up
ara

Psikanaliz Açısından Edebiyat

Psikanaliz Açısından Edebiyat Konusu ve Özeti

Psikanaliz Açısından Edebiyat
Psikanaliz Açısından Edebiyat kitabını okuduysanız inceleme eklemeyi unutmayın. Neokur kitap hakkındaki düşüncelerinizi ve yorumlarınızı merak ediyor.
Çevirmen: Selahattin Hilav
Yayınevi: Ataç Yayınları
ISBN:
Sayfa: 78 sayfa Basım Tarihi: 1980
Freud, Jung, Adler’in inceleme yazılarını birleştiren bu kitap, yurdumuzda şimdiye kadar hiç işlenmemiş bir konuya ışık tutmaktadır; Psikanaliz açısından edebiyat. Psikanalizin, edebiyatın sorunlarına eğildiği kadar, edebiyat adamının kişiliğine bakması ile insanla eser arasındaki ilişkiler çözülmüş, aydınlık sonuçlara varılmıştır.
Aydın okurun değer ölçütleriyle birleşeceğine inandığımız bu yapıtın, Selahattin Hilav’in kaleminden dilimize çevrilmesi, ayrı bir kazançtır.
Misafir

Misafir

@misafir000

Freud, Jung ve Adler'in edebiyat ve psikanaliz arasındaki ilişkiyi inceleyen makalelerinden oluşan bu kitap üç ayrı bölüme ayrıldığı gibi genel açıdan bakıldığında ikiye ayrılmış halde bulunur. Freud ve Adler Dostoyevski'nin kitap kahramanları ile özel yaşamı arasındaki ilişkiyi incelerken; Jung sanatı genel anlamda inceler.

Sevdiğim iki alanın aynı kitap içerisinde buluşması keyifle okumamı sağlarken birkaç sorunu da beraberinde getirdi. İlki, yazarlar arasında belirgin anlaşılmama üslubuydu. Freud'u Adler'den; Adler'i de Jung'dan daha iyi anladım. Sanırım bu, Jung'un soyut anlatımlarla kendini ifade etmesinden kaynaklanıyordu. İkincisi ise, kitap başlığında da belirtildiği gibi "edebiyat" gibi genel bir anlatım üzerinde durulmamasıydı. Freud ve Adler yazılarında Dostoyevski üzerinden giderlerken edebiyatın birkaç noktasına tek değinebildiler. Jung ise kendisinin de ifade ettiği gibi "İnsan ruhu bütün bilimlerin ve sanatların kaynağıdır" diyerek salt 'şair'i ve 'sanat eseri'ni ele aldı.

Tüm bunlara rağmen, o dönemi ele alacak olursak pekala 'bu bir başlangıç eser' diyebiliriz.

Kapanış cümlesi Jung ile olsun o vakit: "Biz burada, marazî ve nevrozlu bir sanatı ele alıyoruz."
0 yorum
Özgür Koçak

Özgür Koçak

@inziva05

Dostoyevski psikologmuş!
Kitabı okumaya başladığım ilk sayfalardan bu yana aklımdan bir türlü çıkmayan tek cümlelik arkadaşımın o tweet'i: "Dostoyevski psikologmuş!"

Zaten Freud'un Dostoyevski'nin eserlerinden etkilendiği bilinen bir şeydi. Ancak bunun üzerine makale yazdığını ilk defa bu eserde gördüm.

Kitabın isminden de anlaşılacağı üzere edebiyat ile psikanaliz arasında bağlantı kurmaya çalışan Freud, Jung ve Adler'in ayrı ayrı makalelerinden oluşuyor. Genel olarak psikoloji ve edebiyat arasında ilişkilendirme yapan ilk kitaplardan biri olduğunu ve bu yüzden önemli bir kitap olduğunu düşünüyorum.

Kitaba tek eleştirim, kitabın basımının eski olmasından sanırım, çok fazla imla ve yazım hataları ile dolu olmasıydı.
0 yorum

Psikanaliz Açısından Edebiyat - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle
Misafir

Misafir

@misafir000

Dostoyevski, bir kurtarıcı ve bir tanrı-arayıcı haline geldi. Kendi tanrısını, öteki yarı-uyanıklar ve hayalcilerden çok daha kesinlikle ve şiddetle hissetti. «Ben bir psikolog değil», bir «gerçekçiyim» demişti. Bunu söylerken, kendisini, çağımızın bütün sanatçılarından ve psikologlarından en kesin biçimde ayıran noktaya değinmişti. Dostoyevski, bizim yeterince bilmediğimiz ama kavramak istediğimiz o hakikî gerçeklikle, yani toplumun asıl temeli olan topluluk duygusu ile içten içe ilinti halindeydi. Kendisine «gerçekçi» demesi de bundan ötürüydü.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Rüya hiçbir zaman, «şunu yapmalısın» ya da «hakikat budur» demez. Rüya, tabiatın bir bitkiyi yetiştirdiği gibi bize bir imge sunar sadece; sonuç çıkarmayı bize bırakır.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

... ego tarafından gemlenmesi gereken düzensizlikler ne kadar çoksa, nevrozun ortaya çıkmasının o kadar kolaylaştığını da unutmamak gerekir. Çünkü nevroz, egonun bir bireşime (senteze) ulaşmak konusunda başarı göstermediğini ve bunu yapmaya çalışırken kendi birliğini elden kaçırdığını belirten bir işarettir.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Freud, nevrozu, dolaysız bir zevk aracı yerine konmuş bir şey olarak görür. Demek ki, nevrozu, uygunsuz bir şey, bir hata, bir kaçamak, bir mazeret ya da bir bile bile körlük olarak düşünür. Nevroz, dış görünüş bakımından bir aksaklıktan başka şey olmadığı anlamsızlığı bakımından da tedirgin edici bir özellik taşıdığı için, nevroz hakkında iyi bir şey söyleyecek insan bulmak zordur. Öte yandan, bir sanat eseri, şairin bastırmaları ile açıklanabilir bir şey olarak ele alınırsa, nevrozla arasında yakın bir bağlantı kuruldu demektir. Bir bakıma, sanat eserinin bu sırada yer alması hiç de fena sayılamaz. Çünkü, Freud’cu psikoloji, dini ve felsefeyi de aynı biçimde ele alır.
0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

Bir sanat eseri, insan kuşaklarına sunulmuş gerçek bir bildiri diyebileceğimiz şeyi içinde taşır. Nitekim, Faust, her Almanın gönlünde bulunan bir şeye dokunur. Dante’nin ünü de ölümsüzdür, oysa Hermas Çobanı, İncirin gerçek metni içine alınmamıştır. Her çağın özel eğilimleri, önyargıları, ve psişik aksaklıkları vardır. Bir çağ tıpkı bir bireye (ferde) benzer; bilinçli görüşünün özel sınırları Vardır ve bundan ötürü dengeli bir uyarlanmaya (intibaka) muhtaçtır.
...
Bir kimsenin, içinde yaşadığı çağdan söz etmesi her zaman tehlikelidir. Çünkü, kazanılması ya da kaybedilmesi söz konusu olan şey, anlaşılmayacak kadar geniştir. İleri sürülebilecek birkaç düşünceyle yetinilmelidir.
0 yorum
249
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...