up
ara

Hayal Et Hikayeleri

Hayal Et Hikayeleri Konusu ve Özeti

Hayal Et Hikayeleri
DG kitabının da yazarı Murat Başekim tarafından kaleme alınan Hayal Et Hikayeleri kitabı Öykü (Yerli), türünde okuyucusu ile buluşuyor. İletişim Yayınevi yayınevinden 0 yılında 9789750515569 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Hayal Et Hikayeleri isimli kitap 191 sayfadan oluşuyor. Hayal Et Hikayeleri kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: İletişim Yayınevi
ISBN: 9789750515569
Sayfa: 191 sayfa
"Malleus Maleficarum, abi. Eskiden, taa ortaçağda felan, cadıları öldürmek için kullanılan bi tür çekiçe derlermiş. Cadı Balyozu. Aynı zamanda bu kitabın da adı. Yani eskiden böyle cincilik yapanların kullandığı el kitabı felan gibi bi şey abi. İşte cadıları şuyundan buyundan tanırsınız, şöyle mıhlarsınız falan gibi muhabbetler var kitapta." Hayaletli BBG evleri; ruhunu satmaya çalışan huzurevi çalışanları; ameliyatla burç aldıranlar; ifritlerin ve devlerin gezindiği gece masalları; mutsuz kızıllıklar, çekmeceli Pazartesi; Birgün sineği ve Goya'nın güzelleri, 80 günde devr-i ölüm ve cadı avcısı Alamancı Demir usta... Murat Başekim, karanlık, cayırtılı, cin böğürten ve güldüren hikâyeler yazıyor. Şîr'in pençesini vurduğu Şark gotiğini resmediyor. Hayal Et Hikâyeleri, esrarlı, dumanlı, zifirî yerleri, çok uzakları ve çok yakını anlatıyor.
Misafir

Misafir

@misafir000

Murat abiye birkaç blogta rastlamıştım fakat kitabını okumak ilk kez nasip oldu. Üslubunun dalgası biraz İhsan Oktay Anar'ı andırdı bana, Anar'dan daha dingin bir dili var. Çoğu kişiye hitâp ediyor. Betimlemeleri güzel ve tanıdık, inceden tebessüm ettiriyor. Bu kitaba gelince "13 uğursuz öykü" var içinde. Bunlardan;
Malleus Maleficarum
Malleus Haereticarum
Demir, adlı öyküler birbirinin devamı ve oldukça başarılı, okurken çok güldüm. Özellikle son hikâyedeki ( Spoylır geliyor!) Ulanbatur'da başına gelenler, Türk mitolojisinden alıntılara beş yıldız. Türk dili ile ilgili kişilere içinde "bengü taş" geçtiği hâlde akademik olmayan metin şoku ^^
Bu öyküler haricinde Seksen Günde Devr-i Ölüm de güzeldi. Murat abinin kafasını sevdim.
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 10 verdi
3 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Murat abiye birkaç blogta rastlamıştım fakat kitabını ilk kez nasip oldu. Üslubunun dalgası biraz İhsan Oktay Anar'ı andırdı bana, Anar'dan daha dingin bir dili var. Çoğu kişiye hitâp ediyor. Betimlemeleri güzel ve tanıdık, inceden tebessüm ettiriyor. Bu kitaba gelince "13 uğursuz öykü" var içinde. Bunlardan;
Malleus Maleficarum
Malleus Haereticarum
Demir, adlı öyküler birbirinin devamı ve oldukça başarılı, okurken çok güldüm. Özellikle son hikâyedeki ( Spoylır geliyor!) Ulanbatur'da başına gelenler, Türk mitolojisinden alıntılara beş yıldız. Türk dili ile ilgili kişilere içinde "bengü taş" geçtiği hâlde akademik olmayan metin şoku ^^
Bu öyküler haricinde Seksen Günde Devr-i Ölüm de güzeldi. Murat abinin kafasını sevdim.
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
Aslı Atay

Aslı Atay

@asliatay

Ruhlu, cinli, medyumlu, şeytanlı garip hikayelerle dolu bir kitap, eğlenceli bir şeyler okumak istiyorsanız bu kitabı deneyebilirsiniz. Ama her kitap bir şeyler kazandırmalı, gerisi vakit kaybı diyenlerdenseniz o zaman vakit kaybetmeyin :)
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum

Hayal Et Hikayeleri - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Ahmet ÖZAYSIN

Ahmet ÖZAYSIN

@ahmetozaysin

“Dünya altı milyar odalı koca bir ev. Her insan bir odadır. Kendi odalarımızın içinde kilitliyiz.
Altı milyar oda, birbirini kendi penceresinden görebildiği kadarıyla seyredebilir sadece. Gerçeğimiz kendi pervazlarımızla sınırlıdır. Gördüklerimizi ise bildiklerimiz şekillendirir. Alışık olmadığımız, evvelden bilip yaftalayamadığımız insanların o manzarada yeri yoktur.
Ben diğer herkesin penceresine sığmaya çalışmaktan sıkıldım. Olduğum kişiyi, kenarlardan yontup, azıcık presleyip, orasını burasını çekiştirip, düzeltip, o daracık, çirkin ve kirli başka pencerelere sığıştırmaya çalışmaktan yoruldum. Kendimi karşımdakine kolay tanımlanıp sindirilebilir özel lokmalar halinde dilimleyip sunmaya, olduğumun geri kalanını ise hasıraltı edip kaldırmaya halim yok. O pencerelere sığamam…” (S. 83)
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
1 beğen · 0 yorum
Ahmet ÖZAYSIN

Ahmet ÖZAYSIN

@ahmetozaysin

“Alaaddin kalorifer dairesine giden metal basamakları birer birer inerken, bu kadar huzursuz edici bir yere neden “Huzurevi” dendiğini merak etti. Gökyüzüne siyah küller kusan bacası ve yarım yüzyıllık sarı, çatlak duvarlarıyla şehrin unutulmuş bir köşesine çöreklenmiş veremli bir kocakarının kadavrasıydı sanki bu bina. Dış yüzünden bile daha çarpık ve karanlık olan içeride ise Alaaddin, bu kadının paslanmış kaburgalarından bağırsaklarına doğru iniyordu şimdi. Hayır… bağırsaklarına değil. “Rahmine” demek daha doğru olurdu. Çünkü orada az sonra bir mucize gerçekleşecek; her tarafı ölüm kokan ve sadece ölümü tanıyan bu hastalıklı binanın en derin yerinden yeni bir yaşam doğacaktı.” (S. 25)
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahmet ÖZAYSIN

Ahmet ÖZAYSIN

@ahmetozaysin

“Çuvallar dolusu Yemen kahvesi, zeytin, baharat, zencefil, badem, incir, pekmez, nar, dut, hurma, kuru üzümün yanında, misk ve amber kokulu esanslar, ipek kaftanlar ile Acem halılarını sırtlarında sabırla taşıyan filler; onların ardından, yakıcı sabah güneşinde yağlı sırtları ışıl ışıl parlayan en iyi cinsten Kırgız ve Arap atları; onların ardından ise tıkabasa yakut, yeşim, firuze, akik, safir ve inci dolu sandıkları yüklenmiş develer, tepeden tırnağa silahlı sipahilerin korumasında şehrin lal renkli kapılarından ağır ağır çıktı. Sır gibi saklanan yükler arasında ayrıca Buhara’nın irem bahçelerindeki gülistanlardan derlenmiş gökkuşağı renginde güller, Sind diyarındaki denizlerde yakalanmış bir denizkızı, Hint diyarlarından getirilmiş sihirli tavus kuşları ve cennetteki hurileri kıskandıracak güzellikte hepsi birbirinden alımlı cariyeler vardı. İpek tenleri ömre bedel, yasemin kokulu, işveli Çerkez ve Gürcü dilberleri; şafak rengi gözleri sürmeli, nazlı Acem bakireleri ve daha nice güzellikte ahular Cihan Padişahı’nın koynuna yeni yoldaşlar olmak üzere, şehirlerin sultanı Semerkand’dan sultanların şehri İstanpol’a götürülüyordu. Akçayel esiyordu kadim burçların gölgesinde.” (S. 39)
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum
Ahmet ÖZAYSIN

Ahmet ÖZAYSIN

@ahmetozaysin

“Artık viran olmuş bağı da geçti minibüs. Sarı çiyan gibi kıvrılıp gidiyo tozlu yol altımızda. Geldik işte. Köyün minaresi, çorak tepenin ucundan kafasını uzatıvermiş. Bu kuş uçmaz kervan geçmez yerde pek bi garip kalmış bizim köy. Ezilip kalmış uçsuz bucaksız gökyüzünün altında. Kuşatmış dört yanını ıssız Anadolu.” (S. 66)
ataç ikon Hayal Et Hikayeleri
kitaba 6 verdi, inceleme eklemedi.
0 beğen · 0 yorum