up
ara

Körleşme

Körleşme Konusu ve Özeti

Körleşme
565 sayfalık bu eser, modern edebiyatın başyapıtı sayılıyor. Yazıldığı, kirli politikası yüzünden edebiyat da dahil her şeyin kirlendiği, dönemi düşünürsek haksız bir başarı değildir. Zihnimizi özgürleştirmek için okuduğumuz ve biriktirdiğimiz kitaplar bizi kendisine köle edebilir mi? Okuma aşkı ile yarattığımız kitaplarla dolu hayatımız bizi dışarıya ve kendimize körleştirebilir mi? Prof. Peter Kien birçok kitap kurdunun hayali olan şeyi yani kendi fildişi kalesinde her tarafını kitaplarla çevrelediği bir hayatı yaşar. Maddi kaygısı yoktur, zamanı çoktur. İnsanları cahil ve değersiz görür ve iletişim kurmaz onlarla. Böyle bir entelektüelin dış dünya ile iletişim kurması gerektiğinde kendine yarattığı fildişi kulesi nasıl bir enkaza dönüşecektir bu başyapıtı okurken anlıyoruz. Kadınlardan aşırı derecede nefret etmesine rağmen yardımcısı olan kadınla sadece kitaplarını emanet edeceği için evlenmesi ise onun fildişi kalesinde sarsıntıları başlatır.
Yazar:
Çevirmen: Ahmet Cemal
Yayınevi: Sel Yayıncılık
ISBN: 9789755707044
Sayfa: 565 sayfa Basım Tarihi: 2013
Misafir

Misafir

@misafir000

O kadar çok duygu ve düşünceyi bir arada yaşadım ki ne yazacağımı bilemedim.
Körleşme’yi Payel Yayınevi’nin Ağustos 2013/9. basımından okudum. 518 sayfa; yazar, çevirmen ve önsözlere oldukça uzun yer verilmiş.Buna karşılık yazı karakteri oldukça küçük. Kitabın kalın oluşunu da eklersek okuyucunun gözünü korkutacağı büyük ihtimal.Kitabı gören edebiyat öğretmeni bir arkadaş bile “nasıl okuyorsun, hiç okuyamam böyle kitapları” dedi.Roman uzun olduğu için yayınevi yazı karakterini küçülterek çözüm bulmaya çalıştı sanırım. Kapak resmi çok sevdiğim ressam Frida Kahlo’nun eşi Diego Rivera’nın “Feria del Dia de Muertos” adlı duvar resmi. Okunması gereken 1001 kitaptan biriymiş.
Körleşme öyle çok kıyıda köşede kalmış, keşfi zor bir kitap değil bana kalırsa. Edebiyata meraklı bir okur bir gün mutlaka bulacaktır.
Yazarımız Elias Canetti bir İspanyol Yahudisi. Bize çok uzak olmayan bir coğrafyada, Rusçuk’ta 1905 yılında doğmuş. Defalarca Kuran-ı Kerim’de lanetlenmiş olan Yahudiler, sayılarının azlığına karşın dünya üzerinde hemen her alanda yer etmiş bir millet. Acaba bu kadar donanımlı olmalarına rağmen Allah’ı inkar etmelerinden mi bu lanet?Nankör oldukları için mi? 26 yaşında böyle bir eser vermek çok büyük bir yetenek. Her ne kadar 26 yaşında yazılmaşına rağmen 30 yaşında yayımlanmış olsa da( yayımlanana kadar düzeltmeler yapıldığını da varsaysak bile) çok büyük bir başarı. Yazarın bilgisi, araştırmacı yapısı, gözlem gücü hayranlık uyandırıyor. Hayatta hiçbir detayı atlamamış, araştırmış ve düşünmüş. Nobel ödülü var.
Çevirmenimiz Ahmet Cemal(çift isimlere bayılırım, Ahmet Asaf, Necip Fazıl, Yahya Kemal, Orhan Seyfi vb) çeviriyi tam yedi yılda yapmış(bu bilgiyi kitaptan edindim araştırmış bulmuşum gibi bir görüntü vermek istemem). Bol bol da önsöz yazmış. O da pek çok okur gibi ha bire Dr.Kİen’e vurmuş. Ben böyle düşünmediğimi daha sonra açıklayacağım. Çeviri zor bir çeviri, zira deyimler, uzun cümleler, mitolojik bilgiler vakit alacak cinsten. Öz Türkçe kelimelere yer vermiş; yetke, imge, yadsıma, utku, erek, sanrı, tansık,öykünmek, tecimsel, edim gibi. Sonra Allah eğer cümle başında ise büyük harfle, orta veya sonda ise küçük harfle yazılmış. Kitaba yazmaktan nefret etmeme rağmen küçük harfle başlayan Allah kelimlerinin a harflerini tek tek düzeltim ve söylendim. Bir bina adı bile (Theresianum) imla kurallarına uygun yazılıp, büyük harfle yazılır, gelen ekler kesme işareti ile ayrılırken Allah adının cins isim olarak yazılması benim hassasiyetimi değil, çevirmenin kinini, şahsi fikirlerini çevireye aktararak amatörce bir tutum sergilediğini gösterir.
Roman, kahramanların iç dünyalarını anlattığı için uzun paragraflardan oluşuyor.Sayfalarca uzayan paragraflara rastlıyorsunuz. Yazı karakterinin küçüklüğü, uzuuunnn… paragraflar, olayların karmaşıklığı romana akıcılığından hiçbir kaybettirmediği gibi aksi bir tesirle ivmelendiriyor. Okunması asla zor değil.
Konusunu çeşitli kitap sitelerinde, burada, makalelerde okuyabilirsiniz. Zaten kitap özetlemeyi sevmediğimi birkaç incelemede de belirtmiştim. Şimdi romanla ilgili okuyucu yorumlarından, bazı akademik makalelerden alıntılar ekliyorum:
“Körleşme; budalalığın, iletişimsizliğin, açgözlülüğün, sınıf farkını6n, bilimselliği ön plana alıp kitaplardan fildişi bir kule inşa eden bilim adamının dünyasından insanlara bakışın aslında bakamamasının romanı. Balzac karakterleri, Moliere’nin tipleri ve Cervantes’in Don Kişot ve Sancho Panza’sı… toplumdaki marjinallikler farklı karakterlerle… bu romanda bir araya gelerek bir karnaval karmaşasıyla okuyucunun karşısına çıkmaktadır.”
“Ahmet Cemal Canetti'nin bir diğer kitabı olan "İnsanın Taşrası"nda Ferzan Özpetek'in Karşı Penceresi'nden şu alıntıyı kitaba dair yazdığı önsöze eklemişti: "Körlerle dolu bir dünyada bakışımızı elimizden aldılar." Bu kitap da bakışsız bir aydının sonunu konu alıyor.
Körleşme, uzun bir roman olmasına karşın, disiplinli bir roman okuyucusunun kısa zamanda bitirebileceği bir yüzleşme kitabı...Toplumdan kendini soyutlayan aydınımız Profesör Kien'in yaşamı etrafında dönen olaylardan, kütüphanesine karşı beslediği fetişist duyguların onun yaşamını ne boyutlara sürüklediğini anlatan bir roman. Narsist, insanlarla iletişim kurmayı "avam" olmakla eş bulan bir sinologun destansı anlatımı...
Canetti kendisinin de belirttiği gibi Kafka'nın olağanüstü olaylar karşısında bile elden bırakmadığı soğuk ve ironik anlatımının benzer öğelerini taşıyor. Okuyun ve okutturun...”
(Kien profesör değil, doktordu. Profesör unvanını ona kapıcı Pfaff vermişti)
“Kitabın anti-kahramanı, bir sinolog olan Kien'in tüm tutkusu kitapları ve bilimdir. Tüm dünyası 25 bin kitap içeren evinden ibaret olan Kien kendini dış dünyadan soyutlamış, kendinden başka herkesi değersiz, cahil, küçük gören kibirli ve bencil aydının bir prototipidir.”
Roman ile ilgili düşüncelerin ortak yanı Dr. Kien’in “yanlış” olduğu. Romanı okurken zaman zaman güldüm. BU düşünce tarzına daha çok gülüyorum . Kİen ailesinden kalan servetin çok büyük kısmını kitaplarına yatırmış, kurduğu düzen içinde hiç kimseye zarar vermeyen bir sinolog (Sinoloji bilgini. Çin dili, uygarlığı, tarihi bilgileri bilgini). Peki diğer kahramanlar? Çok mu normaller?Her biri insan türünün en kötü örneklerinden. Hepsi iyi, doğru da Dr. Kien mi hatalı?Hem de sadece ve sadece onlarla muhatap olmadığı için?Hayır, tabii ki değil. Yazarın da böyle düşündüğünü sanmıyorum. Körleşen Kİen değil, körleşen insani vasıflardan tamamen uzaklaşmış, gözünü hırs bürümüş diğer kahramanlar.
Kitap okuma tutkusunun insanı diğer insanlarla ilişkiden alıkoyduğu bir gerçek. Nitelikli okuyucular rastgele sohbetler yerine kitap okumayı tercih ediyor ve hayata karşı Kien gibi savunmasız kalabiliyor. Çünkü saflar. Kitaplardan okudukları ile entrikalar, kötülükler, aldatmacalarla örülebilmiş bir hayat tecrübeleri oluşmuyor , oluşsa da zor oluşuyor. Burada sıradan okuyucuları kastetmiyorum, tutkuyla okuyan, okumak için yaşayanları kastediyorum. Sağlıklı olduğunu da savunmuyorum. İnsanız, toplumsal bir varlığız; yaşamak mutlu olmak için insana ihtiyacımız var(Dr. Kien’in kardeşi George yanında olsaydı veya kişisel zaaflarına kapılıp o kadar çabuk ayrılmasaydı Kien’in yanından kitabın sonu çok farklı olabilirdi) fakat sadece içimize kapanıp sanatın veya herhangi bir uğraşın dışında bir şeyle ilgilenmiyorsak bu bizim aldatılmayı, hor görülmeyi hak ettiğimiz veya diğer insanlara yukarıdan baktığımız anlamına gelmez. Yaptığım alıntıları yazanlar bu noktayı gözden kaçırmış olmalı. İncelememi yazdıktan sonra kopyaladığım bu bağlantı görüşlerime en yakın yorumları içeriyor; http://dipnotkitap.net/ROMAN/korlesme.htm
Kitapta en çok Cennetin Yıldızları, Kambur, İyi Bir Aile Babası… Düşünüyorum da hepsinden etkilenmişim. Ayırım yapmaya kıyamadım. Son üç bölüm olan Dolambaçlı Yollar, Açıkgöz Odysseus ve Kırmızı Horoz kitabı okurken içinde bulunduğum ruh halinin de etkisi ile beni en çok etkileyen bölümlerdi diyebilirim.
Kitap özeti yapmadığım için rahatlıkla daldan dala atlayabilirim. Canetti cinselliği işlenebilecek en ince, en nazik biçimde işlemiş. Yaşasaydı tebrik ederdim. Cinselliği yadsımadan ama tiksintiye de yol açmadan çok güzel yerleştirmiş romana. Çocuk terbiyesinin, gençlerin bozulduğu, eski nazik insanların kalmadığı o dönemin(1930’lu yıllar) de şikayet konuları imiş.
Kİen’in eski bir kahya olan, kedisinden 16 yaş büyük eşi kahya kadın Therese, Kambur cüce Fischerle, parasınının dörtte üçünü karısını veren lağımcı, tek hayali şişman kadınlar olan ve kör taklidi yaparken şapkasına atılan düğmelere kayıtsız kalmak zorunda olan dilenci(kitabın en başlarında Kİen kör bir dilencinin şapkasına düğme atan bir çocuk görmüş, çocuğu paylamış ve köre yüklü bir bahşiş vermiştir.Bence bu kör o kördür), uyuşturucu müptelası satıcı, Fischerin adlı kambur gazeteci kadın, komiser, polis memurları, kapıcı Pfaff, kapıcının kızı Anna hepsinin sanrıları var, hayal ve gerçek arasında gidip gelen çok yoğun düşünce akışlarına sahipler. Mobilya mağazası çalışanı Bay Grob, Kİen’in kardeşi George ve cücenin karısı emekli hariç hepsi kurguladıkları dünyalarında yaşıyorlar. En başlarında ise Kİen var tabii. Yazar bu akışlarda yeteneğini konuşturmuş.
Kien’in sorgusu sırasında kendisini kravat alışverişi yaparken hayal eden komiser için; “Komiser, bu bağırtıyla kendine geldi. isteksiz isteksiz kravatları-önünde bir yığın vardı-bir yana itti; içlerinden en güzelini seçmişti. Ama kaldıracak zamanı nerden bulacaktı?daha güzel zamanlarda uğraşmak üzere hepsini bir yere tıktı. “ bu örneklerden sadece biri.
Gelelim kahramanlara; Kien ruh sağlığı yerinde olsa da olmasa da benim için çok nitelikli bir karakter. Evlendikten sonra karısını yatağına girmiş bir hırsız sanması, kapıcı Pfaff’ın fotoğrafındaki kızıl(Kırmızıydı galiba)kedi notunda kediyi çizerek katil yazması, yaptığı onca iyiliğe, hayatını kurtarıp düzene sokmuş olmasına rağmen kardeşine önce teşekkür edip sonra da “Sana yazacak değilim!” demesi beni gülümsetirken, evine döndüğünde, kitaplarına kavuştuğunda yaptıkları gözlerimi doldurdu. Açıkgöz Odysseus bölümünde Melih Cevdet’in Aylaklar’ındaki Galip Bey’i hatırlattı bana. Tüm kitap boyunca konuşamadığını düşünürken birden tüm birikimlerinin farkına varıyorsunuz. Kien’in sonu güzel bir sondu…
Kahya kadın Therese’yi anlatmaya değer bulmadım.
Kapıcı Pfaff aslında iyi ve kötü özellikleri eşite yakın bir biçimde içinde barındıran tek karakter. Kitapta yer alış sürecinde hakkında sürekli fikir değiştirdim. Kİen’i polisten ve eşi cadı Therese’den kurtaran olayları tahlil gücü yüksek bir karakterken, eşi ve kızına yaptıklarından dolayı bence ölümü hak eden tek karakter.
Kambur Fischerle …Kamburu ve hayatla mücadelesinde kitaptaki sonu hak etmiyordu.
Bir çok karakter var, hepsi de özellikli ama ben bu kadarını yazmaktan yanayım.
Nedense aklıma takıldı. http://www.youtube.com/watch?v=T5Xl0Qry-hA
Kendime notum:Bu kitabı okumak için bir çok sorumluluğumu layıkıyla yerine getiremedim. Kitap okumaya ara vermeyi düşünüyorum.Nadir yaptığım bir şey yaptım; Ahmet Kaya dinledim( Kendine İyi Bak) Teoman(Acılara Tutunmak).
ataç ikon Körleşme
kitaba 10 verdi
4 beğen · 0 yorum
Serdar Glmz

Serdar Glmz

@serdarglmz

peter Kien: 25 bin civarında kitabı olan(evindeki kitaplığında bulunan muazzam sayıdaki kitaplarının baştan aşağı temizlenmesinin dört gün aldığı bir kitap sayısına tekabül etmekte) bir sinolog. Doğu diye atfedilen toplumların çin, hint kadim felsefelerini, dillerini hatmetmiş bir adam. Kitaplara o kadar aşık ki, insanlardan daha fazla değer veriyor onlara. Üniversiteden gelen derslere gir taleplerini onları küçük görerek reddediyor. Aseksüel bir kimliğe sahip denilebilecek bir adam.

Therese: Peter Kien’in yaklaşık sekiz yıl hizmetçiliğini yaptıktan sonra kurnazlık yaparak kien’i tavlıyor. Entelektüel bir tavlama bu, kitap aşkını kullanıyor kien’in. evin hanımı oluyor evlenir evlenmez. Aymaz bir kadın. Orta yaşlarının üzerinde(40’lı yaşların); ama kendisinin en fazla otuz gösterdiğini düşünüyor. Mavi kolalı eteğini ve altındaki kendisinin çok beğendiği etekliğini hiç çıkarmıyor. Oldukça paragöz bir kadın. Nasıl Kien kitaplara aşık ise Therese de paralara…

Kapıcı: Polis emeklisi bir adam. Karısını sözlü, fiziksel şiddetle bezdirip ölümüne yol açıyor. Aynısını kızına yapıyor. Ensest ilişkiye dair birkaç kısımda ismi kızıyla geçiyor. Kızı da annesinin kaderini boyluyor. Paragöz bir adam. Kibirli ve şiddet yanlısı. Erkekliğin kadınları, sakatları, dilencileri dövmek olarak tanımlıyor. Para ve güç neredeyse onun savunucusu oluyor.

Fischer(le): Ahmet Cemal’in çeviride belirttiği üzere fischerle’nin sonundaki ‘le’ bizdeki ‘cik’ anlamına gelmekte. Orijinal dilinin bozulmaması için kitapta ismi fischerle diye geçiyor. Fischerle, kamburu olan bir cüce. Satranç delisi, karısı fahişe ve pavyonda zamanlarını geçiriyorlar sürekli karısı ile. Fischerle de, kitapta kien’ler dışında herkesin olduğu gibi, paragöz. Kurnaz oldukça, ama bu kurnazlığını kandırabileceği kişilere karşı yapacak kadar da akıllı bir adam.

George Kien: Peter Kien’in kardeşi eski jinekolog, yeni akıllı hastanesi baş müdürü. Eski mesleğinin bir getirisi olarak kadın düşkünü bir adam. Yeni işine de kendine aşık kadınların hastanedeki eski müdürünü(eski kocasını) öldürmesiyle kavuşuyor. Hastanesine aşık, delilerini müridi olarak görüyor. Onları iyileştirmeye çalışıyor, iyileşen deliler kendisine küfür ediyor.

Gelelim kitabın içeriğine. Bundan sonrası fazlasıyla spoyler içerir.Kısa bir özet vereyim. Kitap yukarıda bahsettiğim karakterlerden Peter Kien ile Therese ile başlıyor. Kien günlerden bir gün, Therese’nin kitap istemesine şaşırıyor. En eski püskü kitaplarından veriyor. Kadın kitaba narin davranıyor. Kien’in şaşkınlığını şu cümlelerde görmekteyiz: “…kaç para ettiğini” demiyor, “ne büyük bir değer taşıdığını “ diyordu. Kitabın fiyatını değil, fakat içerdiklerinin değerini söylüyordu. Oysa kien ona hep kitaplığının bir yatırım olarak taşıdığı değerden söz etmişti şimdiye dek. Bu kadın onu ne denli aşağı görse yeriydi.”

Birkaç gün sonra kadının kitabı beyaz eldivenlerle tuttuğunu görünce dayanamıyor ve evlenme teklifi ediyor. Kadın amacına ulaşıyor. Evlenir evlenmez kadın dört odalı evin, her yerinde kitaplık ve kitaplar olan evin üç odasını kendi üzerine alıyor. Adamın tüm malvarlığına el koymak istiyor, kitap böyle ilerliyor. Adamı nihayetinde evden de kovuyor.

Kien sokakta bulunca kendini kitaplığını kafasına taşıyor ve kitapçılardan en önemli gördüğü kitapları satın alıyor. Bir gün “cennetin yıldızları” adındaki pavyonda soyguna uğruyor. Cüzdanını alan cüce ona geri iade ediyor barın dışında. Cüceyle efendi-köle ilişkisine giriyorlar. Cüce adamı her fırsatta sövüşlüyor, abd’ye gidip capablanca ile unvan maçı yapma hayallerinde yüzüyor.

Kapıcı ile Therese ilişkiye giriyor. Kien, kendi kitaplığından kitaplarından kapıcı ile karısının ödünç servisine geldiğini görünce şok oluyor, birkaç gün önce cücenin adamlarından birisi karısının öldüğü haberini kien’e ilettiğinden. Kien, Therese’yi görmesine rağmen haberi aldığından itibaren ölü olduğuna inanıyor.

En sonunda tüm karakterlerin akıbeti belli bir şekilde Canetti olayı sonuca bağlıyor(çok kısa kestim, sıkıldım özetten). Kien, ulu heybetli kitaplığı ile birlikte kendini yakacak kıvılcımı evin halısına bırakıyor ve hayatında olmadığı kadar şen bir kahkaha patlatıyor. Kitap bitiyor
ataç ikon Körleşme
kitaba 1 verdi
5 beğen · 0 yorum
TC Ömür Durak

TC Ömür Durak

@tcomurdurak

KÖRLEŞME

Özgün Adı: Die Blendung
Yazar: Elias Canetti
Çeviren: Ahmet Cemal
Sayfa Sayısı: 565

“Körleşme” “modernist” bir roman olarak tanımlanıyor.Canetti Kafka’nın Dönüşüm kitabındaki dilden etkilenmiş, onun kadar yalın yazmaya çalışmış.

Körleşme romanının baş kişisi Profesör Kien.Kendisi aynı zamanda Çin Bilimleri uzmanı.Dört bir tarafını kitaplarla örmüş,sırça köşkünde yaşayan, mesafeli, kendine karşı dahi hiçbir duygusal bağı olmayan, günlük rutini değişmeyen, aynı şeyleri her gün dakika atlamadan yapan, bilgiden ziyade o bilgiyi ortaya çıkaran akla daha fazla inanan bir kişi.25.000 kitaplık müthiş bir kütüphaneye sahip aynı zamanda.
Kien mesleğinde çok başarılı, entelektüel altyapısı dolu dolu fakat gündelik yaşamın getirdikleriyle pek de başa çıkamayan, kendi hayatı ile ilgili aciz bir adam.Bir gece rüyasında kitaplarının yandığını görüyor ve hikaye böyle başlamış oluyor.
Canetti Körleşme kitabından bahsederken; “İnsanoğlunun hayatta kalma içgüdüsünün en aşağılık tezahürü, öldürmektir” diyor.. Körleşme karmaşaya, kaosa, savaşa karşı yazılmış bir roman. O yüzden her çeşit insan çıkıyor roman boyunca karşımıza, duygulardan çok eylemler var.

***Elias Canetti “Körleşme”yi 1931’de, 26 yaşındayken yazmış. Roman 1935’de Viyana’da basılmış. 1943’de İngilizceye çevrilmiş ama Canetti çevirinin basılması için savaşın bitimini beklemiş. 1946’da roman İngiltere’de basılmış. Ama “Körleşme”nin Dünya çapında üne kavuşması için Canetti’nin “Kitle ve İktidar”ının (Ayrıntı Yay.) 1960’da yayımlanmasını beklemek gerekmiş.

Körleşme”yi Türkçede okuyabilmemiz içinse Canetti’nin 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’nü almasını beklememiz gerekmiş. Usta çevirmen Ahmet Cemal, çevirinin yeni baskısına yazdığı önsözde çeviriye 70’li yılların ikinci yarısında Oğuz Atay’ın kitaba dikkati çekmesi ile başladığını anlatıyor. Yani Canetti’nin Nobel alması ile Körleşme”nin Türkçede yayımlanması hoş bir tesadüf olmuş.
ataç ikon Körleşme
kitaba 7 verdi
3 beğen · 0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Körleşme
Kitabın kokusunu içine çekmek...Sayfalarını çevirirken, insanı büsbütün sarıveren o hava. Sevgi mi? İhtiyaç mı? Kendini mutlu etme isteği mi? İrade mi? Bizleri okumaya davet eden ne ki? Biri, ikisi, birkaçı, hepsi ya da bunların dışında biri.

Dikkatini, bilincini, ilgisini kısaca herşeyini kitaplara veren biri Romanın baş karakteri. Kitapta bence aşırılığa dikkat çekilmiş. Hangi konu olursa olsun, aşırılığın insana zarar vereceği, ölçüyü kaçırdığı konu dışındaki konulara karşı insanı körleştirdiği üzerinde durulmuş. Herşey dengeli olmalı yaşamda. Ne biraz fazla, ne de eksik. Tam kararında olmalı herşey. Ölçü kaçarsa insan yaşamdan uzaklaşıyor ve mutluluğa da “Elveda” demek zorunda kalıyor.

Kitapta üç ana başlık var. Kafasız bir Dünya, Dünyasız bir Kafa, Kafadaki Dünya. İlk bölüm olan Kafasız Bir Dünya’da, yaşamında sadece kitaplara yer veren bir adam tanıtılıyor okura. İkinci bölümde, romanın baş karakteri, özel yaşamına farklı insanların girmesiyle birlikte, gerçek bir dünyayla tanışıyor. Tabi bu dünya, o ana kadar hayatın sadece kitaplardan ibaret olduğunu düşündüğü ya da kendini öyle düşünmeye zorladığı için O’na çok farklı geliyor. Kafadaki Dünya’da ise, yıllardır görüşmediği kardeşiyle yüzleşmesi yer alıyor.

Duyguların betimlemesinin çok güzel bir şekilde yapıldığı bu kitabı okurken sizi düşünmeye itecek bir çok konu çıkacak karşınıza. Yani kitabı okunur kılan en büyük neden de bu bence. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Körleşme
kitaba 9 verdi
10 beğen · 12 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Oooff Allah'ım sen büyüksün! Gülşah sen de mi? Sen de mi Gülşah?! Şu kurguyu beğenmeyen benim gibi kitapseverler varsa bilmek isterim doğrusu! Sen neymişsin be Saramago? Yazdın bir KÖRLEŞME insanları bir tuhaf ettin! :O
30.01.18 beğen cevap
Misafir

Misafir

@misafir000

Gerçekliğin uzağında, yaşamı daha çok kafasının içinde, kitaplardan başka hiçbir şeyi hayatına almayan profesörün, zamanla değişen tutumları doğrultusunda konu ilerliyor. Tabi değişimden kaynaklı profesörün hayatına birçok kişi giriyor. Yazarın dikkat çeken noktası diğer karakterlerinde ana karakter gibi büyük öneme sahip olması ve her karakterin gözünden olaylara bakıyorsunuz ve yorumluyorsunuz. Böylelikle diğer karakterleri kolaylıkla anlayabiliyorsunuz. Her karakter kendisine has bolca soyutlamalarla dolu. O soyutlamalar, parçalanmış dünyada sirayet eden değişik tipler, durağan anlatımındaki kaosluk... yazarın bunu yapması, çok ayrı bir zeka !
Hele ki kitabın son 100 sayfası tekrar tekrar okunup altı çizilmelik paragraf gruplarından oluşuyor.

Bir çırpıda okunacak kitaplardan kesinlikle değil, yavaş ilerleyen her cümlesi beyin fırtınası yapmanızı gerektirten, özellikle okuyucu kesimin belli olgunluk düzeyinde olması gerektirdiği inancındayım.

Şunu da mutlaka belirtmeliyim. Bu kitabın çevirmeni Ahmet Cemal, Oğuz Atay'la tanışması sayesinde kitabı bize erken kazandırmış. Tabi bu tanışma ani ve Oğuz Atay'ın bu kitabın ingilizce çevirisinden okuduğu hayranlık nezdinde çevirmeni rakı masasına çağırıp kendine has konuşma tarzıyla ikna çabalarına girişmiş. Bu bile kitabın okunması için en önemli sebep ! Ayrıca, önsözde, çevirmenin Oğuz Atay'la vakit geçirdiği küçük bir kesite tanık olmak sizin tebessüm etmenizi vesile.

Mutlaka okunması gereken kitaplardan !
ataç ikon Körleşme
kitaba 10 verdi
10 beğen · 0 yorum

Körleşme - S41

Profesör, sabahları tam altıda üstünde uyuduğu divandan kalkardı. Giyinmesi ve yıkanması az zaman alırdı. Therese akşamları kendi odasına çekilmezden önce divanı hazırlar ve tekerlekli tuvalet masasını çalışma odasının ortasına getirirdi. Masa, yalnızca geceleri odada kalabilirdi. Dış yüzünde yabancı dilde harfler bulunan dört kanatlı bir paravan, onu örtüyor ve Kien'in bu çirkin manzarayı görmesini engelliyordu.
Mesut Serdar tarafından eklenmiştir.
Mehmet

Mehmet

@yoldas

" Hata işlemek ve bunu düzeltmek için çaba harcamaktan kaçınmak, asıl yanlış davranış budur. Yanlış bir iş yapmışsan, onu düzeltmekten asla utanmamalısın. "

Sel Yayınları - Sayfa - 63
ataç ikon Körleşme
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
16 beğen · 2 yorum
BUKALEMUN (@karacurin)
Teoleji de bu saptamaya güzel bir tespit var , kişi işlediği günahı telafi etmek için daha nice günahlar işlemekte.
18.12.18 beğen 1 cevap
tabula rasa

tabula rasa

@tabularasa

...insanı kendi düşüncelerinin doğruluğuna en iyi inandıran araç, yine kendi alkışlarıdır.
ataç ikon Körleşme
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
13 beğen · 0 yorum
Mehmet

Mehmet

@yoldas

Bilgisiz kişinin elinde kitaplar savunmasızdır.

Sel Yayınları - Sayfa - 52
ataç ikon Körleşme
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
12 beğen · 2 yorum
Ömer Aydemir. (@seyyah73)
Bu okuduğum en iyi canneti kitabıydı.
17.12.18 beğen 1 cevap
Mehmet

Mehmet

@yoldas

Aslında susmak zorunda olduğunu bilmek, susmaktan daha zor geliyordu.

Sel Yayınları - Sayfa - 81
ataç ikon Körleşme
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
9 beğen · 0 yorum
Mehmet

Mehmet

@yoldas

Yaşamı boyunca çevresindekilerin açılarına başını döndürüp bakmamıştı, simdi de başını eğip kendi acıklı durumuna bakmıyordu.

Sel Yayınları - Sayfa - 56
ataç ikon Körleşme
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 2 yorum
Tam Bağımsız Proton (@tambagimsizproton)
Tutarlı bir ş.refsizmiş, afedersin!
17.12.18 beğen 2 cevap
163
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
2
KİTAP
En İyi Portekizli Yazarlar ve Kitapları
Jose Saramago, Fernando Pessoa, Jose Rodrigues Dos Santos ve daha fazlası... Portekiz edebiyatının dünyaca ünlü yazarlarının ...
37
KİTAP
Psikolog ve Psikiyatristlere Tavsiye Kitaplar
Psikologların ve psikiyatristlerin mutlaka okuması gereken kitaplar. Psikoloji öğrencileri, tıp öğrencileri de faydalanabilir...
757
KİTAP
Okuduğum En Güzel Kitap
Okuduğumuz en güzel kitapları bu listede topluyoruz! Sen de en beğendiğin ve herkese tavsiye etmek istediğin kitapları listey...
Batuuu

Batuuu

@batuuu

 paylaşım fotoğrafı
Elias Canettinin bu kitabi ismi ile beni baya etkilemişti. kitaba hevesle başladım ama yarıda kalan kitaplardan biri oldu benim için benzer durumda olan var mi?
ataç ikon Körleşme
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
3 beğeni · 0 yorum beğen ikon
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Başlıyorum paylaşım fotoğrafı
Başlıyorum
1981’de Nobel ödülü alan Yazar’ın Körleşme romanı konusunda tavsiyelere uyuyorum ve kitaba başlıyorum.
ataç ikon Körleşme
kitaba 9 verdi, inceleme ekledi.
15 beğeni · 4 yorum beğen ikon
BUKALEMUN (@karacurin)
Başlayın efendim..iyi okumalar.
22.01.18 beğen 1 cevap
ruhadam (@ruhadam)
çok hızlısınız, kıskanılıyorsunuz :) sürekli yeni betik...
23.01.18 beğen 1 cevap