up
ara

Bilinmeyen Adanın Öyküsü

- O Conto da Uha Desconhecida

Bilinmeyen Adanın Öyküsü Konusu ve Özeti

Bilinmeyen Adanın Öyküsü
Çatıdaki Pencere kitabının da yazarı Jose Saramago tarafından kaleme alınan Bilinmeyen Adanın Öyküsü kitabı Öykü (Çeviri), Roman türünde okuyucusu ile buluşuyor. Kırmızı Kedi Yayınevi yayınevinden 2012 yılında 9786054927579 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Bilinmeyen Adanın Öyküsü isimli kitap 64 sayfadan oluşuyor. Kitabı Türkçe'ye Emrah İmre çevirmiştir. Kitap Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Bilinmeyen Adanın Öyküsü kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yazar:
Çevirmen: Emrah İmre
Yayınevi: Kırmızı Kedi Yayınevi
ISBN: 9786054927579
Sayfa: 64 sayfa Basım Tarihi: 2012
"Bir adam kralın kapısını çalmış ve ona demiş ki, Bana bir tekne ver."

Bilinmeyen adaların kalmadığına inanılan bir dönemde bilinmeyen ada arama cesaretine sahip bir adamla böyle bir cesareti görüp hayatını değiştirebileceğine inanan bir kadının büyük usta Saramago'nun eşsiz anlatısında edebiyat tarihine geçen yolculukları böyle başlar. Emrah İmre'nin Portekizceden çevirisi ve Birol Bayram'ın desenleriyle okurun minör başyapıtlarından olacaktır Bilinmeyen Adanın Öyküsü.

"(...) ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum, o adaya ayak bastığımda kim olduğumu öğrenmek istiyorum, Bilmiyor musun ki, Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin, (...)"

"Saramago görünüşte sade bir öyküyü basit bir dille ve masum karakterlerle aktarıyor; okurlar, hayalperestler ve âşıklar psikolojik, romantik ve toplumsal altmetinleri fark edecektir."
-Publishers Weekly-
Sezgin Taşcı

Sezgin Taşcı

@sezgintasci - İstanbul

Doğrusu bu kadar sade bir anlatım beklemiyordum. Kitapta Nuh tufanına çok ağır göndermeler okuyacağımı düşünürken, varla yok arası ve gayet üslubunda bir atıf ile karşılaştım.

+++
Üşenenler için kısa inceleme:

Şu basit gibi görünen kitabın aslında çok derin anlamlar taşıyor olduğunu söyleyebiliriz.
Mesela Kral!
Sürekli armağanlar alan (sanırım armağan burada Tanrıya ibadeti temsil ediyor yani kralımız aslında Tanrı) ama diğer taraftan kendisinden bir şey istendiği zaman yani dileklere karşı cevap vermeye isteksiz Kral! Ve arada bir sürü dilekleri birbirine aktararak krala ulaştıran aracılar...

Yani kişiler ve olaylar aslında temsil ve göndermelerden oluşuyor. Yazar Tanrının duyarsızlığını eleştiriyor!
İnsanları eleştiriyor, insanların aramayı bıraktığı noktada aramaya devam ediyor vs.

"Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değil." diyor yazar. Bir ada arayışı ve kendini arayış durumu... Doğrusu yaratıcıya eleştirisi inancımla hiçbir şekilde uyuşmuyor fakat sade ve basit anlatımıyla güzel bir kitap olduğunu belirtmem gerek.

+++
Bu beni kesmez diyenler için detaylı inceleme:

Bazı yazarlar için özellikle yaşadığım bir durumdur, anlattıkları şeylere katılmadığım zamanlar, fikrim ve inancımla uyuşmadığı zamanlar olmasının benim o yazarın kaleminin gücünü es geçmeme engel olmadığını söylerim. Örneğin İsmet Özel'in oldukça fazla beni şaşırtan ifadesi, katılmadığım sözleri varken, şiirlerinin muazzamlığı gibi, ya da Saramago'nun kitaplarının alt metni ile inancım ve düşünce şeklim arasında fark olduğu halde onun aşmış bir yazar olduğunu inkar edemeyeceğim gibi...

"Bilinmeyen Adanın Öyküsü" kitabında en can alıcı bulduğum iki bölümden; okuyucunun anlayamamasına şaşırdığım iki bölümden, daha doğrusu şahit olduğum kadarıyla yanlış anladığı iki bölümden bahsetmek istiyorum izninizle. Ki bunlar da Saramago'nun gerçekten çok büyük yazar olduğunu bir kere daha ortaya koymaktan başka bir şey olmayacak. Düşünceleriyle (din konusunda) uyuşmuyor olmam bu gerçeği görmemi engellemiyor. Alt metni gören için de göremeyen için de okuyana bir şeyler katabiliyor Saramago.

Konuya dönersek:
Öncelikle bu kitapta kral kimdir? Alelade bir ülke yöneticisi mi? Ve diğerleri de onun yönettikleri mi?
Kral olmasa yani ülkede bir yönetici olmasa da o halk tekneleriyle açılabilir, dolayısıyla yönetici de halk var olduğu için yöneticidir ve dolayısıyla kral aslında bir hiç midir?
Aslında bu metinden; kitaptaki diyaloglardan bu anlamlar da pek tabi çıkarılabilirdi. Saramago sıradan biri, yani basit bir yazar olsaydı tabi.

Saramagoya göre kendini arayan baş karakterimiz nasıl kendini bulacaktır?
Cevap:
Dini ve toplumsal kurallar başta olmak üzere tüm kuralları reddederek... Onu kısıtlayan tüm kuralları reddetmesi, otoriteyi reddetmesi gerekiyor. "Otoriteyi reddetmek" İşte bu kitabı özetleyen cümle.


Kitap baştan sona neredeyse her yerde bas bas bağırdığı halde görülmemesi beni oldukça şaşırtan durum;
Kral'ın aslında Tanrı olduğu...

Dolayısıyla otoriteyi reddetmekle ne kastettiği daha iyi anlaşılıyordur sanırım. Öncelikle ve ilk olarak Tanrıyı reddetmek...

Ve kitaptaki şu diyalogda da, karakterinizin Kraldan yani Tanrıdan bir tekne istediği bölümün Tanrıya karşı bir isyan olduğu neresinden baksak bakalım anlaşılıyor sanırım.
"- sen kim oluyorsun ki sana bir tekne vereyim,
- sen kim oluyorsun ki bana bir tekne vermeyeceksin!
- ben bu krallığın kralıyım ve krallıkta ki tüm tekneler bana aittir,
- bu gidişle onlar sana değil sen onlara ait olacaksın, tekneler olmasa sen bir hiçsin, oysa tekneler sen olmasan da rahatlıkla açılabilir."

Altını çizerek:
"Sen kim oluyorsun ki bana bir tekne vermeyeceksin!"
"...sen bir hiçsin!"


Şuraya bu diyaloğu ilk okuduğumda aklıma gelen Mevlana İdris Zengin'in çok sevdiğim dizelerini ekleyip konuya sonra devam edeyim:

"Senin değil miyiz hepimiz
Senin değil mi her şey
Alırsın kime ne verirsin kime ne
Ve bu açtığımız eller senin değil mi
Senin değil miyiz hepimiz Rabbim
Bir yıldız bir ağaç bir buğday tanesi kadar "

Devam edelim:

Yine başka bir bölümde, kitabın başlarında, okuyanların bildiği üzere Kral'ımız tüm vaktini armağan kapısı önünde geçirir, dilek kapısının önündeki uzun kuyruğa ise homurdanmaların başladığı zamana kadar hiç dönüp bakmaz, duymamazlıktan gelir, bu kapıya baktığında da kendisi değil, uzun bir hiyerarşik sıralama ile sürüp giden katipler kuyruğunda son halkada bulunan temizlikçi vasıtasıyla şöylemesine bir bakıp da öğrenirmiş.


Eh... Kral'ımız Tanrı olduğuna göre armağan kapısı, ibadetlerin olduğu kapı; müslümanlar için örneğin; namaz, kurban, oruç vs.
Dilek kapısı da çok açık ki, duaların olduğu insanların isteklerinin ulaştırıldığı kapı olarak ele alınıyor.
Ve şöyle diyor:
"Kral daima armağanlarla meşgul olduğundan cevap vermekte gecikirmiş, ama eninde sonunda halkın refahı ve mutluluğu uğruna bir şeyler yapması gerektiğine karar verir(...) böylece emir yine bin türlü makamdan geçerek temizlikçi kadına ulaşır, kadıncağız da o anki keyfine göre evet veya hayır diye cevap verirmiş."

Son halkadaki Temizlikçinin takdirine kalmış bir halk...

Kulların kendisini yüceltmesi ve ona armağanlar sunmasından memnun olarak yaşayan (evet yaşayan çünkü böyle bir tanrı anca insan eliyle, kalemiyle, düşüncesiyle üretilir ve belli bir ömrü vardır) o ki kulu umursamayan hatta istekleri ile canını sıktıkları, keyfini, rahatını kaçırdıkları bir tanrı! (t küçük)
...

Tekrar ediyorum ki çok büyük bir kalem Saramago. Okunmalıdır. Ama doğru okunmalıdır.
5 yorum
Erguvan (@erguvan)
Kitaptan daha uzun bir inceleme olmuş ama takdire şayan :) Hem kitap okunmalıdır, hem de bu inceleme... Ama doğru okunmalıdır
09.03.16 beğen 2 cevap
Sezgin Taşcı (@sezgintasci)
,
09.03.16 beğen 1 cevap
Nil (@nill)
Emeğine sağlık. Ben de okuma listeme ekleyeceğim bu kitabı. Yazdığın inceleme çok faydalı oldu :)
09.03.16 beğen 1 cevap
ayse gülce (@aysegulce)
İlgi uyandıran bir inceleme olmuş, elinize sağlık.. Okuyacaklarım listesine ekledim :)
09.03.16 beğen 1 cevap
Sezgin Taşcı (@sezgintasci)
@hem-narin-hem-zorba @aysegulce teşekkürler :) faydalı olduysam ne mutlu. @erguvan seni hiç sevmiyorum biliyorsun :p
09.03.16 beğen cevap
Gülcan

Gülcan

@gulcann - Balıkesir

Bilinmeyen kendimize yolculuk
Okuduğum ilk Jose Saramago kitabı oldu. Ve çok çoook beğendim. Diğer kitaplarını da okumak isterim. Hatta istiyorum. Umarım onlardan da böyle zevk alırım. Kitap kısacık 60 sayfalık bir oturuşta okunabilecek bir kitap. Ben mesela yavaş okurum ama başlamamla bitirmem bir oldu. Kısa ama akıcı da bir kitap. Ayrıca içinde resimler de vardı. Çok severim resimli kitapları.

Neyse kitabın konusuna geçmeden önce yazarın yazım tarzıyla ilgili görüşlerimi belirtmek isterim. Noktalama işaretleri hakkında. Yazar kitapta nokta ve virgül dışında bir noktalama işareti kullanmamış ayrıca noktalar ve virgüller de bazen yanlış kullanılmış. Virgülden sonra büyük harfle başlamalar falan. Tamam tamam biliyorum bu bir teknikmiş. Yazarın hiç noktalama işareti kullanmadan yazdığı kitapları da varmış. Koskoca Nobel ödüllü yazar sonuçta, edebiyat dünyası kitaplarını böyle kabul ettikten sonra bana laf düşmez ama benim naçizane fikrim; böyle teknik mi olur yaa?

Ben şurada ufacık bir paragraflık bir yazı yazdığımda, virgülden sonra büyük harfle başlasam çıngar çıkarırlar. Nobel ödüllü biri yapınca teknik oluyor. İtirazım buna. Madem teknikler farklı farklı, dileyen dilediği gibi noktalamaları kullanmama ya da yanlış kullanma hakkına sahip. O zaman ben de yaptığım her yanlış için teknik der geçerim.

Edebiyat dünyası noktalama işaretleri konusunda bu kadar rahatken insanlar neden kasıntı anlamış değilim. Arada hiç noktalama işareti koymadan uzun uzun yazacağım. Anlayan anlasın. Bundan sonra de-da ları da yanlış yazdığımda teknik diyeceğim. ?

Kısaca konudan bahsedeyim. Bir adam var yani bir adam işte kim olduğu belli değil. Bir de kral ve hizmetli kız. Üç kişi. Adam bilinmeyen bir adaya gitmek istiyor. Konusu bu aslında. İsteyiş. Çok da anlatınca kitabı anlatıyorum gibi oluyor. Ayrıca felsefik bir kitap.

Herkes okusun, tavsiye ediyorum. Hayatınıza bir tatlışlık katın. Atın çantanıza ne bileyim bankada sıra beklerken bile okuyup bitirirsiniz.
17 yorum
Melike (@hiiccc)
Fok balıkları çok yalnız Gülcannnnn...!!!!!!!!!! Haberin var mı Saramago dirildi diyorlar...
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
Dirilmez dirilmez. ?
21.08.17 beğen cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
@semih-oktay;beğ duymasın beğendiğini :)?
21.08.17 beğen 1 cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Beğensin de Sayın Cevizkabuğu şimdi bu eser tam puanı hak ediyor mu? Sen söyle lütfen! Bir de dahi manasındaki "de" ile "da" takılarını yanlış yazacakmış da "teknik" diyecekmiş.Bana dokunmaz bu eylem Türkçemize dokunur.Virgülden sonra majüskül ile başlanır bazı durumlarda...Bunu da öğrensin!
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
@semih-oktay Abi ben hikayeyi beğendim. Ayrıca resimli kitapları çok severim. Hem sen demedin mi abi herkesin beğenileri klasikleri farklıdır. ?Görüşüme saygı duymalısın. ?Jose noktalama işareti kullanmayınca kendi dilini zedelemiyorsa ben de zedelemem. ?
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
@karacurin abi aşk olsun niye ispikliyorsun beni?
21.08.17 beğen cevap
BUKALEMUN (@karacurin)
?
21.08.17 beğen cevap
Melike (@hiiccc)
Sayin buyukler affiniza siginiyorum ama bu kitabin bir cevirir oldugunun farkindasiniz degil mi?
21.08.17 beğen cevap
Melike (@hiiccc)
Yani merak ettigim konu kendi dilinde noktalamayi az kullandiysa dahi bunlarinin kacinin yerinde olup olmadigin ne kadarindan eminsiniz?? Sorularim bu kadardi efenim tesekkurler :P
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
Yok. Hiç kullanmadıkları da varmış. Yani teknik açıdan kendi dilinde de böyle bir tercih yapmış. Önsözde yazıyordu.
21.08.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Jose'den bize ne diyeceğim olmayacak! Bir akım, bir moda,bir züppelik icat etmeye,icat etmese bile adından söz ettirmeye gayret eden ve bunu yapıyorken dilin kurallarına uymayan buna rağmen yazıdan,dilden para kazanmayı onuruna yedirenleri kınıyorum. Her kitapsever her klasik kitabı beğenir, diye bir kural yok elbette;olamaz böyle bir kural ayrıca,bu konuda haklısın Gülcan mamafih şu beğenilerimizde hakkaniyetli olalım.
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
Peki ?
21.08.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Öyle her esere 10 puan verirsen bir gün PARA romanını okuduğunda ne yapacaksın?
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
11 veririm. ?
21.08.17 beğen 1 cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Olmaz! Tam puan verirsin sırtına da yıldız kondurursun! ?
21.08.17 beğen cevap
Gülcan (@gulcann)
Olur. :) Yıldızlı pekiyi veririm ona da :)
21.08.17 beğen cevap
Semih Oktay (@semihoktay)
Bu ciddi bir romandır @gulcann.Öyle ikide bir gülüyorsun ya;dikkatini çekerim! ;)
22.08.17 beğen cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

Okuduğum en kısa romanlardan bir tanesi idi. Okurken oldukça da keyif aldım. Yazarı ilk Kabil kitabı ile tanımış olsam da bu kitabı ile sevgim arttı diyebilirim. Tamda benim gibi isim özürlü insanlar için yazılmış kitap , Çünkü kahramanların isimleri yoktu sadece, sıfatları vardı. Üstelik kitapta fazlasıyla kafa karıştıracak şahıslarda yoktu. Herkes olması ve gerektiği kadarıyla var idiler. Kitabın başlangıcı oldukça hoştu. Kralın emirlerinin yardımcılarından ve onun yardımcılarının yardımcılarının yardımcılarından en son hizmetçi kadına ulaşıyor olması. Karar mekanizmalarının ironik :) aslında işi yapan en altta ki tarafından verildiğini gösteren güzel bir örnek idi. ( Kararları veren aslında Hizmetçi kadın idi.) Kitapta bilinmeyen adayı bulmak isteyen bir adam vardı. Onun kralın istek kapısında ki kararlı tutumu ve ne istediğini biliyor gibi görünmesine rağmen , ondan büyük beklentilerler içinde olmama rağmen.. sayfalar ilerledikçe .. İstek kapısında halkın isteklerini alan hizmetçi kadının, ve karar kapısından aldığı kararla bir anda , bilinmeyen adayı arayan adamın peşine takılması ... ve onun bu amacında yanında olması .. özde kadının amaç falan umurunda değildi. Adamın yanında olma isteği onun aradığı bilinmeyen adanın öyküsü idi. Velhasıl .. Bu hikaye bilinmeyen adayı arayan adamın öyküsünden çok , bilge hizmetçi kadının bulduğu ada ( bilinmeyen adayı arayan adam ) onun peşinden sürüklenmesinin öyküsü idi :) ... Ve hizmetçi kadın karakteri bu öykünün baş kahramanı idi bana göre
0 yorum
Beyhude

Beyhude

@mamafih - Ankara

Okuduğum en kısa romanlardan bir tanesi idi. Okurken oldukça da keyif aldım. Yazarı ilk Kabil kitabı ile tanımış olsam da bu kitabı ile sevgim arttı diyebilirim. Tamda benim gibi isim özürlü insanlar için yazılmış kitap , Çünkü kahramanların isimleri yoktu sadece, sıfatları vardı. Üstelik kitapta fazlasıyla kafa karıştıracak şahıslarda yoktu. Herkes olması ve gerektiği kadarıyla var idiler. Kitabın başlangıcı oldukça hoştu. Kralın emirlerinin yardımcılarından ve onun yardımcılarının yardımcılarının yardımcılarından en son hizmetçi kadına ulaşıyor olması. Karar mekanizmalarının ironik :) aslında işi yapan en altta ki tarafından verildiğini gösteren güzel bir örnek idi. ( Kararları veren aslında Hizmetçi kadın idi.) Kitapta bilinmeyen adayı bulmak isteyen bir adam vardı. Onun kralın istek kapısında ki kararlı tutumu ve ne istediğini biliyor gibi görünmesine rağmen , ondan büyük beklentilerler içinde olmama rağmen.. sayfalar ilerledikçe .. İstek kapısında halkın isteklerini alan hizmetçi kadının, ve karar kapısından aldığı kararla bir anda , bilinmeyen adayı arayan adamın peşine takılması ... ve onun bu amacında yanında olması .. özde kadının amaç falan umurunda değildi. Adamın yanında olma isteği onun aradığı bilinmeyen adanın öyküsü idi. Velhasıl .. Bu hikaye bilinmeyen adayı arayan adamın öyküsünden çok , bilge hizmetçi kadının bulduğu ada ( bilinmeyen adayı arayan adam ) onun peşinden sürüklenmesinin öyküsü idi :) ... Ve hizmetçi kadın karakteri bu öykünün baş kahramanı idi bana göre
1 yorum
Gül Ayan (@gulayan)
Çok doğru...:))) Ben de okurken öyle hissetmiştim çok derinlerimde, fakat tam olarak formüle edememiştim hissettiklerimi...Yorumunuzu okuyunca, taşlar yerine oturdu, evet evet tam da bu, işte bu dedi iç sesim. Güzel incelemeydi , sizi tebrik ediyorum...
21.08.17 beğen cevap
Gül Ayan

Gül Ayan

@gulayan - Bursa

Benim öğrencilik yıllarımda, ilk okullarda, mektup nasıl yazılır diye öğretilirdi , çünkü o zamanlar mektuplar önemli iletişim aracıydı. Günümüzdeki ilkokul çocuklarına da öğretilir mi bilmiyorum. Hayatımda, özellikle gençliğimde pek çok mektup yazdım ve yazmaya başladığım her seferinde,öğretmenimin örnek verdiği bir mektubun ilk satırı gelirdi aklıma, hâlâ bir metin yazmaya başladığımda o satır gelir aklıma ;” Bu mektubu her zamankinden uzun yazıyorum, çünkü kısa yazacak kadar vaktim yoktur.” Ben, kısa, öz, anlaşılabilir yazamıyorum, böyle yazabilmek, hiç de kolay olmadığı için.

BİLİNMEYEN ADANIN ÖYKÜSÜ, okuduğum en kısa kitaplar listesinin başına yerleşti. Jose Saramago merak ettiğim Yazarlardan biriydi ve uzun zamandır okumak istediklerimin listesinde yer almaktaydı. Hızlı, güzel ritimli bir okumaydı, Jose Saramago satırları ve üslubu bende hoş lezzet bıraktı; kısa, öz, çok şey anlatan ve düşündüren minicik hikaye.

Masal okumayı zaten çok seviyorum, bu masal da özgürlüğü, sevginin gücünü, insanların hem kendini hem yeni ufukları keşfetmeyi tükenmek bilmeyen azmini ve hayal kurmanın güzelliğini konu alan hoş bir öyküydü.

Bunların yanı sıra J. Saramago, mevcut yozlaşmış sosyal sistemi eleştirirken, bir baş kaldırıyı anlatıyor bana kalırsa.Yeni bir ada bulma hayalleri, aslında, daha özgür, daha adil ve daha bilinçli bir toplumun özlemi ve hayalidir, ya da ben öyle algıladım.

12 Ocak 2016
Bursa
0 yorum

Bilinmeyen Adanın Öyküsü - S41

Tayfamız olmadan denize açılamayız, Bunu önceden de söyledin, Hem böyle bir seyahat için tekneye bin türlü erzak ve teçhizat almamız lazım, deniz bizi kim bilir nerelere götürecek, Orası kesin, sonra da doğru mevsimi beklemek, cezir vaktini tutturmak, rıhtıma bir sürü insan çağırıp iyi yolculuklar diletmek gerek.

(Cümleleri kitaptaki orjinal formunu koruyarak yazdım. Cümlelerin arasında virgüller olmasının sebebi budur.)
Mehtap Ç. tarafından eklenmiştir.
Beyhude

Beyhude

@mamafih - Ankara

Beğenmek ,sahip olmanın en iyi şekli , sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek ..

sayfa;29 Bilinmeyen adanın öyküsü/ Jose Saramago
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba 10 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
büşra

büşra

@busraozknc - Konya

"Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değildir."
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
büşra

büşra

@busraozknc - Konya

"Ben bilinmeyen adayı bulmak istiyorum. O adaya ayak bastığımda ki olduğumu öğrenmek istiyorum. Biliyor musun ki, kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.."
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Zeynep

Zeynep

@zeynepheus - İstanbul

Beğenmek, sahip olmanın en iyi şekli, sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek.
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Sezgin Taşcı

Sezgin Taşcı

@sezgintasci - İstanbul

Kim olduğunu bilmiyorsan kendin olabilmen mümkün değil.
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba 7 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
1130
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
57
KİTAP
Idefix Çok Satan Kitaplar
Türkiye'nin önde gelen kitap satış sitelerinden idefix'in en çok satan kitaplarının güncel listesidir. Çok satan kitapları ta...
249
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
18
KİTAP
Yazarların Okuduğu ve Önerdiği Kitaplar
Çeşitli kaynaklardan ve yazar röportajlarından yararlanılarak derlenen, ünlü yazarların okuduğu ve tavsiye ettiği kitaplar li...
ruken al

ruken al

@rukenal - Mardin

 paylaşım fotoğrafı
Kendinden dışarı çıkıp kendine bakmadıkça kim olduğunu asla bilemezsin.
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
12 yorum
kader.cmln (@naturmort)
şey bir günde 20-30 tane kitap paylaştınız da acaba yoruldunuz mu ve çok da güzel, önemli kitaplar şahsen birini düşünürken olayları ve dahi çıkarımları hatırlamaya çalışırken bir de bakıyorum bir tane daha.. Başım dönüyor sayın Ruken 😌
29.10.18 beğen 1 cevap
Batuuu (@batuuu)
oldukça kısa ve anlamlı bir kitapti. saramagonun diger kitaplarina göre çok ince
29.10.18 beğen cevap
Puslu Kıtalar

Puslu Kıtalar

@ceydayilmaz00

 paylaşım fotoğrafı
"-Sen kim oluyorsun ki sana bir tekne vereyim?
- Sen kim oluyorsun ki bana bir tekne vermeyeceksin!
- Ben bu krallığın kralıyım ve krallıktaki tüm tekneler bana aittir.
-Bu gidişle onlar sana değil, sen onlara ait olacaksın. Tekneler olmasa sen bir hiçsin, oysa tekneler sen olmasan da rahatlıkla açılabilir."

Nokta ve virgülün ilahı... olmazların olması durumunda olabilecekleri, olabilecek en güzel şekilde anlatan. Kıymetlim.../ Bilinmeyen Adanın Öyküsü
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
emine akçam

emine akçam

@emineakcam

 paylaşım fotoğrafı
Bilinmeyeni içimizde aramanın öyküsü.
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
BUKALEMUN

BUKALEMUN

@karacurin - İstanbul

Eşliksel  paylaşım fotoğrafı
Eşliksel
Sn.Sena; kitabı buldum bilginize , gerçi @semih-oktay ağabimiz pek hoşnut değil Saramago’dan?
EK 1: Beğenmek sahip olmanın en iyi şekli, sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek.

Sn.Sena kitabı bu/gün bitirdim ve umarım @semih-oktay ağabimiz de okur? 23.11.17
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
26 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Sevmem!
20.11.17 beğen 3 cevap
sena (@senatasoz)
Kitabı bulmanıza sevindim, keyifli okumalar Sayın Cevizkabuğu ? Evet Semih ağabey Saramago'yu neden sevmiyorsunuz ki? ?
20.11.17 beğen 2 cevap
Semih Güler (@himesrelugse)
Keyifli okumalar @karacurin ??
20.11.17 beğen 2 cevap
Nemesis

Nemesis

@lacrima - Eskişehir

Jose Saramago paylaşım fotoğrafı
Jose Saramago
"Beğenmek ,sahip olmanın en iyi şekli , sahip olmaksa beğenmenin en kötü şekli olsa gerek ."
ataç ikon Bilinmeyen Adanın Öyküsü
kitaba 9 verdi, inceleme eklemedi.
2 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Gün geçmiyor ki bir meteor taşı atmosfere düşmesin?
13.06.18 beğen 1 cevap