up
ara
‹ Tüm Kırmızı Saçlı Kadın İncelemeleri

Kırmızı Saçlı Kadın Kitap İncelemeleri

Ebru G.

Ebru G.

@ebrug

Baba
[Kırmızı Saçlı Kadın, Orhan Pamuk, Yapı Kredi Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, Şubat 2016, 195 s. ]

Kitabın adı ''Kırmızı Saçlı Kadın'' değil mi? İnsanda şöyle bir his uyandırıyor: Ya bir âşk işlenecek ya da bir tablodaki kadın konu edinecek. En azından ben bu kitapla ilk karşılaştığımda gözümde böyle bir şey canlanmıştı. Yani ana temaya iştirak edecek olanı düşündürten konu bu olmalı. Ama değil.
Cem, babası evi terk edince Mahmut Usta adında biriyle kuyu işine giriyor. Su bulana kadar sürekli kazıyorlar. Bu konuyla giriş yapması hoşuma gitti. Mahmut Usta ile Cem'in arasındaki münasebet, Cem'in yazar olma isteği, akışa efsanevi, özellikle baba-oğul ilişkisini konu alan hikâyelerin konu edinmesi ana olaymış gibi yansıyor okuyucuya. Uzunca bir süre de böyle gidiyor. Kırmızı saçlı kadınla tanıştıktan sonra bile onun üzerinde durulur sanıyorsunuz ama boşuna o düşünceye kapılmayın çünkü kırmızılı kadın şöyle birkaç sayfaya serpiştirilip yüzeyde kaybedilmiş ve kitabın da bir ''kaygı'' gayesiyle oluşturulduğu hissi uyandırıyor.
Kitap üç bölümden oluşuyor ve sadece üçüncü bölümde kırmızı saçlı kadına yer verilmiş; o da birkaç sayfa. Mahmut Usta daha bir aktif rol oynuyor kitapta. Hatta okurken gözümde sürekli bir anlatıcı olarak canlandı.
Ana tema baba kavramı. Babasız büyümeye devam eden Cem, Mahmut Usta'yı da bir baba gibi sahipleniyor. Baba-oğul arasındaki münasebetleri konu alan eserler olarak Kral Oidipus'tan ve Firdevsî'nin Şehnâme'sinden yararlanılmış. Oidipus, Rüstem ile Sührab ana temayı oluşturan temel dayanaklar. Bu şekilde mitolojik havayla işlenmesi kitaba her ne kadar bir nebze ruh katmış olsa da genel anlamda kitap ruhsuz. Okuyorsunuz, anlıyorsunuz, hayal dünyanızda şekillendiriyorsunuz ama o dünyaya dair herhangi bir ruhu hissetmiyorsunuz. Bu hikâyelerin çok fazla kitabın gidişatına işlenmiş olması kırmızı saçlı kadını sanki konuk oyuncuymuşçasına gölgede bırakıp kitaba dahil edip çıkartıyor. Kırmızı saçlı kadını hiç merak etmedim açıkçası kuyu işinin ve efsanelerin daha ön plânda ve etkileyici olmasından ötürü.
Kitapta ruhuma işleyen tek yer vardı o da babasıyla ilgili olan kısımdı. Cem'in babasıyla denizde yüzmeyi öğrenmeye çalıştığı yerde babasının boynuna sarılarak onun kokusunu tarif ediyor ya işte o kısımda kalbimden dışarı atamadığım sıkıştırılmış, boğazımda düğümlenen bir ağlamak peyda oldu. Babalarla ilgili hassas bir durumunuz söz konusuysa ya da ona bir kere bile sarılmamışsanız, kokusunu hiçbir zaman almadıysanız, aranızda daima iki yabancıymışsınız gibi bir mesafe varsa öylesine sade ama etkili bir benzetmeden etkilenmeniz mümkün. Yahut bir elin size uzanmasını istediğiniz bir vakitte ''Hadi kızım/oğlum, korkma, ben yanındayım.'' dememişse hiç babanız, yine o özlemle ve yalnızlıkla boğazınız düğümlenebilir.
Son olarak anlatımı usta bir kalemin elinden çıkmış gibi değildi. Sanki koşarak yazılmış da içine ruh katılmamış gibi yalındı, birkaç saate sıkıştırılmış bir film gibiydi. Hele o ''bazan'' kelimesini her okuduğumda duraksadım ve dikkatimi dağıttı. Ağdalı bir üslup kullanılacaksa bunun sırıtmayacak şekilde çoğu yerde kullanılması bana göre daha akıcı durur. Bu şekilde sadece bir tane kelimenin ön plânda olması akışı olumsuz etkiliyor. Kadın erkek ilişkili bir kitap umarken baba-oğul ilişkili, baba özlemi, babanın varlığının zorunluluğu gibi konular çerçevesinde bir anlatım söz konusu. Beni tatmin etmedi kitap açıkçası.
ataç ikon Kırmızı Saçlı Kadın
kitaba 5 verdi
6 beğen · 2 yorum
lavina (@lavina)
Tam anlamıyla kitabı çok iyi anlatmisinuz :) beni de usta bir kalenin elinden bu çıkması husrana ugratmisti...
30.12.16 beğen cevap
Ebru G. (@ebrug)
Olay örgüsü çok kestirme geldi bana ve bir kitabı bitirdiğimde bende bir iz bırakmalı kendini hatırlatmalı ama bu kitabı hatırlayacağımı sanmıyorum çünkü ağzımda herhangi bir tat bırakmadı. Ben de bunu anlatmaya çalıştım sadece. Bir hayli de beğenen olmuş ki acaba ben mi ruhsuzum diye düşünmedim de değil hani. :)
30.12.16 beğen 1 cevap