

Kaçıp yapışıyorum bütün pencerelere
Sonsuzun sabahının yaldızladığı sofuca;
Camlarında kutsanmış, arınmış çiğler ile
Omzumu pencerelerden dönüyorum yaşama.

Kendimi aynada melek gibi görüyorum
─Pencere sanat olsa, koyu bir gizem olsa─
Seviyor, yeniden doğmayı, götürsem diyorum
Düşümü Güzelliğin yeşerdiği ufuklara!

Ama heyhat! Tutsağıyız şu yalan dünyanın
Kendi evimde bile iğreniyorum ondan
O rezil, o berbat soluğu Budalalığın
Burnumu tıkamaya zorluyor beni her an.

Ey acıyı bilen Ben, bir çaresi var mıdır
Canavarın sövdüğü şu camları kırmanın,
Ve düşmek pahasına sonrasızlık boyunca
─Tüysüz kanatlarımla havalanıp kaçmanın?
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Yeniden doğma esrikliğimin gölleri, gözler
Bir soytarı gibi: elini, kolunu sallayan,
Kalemi kandilin budala isini ansıtan
Bir yazar gibi, duvara oyduğum pencereler.

El, kol, bacak sallayıp taklalar, perendeler
Atan bir yüzücüyüm sayrı Hamlet’i yadsıyan!
Denizlerde temiz, erden kaybolmaya çalışan
Biriymişçesine kazıyorum nice gömütler.

Yumrukların kışkırttığı güleç, sembol altını,
Güneş döğüyor birden arınmış çoplaklığımı
Yayılan bu serin, bu körpe sedef bedenimden.

Üstümden geçtiğinizde, ey tenin karanlığı
Buzulların suyunda boğulmuş düzgün, nerden
Bilecektiniz benim kutsanmış kokum, yağımdı.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ela koukla mou

Ela koukla mou

@pisipisine

Tapınaklar rahibi, çıplak, porselenlerden
Yansıyan resim miyim Ecem, bilemiyorum
Öptüğünüz fincandan doğan bir Hebe’nin ben
Yazgısını kıskanıp alev tüketiyorum.

Gıdığı gür sakallı köpeğin miyim? Ve de
Şekerlemen, oyunun, kızıl şarabın al al?
Hayır! Üstüme düşen bu kapalı göz de ne!
Söyle, göksel berberi kuyumcu olan kumral.

Çoşkuları meleyen, dilekleri otlatan,
Nice ahududulu gülücükleri kuzu
Sürüleri halinde besleyen Ece Kızı,

Yelpaze kanatlı Amour bu ağılı uyutan
Bir kaval ile beni çizsin, resmetsin diye
Çoban yapın bizi ecem gülücüklerinize.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Tanrıları ve çiçekleri arasında on üç saat çalan ve hep geri kalan bu Saksonya duvar saati kimin? Düşün ki, bir zamanlar nice uzak yollardan, ta Saksonya’dan geldi.
(Acayip gölgeler sarkıyor aşınmış pervazlara.)
Ya şu Venedik aynan, donuk yılanların kıyısındaki soğuk bir kaynak gibi derin, kimler seyretti kendini orda? Kuşkusuz, o, bir değil nice kadın yıkayıp akıttı bu suya günahını güzelliğini; ki uzun zaman baksaydım çıplak bir hayalet görürdüm karşımda.
─Hınzır, aklın hep şeytanlıkta.
(Örümcek ağları görüyorum büyük pencerelerin pervazları üstünde.)
Dolabımız da çok yaşlı, bak nasıl yalıyor hazin yüzlü tahtalarını alev; ömrünü doldurdu perdeler, koltuklarda ne cila kaldı, ne yüz, ya duvarlardaki şu eski oymalar ve bütün bu kırık dökükler? Bir bak, yalan mıyım söyle, kafesteki şu Bengaldeş serçeleri, şu mavi kuş bile solmadı mı zamanla?
(Pencereler üstünde titreyen örümcek ağlarını düşünme.)
Seviyorsun bütün bunları, işte bu yüzden yanındayım. Eski zaman bakışlı güzelim, şiirlerimin birinde ‘’soluk nesnelerin zerafeti var’’ demiştim ve sen değil miydin seven bu sözcükleri? Bilirim yeni eşyaları sevmezsin; o çığırtkan güvenleriyle bilirim korkuturlar seni ve onları eskitmek gereğini duyardın, bilirim çok zordur bunu yapmak, eylemin tadına varmayan için.
Gel yanıma, kapat artık yüz yıl öncesinden kalma, köhnemiş şu Almanca kitabın kapağını, ordaki kralların hepsi de ölü, oysa, ben, uzanmış eski halıda, başım solgun entarinin sevecen kucağında, ey suskun çocuk, saatler ve saatlerce konuşacağım seninle; artık ne kırlar var benim için ne yollar, ve sokaklar boş, şimdi eşyalarımızdan söz edeceğim... Daldın mı?
(Titreyip ürperiyor bak örümcek ağları pencereler üstünde.)
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Deliklerinden teninin çilleri ve kızıl kılların
Görünen paçavra giysini seviyorum yaşlı
Hortlak, ve bu yüzden yirmi kuruş atıyorum önüne.

Köle ve basık alnında solgun gururdan eser
Yok. Köpeğin kardeşidir yoksul ve sen
Biliyorsun bunu, şiirleştirmiyorsun pırtılarını.

Taş ininden çıkan bir çakal gibi, ey dindar,
Seni hiçe sayan adamın ardından gidiyorsun,
Kahrını sürüyerek. Kırışıklarının, ey yaşlı,
Kaçı acıyla yüzünü buruşturmadan? kaçı
Gözyaşlarından?

Soyun çırılçıplak, oyna, yala, yalan ve
Yirmi kuruşlarımla erdemi gıdıkla. Kahrol!
-Diz çök!.. çamura batır sakalını!

Bu aptal yirmi kuruş da ne? deyip gülüyor
Musun? gümüş parlar, bakırsa
Yeşille çalar bir gün, Sofu olmaktan
Çok dikbaşlıyım ben.

Kara ver. -Ya at, ya al. İşte aldın. İyi
Sık avucunda, düşün ki artık o senin,
Düşün ki bende ondan daha çok var,
Düşün ve hor gör beni.

-Eğer yeteriyle cesursan dilenci, bir
Bıçak alabilirsin bununla.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Boş ver, hoşça kal!
Dudaklarımın, siz
Ey çıplak çiçekleri, yalan söylüyorsunuz!
Bekliyorum bilinmeyen bir şeyi ya da
Yabancıyım gizeme ve çığlıklarınıza
Düş evreninde soğuk, değerli taşlarından
Sonunda artık kurtulduğunu duyumsayan
Bir çocukluğun yüce hıçkırıklarıyla siz
Ağlamayı, gözyaşı dökmeyi deneyiniz.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Bıkmış hazin hastaneden, perdelerin pespaye
Beyazlığında kasvetli duvarda haça doğru
Çıkan iğrenç tütsüden usanmış canlı cenaze
Sürünüyor sinsi sinsi doğrultup kamburunu

Ve, çürük tenini ısıtmaktan çok, taşlardaki
Güneşi görmek için ağarmış kıllarını
Tatlı ve bol bir ışığın kavurmak istediği
Pencerelere yapıştırmaya gidiyor. Harlı,

Yanan bir ağız mavi göğe hasret ─Bir zamanlar
Hazinesini solur gibi henüz toy bir gençken
Ve de erdenmiş gibi teni bir zamanlarki kadar─
Kirletiyor ılık, altın camları öpüp birden.

Unutmuş dehşetini kutsal yağların adam
Esrik! Şifalı bitkileri, saati, yatağı,
Öksürüğü unutmuş; ve kiremitlerde akşam
Kanarken, ışıl ışıl gökyüzünde bakışları

Kuğular gibi güzel altın kadırgalarda,
Sularda uyuyorlar... burcu burcu bir ırmak...
Uyuyorlar anılarla dolu bir kayıtsızlıkla
Çizgilerinin zengin ışığını sallayarak.

Böylece, tiksinsem de katı ruhlu insandan,
Tıkınmak mutluluğu içine yuvarlandım,
Çocuğunu emziren kadına sunmak için
Yemek denen çöplüğün ardı sıra dolandım.

Kaçıp yapışıyorum bütün pencerelere
Sonsuzun sabahının yaldızladığı sofuca;
Camlarında kutsanmış, arınmış çiğler ile
Omzumu pencerelerden dönüyorum yaşama.

Kendimi aynada melek gibi görüyorum
─Pencere sanat olsa, koyu bir gizem olsa─
Seviyor, yeniden doğmayı, götürsem diyorum
Düşümü Güzelliğin yeşerdiği ufuklara!

Ama heyhat! Tutsağıyız şu yalan dünyanın
Kendi evimde bile iğreniyorum ondan
O rezil, o berbat soluğu Budalalığın
Burnumu tıkamaya zorluyor beni her an.

Ey acıyı bilen Ben, bir çaresi var mıdır
Canavarın sövdüğü şu camları kırmanın,
Ve düşmek pahasına sonrasızlık boyunca
─Tüysüz kanatlarımla havalanıp kaçmanın?
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
2 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Yeniden doğma esrikliğimin gölleri, gözler
Bir soytarı gibi: elini, kolunu sallayan,
Kalemi kandilin budala isini ansıtan
Bir yazar gibi, duvara oyduğum pencereler.

El, kol, bacak sallayıp taklalar, perendeler
Atan bir yüzücüyüm sayrı Hamlet’i yadsıyan!
Denizlerde temiz, erden kaybolmaya çalışan
Biriymişçesine kazıyorum nice gömütler.

Yumrukların kışkırttığı güleç, sembol altını,
Güneş döğüyor birden arınmış çoplaklığımı
Yayılan bu serin, bu körpe sedef bedenimden.

Üstümden geçtiğinizde, ey tenin karanlığı
Buzulların suyunda boğulmuş düzgün, nerden
Bilecektiniz benim kutsanmış kokum, yağımdı.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Ahme't Sessiz

Ahme't Sessiz

@ahmetsessiz

Tapınaklar rahibi, çıplak, porselenlerden
Yansıyan resim miyim Ecem, bilemiyorum
Öptüğünüz fincandan doğan bir Hebe’nin ben
Yazgısını kıskanıp alev tüketiyorum.

Gıdığı gür sakallı köpeğin miyim? Ve de
Şekerlemen, oyunun, kızıl şarabın al al?
Hayır! Üstüme düşen bu kapalı göz de ne!
Söyle, göksel berberi kuyumcu olan kumral.

Çoşkuları meleyen, dilekleri otlatan,
Nice ahududulu gülücükleri kuzu
Sürüleri halinde besleyen Ece Kızı,

Yelpaze kanatlı Amour bu ağılı uyutan
Bir kaval ile beni çizsin, resmetsin diye
Çoban yapın bizi ecem gülücüklerinize.
ataç ikon Şiirler
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum