up
ara

Fahrenheit 451

Fahrenheit 451 Konusu ve Özeti

Fahrenheit 451
Kitaba ismini veren sıcaklık kitabın daha doğrusu bir sayfanın yanma sıcaklığı. Kitapların yasak olduğu bir geleceği anlatan distopya.
Yazar:
Çevirmen: Korkut Kayalıoğlu, Zerrin Kayalıoğlu
Yayınevi: İthaki Yayınları
ISBN: 9786053751670
Sayfa: 242 sayfa Basım Tarihi: 2012
Gözden geçirilmiş baskı

Guy Montag işini seven bir itfaiyeciydi. On yıldır kitap yakıyordu. Gecenin bir yarısında yola çıkışlarını, alevlerin kitapları yutuşunu hiç sorgulamamıştı... Hiç sorgulamamıştı, insanların korkusuzca yaşadıkları bir geçmişi anlatan o 17 yaşındaki genç kızla karşılaşana dek... Montag'ın hayatındaki bütün yanlışlar doğrularla yer değiştirir o andan sonra... İşini, eşini, yaşayışını yeni bir gözle değerlendirir. Önünü alamadığı duyguları onu, asla tahmin edemeyeceği şeyler yapmaya iter. Sansüre, totaliter yönetimlere, kültür endüstrisine ve uzunca bir süredir sürdürdüğümüz yaşam tarzına yönelik en keskin eleştirilerden biri. Okuyun ve kendinizi yeni baştan kurun.
KEREM GÜREL

KEREM GÜREL

@keremgurel

“Atina uyuşuk bir at ve ben de onu uyandırıp canlandırmaya çalışan bir at sineğiyim.” diyen Sokrates, “kentin inandığı tanrılara inanmadığı, yeni tanrılar icat ettiği ve gençleri yoldan çıkardığı” iddiasıyla kentin egemenleri tarafından suçlanmış ve M.Ö.339’da ölüme mahkum edilmişti. Sokrates’i suçlayan üç kişi; genç ve silik bir şair olan Meletos, hatipler adına suçlamada bulunduğunu iddia eden Lykon ve tanınmış zengin bir sepici olan Anytos’du. Kamu davası olarak görülen Sokrates Davası büyük filozofun baldıran zehrini yudumlamasıyla son bulmuş, bedenini sonsuzluğa uğurladığını düşünenler ölen bir insandan ölümsüz bir filozof yaratmışlardı.
Annesi ebe olan Sokrates’in kendi konuşma sanatını, ebelerin doğurma sanatına benzettiği söylenir. Zira karşısındakine sorular soran Sokrates, karşısındaki kişinin kendi düşünce biçimindeki zayıflıkları görmesini sağlardı. Pek tabii bu tavır insanlık tarihinde örneklerine bolca rastladığımız gibi cezasız kalmadı.
Goethe’nin dikkat çektiği “Üç bin yıllık geçmişinin hesabını yapamayan, günübirlik yaşayan” insanların iktidarı ele geçirdiği dönemler Sokrateslerin, Brunoların, Hypatiaların ve Lavoisierlerin bağnazlığa, zorbalığa kurban edildiği dönemler olarak dikkat çeker.
Tarih boyunca günübirlik ve sığ yaşayanların, düşünenleri ezme uğraşı hiçbir zaman bitmemiş, kitaplar, bu mücadelede, hayatı sorgulayanların en önemli enstrümanı olmuştur. Özellikle de Kafka’nın dediği gibi “İnsanı ısıran ve sokan” kitaplar. Zaten, yine Kafka’dan devamla; “okuduğumuz kitap bir yumruk indirerek bizi uyandırmıyorsa ne işe yarar?”.
Peki ya insanoğlunun yaşam kılavuzu diyebileceğimiz kitaplar dünyadan silinmek istenseydi? Ve insanoğlu artık kitaba ihtiyacı kalmadığını düşünüp, hiç bir devlet baskısı olmadan kendiliğinden bu zenginliğe yüz çevirseydi?
Bu soruların cevabına Ray Bradbury’nin “Fahrenheit 451”inde rastlıyoruz. İlk kez 1951 yılında basılan kitap, Orwell’ın 1984’ü, Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı ve Zamyatin’in Biz’i ile birlikte günümüz dünyasına ışık tutan dört büyük distopyadan biri. Geçtiğimiz ekim ayında Super Terrain isimli tasarım grubu Bradbury’nin bu kült eseri için ilginç bir tasarım geliştirdi. Tamamı simsiyah sayfalardan oluşan ve hiçbir yazı görülmeyen kitabı okuyabilmeniz için yakmanız, daha doğrusu sayfaları ateşe maruz bırakmanız gerekiyor. Bu ironik tasarım pek tabii ki eserin içeriğiyle doğrudan ilgili. Zira kitaba adını veren Fahrenheit 451, kağıdın tutuştuğu ısı derecesini ifade ediyor.
Bradbury “düşünen insan” üzerinde oluşturulan baskıyı beş asır sonranın dünyasında kurguluyor ve bu kurgu ülkesinde insanların yaşamlarının odağına haz ve hızı yerleştiriyor. Bireyselleşmenin egoizmi kamçıladığı, egoizmin narsisizmi beslediği günümüzde yazarın satır arasına gizlediği kehanetlerin birer birer gerçekleştiğini görüyoruz. Kitabın yazıldığı yıllarda henüz televizyon yayınının yeni yeni yaygınlaştığını göz önünde bulundurduğumuzda Bradbury’nin aradan geçen zaman içinde özellikle iletişim teknolojilerinde görülen gelişmeler ve insanlar üzerinde yaratacağı tahribat konusunda ne derece sağlam temelli düşüncelere sahip olduğu gözlerden kaçmıyor.
İtfaiyecilerin sistemin resmi sansürcüleri, yargıçları ve cellatları olduğu bu dünyada insanlar sırf haz ve hıza olan tutkularından düşünme eylemine ve bu eylemi besleyen kitapların varlıklarına kendiliklerinden veda ediyorlar. Bitişik evdeki kitabın dolu bir silah olarak değerlendirildiği, “düşünmeme” eyleminin insanları eşitlediği varsayılan bir dönem bu. İnsanların “niçin, neden, niye” gibi sabıkalı soruları dünyalarından sildiği, oturup fazlaca düşünülmesin diye evlerin verandalarının dahi yok edildiği bu ülkede insanlar sürekli ve hızlı şekilde seyahat eden birer benzin mültecisi. Evde oturanların da düşünmeden eğlenmeleri, sorgulamamaları için tüm odayı dolduran dört duvar televizörler yaratılmış.
Ve ne yazık ki belki de en can alıcı nokta tüm bu düzen tepeden inme bir şekilde değil, teknolojinin, kitle sömürüsünün ve azınlıkların baskısının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmış.
Romanın baş kahramanı olan Montag hayatını kitapları yakarak kazanan bir itfaiyeci. Ve Montag’ın yaşamı genç Clarisse’le tanışmasıyla değişiyor. Genç kızla yaptığı sohbetler yaşama dair şüphe nüveleri zihninde beliren Montag’un aydınlanmasının ilk adımları oluyor. Yazar bu kısmı “ Mutluluğunu bir maske gibi takmıştı ve Clarisse maskeyi kapıp çimenlerin üzerinde koşmuştu; gidip kapısını çalarak maskesini geri isteyemezdi” sözleriyle ifade ediyor; ki bu an, izleyenlerin aklına Wachowski kardeşlerin kült filmi Matrix’de Neo’nun kırmızı hapı seçip sanal hayatının bağlarından kurtulmasını ve gerçek yaşama ulaşmasını hatırlatabilir.
Clarisse’le yaptığı sohbetlerin ardından yaşamı üzerine düşünen Montag, nasıl düzmece ve konfora boğulmuş bir yaşam sürdüklerinin ayırdına varıyor. İpler sistemin birer kusursuz modeli olan yan komşu Bayan Phelps ve Bayan Bowles’la yapılan bir tartışmada kopuyor. Zira bugün bile rahatlıkla karşılaşabileceğimiz, yaşama dair tüm sorumluluklarından kurtulma, görevlerini makinelere yükleme çabası içinde çırpınan insanların ortak arzusunu altı kez evlenen Bayan Phelps dile getiriyor:
-“Çocukları on günün dokuzunda bir okula sepetledim. Ayda üç gün eve geldiklerinde onlara katlanıyorum, o kadar da kötü değil. Onları oturma odasına atarsın ve düğmeyi çevirirsin. Tıpkı çamaşır yıkamak gibi.”
Bu ifade, çocuklarının sorumluluğundan kurtulmak -kendi ifadeleriyle “nefes almak”- isteyen ailelerin onların önüne modern zaman emziği tabletleri, telefonları vermesine ne kadar çok benziyor değil mi?
Tek bir sorunun bin cevaptan daha tehlikeli olabileceği bir dünyada en çok korkulan insanlar soru soranlar olmuştur. Düşünme ve sorgulama yetilerini uzun zaman önce rafa kaldıran Montag’ın uyanışı da zorunlu olarak sistemden dışlanmasını ortaya çıkarıyor ve şehirden kaçıp kendisiyle aynı kaderi paylaşanların arasına karışıyor. Burada Montag’la eski bir yazar olan Grange’in sohbetlerinde yazarın vermek istediklerine dair önemli izler görüyoruz. Özellikle Bradbury’nin hayranı olduğu ve kitapta da sık sık değindiği Shakespeare’in “İnsan insan mıdır, yalnızca yiyip içmek ve uyumakla geçiyorsa hayatı?” sözünü anımsatan diyaloglar insanın var olma amacının safi haz olmadığını, çoğunluğa tâbi olmanın her zaman mutlu etmediğini bizlere bir kez daha hatırlatıyor.
Bradbury’nin aradan geçen 66 yıla rağmen güncelliğini hiç yitirmeyen bu ölümsüz eseri küçükten büyüğüne ekrana bağımlı olduğumuz bugünlerin bir fotoğrafı sanki.
Klasiklerin okunmayıp internetten özetlerinin araştırıldığı, evlerin 43,49, 55, 60 inç televizyonlarla donatıldığı, aynı odadaki üç kişinin bile kulaklıkla tablet/telefon kullandığı, sırf reyting uğruna kişisel acıların ekrana boca edildiği ve insanların mutluluklarını maddiyata dayandırdığı sorgulamasız günümüzü görseydi Bradbury ne derdi acaba?
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba 10 verdi
5 beğen · 0 yorum
Özkan Çınar

Özkan Çınar

@ozkancinar

Eleştiremeyen Bir Distopya
Bu kitap hakkındaki fikirlerimi tek bir cümle ile ifade etmek istersem: Güzel konu kötü kitap. Peki bu nasıl oluyor? Nasıl güzel konusu olan bir kitaba kötü denilebilir? Burada elbette suçlu, yazar. Cidden bulduğu konu harika; kitapların yakıldığı bir dünya, insanlar okumaktan korkuyor, kitaplar düşman. Evet, başarılı bir distopya ortamı ancak neden bu insanlar kitap yakıyor sorusuna verilecek bir cevap yok. İnsanlar televizyon bağımlısı olmuşlar, duvarları kaplayacak kadar televizyonları var, evleri artık yanmayacak bir teknolojide ve bu yüzden itfaiyecilere iş kalmamış. Peki itfaiyecilere iş bulunsun diye mi kitaplar yakılmaya başlandı?
George Orwell’ın ‘1984’ ile birlikte distopya türüne bir çıta belirlediği kabul edilebilir. ‘Fahrenheit 451’i okuyan okuyucunun aklına ‘1984’ün gelmemesi mümkün değil. İki kitapta da okumak yasak, ikisinde de sisteme aykırı düşünen bir insan var, ikisinde de bu insanla ortak düşüncelere sahip ve onu destekleyen bir insan var; dolayısıyla okur ister istemez bu iki kitabı karşılaştırıyor.
Peki 1984’ü üstün kılan ve bu kitapta bulamadığım neydi? Öncelikle Orwell yarattığı dünyayı ince ince işlemişti. Olan bitenden haberdardık, kaç tür insan olduğunu biliyorduk, rejimin neyi amaçladığını ve ne yaptırımlar yaptığını biliyorduk; sokaklarını, evlerini, eşyalarını az çok tanıyorduk. Ancak Fahrenheit’a baktığımızda bunların aktarımı çok başarısız. Öncelikle hiçbir topluluk çok televizyon izledi diye kitapları yakmaya başlamaz. Bir şeyi çok sevmek sizde başka bir şeyi yok etme dürtüsü yaratmaz, yaratsa bile televizyonla kitap taban tabana zıt iki kavram değil. Bir rejim ancak kitapların yakıldığı bir dünya yaratabilir ve televizyonu bu noktada kullanır. Peki bizim elimizde baskıcı ve kitap düşmanı bir rejim var mı? Yok. Böyle bir rejimin kitapta bulunmaması bana, yazar Ray Bradbury’nin siyasetten ve politikadan uzak durmayı istemesi gibi geldi. Ayrıca insanlar bu duruma nasıl geldi? Siz neredesiniz? Dünya’nın geri kalanı ne durumda? Madem kitap yok okullarda ne öğretiyorsunuz? Teknoloji nasıl bu kadar ilerliyor? İtfaiyecilik dışında başka meslek grupları yok mu?
Böyle böyle bir ton soruyla kitabı okurken sonunda bir de görüyoruz ki ortada anarşist bir grup var. Bu kişiler kitap okuyan, okudukları kitapları ezberleyen ve şehir dışında, insanlardan dolayısıyla sistemden uzak bir yaşantıya sahip insanlar. Ormanda kitap ezberleyip bunları birbirlerine anlattıkları ve yine yakalanmamak için okudukları kitapları yaktıkları bir yaşantı sürüyorlar. Bu insanlar Montag’ı bağırlarına basıyorlar. Montag’da bunlara katılıyor ve ormanda kurulmuş bu kolonide mutlu mesut yaşıyorlar.
Sonuç olarak kitap, kitapların yakıldığı bir dünyada kitapları yakmakla yükümlü bir itfaiyecinin isyanının ötesine geçemiyor. Bir distopya örneği olarak kabul edebilir ancak başarılı bir distopya olduğu söylenemez.
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba 6 verdi
9 beğen · 1 yorum
kadifeligelin (@mervereli1)
herkes kitabı inanılmaz övüyor diye almıştım. ancak okurken bi şeyleri kafamda oturtamadım. hatta bütün kitabı sadece benim anlamadığımı düşünmüştüm. yalnız değilmişim. inceleme için teşekkürler :)
31.05.18 beğen 1 cevap
Nur

Nur

@bibliophilenur

Ve kitapları düşündüm. İlk kez anladım ki bütün kitapların arkasında bir insan vardı. Her birini bir insan düşünüp yaratmıştı. Bir insan onları kâğıda dökmek için günlerini veriyordu. .
Fahrenheit 451 kitabı Ray Bradbury tarafından yazılmış bir distopya örneğidir . Distopya dediğimiz kavram ütopik toplum anlayışının tam tersidir . Yani ütopya ( Yunanca bir kelime olup Thomas More'un yazdığı Utopia eserilye dünya çapında yaygınlaşmıştır) gercekte olması imkansız ideal bir toplumu ele alir , distopyalar da bunun aksine baskıcı ve otoriter bir sistemi ele alır . Kitabımızda da olduğu gibi otoriter bir sistem görüyoruz . Yazar kitapların olmadığı daha doğrusu kitap okumanın yasak olduğu her şeyin tersine döndüğü insanların yazarlari, şairleri ve edebiyatı kötü bildiği bunların insana üzüntüden başka bir şey vermediği oysa insanların mutlu olmaya ihtiyaç duyduğu bir zamana götürüyor bizi ve biz burada yakmanin bir zevk olduğunu düşünen bir itfaiye ekibiyle tanışıyoruz . Eskiden görevleri söndürmek olan itfayeciler burada karşımıza her şeyi yakan daha doğrusu içerisinde kitap bulunan evleri yakan ve bunu bir şölen haline getiren bir grup olarak cikiyor. Kitabimizin ana karakteri Clarisse adinda bir kız ile tanışır ve bu kız onun hayatını düşüncesini değiştirir , ana karakterimiz Montag içinde bulunduğu toplumu sorgulamaya başlar .
.

Yazarımız kitabı yazarken birçok isim denemiş ama hiçbiri içine sinmemis en son itfaiye şefini aramış , kağıtların kaç derecede yandığını sormuş ve 451 Fahrenheit cevabını almış , kitabın ismi de buradan gelir .
.
.
Ray Bradbury kimdir ve neden böyle bir eser yazmıştır diyecek olursak ilk olarak yazarimiz 1920 doğumlu Amerikan bir yazardır , daha çok bilimkurgu tarzlarında eserler vermiştir . İlk eserini yirmi yaşındayken yazmış ve edebiyata damga vurmuştur . 92 yıllık hayatında 500'e yakin öykü şiir ve senaryo sığdırmıştır.
.

Bu eserinde geçmişte olan şeylerin özellikle orta çağdaki skolastik düşüncenin yaygın olduğu ve insanların okumadığı ve bu yüzden de bilgi sahibi olmadığı sistem ne derse onun yapıldığı bir toplumun gelecekte de kitapların yok edilmesiyle mümkün olabileceğini gösteriyor . Çünkü her iki dönemde de kitaplar yakılıyor ve bu durum insanların bilgisiz olmasına yol açıyor . .
.
.
Çok güzel bir distopya örneğiydi ayrıca Anthony Burgess tarafından yazılan "Otomatik Portakal" adli distopya eserini de okumanızı tavsiye ediyorum .
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba 10 verdi
7 beğen · 0 yorum
Aslı

Aslı

@asliberber

Bir çoğumuzun bildiği üzere Fahrenheit 451 kağıdın yanma derecesi. Neden bu isim?
Çünkü kitabın konusu bu. Bir dünya düşünün kitaplar yasaklanmış.Evde kitap mı bulunduruyorsunuz hemen itfaiye gelir evinizi yakar.(İtfaiyenin asıl işlevinin yangın söndürmek değil ev yakmak olduğu bir dünya).
Eh her yasak kendi isyancısını da yaratır mantığıyla aklı mantığı yerine gelmeye başlayan ya da gelmiş ve sistemden hükümetten kaçan insanlar da var. Kaçanların çoğu da Ya harverd'da kürsü sahibi ya başka bir üniversitede hoca.
İnsanlar TV'lere hapsolmuş.Duvardan duvara Tv alıp saçma programları izlemek ana dertleri.
Yalnız bize çok uzak bir dünya da değil hani. Özellikle şu satırları okurken 'hadi canım aynı biz dedirtiyor.'

Eğer politik bakımdan mutsuz bir adam istemiyorsan, kaygılandıracak bir soruda ona iki bakış açısı verme, birini ver. Daha da iyisi hiç verme. Bırak savaş gibi bir şeyin var olduğunu unutsun. Eğer Devlet yetersizse, havaleliyse ve vergi delisiyse, insanların Devlet üzerine endişelenmesindense bırak
böyle olsun. Huzur, Montag. Onlara yarışmalar düzenle, en popüler şarkıların sözlerini, devletlerin başkentlerini veya Iowa'da geçen yıl ne kadar mısır yetiştirildiğini bilerek kazansınlar. Onları patlamalarına neden olmayacak bilgilerle doldur, öyle lanet olası olaylarla tıka basa yap ki, kendilerini bilgileriyle gerçekten zeki hissetsinler. Sonra düşündüklerini hissedecekler, hiç kımıldamadan hareket ettikleri hissine kapılacaklar ve mutlu olacaklar, çünkü bu tür olaylar değişmezler. Olayların bağlantılarını kurmaları için onlara felsefe ve sosyoloji gibi kaypak şeyler verme. O zaman melankolik olurlar. Bugünlerde birçok adamın yapabildiği gibi, TV duvarını ayırıp tekrar birleştiren kişi, insanı kaba, hayvansı hissettirmeden ölçülüp biçilemeyecek olan evreni ölçüp biçmeye çalışan kişiden daha mutludur. Biliyorum, ben denedim, cehenneme kadar yolu var. Sen kulüplerini ve partilerini, akrobatlarını ve sihirbazlarını, gözüpek adamlarını, jet arabalarını, motosiklet helikopterlerini, seks ve eroini, otomatik refleksle yapılacak her şeyi getir onlara.”
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Tufan ALTINTAŞ

Tufan ALTINTAŞ

@tufanov

Büyük heverlesle okumaya başladığım kitap daha yarıya gelmeden hayal kırıklığına dönüştü. Nedendir bilmiyorum ancak yazarı pek samimi bulmadım. Güzel bir kurgu aslında ama kitaba yerleştirilememiş gibi geldi bana. Yinede sabredip tamamını okumayı başardım. Kitap bitince şu an şöyle düşünüyorum, "başka bir şey okuyarak zamanımı daha iyi değerlendirmiş olabilirdim, daha akıllıca olurdu".

Gelelim kitaba...

Kitapların tehlike olarak görüldüğü günümüzden çok uzak bir yüzyılda teknoloji oldukça gelişmiştir. İtfaiye yangın söndürmek için değil kitap olduğu ihbarı gelince ev yakmaya giden bir birim şeklindedir. İtfaiye çalışanlarından biri kitabın kahramanı Guy Montagdır. Ve hasta karısıyla yaşamakta ve hergün düzenli olarak işine gidip gelmektedir. Fakat günler bu minval üzeri seyrederken bir gün Montag yaptıları işi sorgulamaya başlar. Ve gittiği bir yangın çıkarma görevinde bir kitap çalar.
Yaptığı işin saçma olduğunu düşünmeye başlar. Ve evde başka kitaplarda bulur. Tüm yasaklara rağmen kitapların hoş şeyler olabileceğini düşünür. "yakmaya değer olduğuna göre içinde birşeyler olmalı" der kendine.

Bir süre önce parkta karşılaştığı ihtiyar pröfesör gelir aklına ve ona giderek içinden geçenleri ona anlatır. Profesör şaşırır. Montaga itiraz eder. Ama sonunda Montag'ın kitap basma fikrini kabul eder.

O gün Montag eve döndüğünde evde komşu kadınları görür ve onlara şiir okumak gibi bir hata yapar. Akşam işe gittiğinde ihbar gelir. Araçlara biner ve ihbar edilen eve giderler. Bu ev Montag'ın kendi evidir. Montag iş gereği evi karısıyla birlikte yakar. Amiri olan yüzbaşı zaten hep montagdan şüphelendiğinden bı duruma pek şaşırmaz. Ve yakma işleminden sonra Montag'ı tutuklamak ister.

Montag bir yolunu bulur ve nehir aracılığıyla kaçmayı başarır. Uzaklarda 5 profesör ateş yakmış olarak onu beklemektedir.

Kitabın sonunda Montag düşünceler içindedir...

Vesselam.
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba 5 verdi
7 beğen · 0 yorum

Fahrenheit 451 - S41

Montag cam kapıdan başka hiçbir şey düşünmeden çıkıp bahçeyi geçti. Konuşulan evin dışında gölgede durdu. Kapılarına hafifçe vurup, içeri girmeme izin verin, hiçbir şey söylemeyeceğim. Sadece dinlemek istiyorum. Neler söylüyorsunuz, diye fısıldamayı düşündü.
Özlem Altınkale tarafından eklenmiştir.
Merve

Merve

@hempa

"Bir kitabı kapağına göre yargılama."
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
22 beğen · 1 yorum
eray (@hiimeray)
Başına “Hiç” kelimesi en fazla yakışacak cümle.
14.01.19 beğen 1 cevap
Merve

Merve

@hempa

Bir insan kaç kez dibe vurup da yaşamayı sürdürebilir?
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 1 yorum
Ferdi Ersin (@ferdiersin)
Live is a hope 😌
15.01.19 beğen 1 cevap
Zehra

Zehra

@bigeyes

"Bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa kitapların içinde bir şeyler olmalı..."
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
Sümeyra DİŞLİ

Sümeyra DİŞLİ

@sumeyradisli

Düğmenin yerini fermuar aldı, insanın gündoğumunda giyinirken düşünecek kadar bile zamanı, bir felsefe saati, dolayısıyla da melankoli saati yok.
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
8 beğen · 0 yorum
Merve

Merve

@hempa

Ateşi böylesine güzel kılan ne? Kaç yaşında olursak olalım bizi ona çeken ne?
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 2 yorum
Ferdi Ersin (@ferdiersin)
[silindi]
15.01.19 beğen cevap
Ferdi Ersin (@ferdiersin)
Ateş güzel de biraz tütüyor sonra sönüyor onu ne yapıcaz ?
15.01.19 beğen cevap
328
KİTAP
Filmi de Çekilen Kitaplar
Edebiyat dünyasından sinema dünyasına taşınan unutulmaz eserler bu listede! Film uyarlamaları mevcut olan tüm kitapları bu li...
123
KİTAP
En İyi Bilim Kurgu kitapları
Alternatif zaman dilimleri, uzay, zamanda yolculuk, yapay zeka, ışınlanma ve aklın alamayacağı daha pek çok ileri teknoloji u...
37
KİTAP
Hiçbir İşe Yaramayan Fakat Abartılan Kitaplar
Edebi yönden veya kurgu yönünden zayıf olduğu halde gereğinden fazla övgü alan kitapları bu listede topluyoruz. Sen de abartı...
34
KİTAP
Birbirinden İlginç Distopik Toplumları Anlatan En İyi Distopya Kitapları
Gelecek zamanla ilgili ürkütücü senaryolar okumak istiyorsan en iyi dispotik kitaplar listemiz tam sana göre. Bildiğin başka ...
126
KİTAP
Başucu Kitaplarım
Hayatımızda yer edinmiş, zaman zaman sayfalarını yeniden karıştırdığımız ve okumaya doyamadığımız başucu kitaplarımızı bu lis...
simge dalgıç

simge dalgıç

@simgedalgic

 paylaşım fotoğrafı
Montag: bir kadın kitaplar uğruna yanabiliyorsa kitapların içinde bir şeyler olmalı..
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
40 beğeni · 3 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Ve neden ilk yangını itfayeciler çıkarır?
12.05.19 beğen 2 cevap
Bookmark güzelmiş.
12.05.19 beğen cevap
Süvari

Süvari

@kasva

Fahrenheit 451 paylaşım fotoğrafı
Fahrenheit 451
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bunuda okumak yolculukta nasip oldu. Başları gayet güzel gidiyor, devamı nasıl olur göreceğiz bakayım...

....
“İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyor.”
“Ah, bir şeylerden bahsediyorlardır mutlaka! "
“Hayır, hiçbir şeyden bahsetmiyorlar. Genellikle bir sürü araba veya giysi markası ya da yüzme havuzu firması sayıp, ne güzel diyorlar!  Ama hepsi aynı şeyleri söylüyor ve kimse kimseden farklı bir şey söylemiyor." (sayfa 51)
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
12 beğeni · 5 yorum beğen ikon
Can (@canae)
Keyifli okumalar :) Okuma listemde yer alıyor bu kitap. İncelemeni merakla bekliyorum.
29.04.19 beğen 1 cevap
Uzm. Serdar T. (@lizbon)
Cin gibi Cin
29.04.19 beğen 1 cevap
Gölge (@golge2010)
Bir hevesle aldığım biraz hayal kırıklığı yaşadıığım bir kitap oldu. Ya da George Orwell’dan önce okumalıydım. Biraz üslubu sıktı beni galiba. Konusu güzeldi. Yine de okunmalı. 👍🏻
04.05.19 beğen 1 cevap
Hilalayy

Hilalayy

@hilalaylomm

 paylaşım fotoğrafı
Yurdun tek güzel yanı manzara sanırım. 😂
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
40 beğeni · 11 yorum beğen ikon
Recep Aydın (@recepaydin)
manzaradaki en güzel şey de gökyüzü sanırım. 😊
30.03.19 beğen 5 cevap
amour (@amour)
Çok güzel coğrafyada yaşıyoruz Rabbimize ne kadar şükretsek azdır.Yurdumuzun her köşesi cennet misali elhamdulillah
30.03.19 beğen 3 cevap
meysemitemar (@meysemitemar)
Neresi öyle
30.03.19 beğen 3 cevap
Kitap Velisi

Kitap Velisi

@kitapvelisi

 paylaşım fotoğrafı
Ay da bir adam var 🌙
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon
FEBİHÂ

FEBİHÂ

@kadimcumleivecize

Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum. paylaşım fotoğrafı
"Sadece söylemek zorunda olduğum şeyleri dinleyecek birini istiyorum."
Gecenin bir yarısında uyanıp da zamanı anlamak için baktığınız karanlık odada güçlükle ayırt edebildiğiniz küçük bir saatin kadranı kadar ince bir yüzü vardı ve o saat size saati, dakikayı ve saniyeyi suskun bir beyazlık ve ışıltı içinde anlattığı gibi, gecenin daha başka karanlıklara doğru ama aynı zamanda yeni bir güneşe doğru hızla ilerlediğini de kesinlikle biliyordu.

*Uzun bir metin ve tek cümlede anlatılıyor. Çünkü cümlenin anlam bütünlüğü öyle oluyor. Zamanın insanda bıraktığı döngü harikulade ifade ediliyor.

Ray Bradbury'un ; İnsanın yalnızlığını, psikolojisini ve daha bir çok konuyu barındıran resimlerin öykülerinin anlatıldığı "Resimli Adam"da çok güzel bir tespit vardı.

"Çünkü hayatın boyunca birkaç bin kere ölmüşündür.

Bu da birçok ceset anlamına gelir.Hepsi farklı şekilde ölmüştür, hepsinin yüz ifadesi birbirinden beterdir.

O günlerin hepsinde farklı bir sen yaşamıştır, tanımadığın, anlamadığın veya anlamak istemediğin biri."

Zamanın şahitliğini, döngüsününü güzel anlatmıyor mu ..?
ataç ikon Fahrenheit 451
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğeni · 0 yorum beğen ikon