up
ara
‹ Tüm İvan İlyiç'in Ölümü İncelemeleri

İvan İlyiç'in Ölümü Kitap İncelemeleri

Sezgin Taşcı

Sezgin Taşcı

@sezgintasci

Ölüm...
Kitabın başında İvan İlyiç'in ölümü haberinin alınması ile birlikte ilk karşılaştığımız konu arkadaşları arasında hızla geçen içsel hesaplar oluyor. Mevkilerde olacak değişiklikler yükselmeler, yani çıkar hesapları.

"İvan İlyiç'in sıradan, basit ve bir o kadar da ürkütücü bir hayat hikayesi vardı" diye başlayan ve devam eden sonraki bölümlerde ilk karşımıza çıkan konu yönetici sınıfın bilgisizliğine, beceriksizliğine rağmen sahip olduğu mevkiler konusu. Bunu şurada net şekilde görmekteyiz:
"...buralar öyle yerlerdir ki, böylesi koltuklara ulaşabilen insanların ellerinden doğru dürüst bir iş gelmeyeceği açıkça görülmesine karşın uzun hizmet geçmişleri ve sahip oldukları unvanlar düşünülerek bunların hizmetlerine son verilmez..."
Yine devam eden bölümlerde hastalığıyla ilgili başvurduğu "ünlü" doktorların hepsinin hastalığına birbirinden farklı tanılar koyması(ki aslında belli bir tanı da koyamıyor ve ihtimalleri veriyorlar ve sonuç çıkmaz ise o zaman da şu olabilir diye devam ediyorlar), tanılar gibi farklı ilaçlar vermesi ile devam eden bölümlerde "ünlü" vurgusunu yapması da aslında bu konumdakilerin bir ti'ye alınışı. Ve bu doktorların betimlemesinde kullandığı "...yapmacıklı ciddiyet, azametli doktor havaları..." şeklindeki tanımlama da Tolstoy'un bu kişilere bakışını net olarak veriyor.

Yine bu sınıfa getirdiği bir eleştiri ise İvan İlyiç'in hukuk okurken iğrenç bulduğu birçok davranışın üst sınıflardaki kişilerde de olduğunu gördüğünde bunları artık kötü bulamamaya başlaması ile görüyoruz.

Kitapta vurgusunu en sık gördüğüm diğer bir konu umursamazlık. Örneğin:
"Doktorun karar özetinden İvan İlyiç'in çıkardığı sonuç şu oldu: Durumu kötüydü ve onun durumunun kötü olması doktorun da, başka herhangi birinin de umurunda değildi, çünkü durumu kötü olan oydu." şeklinde anlatılan bölüm ya da içinde çıkar hesaplarının da bulunduğu;
"Bu ölüm, geride kalanlarda bir yandan memuriyetle ilgili yükselme, yer değiştirme hesaplarına yol açarken, bir yandan da ölenin yakın bir dost olduğu durumlarda hemen hep olduğu gibi 'ölen ben değilim, o' duygusundan kaynaklanan bir sevinç de yaratmıştı" şeklindeki kısım ile yine net şekilde ortaya koyulurken başkalarının acılarına insanların ne derece kapalı olduğunu da aile içinde, eşi olsun kızı olsun hastalığına verdikleri önem! derecesinin düşüklüğü ile bir kere daha vurguluyor. O kadar ki hasta olan İvan İlyiç'in ilgiden uzak ve ilgiye muhtaç geçen süreçte uşağı Gassim'in ilgisine kendisini kaptırması ve zamanını hep onunla geçirmek istemesi hatta dünyada kendisini olduğu gibi anlayan, yalan dolandan uzak bir şekilde kendisine olduğu gibi, yani ölmek üzere olan biri gibi davranan tek kişi olduğunu düşünmesi, diğerleri gibi bu durumu gizleyen ya da anlamayan tavırlardan uzak olması düşünceleri İvan İlyiç üstünden aile içi bağlara da getirilen bir eleştiri niteliği taşıyor.
İlk bölümde arkadaşı Pyotr İvanoviç'in yeni oluşan durumda kendi mevki hesaplarını yapmasıyla birlikte zorunlu görevi cenaze ziyaretini yaptığında, İvan İlyiç'in eşi Praskovya İvanova dul maaşı ile ilgili sorular sorarak çıkarların ölümün ilk günlerinde aile içindeki şeklini de karşımıza getiriyor.

Bunun dışında kalan bölümlerde İvan İlyiç'in ölüme giden yolda yaşadıklarını; içsel dramını okuyoruz.
Ölümü sorgulandığı bölümler yine kitabın en can alıcı yerleri olarak insanı düşünmeye sevk ediyor.
Tolstoy ölümün herkesin başına geleceği ama bunu düşünmeden yaşadığımızı, ölmek düşüncesinin yukarıdaki verdiğim alıntılarda da 'benim başıma gelmedi, onun başına geldi' yaklaşımı ile aklımızın en uzak köşesinde ölümün yaklaştığını hissettiğimiz o an'a kadar gizli saklı varlığını devam ettirdiğini, ortaya çıkınca da bizden başka kimsenin tam manasıyla umurunda olmadığını acı ile görüşümüzü anlatıyor. Bunu yine kitaptan bir alıntı ile verirsem;
"Umurlarında değil, oysa onlar da ölecek. Ne aptalca. Önce ben öleceğim, onlar daha sonra, ama onların da başına aynı şey gelecek. Oysa onlar gülüp eğleniyor"

Ölüme giden süreçte ölüm yaklaştıkça İvan İlyiç'in ölümü sorgulaması da artıyor, kabullenemiyor. Bunu şöyle ifade ediyor:
"Benim ölmem olacak şey değil! Tek kelimeyle korkunç bir şey bu!"
Ölümü düşünmeden geçen hayatında artık ölümü düşünmeden hiçbir anının geçmemesi onu yoruyor ve "...ölüm düşüncesinin üzerini örten, onu uzaklaştıran, yok eden her ne varsa şimdi hiçbiri işlevini yerine getirmiyordu." diyerek yaşadığı hayatın verdiği ızdıraptan yakınıyor. Neden öldüğü sorgulamasını yaparken, iyi bir yaşam sürdüğünü düşünüyor, mutlu anlarına tekrar dönmek istiyor ama düşündüğü zaman mutlu geçen anılarını bulamıyor. "Belki de sürdürdüğüm yaşam, sürdürmem gereken yaşam değildir?" şeklindeki geçmişinin sorgulamasıyla da okuyucuyu hayatını tekrar gözden geçirmeye itiyor. Ve güzel bir soru ile bizi düşünmeye ve bulmaya yönlendiriyor Tolstoy:

"Evet her şey yanlıştı, ama yararı yok. 'Yapılması gereken şey' yine de yapılabilir. İyi de, yapılması gereken 'şey' ne?
ataç ikon İvan İlyiç'in Ölümü
kitaba 8 verdi
10 beğen · 0 yorum