up
ara

Mutluluğun Sakıncaları

Mutluluğun Sakıncaları Konusu ve Özeti

Mutluluğun Sakıncaları
Mutluluğun Sakıncaları kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: Ertem Gökyaran
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789750831225
Sayfa: 252 sayfa Basım Tarihi: 2015
Mutluluğun Sakıncaları'nda doyumsuz bir tüketim toplumuyla karşı karşıyayız… Aynı zamanda göz alabildiğine uzanan beton yığınlarının, asfaltların ve reklam panolarının arasına serpiştirilmiş, mantar gibi bitiveren muazzam ve şaşaalı alışveriş merkezlerinin, geniş arabalarla süslü kocaman evlerin diyarındayız. İnsanların gitgide daha da miskinleşip televizyon karşısında pineklediği bir dünya burası...

Peki, bolluk içinde yüzen bu insanlar neden mutlu değiller? Muazzam zenginliğimiz neden bizi tatmin etmek yerine daha da büyük beklentilere yol açıyor? Ebeveynlerimizin kuşağıyla karşılaştırıldığında bile aşırı müsrif gözüken bir yaşam tarzını neden istiyoruz? Gezegenimize verdiği zarar ortadayken, neden "hakkımız" olarak gördüğümüz şeyleri talep etmeyi sürdürüyoruz? Estetikten etiğe, siyasetten tasarıma kadar birçok konuya yakınlığı nedeniyle "Rönesans kadını" olarak tanımlanan ödüllü eleştirmen Elizabeth Farrelly, dünya üzerinde bıraktığımız devasa ayak izlerimizi inceleyerek sayısız hasara yol açan alışkanlıklarımızdan niçin kopamadığımızı, neden küçük ölçekli, insani boyutlarda mekânlar yaratamadığımızı ve doğaya saldırmaktan vazgeçemediğimizi sorguluyor.

"Arjantinli şair Jorge Luis Borges şöyle diyor: 'İnsan yaşadığı yeri yıllar boyunca şehirlerin, krallıkların, dağların, körfezlerin, gemilerin, adaların, balıkların, odaların, aletlerin, yıldızların, atların ve insanların resimleriyle doldurur. Ve ölümünden kısa bir süre önce fark eder ki, sabırla oluşturduğu bu labirentin çizgileri aslında kendi yüzünü resmetmektedir.'

Bu semiz kalelerin, rahatlık kozasına sarınmış bu imparatorlukların içinde hızla köreliyoruz. Yeterince uyarılmadığımız için, bir kafesin içindeki şempanzeler gibi davranmaya başlıyoruz. Mızmız, bezgin ve depresif bir hal alıyoruz. Alışveriş yapıyor, satın alıyor, yiyoruz. Ya da ikame benliklerimizi yani arabalarımızı, çocuklarımızı ve evlerimizi besleyip büyütüyoruz. Tüm bunlar, gezegenimizin yakın gelecekte bile altından kalkamayacağı ölçüde, ekolojik ayak izimizi genişletiyor. Çocuklarımızın geleceğini tüketiyoruz. Geleceği yağlarla ve koruyucu maddelerle yeniden yapılandırılmış bir şekilde, önceden ısıtılmış ve suçluluk duygusuyla işlenmiş bir tabakta sunuyoruz onlara."

Mutluluğun Sakıncaları - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Desert Rain

Desert Rain

@seaa

Eğer komşularımız pahalı kol saatleri, cipleri, 1500 metrekarelik malikaneleri olan kişilere hayranlık duymak yerine, onlarla dalga geçseydi, büyük olasılıkla biz de bu tür şeyler edinmek için çaba sarf etmezdik.
ataç ikon Mutluluğun Sakıncaları
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
4 yorum
PARKER MEMO (@parkermemo)
Seni çekemeyen baya kişi var yanılmıyorsam son yapılan yorumlarda gördüm 😊😄
07.02.19 beğen 1 cevap
PARKER MEMO (@parkermemo)
[silindi]
07.02.19 beğen cevap
araf

araf

@araff

Kadınları ev işine 'yakıştıran' geleneksel özellikler arasında igi ve şefkat gösterme, besleyip büyütme, teselli etme, destekleme gibi hep özveri gerektiren erdemler yer alıyor. Annelerimiz ve büyükannelerimiz hep görev, fedakarlık ve sorumluluk gibi ideallerle yetiştirilmişler. Fakat kadınların görev ve sorunlulukları büyük ölçüde erkeklere yönelik olduğundan, feminizm baskıyı reddederken özveriyi de reddetmek zorunda kaldı. Özgeciliğin yerine kendine güveni, görev ve ilginin yerine ise saldırgan bir kendini beğenmişliği koydu.Özveriden kurtulmak, anne baba otoritesini ve her türlü tutuculuğu reddetmekle birdi. Bu şefkatli, fedakar, kız kurusu tavırları bize göre değil, diye düşünüyordu kadınlar. Hepsinin canı cehenneme. Biz kendi hayatımızı yaşamalıyız. Bencil olmak, annenizden daha modern olduğunuzu gösteren bir etiketti.
ataç ikon Mutluluğun Sakıncaları
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Burcu Çamur

Burcu Çamur

@burcucamur

Bir köpek yavrusunun bir kemik parçasını -sırf onu yeniden bulmanın hazzı için- bahçeye gömmesi gibi, bizde hakikati siirlere, resimlere ve şarkılara gömüyoruz. Bazen, hakikayimizi nrreye sakladığımızı hatırlamıyoruz. Hatta bazen, bulunacak bir hakikat olduğunu bile unutuyoruz. Bir süre daha bakinmaya devam ediyor, sonra sıkılıp vazgeçiyoruz. İşte o zaman, televizyonun karşına kuruluyoruz. Ve işte o zaman, Bıngılülke'ye adım atmış oluyoruz.
ataç ikon Mutluluğun Sakıncaları
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum
Mustafa

Mustafa

@mecazzadam

"Bu semiz kalelerin, rahatlık kozasına sarınmış bu imparatorlukların içinde hızla köreliyoruz. Yeterince uyarılmadığımız için, bir kafesin içindeki şempanzeler gibi davranmaya başlıyoruz. Mızmız, bezgin ve depresif bir hal alıyoruz. Alışveriş yapıyor, satın alıyor, yiyoruz. Ya da ikame benliklerimizi –yani arabalarımızı, çocuklarımızı ve evlerimizi– besleyip büyütüyoruz. Tüm bunlar, gezegenimizin yakın gelecekte bile altından kalkamayacağı ölçüde, ekolojik ayak izimizi genişletiyor. Çocuklarımızın geleceğini tüketiyoruz. Geleceği yağlarla ve koruyucu maddelerle yeniden yapılandırılmış bir şekilde, önceden ısıtılmış ve suçluluk duygusuyla işlenmiş bir tabakta sunuyoruz onlara.”
ataç ikon Mutluluğun Sakıncaları
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
0 yorum