up
ara

İnsanlığın En Eski Muamması

İnsanlığın En Eski Muamması Konusu ve Özeti

İnsanlığın En Eski Muamması
İnsanlığın En Eski Muamması kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: İnci Malak Uysal
Yayınevi: Can Yayınları
ISBN: 9789750719165
Sayfa: 120 sayfa
Mağaraların en karanlık, ulaşılması en zor köşelerine binlerce yıl sonra keşfedenleri, izleyenleri hayrete düşürecek ustalıkta desenler düşüren atalarımızın asırlar boyunca çözülememiş sırrı neydi? Atalarımız, nasıl oluyordu da şaşmaz bir ustalıkla, kaynağı bilinmeyen bu yeteneklerinin doğal müzesini inşa ediyorlardı? Peki ya biz, bugünden onca uzak geçmişe bakıp, insanlığın çizgisel düzlemdeki evrimini gözden geçirirken, neden her seferinde bir sır perdesiyle karşılaşıyorduk? Bakışlarımızın o derin geçmişte olduğu kadar berraklaşması için zorlu ve ısrarlı bir kazı gerekecekti.Kitap, ressam Bertrand David'in sorularıyla başlıyor ve bilim insanı Jean-Jacques Lefrère'in katılımıyla daha da hızlanıyor. Tıpkı mağara resimlerinin keşfinde olduğu gibi rastlantısal bir "Eureka!" anı, hemen ardındansa kılı kırk yaran bir çalışmayla "Ve Motor!" Merakla başlayan, tutkuyla ilerleyen, bilimsel deneylerle hedefine ulaşan müthiş bir yolculuk. Otuz bin yıllık muammanın izini sürmek isteyenler, soluk soluğa bir maceranın içinde bulacaklar kendilerini.
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

MAĞARA RESİMLERİNİN SIRRI
Avrupa'nın birbirinden binlerce km uzaktaki mağaralarında, aralarında çizim tarihi olarak 17.000 sene olan ama birbirlerine teknik olarak çok benzeyen duvar resimlerinin sırrını öğrenmek isterseniz bu kitabı okumanız gerek. Bursa Kitap Fuarı'nda tesadüfen rastladığım 114 sayfalık bu kitabı iyi ki okumuşum diyorum. Zaten tarih ve arkeoloji ile eskiden beri ilgilenirdim ama okuduklarım hiç aklıma gelmemişti. Hatta pek çok tarihçi ve arkeolog bile bu açıdan bakmamıştır eminim. Arkeologların ve arkeolojiyle ilgilenenlerin mutlaka okuması gereken bir kitap bence. Nedenini daha sonra yazacağım alıntılardan anlayabilirsiniz.
0 yorum

İnsanlığın En Eski Muamması - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Desenler bu yerler tapınak olduğu ya da oralarda yaşandığı için karanlık mağaralarda yapılmamıştır.: En uygun yerler oldukları için buralarda yapılmıştır.
Lambadan yayılan ışığın sabit bir ışıltı vermemesi için kısacık bir nefes, zar zor algılanabilen bir hava akımı yeterliydi. Mağaranın hava akımına açık bölgelerinde neden desen olmadığı anlaşılıyor çünkü sabit bir bölgeyi çizmek için hareketsiz bir alev gerekiyordu.
ataç ikon İnsanlığın En Eski Muamması
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

İlkel toplumların çoğunu ürettiği eserler incelendiğinde insanların, çizme fikrine sahip olmadan çok daha önce, yonttukları ya da ahşap ve ya taş gibi daha sert malzemelerden yola çıkarak, gerçekliğin bilinen bir parçasını taklit eden biçimlere sahip heykelcikler yaratma eğilimi eski, yaygın ve ortaktır. Dünyanın dört tarafındaki kazılarda bulunan arkeolojik malzemenin dört tarafındaki kazılarda bulunan arkeolojik malzemenin büyük bir kısmı, bilinen bir gerçekliği başka bir ölçekte tasvir eden küçük nesnelerin üretiminin her zaman evrensel olduğunu zaten doğrulamaktadır. Uğurlar, nazarlıklar, değerli ya da değersiz malzemeden yapılan bu heykelcikler çeşit çeşittir ve her dönemde, her kıtada görülmüşlerdir. Tüm halkların etrafında bulundurmayı sevdiği bu tasvirler içinde, hayvan tasvirleri daha boldur.
ataç ikon İnsanlığın En Eski Muamması
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Önce karanlık; tamamen karanlık olması şart! En ufak bir asalak aydınlatma, kapının altından ya da kilidin deliğinden süzülen basit bir ışığın, gölgenin yansımasının anlaşılmaz hale gelmesine yeter.
Gölgenin konturunu net olarak çizebildiğimiz izlenimini ancak tam karanlıkta, heykelciği aydınlatan ışık kaynağı zayıf olduğunda ediniriz. Bu durum; duvar engebesiz ve kolay ulaşılabilir de olsa, doğal ışıktan bütünüyle yoksun olmayan mağara odalarının, tarihöncesi çizerler tarafından resmetmeye elverişli bulunmamasını açıklıyor. Desenlerin en karanlık ve en derin yerlerde bulunması bu şekilde tam olarak kanıtlanıyor ve mağara girişlerine yakın duvarlarda neden hiç desen olmadığı da anlaşılıyor. Duvarın en verimli şekilde kullanılabilmesi için hiç dış ışık olmaması gerekiyordu. İşte bu yüzden, Altamira Mağarası’nın, gün ışığının aydınlattığı ilk odasında hiç duvar deseni yoktur. Oysaki sonraki odalarda ve geçitlerde bolca bulunmaktadır.
ataç ikon İnsanlığın En Eski Muamması
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Başka eski yorumcular, resimle mağaraları başka genç avcıların avcılığa kabul törenlerine yönelik tapınaklar olarak sunmuşlardır. Kimi geçitlerin darlığı ve pek çok resimli odaya ulaşmanın zorluğu bu mağaraların bir tapınma ya da tören mekânı olarak, görülmesini sağlayabilir mi? Bir çok resim o kadar zor erişilebilir yerlerde bulunmaktadır ki oralara ulaşmak neredeyse fiziksel bir performans gerektirir. Bunun dışında, elde edilen az sayıda iz, bu yerlerin nihayetinde nadir ziyaret edildiğini göstermektedir. Her halükârda kitlesel bir tapınmaya dair hiçbir iz yoktur.
ataç ikon İnsanlığın En Eski Muamması
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
Ergün Çil

Ergün Çil

@erguncil

Atı yemek için avladıkları kabul edilebilirse bile, aslan ya da gergedan yediklerini hayal etmek çok daha güçtür. Üstelik çizilen hayvanlar ile av arasında bir bağ olsaydı bile listede çok eksik olacaktı: Mönüde tüylü av hayvanı yok, tavşan yok, yabandomuzu yok, düğmeli domuz yok. Paleolitik çağ insanlarının yaşadığı yerlerde yapılan kazılar, özellikle rengeyiği etiyle beslendiklerini ortaya çıkarmıştır. Mağaralardaki hayvanlar arasında neredeyse hiç bulunmayan bir geyik türü.
ataç ikon İnsanlığın En Eski Muamması
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum