up
ara

Yaz

Yaz Konusu ve Özeti

Yaz
Sen Olsaydın Yapmazdın, Biliyorum kitabının da yazarı Kürşat Başar tarafından kaleme alınan Yaz kitabı Roman (Yerli), Aşk türünde okuyucusu ile buluşuyor. Everest Yayınları yayınevinden 2013 yılında 9786051417455 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Yaz isimli kitap 328 sayfadan oluşuyor. Yaz kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yayınevi: Everest Yayınları
ISBN: 9786051417455
Sayfa: 328 sayfa Basım Tarihi: 2013
Onu gördüm ve yaz geldi.

Sanki kapı çalınıp çocukluk arkadaşınız yıllar sonra tekrar çıkagelmiş gibi… Unuttuğunuz bir anıyı bulmak gibi…

Çok eskide kalmış, yıllar sonra yeniden duyduğunuz anda geçmiş bir zamanı size taşıyan bir şarkı gibi…

Dağ yollarında kaybolduktan sonra birdenbire, bir dönemeçte denizle karşılaşmak gibi…

Yaz… bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıklar mevsimi…

İlk kitabıyla edebiyatımıza benzersiz bir giriş yapan ve yıllar yılı insan yüreğinin, özlemin, aşkın, geçmişi geleceğe bağlayan o narin bağların izini süren Kürşat Başar, 11 yıl aradan sonra kaleme aldığı yeni romanı Yaz'la okurlarıyla buluşuyor.

Yakın tarihimizin kritik bir döneminde dünyaya gelen, birbiri ardına yaşadığı kayıplara rağmen hayata tutunan bir gencin büyüme serüvenini, yüzleşmelerini ve bir yaz mevsimi yaşadığı sarsıcı aşkı, arka plana hızla yitip giden İstanbul'u yerleştirerek anlatıyor.

Bir karşılaşmayla değişen hayatın, küçük bir rastlantıyla uyanan arzuların, birdenbire gittiğiniz yolu değiştiriveren olayların ve her şartta, her yerde insana devam etme, hatta yeniden, yeniden başlama gücü veren o ele gelmez sırrın peşine takılarak...
Mustafa Oğuz

Mustafa Oğuz

@mustafaoguz

İki Kişinin Bildiği Alfabeden Aşkı Anlatmak
Şifreli konuşmalar için ya çocuk olmak lazım ya da çok korkak... Bunun dışında insan sayısı kadar alternatif üretilebilir. Aşk öyküsü denince aklımıza gelen ani başlangıçlar, bilinen süreçler ve sessiz sonlanışlar mıdır? Yoksa ciddi mücadeleler, kavuşamamanın getirdiği yeni mana yüklemeleri ve derin izler bırakan, tamamlanmamış, sonuna üç nokta konmuş cümleler mi?

Bir roman düşünün... 1960’lı yılların Kıbrıs’ında başlıyor, sonra bir kronolojiye uymadan tıpkı roman kahramanın yaşadığı duygular gibi bir ileri bir geri gidip geliyor, değişiyor, dönüşüyor, durgunlaşıyor ve yeniden şiddetleniyor... Ve şifreli bir alfabe ile başlayan duygular, aşk denen okyanus içerisinde bir sal olup yol almaya başlıyor.

“Hayaller oturabileceğiniz en büyük evdir” diyen bir romandan bahsederken aşklar geri planda kalır... O zaman akla aşkla şekillenen hayat mı yoksa hayatla şekillenen aşk mı yaşandığı sorusu gelir...

“Yaz” bir mevsim adı ya da bir eylem
Kitapların yazıldığı mevsimlerin, okunmasında etkili olup olmadığı araştırılması gereken konu olarak bir kenarda dursun. “Yaz” dendiğinde kimilerinin aklına inanılmaz anılarla dolu bir mevsim gelirken, kimilerinin aklına da yazma eyleminin coşkusu/zorluğu ve zorunluluğu gelir... Kürşat Başar’ın “Yaz” adlı romanı da işte okuyucularına her iki seçeneği de sunuyor ve hangisinin daha önemli olduğunun kararını okuyucuya bırakıyor...

Yazarın on yıl aradan sonra kaleme aldığı bu roman; hayata kayıplar ve boşluklarla başlayan bir gencin yaşadığı travmaları ve büyüme sürecini anlatıyor. Hikâyenin kahramanı Murat, bu hayatı kavrama ve içine kapanıklığını çözme sürecinde Emel ile karşılaşıyor... Bu karşılaşma o içine kapandığı ve hayatı kitaplardan öğrenmeye çalıştığı bütün süreçlerini altüst ediyor. Sırlar, şifreler, farklı dünyalar ve insan fıtratının getirdiği farklılıkların insanları birbirine yaklaştırması ve bazen de birbirleri arasına duvarlar örmesini usulca okurun kulağına fısıldıyor...

“Yaz” baştan aşağı olaylarla ilerlemiyor. Murat’ın dilinden hayata dair aspirin fikirler aralara serpiştiriliyor. Yakalayabilenler için boyutu minik ama manası büyük sloganlar, düşünceler arasında savruluyor...

"Küçükken hepimiz, bir an önce, "hayata atılmak" için yanıp tutuşuruz. Bir romanı okurken kahramanın başına neler geleceğini bilmezsiniz ama isterseniz bir hile yapar ve ilerleyen sayfaları açıp neler olacağını öğrenebilir, hatta kitabın sonunu okuyabilirsiniz. Ama kendi hayatınızda bunu yapamazsınız. O atıldığınız hayatın sizi nereye sürükleyeceğini, başınıza neler geleceğini, geri dönüp dönemeyeceğinizi hiç bilemezsiniz. Çoğu zaman bildiğinizi sansanız bile..." (Yaz, Kürşat Başar, 2014)

Yaptığı genellemeleri, yaşadığı sevinç ve hayal kırıklıkları ile besleyen yazar, Murat’a biçtiği sessiz, düşünceli ve sabırlı adam kişiliğiyle söylemesi gerekenleri hiç zorlamadan özetliyor.

"İnsanın başka yerlerde başka hayatlar kurup kendisini tümüyle bir başkası gibi görmesi mümkün ama aynaya baktığında gördüğü kendi yüzünden kurtulması mümkün değil. Çoğumuz bir biçimde kendimizi aldatıyoruz. Elbette başkalarını da... Belki pek çok insan ömrünün sonuna dek bunu sürdürebiliyor ve yaşadığı yerde kendisine tutulan aynalarda bile farklı bir yansıma gördüğüne kendini inandırabiliyor..." (Yaz, Kürşat Başar, 2014)

Roman kahramanını öne çıkaran iki özellik hem çok okuması, hem de düzenli mektuplar yazması... Okuyucuya samimi gelen bir başka noktada olayları anlatırken bazı bölümlerini hatırlamadığı, bazı yerlerde gerçekten öyle mi olduğu yoksa bunu kendi zihninde mi yoğurduğu konusunda emin olmadığına dair itiraflarda bulunması.

"…kim bu devirde, televizyondaki bir diziyi, çalıp duran telefonda bir arkadaşın anlattıklarını, tanıyıp tanımadığı insanlara olur olmaz notlar yazmayı, bilgisayar başında geçirilen saatleri, akşama gidilecek eğlenceyi bırakıp da yüzlerce sayfalık bir romanı, satırlarını, bölümlerini atlamadan okur ?" (Yaz, Kürşat Başar, 2014)

“Günün birinde hepimiz başkalarının, yalnızca başkalarının dilindeki sözcüklere dönüşeceğiz”

“Yaz” romanı ana karakteri sakin, duygularını yoğun olarak içinde yaşayan, çok konuşmayan yapısıyla, Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı ve Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikâyesi’nin ana karakterlerini anımsatıyor... “Yaz”ı özel kılan ise, Murat’ın sadece kendi yaşadığı tecrübelerini anlatmakla kalmayıp, hayatın bütün süreçlerinde insana dair fikirleri sıkça dile getirmesi ve bunu kişiliklerle sınırlamaması.

Bir Ramazan günü iş çıkışı Kızılay Güvenpark’ta oturup sonunu heyecanla okuduğum “Yaz”, hem yazma isteğimi artıran hem de yeni kitaplar okumaya teşvik eden yönüyle ruhumda bir yerde bekliyor...

Ve aklıma Jerome David Salinger’ın, Çavdar Tarlasında Çocuklar adlı kitabındaki o harika cümle geliyor: “Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir...”
ataç ikon Yaz
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Oz

Oz

@oznurs26

Öncelikle kitap tam olarak tatmin etmese de sonuna doğru sarmaya başladı. Karakterimiz ilk babası, amcası ve ninesi olmak üzre ailesini tanıtıyor. Daha sonra bu klasik girişi sırf amcasına yönelterek romana farklılık kazandırıyor. Bu farklılığın avantajı; amcası üzerinden gelecekteki kendini anlatması, yine onun yaptıklarından insanlığı, kendi felsefesini, hayatı görme şeklini ve zaman kavramını değerlendirmesi olmuş. Dezavantajı ise amcası üzerinde yoğunlaşarak sanki olaylar sırf bir adam üzerinden işleniyor görüşüne kapılmayı sağlıyor ki bu en az 100 sayda sürdü. İlerleyen sayfalarda geriye ve ileri dönük anlatış teknikleri ile merakınızı cezbedebilir ama sürekli aynı konular üzerinde durması, aynı mesajın beş on sayfa sonra sürekli olarak tekrarlanması bir yerde bende ''acaba sürekli bundan mı bahsedecek'' düşüncesini oluşturdu.
Daha sonra Kıbrıs meselesi ile aşk konusunu sanki bağdaştıramamış, ikisini birbirine kenetleyememiş gibi geldi.Böyle düşünmemin nedeni; evet aşkı hissediyorsunuz hatta oğlanla kızın arasında kıvılcımı o kadar iyi görüyorsunuz ki daha sonra birden yazarın Kıbrısı ele almasıdır. Romanda kopuklukları, atlamaları hissetmemin bir nedeni daha da anlatım tekniğidir. Yazar bir meseleden bir meseleye atlarken, önceki konuyu unutmuş gibiydi.En sonunda ise iyi toparladığını, sanki kitap okumuyor da karşınızda sizinle sohbet ediyormuşcasına bir hava verdiği görülüyor.Ve esas oğlanımız Murat'ın burada kişiliğini irdelemesi, hayatı sadece kendi kurduğu odada yaşayamayacağını göstermesi bu gibi insanlar için iyi bir örnek teşkil etmiş.Bazı kitaplar otomatikman kendisini okuturken bazıları ise sabır ister, bu roman benim sabır gösterdiklerimdendi her ne kadar beğensem de.
ataç ikon Yaz
kitaba 7 verdi
2 beğen · 1 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
,
18.06.16 beğen cevap
Yasemin Pforr

Yasemin Pforr

@yaseminkivircik

Pascal Mercier'in Lizbon'a Gece Treni'ni okurken, bir ara vermek için, Kürşat Başar'ın son kitabı Yaz'ı okudum dün gece. Mercier'in beni derin deşen, beyin kıvrımlarımın, yürek odacıklarımın içinde binlerce tur attırarak yoran kitabına karşılık, okuması kolay, akıcı olacağını bildiğim Kürşat Başar kitabı.
Bana göre bir aşk yazarı Kürşat Başar. Aşkın içinden geçmişlerin çok yakından tanıdığı iniş, çıkışlar, sorgulamalarla beziyor kurgusunu. Aşk, insanın kendisiyle de yüzleşmesidir aynı zamanda. Bu yüzleşmeleri anlatıyor kitabında. Başucumda Müzik'teki gibi. Bu anlamda çok yeni bir şey sunmuyor kitap.
Ana karakter bir yazar. Bu nedenle yazmak ve edebiyatla ilgili tespitleri de var kitapta. Bunlar güzel.
Kurgu olarak, Kıbrıs'ta ki Türk- Yunan meselesine değinmiş azıcık. Bana göre eksik kalmış. Ya daha az bahsetmeliydi ya da biraz daha derin anlatmalıydı. Kitabın sonu ise tam bir Türk filmi havasında. Açıkçası Başar'dan daha başarılı bir kurgu beklerdim. Bu anlamda Başucumda Müzik daha başarılı bence.
Aşka dair kafanızda sorular varsa, hızlı okumak istiyorsanız okunabilecek bir kitap. Ben bir gecede bitirdim kitabı. Aşkla ilgili tespitlerini beğendim. Ancak edebiyat anlamında zayıf kalmış bir kitap.
ataç ikon Yaz
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum
burcuuuuk

burcuuuuk

@burcuodaci

Yaz'da, olaylar Kıbrıs'ta başlıyor ve İstanbul'da devam ediyor. Bu süreçte annesini bebekken kaybetmiş bir çocuğun büyümesine şahit oluyoruz. Kıbrıs'taki Türk-Rum çatışmalarının en hararetli dönemine rastlayan çocukluk döneminde de babasını kaybedip ninesiyle birlikte İstanbul'daki amcasının yanına yerleşen bir çocuk. Bu acımasız hayatın amcasını da elinden almasından sonra kahramanımız amcasının kendisine bırakmış olduğu kitaplara sarılıyor sımsıkı. Kitapların dünyasından bir koza örüyor kendisine. Sonra bir gün kelebek olup çıkıyor kozasından ve böylece hayatında daha doğrusu duygu dünyasında bir takım değişiklikler oluyor. Devamını merak edenler kitabı okusun lütfen :)

Bu kitapta sevemediğim tek şey, yazarın yaşamış olduğunu iddia ettiği büyük olayı bir türlü anlatmaması ve her iki-üç sayfada bir anlatacağını söyleyip durmasıydı. Haa sonunda anlattı da ne oldu derseniz bana göre olay çok da büyük değildi. Kitabı okuyup bitirdiğimde "vay be" dedirtmedi. Ama dili öyle güzeldi ki ve anlatımı o kadar akıcıydı ki bu kitap kendini okuttu.
ataç ikon Yaz
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum
Siyah

Siyah

@mervesaskin

Üslubuna hayran kaldığım kitap diyebilirim'' Yaz başlayınca insanlar akın eder, eylül başında okullar açılınca geri döner, yollar ıssızlaşır, hüzünlü bir şarkı gibi yapraklar dökülmeye başlar ve öylece yerde kalırdı. Derken yağmurlar başlar, deniz yemyeşil olur, sanki tanımasanız da herkes sizi bırakıp gitmiş gibi bir yalnızlık hissedersiniz... Artık sandıktan kazakların çıkma zamanıdır... Herkes gider, siz kalırsınız. Öyleydi, herkes gider ve ben kalırdım. Onun için yaz, içinde bitmesini hiç istemediğim eşsiz anlar ve aynı zamanda hiçbir şeyin, hiç kimsenin sonsuza dek benimle kalmayacağını anladığım ayrılıkların mevsimiydi. Ve belki de bu yüzden onu gördüğüm an içimde yükselen o mutluluk ve heyecan aynı anda tanıdık bir korkuya dönüşmüş ve ona, “Yaz,” demiştim.” Fakat kitapta sürekli gözümü tırmalayan yazım yanlışları var şey kelimesinin bitişik yazılması ve sayıların yazımı gibi kitabın editörü umarım diğer baskılarda bu hataları düzeltir.
Kürşat Başar / #YAZ
ataç ikon Yaz
kitaba 6 verdi
2 beğen · 0 yorum

Yaz - S41

BELKİ DE BU ÖYKÜYÜ ANLATMAYA O ÇOK SOĞUK YILBAŞIYLA BAŞLAMALIYIM.
dilekizaruuss tarafından eklenmiştir.
Oz

Oz

@oznurs26

Bitmesin diye bir kitabın son sayfalarında durup bütün hikayeyi yeniden, yeniden hatırlamak gibiydi.
ataç ikon Yaz
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum
Şeyma

Şeyma

@seymasgz

Birileri daha büyük evlerde otururken ötekiler daha küçük evlerde oturuyor, herkes daha büyük bir evde oturmak için çabalıyor ama sonunda herkes ancak kendi sığacağı kadar küçük bir toprak parçasına gömülüp unutuluyor.
Hepsi buydu.
Bütün bir hayat buydu işte.
ataç ikon Yaz
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
Oz

Oz

@oznurs26

Erkekler bir kadının hayatına girmeyi zor sanırlar, aslında bir kadının hayatından çıkmak zordur.
ataç ikon Yaz
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
7 beğen · 0 yorum
Oz

Oz

@oznurs26

İçinizdeki birini, düşünmemeye çalışarak unutamıyorsunuz.
ataç ikon Yaz
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
5 beğen · 0 yorum
Göçebe

Göçebe

@gulkurusu

Onu gördüm ve içimde bir şarkı caldı.
Onu gördüm ve aklıma gelen ilkşey çocukluğum oldu
Onu gördüm ve sanki içimdeki fırtına dindi.
Onu gördüm ve daha önce bana birşey anlatamayan şiirler bir anda anlam kazandı.
ataç ikon Yaz
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
5 beğen · 0 yorum