up
ara
‹ İvan İlyiç'in Ölümü

İvan İlyiç'in Ölümü Kitap İncelemeleri

ruken al

ruken al

@rukenal

İvan İlyiç’in ölüme giden hikayesiyle herkese merhaba. İvan İlyiç; işini seven, söz konusu kendini alakadar konular olunca insanlara yardımcı olan, insanlarla iletişiminin iyi olmasını isteyen ve bunun için çaba gösteren bir yargıçtır. Evlilik gibi bir düşüncesi bile yokken o da çoğu insanın yaptığını yapar, kendine uygun olduğu için ve etkilendiğini düşündüğü için ani bir kararla evlenir. Bu evliliğinde hayal kırıklığı yaşasa da tıpkı herkes gibi evliliğinin nimetlerinden de yararlanır. Nedir bu nimetler: evini temizleyen, ona sıcak yemekler pişiren ve tabiki de geceleri onu kısa bir süreliğine cennete götüren aşk oyunlarını yaşatan bir eş! Ondan sonrası yine mutsuzluk, yine yalnızlık...İvan İlyiç de diğer herkes gibi evinde mutsuz oldukça kendini işine veren ve bunu hırsla yapan insan modelini oluşturur. İşinde iyi oldukça, sağlıklı oldukça mutlu ve mutsuz ettiğini düşündüğü gerçekleri sorgulama ihtiyacı duymaz, hayatın amacını sorgulamaz yine tıpkı diğer çoğu insan gibi. Ta ki onu ölüme götüren hastalıkla tanışıncaya kadar. Hastalık ile birlikte yaşamı boyunca güldüğü, onu mutlu veya mutsuz eden şeylerin sorgusunu yapmaya başlar. Ona her şey boş, herkes iki yüzlü gelmeye başlamıştır. Sağlıklıyken aklına gelmeyen şeyler ölüme doğru giderken aklına gelmeye başlamıştır. Ve İvan İlyiç yine herkesin tehlike anında, ölüm anında kullandığı: “Hayatım bir film şeridi gibi gözümün önünden geçti” deyişle yola çıkar; geçmişin tüm hazlarını, tüm anılarını, acılarını sorgular. “Ben kimdim?”, “Yaptıklarımın bana ne faydası oldu?”, “Bunca şeye değer miydi?”, “Bu hayatı yaşadım mı?”, diyerek ölümü beklemeye başlar.
Tolstoy bu kısacık kitapta “ölüm”ve “yaşam” gibi birbirinden ayrılmaz iki olguyu İvan İlyiç’in 45 yıllık hayatı üzerinden biz okuyuculara yaşamı, ölümü en çok da ölümü beklemenin çaresizliğini sorgulatmayı başarıyor, bizlerin bunu hissetmemizi sağlıyor. Herkes gibi kelimesini çok kullandım farkındayım fakat İvan İlyiç’in hikayesi aslında bu anları yaşayan, yaşayacak herkesin hikayesidir, ölümü hissedince hayatını sorgulayacak olan hepimizin hikayesidir.
Hepinize iyi okumalar diliyorum.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi
8 beğen · 0 yorum
T. Dmrc

T. Dmrc

@demirci3557

Çok çarpmadı bu eser beni. Tolstoy olunca yazarı bir alt üst eder diye beklemiştim belki. Her canlının öleceğini hissettiği, ölüme koşarak giderken yaşayabileceği bir ruh hali. Okununca elbette güzel ama okunmamış olması bir kayıp değil .
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 6 verdi
3 beğen · 0 yorum
Hakan Eröztekin

Hakan Eröztekin

@cikolataadam

Acı ve Boş
Romanda hayatı boyunca günlerini mutlu bir şekilde geçirmiş bir adamın son günleri anlatılıyor. İnsanlara değil kendi hazlarına değer veren İvan, son günlerde yine sırf acı çekiyor diye onların da aynısını yaşamasını istemeye başlar.

Tolstoy, karşılıklı ilişkilerin ve diğerlerine verilen değerlerin yozlaştığı bir toplumun nasıl olabileceğini bize çok güzel yansıtıyor.

Daha da acısı, günümüzde pek çoğumuz toplumdan kopup bireyselliğimize çekiliyor ve eşe dosta değer vermeyip yalnızca kendi zevklerimizin peşinden koşuyoruz.

Ne acı.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
5 beğen · 0 yorum
Baba Vanga

Baba Vanga

@nietzscheninkizi

Ağrıyı ve acıyı hissetmek
Bazı hastalıklar başlarda önemsiz görünür. Hiç umursamaz, birazdan geçer dersiniz ama geçmez. Aksine giderek artar ve insanı kemiren vahşi bir hayvan gibi kurudur.
Ağrı o kadar artar ki ölsem diye düşünürsünüz. Ağrıdan bayılmak var ki o son saniye dünya gözünüzde bir susamdan daha küçük görünür.
Bağırmaktan boğazınız yırtıldığında morfin verirler. Şansınız varsa birkaç saat uyursunuz ama bazı ağrılar vardır ki beş dakika sonra aynı ağrıyla uyanır ve ağlamaya başlarsınız.
İvan'ın ölümünden ziyade çektiği ağrılardır önemli olan. O ağrılarda sinirli olmayan bir hasta yoktur. Bir yandan vicdan azabı diğer yandan ağrı... Hayat daha da ufalır gözünüzde.
Kitabı okurken İvan'ın ağrılarını hissettim. Hissettiklerini hissedebildim.
Velhasılı kelam ağrısız acısız ölüm güzeldir.
İvan'a, Tolstoy'a toprağınız bol olsun diyelim.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
Black Garden

Black Garden

@blackgarden

Hepsi Bu
Hayatınızda neyi tecrübe etmişseniz, neleri öğrenmişseniz bunların hepsi bir ölüme bakıyor. İvan İlyiç hakkında da hatırlanacak tek şey ölmüş olması. İvan İlyiç öldü, hepsi bu.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum
Rogojin

Rogojin

@rogojin

Ölürken bizi en çok korkutan şey iyi ve doğru yaşamamış olmak olabilir mi? Belki ömrümüzü yaşadık ama gerçek bir hayat sahibi olamadık..seçimlerimiz belki de hepten yanlıştı? İvan İlyiç'in bu soruyu, her ne kadar önce reddetse de, düşünmek için zamanı oluyor. Yaşayanlar arasından ölenler arasına doğru yavaş yavaş yürürken aynen Joyce'un muazzam güzellikteki hikâyesi 'Ölüler'deki çekingen Gabriel gibi, hani kar bembeyaz ve lapa lapa İrlanda topraklarına ve mezarlarına, gece vakti, bütün yaşayanların ve ölülerin üzerine yağarken düşündüğü ve hissettiğine benzer bir biçimde, hepimiz gibi birer birer bir gölgeye dönüşürken, düşünüyor bu soruyu: Gabriel için bu sorunun cevabı bir zamanlar herşey demek olan şeylerin artık eskimiş, sönmüş olduğunu görmekti; eşine duyduğu büyük aşk gibi, ayrıca pencerelere vuran karın sesini dinlerken kendisinin de eşinin de aynen ölümlerini beklediği teyzeleri gibi birer birer gölgeye dönüştüğünü duyumsamak ve bunu kabullenmekti. İvan İlyiç, Gabriel'den çok daha sert bir yüzleşme yaşıyor; öncelikle asla aklına gelmiyor bu soru, yaşama arzusu herşeyden yoğun, aynı değerlerle, aynı heyecan ve coşkuyla istiyor bunu; ne zamanki ağrılar şiddetleniyor ve vücudu ona eskisi gibi itaat etmeyeceğini net bir şekilde hissettiriyor, o zaman içinden yükselen o sesi bastıramaz oluyor İvan İlyiç: gerçekten doğru yaşamadı mı? Yanlış mıydı bütün hayatı?

Bu sorunun hepimizi muhatap aldığı ve sormak zorunda olduğumuz bir soru olduğu ortada. Tolstoy hayatımızı ve ölümümüzü değerlerle anlam kazanan, yüzeysel ama görünüşte geleneksel ve tasdik edilen değerlerin sahteliği üzerinden bir yüzleşme, arınma süreci gibi gördüğüne işaret ediyor ölüme yürürken İvan İlyiç. Bunu belki irkiltici gelebilecek bir üslûpla yapıyor; hastalığın sebep olduğu acılar ve bedensel eziyetlerle beraber ruhun ölüm gerçeği sebebiyle çektiği ızdırapları bu şekilde anlatabilen bir eseri en azından ben okumadım. Ruhun kıvranışı bedenin çektiği eziyetten daha ürkütücü, daha korkutucu; yaşanmamış bir hayatın verdiği vicdan azabı daha sarsıcı, yıpratıcı belki de.

Kitap çok rahat okunan, sadeliği dikkat çekici; yalın bir dille yazılmış; karakterler son derece gerçek hissi veriyor. Açıkçası önceden okumadığım için biraz kızdım kendime. Ayrıca Elizabeth Kübler-Ross'un ölümle ilgili araştırmaları üzerine yazdığı kitaptakine benzer bir anlayışı burada görmek de çok güzeldi.

İvan İlyiç'in Ölümü'nü herkese öneriyorum.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
6 beğen · 0 yorum
Barış Altınbıçak

Barış Altınbıçak

@barisaltinbicak

Okurken hissediyorsunuz
Hikayeye ölüm ile başlanması çok etkileyici olmuş. Yazar ilk başta İvan İlyiç'in hayatını kusursuz gösteriyor. Sonlara doğru yaklaşan ölümü ile İvan İlyiç'in ağzından hayatın boş olduğuna kusursuz bir şekilde dikkat çekiyor.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum
Balık

Balık

@balikadam

Benmerkezcilik
Teşhisi konulamayan hastalığa yakalanan bir adamın hikayesi.. Durumu ilerliyor ve bunu takıntı haline getirdiğinden ruh hali günbegün kötüye gidiyor. Kitapta en çok dilkatimi çeken nokta; kahramanın dünyada tek önemli şeyin kendi hastalığı olduğunu düşünmesi. Örnek olarak: kızının evliliğe doğru adım atması ya da karısının yeni bir koltuk takımı alması gibi beşeri olayların hiç birinin bir değeri yok. Ve kuruntu öyle bir noktaya geliyor ki kendi hastayken insanların nasıl eğlenebildiklerini, karısının ve kızının nasıl olur da normal hayatlarını sürdürebildiklerini sorguluyor.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
2 beğen · 0 yorum
YunusEmre

YunusEmre

@yunusemre30

Kaderden kaçınılmaz
Güzel ve yalın bir kitap . İvan İlyic in hastalığının ne olduğu kendisi icin muamma , hayatında herşey cok güzel giderken kariyeri acısından parlak bir donem geçirirken , aile hayatında hiç cok fazla mutlu olmayan karısının devamlı şikayetlerini çeken ve bunların karşısında sakinliğini koruyan bir insan . Ansızın gelen hastalığı onun hastalığına bir çözüm bulunulamamasi artık kendisininde olecegini bilmesini konu alan bir kitap . Güzel okumanızı tavsiye ederim:)
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

ARMN-2016/4/156 Sayfa - İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ
İVAN İLYİÇ'İN ÖLÜMÜ

Hikâyeler;Lev Nikolayeviç Tolstoy;Engin Yayıncılık / İkinci baskı 1993; Türkçesi:Mehmet Özgül

T.Bilişim'den Deniz arkadaşımla 16 Ocak 2016 Cumartesi günü kitaplar ve yazarları üzerine sohbet etmiştik.KÖR BAYKUŞ novellasından bahsettim; pek heyecanlandı.Okurum,dedi.Birlikte bizim eve uğradık.Sâdık Hidâyet'in bu 73 sayfalık başyapıtı ile Stefan Zweig'in SATRANÇ başlıklı kitabını verdim Deniz'e.

Bugün bana uğradı.Kitaplarının arasından birkaçını getirmiş okuyayım, diye. Okuyup geri getiririm,dedim.Kitabın sahibi yoktur,okuduktan sonra birilerine verebilirsin,dedi.Sağ olsun.

Yazarımızın bu "İvan İlyiç'in Ölümü" başlıklı eserini okuyacağım...

Çarşamba,27 Ocak 2016
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba puan vermedi
0 beğen · 0 yorum
Serkan Cakirer

Serkan Cakirer

@serkancakirer

Ölecek bir adamın ruh hali ancak bu kadar güzel anlatıldığı yapıt.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
1 beğen · 0 yorum
Sezgin Taşcı

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Ölüm...
Kitabın başında İvan İlyiç'in ölümü haberinin alınması ile birlikte ilk karşılaştığımız konu arkadaşları arasında hızla geçen içsel hesaplar oluyor. Mevkilerde olacak değişiklikler yükselmeler, yani çıkar hesapları.

"İvan İlyiç'in sıradan, basit ve bir o kadar da ürkütücü bir hayat hikayesi vardı" diye başlayan ve devam eden sonraki bölümlerde ilk karşımıza çıkan konu yönetici sınıfın bilgisizliğine, beceriksizliğine rağmen sahip olduğu mevkiler konusu. Bunu şurada net şekilde görmekteyiz:
"...buralar öyle yerlerdir ki, böylesi koltuklara ulaşabilen insanların ellerinden doğru dürüst bir iş gelmeyeceği açıkça görülmesine karşın uzun hizmet geçmişleri ve sahip oldukları unvanlar düşünülerek bunların hizmetlerine son verilmez..."
Yine devam eden bölümlerde hastalığıyla ilgili başvurduğu "ünlü" doktorların hepsinin hastalığına birbirinden farklı tanılar koyması(ki aslında belli bir tanı da koyamıyor ve ihtimalleri veriyorlar ve sonuç çıkmaz ise o zaman da şu olabilir diye devam ediyorlar), tanılar gibi farklı ilaçlar vermesi ile devam eden bölümlerde "ünlü" vurgusunu yapması da aslında bu konumdakilerin bir ti'ye alınışı. Ve bu doktorların betimlemesinde kullandığı "...yapmacıklı ciddiyet, azametli doktor havaları..." şeklindeki tanımlama da Tolstoy'un bu kişilere bakışını net olarak veriyor.

Yine bu sınıfa getirdiği bir eleştiri ise İvan İlyiç'in hukuk okurken iğrenç bulduğu birçok davranışın üst sınıflardaki kişilerde de olduğunu gördüğünde bunları artık kötü bulamamaya başlaması ile görüyoruz.

Kitapta vurgusunu en sık gördüğüm diğer bir konu umursamazlık. Örneğin:
"Doktorun karar özetinden İvan İlyiç'in çıkardığı sonuç şu oldu: Durumu kötüydü ve onun durumunun kötü olması doktorun da, başka herhangi birinin de umurunda değildi, çünkü durumu kötü olan oydu." şeklinde anlatılan bölüm ya da içinde çıkar hesaplarının da bulunduğu;
"Bu ölüm, geride kalanlarda bir yandan memuriyetle ilgili yükselme, yer değiştirme hesaplarına yol açarken, bir yandan da ölenin yakın bir dost olduğu durumlarda hemen hep olduğu gibi 'ölen ben değilim, o' duygusundan kaynaklanan bir sevinç de yaratmıştı" şeklindeki kısım ile yine net şekilde ortaya koyulurken başkalarının acılarına insanların ne derece kapalı olduğunu da aile içinde, eşi olsun kızı olsun hastalığına verdikleri önem! derecesinin düşüklüğü ile bir kere daha vurguluyor. O kadar ki hasta olan İvan İlyiç'in ilgiden uzak ve ilgiye muhtaç geçen süreçte uşağı Gassim'in ilgisine kendisini kaptırması ve zamanını hep onunla geçirmek istemesi hatta dünyada kendisini olduğu gibi anlayan, yalan dolandan uzak bir şekilde kendisine olduğu gibi, yani ölmek üzere olan biri gibi davranan tek kişi olduğunu düşünmesi, diğerleri gibi bu durumu gizleyen ya da anlamayan tavırlardan uzak olması düşünceleri İvan İlyiç üstünden aile içi bağlara da getirilen bir eleştiri niteliği taşıyor.
İlk bölümde arkadaşı Pyotr İvanoviç'in yeni oluşan durumda kendi mevki hesaplarını yapmasıyla birlikte zorunlu görevi cenaze ziyaretini yaptığında, İvan İlyiç'in eşi Praskovya İvanova dul maaşı ile ilgili sorular sorarak çıkarların ölümün ilk günlerinde aile içindeki şeklini de karşımıza getiriyor.

Bunun dışında kalan bölümlerde İvan İlyiç'in ölüme giden yolda yaşadıklarını; içsel dramını okuyoruz.
Ölümü sorgulandığı bölümler yine kitabın en can alıcı yerleri olarak insanı düşünmeye sevk ediyor.
Tolstoy ölümün herkesin başına geleceği ama bunu düşünmeden yaşadığımızı, ölmek düşüncesinin yukarıdaki verdiğim alıntılarda da 'benim başıma gelmedi, onun başına geldi' yaklaşımı ile aklımızın en uzak köşesinde ölümün yaklaştığını hissettiğimiz o an'a kadar gizli saklı varlığını devam ettirdiğini, ortaya çıkınca da bizden başka kimsenin tam manasıyla umurunda olmadığını acı ile görüşümüzü anlatıyor. Bunu yine kitaptan bir alıntı ile verirsem;
"Umurlarında değil, oysa onlar da ölecek. Ne aptalca. Önce ben öleceğim, onlar daha sonra, ama onların da başına aynı şey gelecek. Oysa onlar gülüp eğleniyor"

Ölüme giden süreçte ölüm yaklaştıkça İvan İlyiç'in ölümü sorgulaması da artıyor, kabullenemiyor. Bunu şöyle ifade ediyor:
"Benim ölmem olacak şey değil! Tek kelimeyle korkunç bir şey bu!"
Ölümü düşünmeden geçen hayatında artık ölümü düşünmeden hiçbir anının geçmemesi onu yoruyor ve "...ölüm düşüncesinin üzerini örten, onu uzaklaştıran, yok eden her ne varsa şimdi hiçbiri işlevini yerine getirmiyordu." diyerek yaşadığı hayatın verdiği ızdıraptan yakınıyor. Neden öldüğü sorgulamasını yaparken, iyi bir yaşam sürdüğünü düşünüyor, mutlu anlarına tekrar dönmek istiyor ama düşündüğü zaman mutlu geçen anılarını bulamıyor. "Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?" şeklindeki geçmişinin sorgulamasıyla da okuyucuyu hayatını tekrar gözden geçirmeye itiyor. Ve güzel bir soru ile bizi düşünmeye ve bulmaya yönlendiriyor Tolstoy:

"Evet her şey yanlıştı, ama yararı yok. 'Yapılması gereken şey' yine de yapılabilir. İyi de, yapılması gereken 'şey' ne?
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
10 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Ölümü kabullenemeyen, ölüm korkusuyla kendi içinde büyük bir hengameye girişen bir zat-ı muhteremin çarpıcı içsel savaşı. Her birey yaşamıştır aslında bunu. Ölüm nedir? Neden vardır? Madem öleceğiz neden yaşıyoruz? Cevaplanması zor sorular ve ayrıyetten insanı inanılmaz bir boşluğa sürükleyen sorular...
Kitap da bu konuları çok güzel işlemiş. Yükselme hırsıyla hayatını sürdüren bir bireyin ölümü yaklaşmaya vakit ne kadar boş yaşadığının farkına vardığını belirtmiş. Lakin başka şey de yapsa yine de bir yalanın imgenin peşinden gitmiş olmayacak mıydı? Sonuçta ölecektin... Ne yapsan ne etsen de yollar hep ölüme çıkacaktı..
Tavsiyelik bir eser olduğu kanaatindeyim. İnsana etki eden kitaplardan. Kitaptan sonra True Detective dizisindeki şu replik aklıma gelmedi değil. Aslında bu soruyu çok güzel ve mantıklı bir sonuca ulaştırmış:

"Bence insan bilinci evrimde trajik bir şekilde ilerledi. Çok fazla bilinçlendik. Doğa kendinden bağımsız bir bakış açısı yarattı. Bizler doğa kanunlarına göre var olmaması gereken yaratıklarız. Hepimiz bir yanılsama içindeyken, duyusal deneyimler ve hislerin gelişimi sayesinde birey olduğumuzu sanan fakat, aslında bir hiç olan bireyleriz.
Bence türümüzün yapması gereken en onurlu davranış, programlamamazı reddedip üremeyi durdurmak ve hep birlikte soyumuzu tüketerek kardeşçe bu haksızlığa son vermektir.
- O halde neden sabah yataktan kalkıyoruz ki?
+ Ben de kendime bunu soruyorum. Ama aslında bu sorunun cevabı, intihar etme cesaretimin olmamasıdır."


Ya da bir başka kitaptan (Babalar ve Oğullar) alıntıyla bu konuyu bir nihayete vardıralım:

"Ben ise...
+ Sen ise?
- Ben ise düşünüyorum. İşte burada, saman yığının yanında yatıyorum... Vücudumun kapladığı daracık yer, geriye kalan boşluğun, benim bulunmadığım, benimle ilgisi olmayan boşluğun yanında o kadar küçük kalıyor ki! Yaşayabileceğim süre de, benden önce var olan benden sonrada devam edecek olan, sonsuzlukla ölçülünce o kadar önemsiz ki! Buna rağmen, bu bedenin içinde, kan dolaşıyor, beyin çalışıyor, istekler doğuyor. Ne saçmalık, ne boş şeyler!"
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
8 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Unutulmaz Bir Eser
Sadece 85 sayfalık bir kitap. Bitirdiğiniz anda hayatı sorgulamanıza sebep oluyor. Ölüm döşeğinde bulunan İvan İlyiç'in kendisi ile hesaplaşması, doktorların bitmek tükenmek bilmeyen saçmalıkları, insanların ölen kişi kendileri olmadıkları için şanslı olmalarını düşünmeleri...

Kısa bir kitap, ölüm hakkında ne varsa dökmüş ortaya. Mutlaka tavsiye ederim.
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
kitap sayesinde o mutlak son hakkında biraz düşündüm ilk korktuğumu sandım ondan,biraz daha düşününce anladım ki korktuğum ölüm değil hayatımı gerçekten yaşayamadan ölmek .
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
/ 2