up
ara

Dönüşüm

Die Verwandlung

Dönüşüm Konusu ve Özeti

Dönüşüm
Franz Kafka'nın 1915'te yayımlanan kitabı Dönüşüm, bir sabah uyandığında kendisini böceğe dönüşmüş olarak bulan Gregor Samsa'nın trajik hikayesini anlatan kısa ama anlam yüklü öykü kitabıdır.
Yazar:
Çevirmen: Ahmet Cemal
Yayınevi: 576
ISBN: 9789750719356
Sayfa: 104 sayfa
Franz Kafka'nın 1915'te yayımlanan Dönüşüm adlı öyküsü, yazarın, anlatım sanatının doruğuna ulaştığı bir eseridir. Küçük burjuva çevrelerindeki yozlaşmış aile ilişkilerini en ince ayrıntılarına kadar irdeleyen bu uzun öykü, aynı zamanda toplumun dayattığı, işlevini çoktan yitirmiş kalıplara bilinç düzeyinde başkaldıran bireyin tragedyasını çarpıcı bir biçimde dile getirir.

Kitabın Değişim olarak bilinen adının gerçekte Dönüşüm olduğu, ifadesini Ahmet Cemal'in açıklamasında bulur: "Gregor Samsa'nın bir sabah kendini yatağında bir böcek olarak bulması, salt bir değişim değil fakat 'başkalaşım'dır O, insanlığını koruyarak bazı değişiklikler geçirmemiştir; artık farklı bir canlı türü olmuştur."

Bu açıklama, Kafka'nın eserini tanımlarken kullandığı ifadeyle de örtüşür: "Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var... Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay."
Deniz Topaloğlu

Deniz Topaloğlu

@deniztopaloglu

Bir şehir düşünün ,yaklaşık on beş milyonluk. Yoksa on üç müydü bilmiyorum. Çok da önemli değil on üç yada on beş olmasının. Aralarında sadece istatistiki bir fark var bu kalabalıkların. İstatistiğin dışında kalan her şey bu kalabalıklarda türdeş. Üç aşağı beş yukarı hemen hemen hepsi aynı günahların korkusunu yaşıyor; bu şehir denilen kalabalık nefes alınamaz kuyuda. Hemen hepsinin yüzünde; evde,okulda,arabada,vapurda,otobüste,işte aynı usanç,aynı asabi bir “seni her an boğazlayabilirim” bakışı,batsa da bu dünya kurtulsak bıkkınlığı,erkeklerin yüzünde “anam beni keşke kız doğursaydı da evde otursaydım” seçeneksizliği, kadınlarda “herif herif olsaydı da bende evde zeytinyağlı papatya pişirseydim” isyanı, velhasıl bu şehri ; hatta iki ana karayı birbirinden koparan boğazın suları kadar derin soğuk ve karanlık bir mutsuzluk, tutsaklık duygusu.

Günahı vebali Freud’un olsun. İnsan, anne karnında ki gibi huzurlu bir kıvrımla yatarken sıcacık yatağında,acı ve karmaşadan uzak; üstelik de ilk cinsel tecrübeyi öğrendiği annesine sarılır gibi sarılmışken eşine,sevgilisine –Allah belanı versin mi desem Freud- soğuk ölümün üvey kardeşi, sıcacık uykusundan uyandıran gündelik hayat denilen koca tutsakhanenin gardiyanlarının acımasız, halden anlamaz tiz bağrışları altında adımını atar henüz alacakaranlık sokaklara kendini. Ağır bir uykusuzluğun oturduğu göz kapaklarını insanüstü bir çaba ile açık tutmaya çalışan, bir yandan da kızarmış, iyice ufalmış gözlerinin kenarındaki çapaklardan bi haber, hala yatağındaymışçasına uluorta, otuz iki diş tekmili birden esneyen, hatta tıkış tıkış otobüsün içinde sinsi sinsi ilerleyen yel’in kendi ürünü olduğunun farkına varmadan yüzünü ekşiten, otobüsün her hareketinde kendini hareketin ivmesine bırakan ezdiği ayakların,sıkıştırdığı insanların – ki sıkıştırılanlarda sıkıştırıldıklarının farkında değillerdir-farkına varmayan,bilinçaltını,bilinçüstünü ve hatta insanlığını henüz uyandığı sıcacık yatağında bırakmış,hayvani özgürlüğün esrikliğine teslim olmuş halde yaşayan insanların şehrinden bahsediyorum. Ve tabi ki bu şehrin insancıklarından. Bir iki durak sonra inecek olmasına rağmen, ayakta kalmamak için bütün fiziki,bedeni,sportif,hayvani yeteneklerini ortaya saçarak daldığı kalabalıklara kah omuz atarak, kah çekiştirip-ittirerek,kah tekmeleyerek nihayet oturabildiği koltuktan, bu itiş kakıştan şikayet ederek insanlık dersinin ilk konusu olan “insan” olmanın erdemlerinden bahsedip, sonrasında aldığı asgari ücretin bilmem kaç misli ederi olan ve on iki eşit taksitle alınmış, üstelik ilk üç ayı ertelenmiş kredi kartı kampanyası ile ödenecek olan “ayfon”nuna kafasını gömen “doğan görünümlü şahin” misali mutlu görünen ama mutsuzluğunun farkında olmayan, mutsuzluğun dibini yaşayan insan. Fabrika da tütün saran, sararken de hayal kuran modern şehrimizin modern insanının hayalı, bir “ev”, bir “ayfon” ve bir de “içmeyen koca” dan ibarettir. Geleneksel mi modern mi olduğuna bir türlü karar veremediğimiz Türk aile yapısı –ki oldukça saçma bir adlandırmadır ve aile her yerde aynı işlevi görür.-içi tüketim çağının bütün alameti farikaları ile tıka basa dolu, dışı sıvasız, boyasız ,harabe görünümlü bir ev ile içerisinde şiddetin, ensestin, otoritenin kol gezdiği ama kolun kırılıp yenin içerde kaldığı mutlu, huzurlu bir aile tablosu resmetmenin ötesinde bir tahayyül tanımaz. Onun içindir ki önce aile, sonra etkili ve yetkili otorite; hayat denilen tuval üzerine renklerin bütün canlılığı ile nakşedildiği gençlik çağında, insanları önce askere alarak otoriteye boyun eğmeyi öğretir, sonrasın da muhtemelen hiç de arzu etmediği bir biçimde onu “ev”lilik denen cenderenin içinde çeşitli kredi seçenekleri ile sulandırılmış acı bir sos ile pişirerek modern hayatın yamyamlarının sofrasına bir ömür boyu sürecek taksitle sunar. Bu taksitli, geleceği satın alınmış yaşam; ekstrelerle, aylık ödeme tablolarıyla; özgürlüğün, ufkun perdelendiği, parmaklıklar arkasında süren bir yaşamdır. Burada sevinçler, mutluluklar, geleceğe ilişkin iyi niyetli tasarılar, beklentiler,umutlar, rüyalar,hayaller taksit taksit sizden çalınır. Sonunda ; Oğuz Atay’ın deyimiyle “günleriniz sevgiyle isteyerek değil de, takvimden yaprak koparır gibi bir sıkıntı ve nefretle” süren bir yaşama dönüşür.

"bir sabah tedirgin düşlerden uyanan gregor samsa, devcileyin bir böceğe dönüşmüş buldu kendini. bir zırh gibi sertleşmiş sırtının üzerinde yatıyor, başını biraz kaldırınca yay biçiminde katı bölmelere ayrılıp bir kümbet yapmış kahverengi karnını görüyordu; bu karnın tepesinde yorgan, her an kayıp tümüyle yere düşmeye hazır, ancak zar zor tutunabilmekteydi. vücudunun kalan bölümüne oranla acınacak kadar cılız bir sürü bacakçık, ne yapacaklarını şaşırmış, gözlerinin önünde aralıksız çakıp sönüyordu.."

Dönüşüm, hiyerarşi ve otorite düşüncesiyle temellenen, bu amaçla sözü edilen düşünceyi önce aile kurumu içerisinde odaklaştıran toplum içersindeki bireyin tragedyasıdır. Gregor Samsa, "dönüştüğü" güne değin çeşitli kölelikler içersinde yaşamış bir toplum tekidir; işyerinde köledir; aile çevresinde köledir ve zincirleri içersinde uslu oturduğu sürece de benimsenip sevilir. Başkaldırısı bilinçaltında başlar; bu bilinçaltı, kendine uygun biçimi yaratır: Gregor Samsa'nın böceğe dönüşmesi, gerçekte artık başkalaşmasıdır. Böceğe dönüştüğü andan başlayarak, toplumun ve ailesinin ona ilişkin -onu tutsak kılan- beklentileri, artık sonuçsuz kalmaya yargılıdır; böceğin iğrençliği, çizgisi sürüyle uyuşmayan bağımsız bireyin iticiliğiyle özdeştir. Anlatıda toplumu simgeleyen aile, önceleri ümidini yitirmez; yeni Gregor'a hareket alanı sağlayabilmek için, odasının biraz boşaltılması gerekmektedir. Ama anne buna karşı çıkar ve ilginç olan, karşı çıkış gerekçesidir: "Bence en iyisi, odayı eskiden nasıl idiyse aynen öyle korumaya çalışmamızdır, böylece Gregor yine aramıza döndüğünde her şeyi eskisi gibi bulur, arada olup bitenleri unutması da o ölçüde kolaylaşır." Burada -sözde anne sevgisiyle- Gregor'un unutması istenen, onun gerçek anlamda bağımsız olabildiği zaman parçasıdır; Gregor sürüye dönebilmek için böceklikten çıkmalıdır ve sürüyle yeniden uyum sağlayabilmesi için böcek olduğu dönemi unutmalıdır. O zaman yine annesine ve babasına uyabilecektir; içinde yaşadığı topluma eskisi gibi "hizmet" edebilecektir. Gregor'un yeniden "insan" olmasından artık ümit kesildiğinde kız kardeşinin söyledikleri, bu durumu daha da vurgular: "Buradan gitmeli... tek çare bu, baba. Ama onun Gregor olduğu düşüncesini kafandan atman gerek. Bizim asıl felaketimiz, bunca zaman bu düşünceye inanmış olmamız. Fakat o nasıl Gregor olabilir ki? Gregor olsaydı eğer, insanların böyle bir hayvanla birlikte yaşamalarının olanaksızlığını çoktan anlar ve kendiliğinden çıkıp giderdi..." Kafka'nın gerçekte hemen tüm eserlerinde var olan gülmece öğesi, burada da eksik değildir: Çünkü burada sözü edilen "hayvan", asıl ya da olması gereken insandır!


Birey olmasını başaranlara düşman kesilen son toplumlar ve bu toplumların en güçlü temeli olan, çocuklarının hep iyiliğini, gerçekte ise sürekli köleliğini isteyen son aile yapıları yeryüzünden silinene değin, Kafka'nın Dönüşüm'ü geçerliliğini ve güncelliğini koruyacaktır.
ataç ikon Dönüşüm
kitaba puan vermedi
16 beğen · 0 yorum
SHADOWMAN

SHADOWMAN

@melankolikruhum

Sinirliyim, biraz kızgın ve biraz da hayal kırıklığı yaşıyorum. Bunun nedeni sanırım hayalperestliğimi yerle bir eden gerçekçilik.

Gregor Samsa, her şeyini ailesi için feda etmiş, kendi benliğinden, kişilik ve karakterinden ödünler vermiş bir adam. Samsa için yaptığım bu tanımlama bana göre kitapta üstü kapalı betimlemeler ile anlatılmış ve Kafka bunu okurun kendisinin gözlemlemesini istemiş. Samsa böyle bir adam. Bir sabah ona verilen rolün gereği böcek olarak uyanıyor ve aslında zaten hissettiği bir şeyin bedenine bürünüyor. Belki de bu yüzden bu durumuna şaşırdığını hiç okuyamıyoruz kitapta. Hatta Samsa'nın toplumdaki yeri de böyle ki, onu gören kimse bir şeyler yapmak için uğraşmıyor ve kendi menfaatleri için kaygılanıyorlar. Hayal gücüme bırakıyorum kendimi ve Samsa'nın yaşadığı her şeyin aslında insan bedeninde yaşandığını, sadece böcek gibi yaşamayı, bu şekilde var olmayı sindirebildiği için anlatımın bu şekilde gerçekleştiğini düşünüyorum.

İlk 5 sayfada, kitabı okumamı isteyen arkadaşıma yorumum; "Tamamen sistem eleştirisi üzerine bir kitap izlenimini verdi." olmuştu ama anladım ki daha derin ve daha geniş.. Kafka, işleyen bu sistemdeki çarklardan biri olan İnsan ın durduğunda diğer çarkları nasıl etkilediğini göstermiş kanımca ve bencilliği, insanları çıkarları için kullanan diğer insanları göstermiş bizlere.

Ailesi için hayatını heba eden bir adam ne kadar fedakar gibi gözükse de gözüme bir yerlerde hoşuma gitmeyen bir şeyler var. Aile için her şey yapılabilecekken bir aile, nasıl bu kadar uzak olup, yakın gibi gözükebilir anlamış değilim. Bir adam, her bir aile bireyi için ezilmeyi, çabalamayı, yorulsa da koşmayı göze almış ancak hiç bir aile ferdi bu çabaya destek olmamış. Bu bencilliği anlamıyorum. Yazar o kadar güzel satır araları ile özetlemiş ki bize bu durumu, ailenin zora düştüğünde her bir bireyin çalışmaya başlaması, evdeki değerli eşyaların satılma çabası bana bunu gösteriyor. Kimileri için bu, Samsa'nın değişiminden sonra ailenin kendini düzeltme çabası olarak görülebilir. Ancak bu bana tam olarak çaresiz kalan bireylerin değişimi değil, hayatlarını devam ettirebilmeleri için zoraki davranışları olarak görüyorum. Bunu da sevgili Samsa'ya davranışlarından çıkarıyorum.

Aklım bazı fedakarlıkları bir türlü almıyor. Sabah böcek olarak uyanan bir adam hala devam edemeyeceği işi, ailesinin, daha doğrusu kendisinin belini büken borçlarını, hatta kız kardeşinin konservatuvar hayallerini düşünüyor. Bu fedakarlık korkutuyor beni. Sistemin kendisine verdiği böcek rolünü layıkı ile yerine getirdiğini gösteriyor.Böyle bir kitap yazmaya kalksam köpeği tercih ederdim diyorum ancak sonradan, böceğin daha aciz ve sevimsiz olduğunu aklıma getiriyorum. Sistemin köpekleri aslında bir böcek kadar küçükler.

Kitap bana göre tamamen insanları sömürme amaçlı kurulmuş bir sistemden, aile fertlerinin bile tahammülsüzlüğü ve en yakınlarında karşı olan bencilce tutumlarından bahsediyor. Kimse Gregor'u anlamadı, kimse empati kurmadı, Kimse içinde bulunduğu durumları sorgulamadı. Belki ben olumsuz yönden bakıyor ve Gregor öldükten sonra herkes kendine çeki düzen verdi ve değişmeye başladılar düşüncesinin tersini söylüyorum. Eğer öyleyse bile artık bir Gregor yok ve bu var iken değeri bilinmesi gereken bir birey. Bazı doğruların uygulanabilmesi ve fark edilmesi için bu kayba değer miydi? Asla. Kitap bir yandan farklı bakış açılarından da bakmamız gerektiğini belirtiyor bize.

Kafka'ya küçük bir parantez açmak istiyorum. Herkesin övdüğü üzere ben anlatımı beğenmedim. Betimlemeleri eksik buldum ancak belki de hayal gücümün zorlanması bu yüzdendi? Bir zararı olmadı yani. Okurken psikolojisini düşündüm. Kendini böcek gibi hissetmeyen, ailesinde önemsiz bir detay olduğunu düşünmeyen kimsenin yazabileceği bir konu değil kanımca. Nihayetinde rafımdaki yerini aldı.
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 8 verdi
45 beğen · 16 yorum
kahvedelisi (@kahvedelisi)
Şimdiye kadar gördüğüm ‘Dönüşüm’ için en iyi incelemeydi. 👏🏻 Samsa çabalarken ailesinin onun ölmesini beklemesi... içler acısı gerçekten. Bir umutla başlamıştım kitaba ben de ama sonu hepimizi üzdü 😞
21.01.19 beğen 2 cevap
haybe okur haybe yasar (@haybeokurhaybeyasar)
Kaleminize ve emeğinize sağlık. Çok güzel inceleme okumadım ama mutlaka okuyacağım.
21.01.19 beğen 2 cevap
remzije limani (@remzije)
okumak isteyip bir türlü okuyamadığım kitap :(
21.01.19 beğen cevap
Hulya (@sedisa)
Bu kitaptan kendimce çıkardığım bir mesaj var.Fedakarlık elbette olacak hayatımızda ama bizi bir böceğe dönüştüren bir fedakarlık kendimizi feda etmekten başka birşey degil.Kendimiz olmaktan asla vazgeçmemeliyiz.Bizden beklentileri üst seviye olan insanlar bizi dönüştürürken ortaya çıkan şeyden onlarda rahatsız olacak ve bizden kurtulmak isteyecekler.hazin son yani.hem dönüştürecekler hem de beğenmeyecekler aslında ortaya çıkan neyse kendilerinin nakış nakış işledikleri..kendimiz kalmak için ne çok mücadele vermemiz gerekiyor şu hayatta bazen en yakınlarımıza karşı...
01.02.19 beğen cevap
Mustafa (@mustafac)
Ben bu kitabı yarım bıraktım. Kolay kolay yapmam ama o zamanlarda içinde bulunduğum durum bunu tetikledi galiba ama okuyamadım bir türlü.
01.02.19 beğen cevap
Fâtıma (@yitiktheology)
📍👏👏👏
29.04.19 beğen 1 cevap
Mustafa Kemal'in Askeri (@mustafakemalinaskeri)
Çok güzel bir inceleme yapmışsınız.
29.04.19 beğen 1 cevap
Bardamu

Bardamu

@bardamu

Dönüşüm
Franz Kafka dönüşümü gerçek anlamda ne düşünerek yazmıştır bilemeyeceğiz. Bazen bir takım yazılar yazarım ve bunu yakın dostlarımla paylaşırım. Kişiler değişik yorumlar getirirler ama pek azı benim o yazıyı ne için yazdığımın kıyısında dolaşabilirler.

Yazılanı anlamak için yazanı çok iyi tanımak gerekir. İçinde bulunduğumuz zamana bakınca en yakınımızdakileri bile ne derece anlıyoruz ve tanıyoruz diye düşünmeden edemiyorum.

Kafka'nın yaşamını incelediğimiz de içine kapanık bir kişi olduğunu görüyoruz ve babasıyla arası pekte iyi değildir. Bunu dönüşümde de bariz şekilde görüyoruz. Babasının borçlarını daha doğrusu ailesinin borçlarını ödeyebilmek için sabahın erken saatlerinde kalkıp işe gitmek zorunda kalıyor Samsa.

Hepimiz olmasa da bir çoğumuz öyle değilmiyiz. Kapitalist sistem de borç batağına saplanmış ve bu borçları ödeyebilmek için hiçte sevmediğimiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmışız.

Samsa'nın o çok sayıda ki bacakları ne işe yarıyor dersiniz. İstediği yöne gitmekte bile zorlanıyor. Yemek yerken zorlanıyor.Kısacası kendi için birşey yapmasına pekte izin vermiyor o çok sayıda ki bacaklar.
İnsan anatomisin de vücudun tüm yükünü bacaklar çeker. Tüm ağırlık onun üzerindedir. Bana kalırsa bacaklarının fazla olması yüklendiği veya yüklenmek zorunda olduğu yükle doğru orantılıdır.Yine dönüşüm de sık sık başını kaldıramadığından bahseder.

Eh herşeyden bir neden çıkartacağım ya bunu da yine beynen bitik durumda olduğuna düşünceler ile boğuştuğuna artık başını taşıyamayacak duruma gelmesiyle bağdaştırmama kimse ses çıkartmaz sanırım.

Bir ortamda herkes halinden gayet memnunken veya memnun görünürken siz memnuniyetsizliğinizi ortaya koyarsanız ve bazı şeyleri sorgulamaya başlayıp çıkışlar yapmaya kalkarsanız dışlanırsınız. Huzuru bozmakla suçlanırsınız haklı olup olmadığınıza bakılmaksızın.Çünkü çark birşekilde dönüyordur ve bunun sekteye uğramasını kimse istemez. işte bu nedenle olmalı ki Samsa odasından ne zaman çıkmaya başlasa sorunlar çıkıyor. Görünmesine bile kime tahammül edemiyor. Başını uzatacak olduğun da da babası( soy ağacına bakacak olursak 1. derece ) tarafından ölmesine neden olacak şekilde avlanıyor .

Zavallı Samsa ,Kardeşi hakkında güzel güzel düşüncelere dalmışken çaldığı enstrumanı herkes dışında sadece o severek dinlerken , kardeşinin artık onu görmek istemediğini duyduğunda belkide haklı olan odur deyip ölmesi.

Böyledir işte. Bazıları kendi çıkarları için birilerini gözden çıkartırken , gözden çıkartılanlar gözden çıkaranlar mutlu olsun deyip ölmeyi yeğleyebiliyor böylesi daha iyi deyip.

Bakın burada bir de hizmetçi faktörü var. İnsanların değer yargılarına önem vermeyen tanımadığı bilmediği insanlar hakkında sadece dış görünüşe bakarak yorum yapan. "bok böceği" demesi ve öldüğün de hemen ortadan kaldırması gibi. O'nun için ne Samsa'nın neler hissettiği ne de ailesinin ne düşündüğü önemsiz. Pis Hizmetkar.Kötü kadın ehhh.

Sanırım yazımın sonu gelmeyecek ve dönüşümün kendisinden daha uzun bir yazı olacak bu gidişle. O yüzden bu noktada kepengi indiriyorum.
ataç ikon Dönüşüm
kitaba puan vermedi
17 beğen · 2 yorum
Feyzanur (@vareste)
Çok güzel bir inceleme. Emeğinize sağlık.
25.09.17 beğen cevap
Elif K. (@elifk)
Süper süper resmen kafamdakileri yazıya dökmüşsunuz sizinde dediğiniz gibi kiii daha yazılacak çok şey de var...
14.11.17 beğen cevap
Oytun Burak Gökçen

Oytun Burak Gökçen

@oytunburakgokcen

Franz Kafka • Dönüşüm
Bir sabah kalkıyorsunuz ve bir böceğe dönüşmüş bir şekilde yatakta yatarken buluyorsunuz kendinizi. Yataktan kalkmaya çalışıyorsunuz fakat bunu yapmak, önceki sabah kadar kolay olmuyor. Kafka’nın sistem içinde köleleşen, sürekli olarak bazı sorumlulukları yerine getirmesi istenen bu sorumluluklar yerine getirilmediğinde toplum tarafından dışarı atılan insanı resmettiği muhteşem öyküsünü anlatmaya çalışacağım. Evet bu çok kolay olmayacak haliyle. Çünkü karşımızda çok küçük bir öykü gibi görünen, ilginç bir anlatım var. Bir nevi buzdağı diyebiliriz. Çok fazla detaya girmeyeceğimden belki işleri biraz kolaylaştırırım kendi Kitap başlar başlamaz konuya direk giriyor. Gregor Samsa (Böceğimiz) bir sabah kalkıyor ve kendisini bir böcek olarak buluyor. Tabi kalkıp kahvaltıya gidemiyor. Aile bireyleri, kardeşi, annesi ve babası merak ediyor, “hadi gel artık” diyorlar ama Gregor kalkıp gelemiyor. Kapı kilitleme alışkanlığı ilk kez işe yarıyor. Odaya kimse giremiyor ve bu ona az biraz zaman kazandırıyor. İşe gidemediği için müdürü geliyor ve nedenleri sorguluyor. Çalışkan ve dürüst bir çalışanımızdı acaba bugün neden geç kaldı? Hiç böyle yapmazdı işinden başka bir şey düşünmezdi. Nasıl olduda böyle bir düzensizlik, böyle bir sorumsuzluk yaptı?

Sistemde küçük bir insan olmaya ara verirseniz, küçük bir böcek olursunuz ve aileniz dahil hiç kimse sizi sevmez, istemez ve tiksinir. Her daim masum olarak anılan küçük kardeşiniz bile bir zaman sonra değişmeye başlar. Kendi hayatına müdahale olduğunda, kendi yapması gerekenler, sorumlulukları arttığında, ödün vermeye başlaması gerektiğinde artık o da sizi istemez ve “artık gitmeli! ondan kurtulmalıyız” der… Peki gerçekten bu kadar sert mi yaşam? Herkes en yakınlarımız bile bu kadar ikiyüzlü olabilir mi? Tıkır tıkır işleyen bu düzenden birkaç gün olsun çıktığımızda herşeyin rengi değişecek, tavırlar değişecek, sevgi, saygı gidecek mi? Sanırım bunları öğrenmenin tek bir yolu var. Ara vermek ya da durmak. Belki o zaman bazılarının gözünde yok edilmesi gereken bir böcek haline dönüşürüz.

Bunu genelde şuna benzetiyorum. Çok dar bir patikadan gidiyorsunuz. Sadece sizin geçebileceğiniz bir patika. Bu patikadan çok az sağa ya da çok az sola sapmaya çalışırsanız yanlardaki çalılar, dallar ve diğer yolunda giden insanlara çarpıyorsunuz. Tabi çarpmanın acısı ve çarptığınız insanların uyarıları ile irkilip, tekrar kendi yolunuza giriyorsunuz. Bu şekilde devam ediyorsunuz bir gün bacaklarınız durana kadar. Bu çarpma acılarına katlanıp, insanların uyarılarını dikkate almadan yoldan çıkıp, yolun bittiği yere daha doğrusu yolların olmadığı geniş düzlüklere geçenlerde oluyor.
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 8 verdi
8 beğen · 0 yorum
Eren Yaşar

Eren Yaşar

@erenyasar

Etkileyici Bir Simgesel Öykü
Franz Kafka’nın kaleme aldığı Dönüşüm adlı öykü kitabının kapağını araladığınız anda, böceğe dönüşerek uyanan Gregor Samsa ile beraber bir odanın içine kapatılıyorsunuz. Ve kitabın kapağını kapatana dek o odadan çıkış yok.

Bir kitap okuyor olmaktan çok Gregor’un hayatına birebir tanık oluyoruz adeta. Gregor’un böyle trajik bir duruma düşmesi sonucunda çaresizliğini, çabasını, mücadelesini, dışlanmasını hatta yalnız kalmasını ya da bu böcek olma durumuyla neyin / nelerin imâ edildiğini, satır aralarında nelerin saklandığını bize yazar anlatmıyor, bir okur olarak tüm bunlara biz tanık oluyoruz.

Aslında bu öykünün bir aksiyon öyküsü olmadığını daha durağan ilerleyen bir durum öyküsü olduğunu söyleyebiliriz. Yani hareketli bir seyir, karmaşık olaylar, çözülmesi gereken gizemler gibi macera öğeleri yok. Bir aksiyon yaşatmaktan çok, bir şeyler anlatmaya çalışan bir öykü. Gerçi "Adam böceğe dönüştü, bundan daha iyi bir aksiyonda olamazdı herhalde" denilebilir. Ancak yazarın sözkonusu böceğe dönüşme olayını bir metafor olarak kullandığını, bu yöntemle felsefî bir mesaj vermeye çalıştığını unutmamak gerekir. Yazarın dönüşümü ele alarak anlatmak istediği bir şeyler var. Onlara kulak vermek gerekir. İşte alt metinlerde ki o seslenişleri duyduğunuz zaman, öyküden alacağınız tat aynı oranda artıyor.

Öykünün konusuna gelirsek, Bütün hayatını, ailesini rahat ettirebilmek ve bu amaç doğrultusunda para kazanmak için çalışıp didinerek geçiren Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini kocaman bir böceğe dönüşmüş olarak bulur ve olaylar gelişir. Gregor, rutin sorumluluklarını yerine getiremeyecek, insanların karşısına çıkamayacak, işinden olacak ve nihayetinde, bir başına kalacaktır.

Burada ki böcek olma durumu bir kaçışı simgeliyor aslında. Başkaları için yaşamaktan, çevresindeki insanların daimi beklentilerini karşılayabilmek için çabalamaktan kaçmaya çalışmak bu. Ve bunun sonucunda da sistemin dışına itilmek.

Annesi ve babası başlarda durumu kabullenemeseler de bir süre sonra içerideki odada duran canlının oğulları Gregor değil, bir böcek olduğu gerçeğini kabullenirler. Kız kardeşi başlangıçta durumu olgunlukla karşılayıp, abisine bir anlamda bakıcılık yapmaya çalışsa da, bu çok uzun sürmeyecektir. Bir noktadan sonra onunda tahammülü tükenecektir. İşte tam da o noktadan sonra Gregor bir başınadır artık, ve bir de odanın diğer tarafında onun bu yaşadıklarına tanık olan okur vardır.
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 10 verdi
11 beğen · 0 yorum

Dönüşüm - S41

Kapının aralığından, oturma odasında gaz lambalarının yakılmış olduğunu gördü; ama başka zamanlar, günün bu saatinde babası öğleden sonra çıkar, gazetesini, adeti olduğu üzere yüksek sesle annesine, bazende kız kardeşine okurken, şimdi hiç ses duyulmuyordu. kız kardeşinin ona hep anlattığı, uzaktayken de mektuplarında sözünü ettiği bu okuma alışkanlığı, belki son zamanlarda uygulanmaz olmuştu; ama evin hiç kuşkusuz boş olmamasına karşın, çevreden de hiçbir ses gelmiyordu. "aile ne kadar sakin bir yaşam sürüyormuş," dedi Gregor kendi kendine, ve bakışlarını önündeki karanlığa dikerken, bir yandan da annesine, babasına ve kız kardeşine bu denli güzel bir evde böyle bir yaşam sağlayabilmiş olmasından ötürü büyük bir gurur duyduğunu ayrımsadı. Peki ama ya şimdi bütün bu huzur, geçim rahatlığı ve memnunluk, korkunç bir sonla noktalanırsa? Gregor bu tür düşüncelere dalıp gitmemek için hareket etmeyi yeğledi ve odanın içinde bir aşağı bir yukarı sürünerek gidip gelmeye başladı...
Hüseyin Başaran tarafından eklenmiştir.
Baran Yusuf

Baran Yusuf

@baranyusuf

"Herkes beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor."
ataç ikon Dönüşüm
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
32 beğen · 1 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Off! Fena bozmuş insanları! Ne deyiş ama!
15.04.18 beğen cevap
Zümra

Zümra

@zumracelen

"Biraz daha uyuyabilsem ve bütün bu saçmalıkları unutabilsem.."
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
15 beğen · 0 yorum
Elifcee

Elifcee

@elifcee

Hiç şüphe yok,artık vücudunu eskisiyle kıyaslanamayacak kadar denetim altında tutabiliyor,sert bir düşüşte bile hiçbir yeri yaralanıp zedelenmiyordu. Gregor sağda solda sürünüp dururken vücudundaki yapışkan madde yer yer iz bırakıyordu. Gregor'un sürünmesini mümkün olduğu kadar kolaylaştırmak isteyen kız kardeşi,onu engelleyen eşyaları,en başta da sandıkla yazı masasını ortadan kaldırmayı kafasına koymuştu.
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
14 beğen · 0 yorum
Cansu Doğan

Cansu Doğan

@cansudogan7146

Biraz daha uyusam , bütün bu olanlardan kurtulabilir miyim diye düşündü .
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
11 beğen · 0 yorum
Zümra

Zümra

@zumracelen

İnsan geçmişini de aynı hızla unutmayı istemiş midir?
ataç ikon Dönüşüm
kitaba 7 verdi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
1129
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
23
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Franz Kafka Kitapları
Eserleri onlarca dile çevrilen ve birçok okurun favori yazarı olan Franz Kafka'nın mutlaka okunması gereken en iyi kitapları ...
538
KİTAP
Ölmeden Önce Okunması Gereken 1001 Kitap
Neokur üyelerinin katkılarıyla ortaya çıkmış olan, ölmeden önce okunması gereken kitapların toplandığı listedir. Ölüm de ner...
72
KİTAP
Ma vié - Benim Tarzım Kitaplar
Her yanı ile sizi tasvir eden, veya sizi anlatan bir kitap varsa yeri bu listededir. ...
126
KİTAP
Başucu Kitaplarım
Hayatımızda yer edinmiş, zaman zaman sayfalarını yeniden karıştırdığımız ve okumaya doyamadığımız başucu kitaplarımızı bu lis...
dolunay karakaya

dolunay karakaya

@dolunaykarakaya

Franz Kafka
Harika bir eser evet üç kez okudum , aslında hayatımızda tek fark bazen böcek olmamak
ataç ikon Dönüşüm
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 beğeni · 0 yorum beğen ikon
dolunay karakaya

dolunay karakaya

@dolunaykarakaya

 paylaşım fotoğrafı
Efsane kitap okudukça bir gün de bitti
ataç ikon Dönüşüm
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Buse Aydoğan

Buse Aydoğan

@buseeaydogan

 paylaşım fotoğrafı
"Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür be doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var... Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay."
ataç ikon Dönüşüm
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
14 beğeni · 0 yorum beğen ikon