up
ara
‹ Deniz Feneri

Deniz Feneri Kitap İncelemeleri

Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

Labirent ve ışık
Deniz feneri pek çok parametreden oluşur, bir sürü fiziksel maddeden. Pek çok anlam taşır pek çok insan için. Bir sürü işe yarar ve bir sürü şeyin başlangıcı veya bitişidir. Yalnızlığın yıkılmaz bir kalesidir daima. Ama en çok ışıktır işe yarama sebebidir deniz feneri. Işığın kaynağıdır ışığın başlangıcı. Işık bir savaşçıdır karanlığın karşısında fenerde kaynağı. Işık ve gölge oyunudur sürekli sergilenen insanlık sahnesinde:

“Bütün ışıklar söndürüldükten, ayı gözden kaybolduktan sonra, incecik bir yağmur çatıda tempo tutarken, kopkoyu bir karanlık çöktü sel gibi. Karanlığın selinden, bolluğundan hiçbir şey kurtulamayacak gibiydi, anahtar delikleriyle çatlaklardan içeri süzüldü, pancurların çevresini dolaştı, yatak odalarına daldı, şurada bir sürahiyle lavaboyu, burada kırmızılı sarılı yıldız çiçekleriyle dolu bir çanağı, öbür tarafta bir şifoniyerin keskin hatlarıyla sağlam gövdesini yuttu. Bozulanlar sadece mobilyalar değildi; insanın bakıp, “Bu odur,” ya da “Bu şudur,” diyebileceği kadar bir beden ya da zihin de kalmamıştı pek. Arada bir, bir şeye tutunmak ya da bir şeyi kovmak ister gibi bir el havaya kalkıyor, birisi iniyor ya da hiçlikle şakalaşır gibi bir kahkaha atılıyordu.”

Işık ve gölgenin tüm sınırları belirleme yazgısı insan ilişkilerine de yansıyor elbette. Dönemin bakış açısına göre değişse de daima bir savaş hüküm sürüyor iki insan arasında. Bir kabul ettirme çabası bir hayranlık uyandırma baskısı. Gece ve gündüz kadar ayrı iki dünyanın ortak bir yaşam alanında bir arada var olma çabası çeşitlendiriyor insan ilişkilerini. Çarpışan dünyalar sonucu ortaya çıkıyor aşk, sevgi, nefret, hayranlık.
İnsanın düşünsel ve duygusal dünyasının en önemli parametreleri de bu ışık ve gölge oyunu arasında sınırı bir belirginleşen bir kaybolan eşyalar be davranışlarla ifade buluyor. Bir gri elbise insan silüetini koruyor mesela. Göçüp giden bir insanın varlığının en önemli simgesi o gri elbisenin içindeyken yaptığı eylemler oluyor. Ademoğlu’nu özel kılan ne varsa hep bir eşyaya ve ya davranışa hapsedilip saklanıyor. Bir el başka bir elin üzerinde daha anlamlı oluyor:

“Nancy tabii ki onlarla gitmişti, çünkü öğle yemeğinden sonra, aile yaşamının dehşetinden kaçarcasına, tavan arasına gitmek üzereyken, Minta Doyle elini uzatmış, yüzünde o budalaca ifadeyle onu da davet etmişti. O da gitmesi gerektiğini düşünmüştü. Gitmek istemiyordu. Bu işin içine dahil edilmeyi hiç istemiyordu. Çünkü yoldan kayalıklara doğru yürürlerken Minta elini tutup duruyordu. Sonra bırakıyordu. Sonra tekrar tutuyordu. İstediği nedir, diye soruyordu Nancy kendi kendine. Herkesin istediği bir şeyler vardı mutlaka; çünkü Minta elini tutup bırakmadığında, Nancy de, elinde olmadan, tüm dünyanın ayakları altına sevildiğini hissediyordu, sislerin ardından İstanbul’u görür gibi olan birinin ne kadar mahmur olursa olsun “Şu Ayasofya mı?”, “Şurası Haliç mi?” diye sorması gibi Minta’nın elini tuttuğunda Nancy de “İstediği nedir? Bu mu?” diye sormuştu. Peki bu neydi? Sisin içinde, orada burada, (Nancy ayaklarının altına serilmiş hayata baktığı zaman) bir kule, bir kubbe beliriyordu; ismi olmayan bazı sivrilikler. Ama Minta elini bırakır bırakmaz, yamaçtan aşağı koştuklarında olduğu gibi, bütün bunlar, o kule, o kubbe, sisin içinden çıkan her neyse, tekrar sislerin içine gömülüyor ve gözden kayboluyordu.”

Büyük bir yazarın kelimelerle örülü muhteşem dünyasında bilinç akışı yönünde ilerlerken; bu ışık ve gölgenin ortaya koyduğu tüm ayrıntıları içinize çekiyorsunuz. Bir akıştan bahsetmek zor elbette onca insan varken etrafta. Bir sürü kopuk kopuk akışlar içinde Fener’in aydınlattığı yolu bulmaya çabalarken buluyorsunuz kendinizi. Çıkarımları size kalmış bir sürü labirent ortasında bir başınıza kalıyorsunuz. Asla pişman olmadan kendi ışığınızı arıyorsunuz. İnsan ilişkileri doğa ile iç içe geçiyor içinize. Eşyanın devinimi size kah hüzün kah umut oluyor yaşananlarla birlikte. Bir kocaman ailenin tüm fertleri ile seviniyor üzülüyor nefret ediyor ve hayranlık duyuyorsunuz. Akışın içinde kaybolmadan yolunuzu bulmanız dileğiyle keyifli okumalar!
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 9 verdi
10 beğen · 2 yorum
Tam Bağımsız Proton (@tambagimsizproton)
Bugünlerde akışın içinde karışmaktan, hatta akışa karışıp "ben nerede başlarım akış nerede biter" noktasına gelip kaybolmaktan gayrı arzum yok kıymetli @seyyah73 üyesi. İncelemenin son cümlesinin ruhumda oluşturup dış dünyaya fışkırttığı bu iç dökmem de burada dursun istedim. ( Bazen yoldan çıkmaktan daha iyi bir yol olmazcı Proton)
13.11.18 beğen 1 cevap
selin

selin

@porto

Deniz Feneri
Virginia Woolf kendi hayatından yola çıkarak daha önce hiç denenmemiş bir teknikle tüm kuralları yıkarak kendi kuralını yine kendisi yazmış.Kitap ilk başta zor gibi geliyor ama daha sonra Virginia'nın diline alışıyorsunuz.Algılaması zor olan kitaplar içinde yer almış olabilir ama kullandığı bilinç akışı tekniği ile farklılığını zaten baştan ortaya koyuyor.Olay örgüsünü basit tutarak kendi yaşamından ayrıntılar vererek,toplumdan,ahlaktan ve cinsiyet üzerine derin düşüncelerini cümlelerinde yer veriyor.Her zaman kendi kuralını kendi koymuş ve uygulamış bir kadın, o bir dahi..
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Deniz Feneri
Farklı insanlar....Farklı iç sesler...Farklı dış sesler...Kısacası; karşılaştığımız topluluklarda, hepimizin zaman zaman yaşadığı türden sözlü ve sözsüz iletişimler...Deniz Feneri’nde Yazar; insanların düşünce dünyalarının derinliklerinde yaşananlardan kesitler sunarak, okuyucuyu düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Kimi zaman ortak noktalarımız ayırır bizi. Kimi zamansa farklılıklarımız içinde buluruz birbirimizi. Ne ortak noktaların çok oluşu, ne de farklılıkların az oluşudur bizleri birleştiren. Düşünce dünyamız, hislerimiz ve iç konuşmalarımızdır bizi “BİZ” yapan.
Düşüncelerimiz sayesinde bulunduğumuz ortamdan çok uzaklara gider, orada karşılaştığımız kişilerle konuşur, gerçekte bulunduğumuz yerdeki kişilerle asla konuşamayacağımız şeyleri zihnimizde konuşuruz.

Roman bilinç akışı yöntemiyle yazılmış. İlk defa bu teknikle yazılmış bir roman okudum. Romanda uzun bir süre sadece bir gün içerisinde yaşananlar, düşünceler, anlatılmış. Yıllar geçtikten sonraki olaylar ve durumlarla devam edilerek sonlandırılmış roman. Roman incelemeleri yaparken; konudan bahsetmenin doğru olmadığını düşündüğümden, romanın konusu kısmına hiç girmeyeceğim.

Bir annenin koruyuculuğunu, bir kadının düşüncelerinin hızını, bir erkeğin paylaşmadığı ve asla paylaşamayacağı hisleri, bir sanatçının fırçasından çıkan izleri, bir Kadın’ın gözünden başka bir Kadın’ın dünyasını bulduğum romanı herkese tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 9 verdi
6 beğen · 0 yorum
Lilith's

Lilith's

@halimesimsek

Düşünceler, düşünceler..
Virginia Woolf un eserlerini roman gibi değilde, o dönemde kadın ve toplum ilişkilerini önümüze koyan sosyolojik bir çalışma olarak görüyorum. Zaten Virginia Woolf feminizm düşüncesinin öncülerindendir. Onu okurken bunu göz önünde bulundurmalıyız.

Kitabın ilk baskısının 1927 yılında basıldığını düşünürsek eğer, erkek-kadın ilişkileri ve kadının toplumda ki yeri düşünüldüğünde bazı kesimlerde çok fark görememem beni çok üzdü açıkçası. Bu da tamamen toplumların yapısı ile kadının baskılanması ve yetiştirilme tarzının etkili olduğunu düşünüyorum. Kitap kendini kaf dağında gören bir adamla anaç kendini yuvasına adayan bir kadının hikayesi etrafında dönüyor gibi görünse de çok fazla şey barındırıyor. Bir adada geçen romanımız da evlenmemeyi tercih etmeyen bir ressam kadında yer alıyor ve bu kadının düşüncelerinin bazı okurların kafasına kafasına indiğini düşündüm okurken. Farkındalığı olmayanların belkide..

Virginia Woolf okurken zaman olgusunu kaybedebiliyorsunuz. Buna takılırsanız eğer kitabın aslında size verdiklerinden uzaklaşıyorsunuz. Bu nedenle nerdeydim nereye geldim demektense burada ne anlatmak istemişe yoğunlaştığımız zaman kitap daha değerli bir hal alıyor. Kitap durağan, düşünceler bombardıman ediyor sürekli. Bir listede okunması en zor kitaplar arasında yer alıyordu. Okumak için değilde, okuduğunuzun size bir şey katmasını istiyorsanız eğer tavsiye ederim.

Herkese keyifli okumalar dilerim..
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 8 verdi
7 beğen · 0 yorum
Nvn

Nvn

@birokuyucununnotlari

✏"Sıradan bir zihni alın. Zihin binlerce izlenim alır. Küçük, fantastik, hemen gelip geçen, ya da zihne bir çelik keskinliği ile saplanan her türden binlerce izlenim."✏ İşte bu izlenimler Woolf okurken beyninizde birer atom bombası etkisi yaratıyor. Her biri zihninizi parçalayıp geçerken sözcükler sözcükleri kovalıyor. Yetişemiyorsunuz hızına. Hani bir romanda illa olay olması gerekmediğini sıradan bir günün bile nasıl etkileyici bir biçimde anlatıldığını, insanın içine içine dokunarak anlatıyor Woolf. Ve meşhur şu teknik.

Roman sekiz çocuklu Ramsay ailesinin çevresinde gelişiyor. Mr. ve Mrs. Ramsay'in sıradan günlerini okuyoruz. Roman 3 bölümden oluşuyor. İki bölümü birer günü anlatırken diğeri yaklaşık on yıllık bir süreyi kapsıyor. İnsanların iç dünyasına yolculuk ederken bir ağ gibi sarıyor gündelik yaşamları bizi. İçinden çıkılmaz hale getiriyor. Kişilerin düşünceleri yarattığı imgelerle başka başka konulara yönlendiriyor bizi.

Okuduklarımız kurgusal olsa da Woolf'un yaşam hikayesini ele aldığımızda yaşamıyla özdeşleştiğini görüyoruz. Ve her romanında olduğu gibi kadın sorunları konusunu bize hissettirmeden anlatıyor Mrs. Ramsay ve Lily arasında görünmez ağlar kurarak.
Woolf okuduktan sonra bir süre okuduklarım beni tatmin edemiyor ne yazik ki. Şiddetle öneriyorum ama kendinizi önce hazırlayın diyerekten
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 8 verdi
5 beğen · 0 yorum
Ceydâ

Ceydâ

@ceydaturann

"Bir insan başkaları hakkında nasıl yargıya varıyor, nasıl fikir yürütüyordu? Şundan bundan tutturarak nasıl oluyor da hoşlanıyorum ya da hoşlanmıyorum gibi bir sonuç çıkarıyordu? Hem, sanki, bu sözcükler de ne demekti ?" diyor yazarımız. Bir kitap bana ne kadar çok şey hissettirebiliyor sayın Woolf, nasıl da kafamı allak bullak edebiliyor !

Daha önce bilinç akışı tekniğiyle yazılan bir eser okumamıştım. Bunu Virginia Woolf ile deneyimlemek istedim. Okurken, baş sayfalarda gerçekten sıkıldım, kaç kez elimden bırakmak istedim. Kendime engel olmayı başarıp okumamu tamamladım. İyi ki yapmışım. Tek yazarın yazdığı tek eseri okudum ama aklımdan tonlarca yazar ve eseri geçti. Böyle de nitelikli bir kitap.

"İnsan" merkezli düşünceler, fikirler, ruh tahlilleri hep ilgimi çekmiştir. Kitapta da bolca bu var. İnsanların, buz dağı misali, gittikçe derinleşen hallerine ışık tutuyor. Karşı karşıyayken bile birbirinden farklı dünyalara dalan tavrını gösteriyor. "Önümde dursan ve bana baksan; içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki; ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki ?" diyor canım Kafka bu ikilemle ilgili. Ne de güzel söylüyor.

En sevdiğim Sabahattin Ali de, "Niçin ilk defa gördüğümüz bir peynirin evsafı hakkında söz söylemekten kaçındığımız halde ilk rastgeldiğimiz insan hakkında son kararımızı verip gönül rahatıyla öteye geçiveriyoruz?" diyor ve ekliyor. "Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir. Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”

Velhasılıkelam, okuması zor olsa da, çarpıcıdır, kafaya vuran kitaplardandır, bir cümleyi kaç kez peş peşe okutur, çok şeyler hatırlatır. Güzeldir. Tavsiye olunur.
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 8 verdi
3 beğen · 0 yorum
miraç dindar

miraç dindar

@miracdindar

woolf bu kitabında da harikalar yaratmış, bir aile ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.Kitap 3 bölümden oluşuyor:pencere,zaman geçer ve fener,beni en çok etkileyen zaman geçer bölümü oldu.Kitaptaki betimlemelerde kitap kadar harikaydı.
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 10 verdi
1 beğen · 0 yorum
buket kolaylı

buket kolaylı

@buketkolayli

Kitabı başta okuması zor gibi gelebilir, sıkılabilirsiniz ancak kesinlikle birazcık sabırlı olmanızda fayda çünkü kitabın hemen ortasından itibaren sonuna kadar tek solukta okunuyor ve bittiğinde etkisi altında kalıyorsunuz.
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 10 verdi
0 beğen · 0 yorum
Deniz Topaloğlu

Deniz Topaloğlu

@deniztopaloglu

Kitabı okumayı düşünenleri önce uyarayım. Okuması oldukça zor (bence),sabır gerektiren,okurken gerçekle hayalin, geçmiş ile “şimdi”nin içe içe geçtiği, yazarın bir olay örgüsü etrafında,yaşananları bir plan ve düzen dahilinde okuyucuya anlatmasından daha çok,aklına geleni olduğu gibi aktaran, anlatının herhangi bir anında olayla ilgili çağrışımları,izlenimleri olay örgüsünün arasına sıkıştıran, yazarın kendi zihinsel izlenim ve çağrışımlarını olduğu gibi takip ederek yazıya aktarmasından dolayı takibi ve romanın içine sızılmasının oldukça zor ve meşakkatli olan bir kitap.

Tabi bütün bu tekniğin içerisine birde İngiliz toplumsal yaşamının griliği,renksizliği,aile içi olsa bile toplumsal yaşamdaki soğukluk ve mesafeli ilişkiye,kasvetli, melankolik havası ve gri bulutların ardına gizlenmiş güneşin ışıksızlığı da eklenince okurken bunalımlar geçirmeniz oldukça doğal olacaktır sanırım.

“Hayatın anlamı nedir? Bu kadardı-basit bir soru; yıllar geçtikçe insanı daha çok pençesine alan.O büyük ilham hiç gelmemişti.O büyük ilham belki de hiç gelmeyecekti. Onun yerine gündelik küçük mucizeler,aydınlanma anları,karanlıkta beklenmedik anlarda çakılan kibritler vardı; ve bu da onlardan biriydi.” (s.178)

“Aşk bu, diye düşündü tuvalini yerinden oynatır gibi yaparak, damıtılıp süzgeçten geçirilmiş bir aşk; nesnesini ele geçirmeyi asla denememiş olan bir aşk; ama matematikçilerin sembollerine,şairlerin mısralarına duyduğu aşk gibi, tüm dünyaya yayılması ve insanlığa ait servetin bir parçasına dönüşmesi gereken türden bir aşk.” (s.55)

“Yüceltilirseniz,her nedense düşmeye de mahkumdunuz.” (s.52)
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 6 verdi
0 beğen · 0 yorum
Semih Oktay

Semih Oktay

@semihoktay

DENİZ FENERİ

Roman;Virginia Woolf;Çeviren:Naciye Akseki Öncül;İletişim;248 Sayfa (7) (22 Temmuz 2012)

Devrettim bugün Deniz Feneri adlı romanı.

Bilinç akışı olarak adlandırılan roman yazma tekniği demek bu eserdeki gibi o-lu-yor-muş.

Mrs.Mc Nab'in anlatıldığı bölümü sevdim en çok.
ataç ikon Deniz Feneri
kitaba 7 verdi
0 beğen · 0 yorum