up
ara

Kadınlar

Kadınlar Konusu ve Özeti

Kadınlar
2015 senesinde kaybettiğimiz yazar, farklı coğrafyalardan, farklı dillerdeki, farklı hayatlar ve hayallerdeki kadınların insanlık tarihi boyunca direnişlerini, sustuklarını, konuştuklarını, yaptıklarını ya da yapmadıklarını anlatarak tarihe bir çomak sokuyor denemelerinden oluşan bu eserinde.
Çevirmen: Süleyman Doğru
Yayınevi: Sel Yayıncılık
ISBN: 9789755707730
Sayfa: 197 sayfa Basım Tarihi: 2016
Kadınlar Kitabı Hakkında Genel Bilgiler
Ve Günler Yürümeye Başladı ve Aynalar gibi kitaplarla tanınan geçen sene hayatını kaybeden yazarın Şubat ayında Sel Yayıncılıktan çıkan yeni kitabıdır. İnsanların ruhuna ve sağduyusuna dokunan, doğru bildiğini yazmaktan çekinmeyen bir yazar olduğu için “Dünyanın ve çağın vicdanı” olarak adlandırılan Uruguaylı yazarın eserleri 20 dile çevrilmiştir. Hatta Galeano’nın başyapıtlarından biri olan kitabı Venezüella Başkanı Chavez tarafından ABD Başkanı Obama’ya hediye edildiğinde kitap sembolik bir anlam kazanmıştı.
Sol görüşlü olan ve gençliğinde bir sol dergide köşe yazarlığı yapan yazar 1973 yılındaki askeri darbe sırasında hapse atılmış ve sonrasında da sürgüne gönderilmiştir. Ancak 1985 yılında geri dönebildiği doğum yeri olan Montevideo’da 2015 senesinde vefat etmiştir.

Kadınlar Kitabının Konusu
Galeano bu romanından insanlık tarihinden bu yana kadınlarımızın yolunu, yaralarını ve kendilerini konu almıştır. Farklı coğrafyalardan, farklı renklerden, farklı kültürlerden her türlü kadına yer verdiği deneme türündeki bu eserinde kadınların neden ve nasıl sustuklarını ya da neden ve nasıl konuştuklarını, isyanlarını, yaptıklarını bazen de yapmadıklarını anlattı.

Kadınların nasıl direndiklerini, tarih boyunca kadınların karşısında olan engizisyon gibi, kilise, sömürgecilik, faşizm… gibi güçlerin karşısında nasıl durduklarını ve bu güçlere rağmen nasıl sevdiklerini, seviştiklerini, dans ettiklerini anlatıyor bu kitabında.
ruken al

ruken al

@rukenal

Selam olsun bizden önce geçene
Selam olsun dosta, hasa, çile çekene
Selam olsun dayanana, düşene
Yüreğim yürektir, bakma gözüm yaşına.
Gülten Akın(Kadın Olanın Türküsü)

Herkese günaydın. Son zamanlarda kadınlarla ilgili kitaplara tamamen tesadüf sayılacak bir şekilde yoğunluk verdiğimi fark ettim. Fakat bu tesadüflerin sonuçlarından, bende oluşturdukları etkilerden çok memnunum. Evde, iş yerinde, sokakta kadın olmak erkek olmaktan doğamız gereği her zaman farklı olmuştur. Lakin bu farklılıklar; bizim için eksiklik, erkekler için ayrıcalık olarak bin yıllardan beri kafamıza vura vura anlatılmaya, bedensel güç kullanılarak öğretilmeye çalışıldı. Bebekken erkeklere mavi kıyafet, kızlara pembe kıyafet alınarak başlanıyor bu düzene. Biraz daha büyüdüklerinde oynamaları için erkek çocuklara oyuncak arabalar, kız çocuklara oyuncak bebekler, mutfak eşyaları alınıyor. Yetişkin olmaya başladıklarında erkekler özgürleşmeye, kızlar belli bir saatten sonra evde bulunmaya zorlanıyor. Yetmiyor; kızlara ev işleri öğretiliyor, onlar için ahlaklı olmanın bedensel olarak namuslu olmak ile ilişkilendirilmesi sağlanıyor. Bir kadın olarak bunlara uyulmadığında her zaman acı çekeceği, her zaman sorunlarla karşılaşacağı yaşayarak öğrenmesi sağlanıyor. Binlerce yıl boyunca biz kadınlara dayatılan bu düzene istemsizce boyun eğen, hatta bu düzeni içselleştiren kadınlar hep böyle mi yaşayacaktı? Elbette hayır!
Kadınlar uzun zamandan beri “Bu hayatta ben de varım, hem de ‘erkek’ olan senden eksik bir şekilde değil.” deyip mücadelenin, yaşam serüveninin içinde bulunmaya çalışmışlardır. Ve bu serüven sadece çocuk doğurarak, sadece mutfakta yemek pişirerek yaşanmamıştır. Kadınlar evlerinde, sokaklarında, dağlarında, iş yerlerinde her zaman mücadele etmişlerdir, var olmuşlardır. Kadınlar; onları sindirmek isteyen, onları görmezden gelip ikinci sınıf muamelesi yapan zihniyetlere daima eylemleri ile cevap vermişlerdir. Siyah tenli, beyaz tenli, Alman, Amerikan, Meksikan, Müslüman, Hristiyan, Yahudi olmaları farketmeksizin bu mücadelenin içinde bulunmuşlardır. Devrim başlatmışlardır, düzeni değiştirmişlerdir, tarihe yön vermişlerdir, küçük çaplı büyük çaplı farketmezsiniz daima etki edecek rollere sahip olmuşlardır.
Eduardo Galeano “Kadınlar” adlı kitabında tarihte var olmuş kadınları; adını bildiğimiz, adını bilmediğimiz bu kadınları bazen birkaç cümle ile, bazen tek sayfa ile, bazen de iki sayfa ile anlatmıştır. Her biri kısacık anıları ile anlatılmış olsalar da tarih sayfalarında yer bulsalar, bulmasalar; hikayeleri ile sayfalar dolusu anlatılacak kadınlar olmuşlardır. Kitap benim için çok özel bir kitap oldu. Çoğunu bildiğim fakat, bazıları ile yeni tanıştığım bu kadınları Eduardo Galeano’nun kalemiyle okumak çok farklı bir haz verdi. Kadın erkek farketmeksizin okumanız gereken güzel bir kitap daha.
Herkese iyi okumalar diliyorum.
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

“Kadın fikir üretmek için değil, süt ve gözyaşı üretmek için doğuyor; hayatı yaşamak için değil, yarı kapalı pencerelerin ardından seyretmek için doğuyor.”
Latin Amerikalı yazar Eduardo Galeano’nun Kadınlar kitabı farklı coğrafyalarda, farklı zaman dilimlerinde yaşamış kadınların yaşamlarına ilişkin çoğunlukla yarım sayfayı geçmeyen anlatılardan oluşuyor. Bu anlatılar Galeano’nun kitaplarından oluşturulan bir seçki niteliğinde.

Erkek egemen, sömürü toplumunda kadın olmak doğrusu olamamak anlatıların temelinde bu var.

Anlatılara konu olanlar, hak arayan direnişçiler, işçi katillerini kovarak insanlık dersi veren fahişeler, kendi çocuklarına iyi bir gelecek sağlamak için kente gidip zenginlerin çocuklarına süt vermek zorunda kalan anneler, bedenleri emekleri sömürülen yaşamı üzerinde hiçbir hakkı olmayan köleler, kraliçeler, ilk kadın amiral, savaşçılar, sanatla uğraşmasına erkekler tarafından izin verilmemiş küçümsenmiş yazarlar, ressamlar, şairler, oyuncular, şarkıcılar ve diğerleri…

Thedora, Sukine, Emma Goldman, Domitila, Sophie School, Hypatia, Olympe De Gouges, Alfonsina, Jeanne d’Arc, Mirabal Kardeşler, Myma Mack, Plaza de Mayo Anneleri ve diğerleri bu anlatılara konu olan kadınlardan biraz daha ön plana çıktılar benim için.

Birçoğunun hikâyesi içimi burktu. Bağnazların katlettiği Hyptia, Fransa’nın tarihini değiştiren ama kendisi politik oyunların sonucunda büyücü diye yakılan 19 yaşındaki Jeanne d’Arc, diktatör Trujillo yandaşlarınca öldürülen Mirabal Kardeşler, Hitler faşizminin kurbanı Sophie School, askeri yönetimce sürgün hayatı yaşayan yerlileri haber yaptığı için öldürülen Myma Mack, Arjantin'de askeri rejim döneminde kaybolanların yakınlarının oluşturduğu Plaza de Mayo Anneleri. Bu kadınların anlatıları daha fazlasını merak edip araştırmama neden oldu.

Kadınları meta, mülk olarak gören, bireyselliklerini kabul etmeyen sömürücü, gerici, baskıcı güçlere -bu üçü birbirinden ayrılmazlar- insanca yaşamak için başkaldıran, savaşan bu uğurda kimi zaman yaşamlarını yitiren kadınların her biri toplumda adil, insan haklarına ve bunları kullanabilme özgürlüğüne sahip olma yolunda birer ışık olmuşlardır.

Ve yaktıkları ışığı takip eden kadınlar da hep olacaktır…

“Ama şu var, dünyanın hali hazırdaki durumunu gözler önüne seren öteki panik, yıllardan beri süregelen erkek egemenliği, maçist üstünlük tamamen korkunun eseridir, tıpkı diktatörlükler gibi korkudan doğar ve ondan beslenir. İşte bu yüzden biz erkekler kadınlardan korkarız!..”

Eduardo Galeano
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi
6 yorum
Semih Oktay (@semihoktay)
Bu sıkı inceleme yazısı için teşekkür ediyorum lila. Geçen ay okumuştum KADINLAR adlı Latin Amerikalı yazar Eduardo Galeano’nun bu kitabını;çoktandır sitemizde olmayan kitap bonkörü arkadaşımız ahmet-samsa @samsa evvel zamanda bana armağan etmişti bir nüsha. İzin günlerimde okuduğum için inceleme yazamamıştım;benim de duygularıma tercüman oldu yazdığın metin @nenuphar.
17.09.18 beğen 6 cevap
shitick (@shitick)
Teşekkürler güzel inceleme ve paylasim için 👍
17.09.18 beğen 3 cevap
Mehmet (@yoldas)
Kalemine sağlık. Kadınlar her yerde direnişin sembolü. Cumartesi anneleri, yüksel direnişi kadınları ve daha niceleri.
17.09.18 beğen 2 cevap
nlgnycydncr

nlgnycydncr

@dunyasnilzehes

Her sayfasinda farklı bir kadının hikayesini bulduğum kitap Kadınlar.Keşke dedim okurken bir sayfa ile sınırlı kalmasaydi.Bu kitaba sığan her kadının yaşamı apayrı bir kitap olurdu bence. Seven,sevilen,aglayan,gulen ,direnen,tarihin akisini degistiren kadinlar derleme halinde bu kitapta ???????Bir kac alinti paylasmak istiyorum sizlerle.
?????????? ???Ideolojik fikirleri olduğu icin işkence gören ve tutuklanan öğretmen Didasko Perez ,bir pazar günü beş yaşındaki kızı Milay tarafından ziyaret edilir.Kızı ona üzerinde kuşların olduğu bir resim getirir.Sansurculer hapishane girişinde onu yırtarlar.
Ertesi pazar Milay ağaçların resmini getirir.Ağaçlar yasak değildir,resim geçer.Didasko resmi överken kızına ağaçların yaprakları ve dalları arasındaki rengarek küçük yuvarlaklarin ne olduğunu sorar:
_"Bunlar portakal mi? Meyveler mi?"
Küçük kiz onu susturur:
___"Şşşşittt."
Ve kulağına sessizce fısıldar :
___"Şaşkın. Onların göz olduklarını göremiyor musun?Sana gizlice getirdiğim kuşların gözleri. " (syf 85)
________________________________
??? "Bir kadın her zaman bir kadındır, yani bir deli." (Syf 101)
_______________________________
??? Mulkiyet hakkinin teyitleri: Mulkiyet sahibi erkek,kadin uzerindeki mulkiyet hakkini doverek kanitliyor,tibki cocuklari uzerindeki mulkiyet hakkini onlari doverek kanitlayan kadın ve erkek gibi.
Peki ya tecavuzler?Onlarda söz konusu hakkın şiddet vasıtasıyla kullanımı değil mi?Tecavuzcunun zevk aradığı ya da zevke ulaştığı falan yok :O boyun egdirmeye ihtiyaç duyuyor.Tecavüz bir mülkiyet damgasını kurbanın kalcasina kızgın demirle dagliyor ve dünya var olduğundan beri ok ,kılıç, top,tüfek, füze, ve diger ereksiyonlarla ifade edilegelen kudretin erkek cinsel organiyla ozlesliginin en kaba ifade biçimi.Birleşik Devletler'de her altı dakikada bir kadin tecavuze uğruyor.Meksika da ise her dokuz dakikada bir.Bir Meksikalı Kadin şöyle diyor:
__"Daha sonra adamların sana hoşuna gitti mi diye sonrasının dışında ,tecavuze ugramakla bir kamyonun çarpması arasında bir fark yok "(Syf 129)
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi
0 yorum
Gülşah Sönmez

Gülşah Sönmez

@gulsahsonmez

Kadınlar
İsimleri, doğduğu yerler, zevkleri, yaşam tarzları farklı da olsa, yürekleri ve ruhları benzer hislerle dopdolu kadınların hayat öykülerinden derlenen bir kitap. Öyküler, kısa denemeler şeklinde yazıldığından, akıcı bir kitap Kadınlar.

Doğru bildiği yolda önüne çıkan engelleri görmezden gelerek, yolun sonuna kadar devam eden ve bu uğurda canını ortaya koyan kadınlar...Toplum tarafından dışlandığı halde, masum insanlara yapılan haksız zulme tepkisini kendince gösteren kadınlar...Kendisini ailesine adamış yüce ruhlu kadınlar...İtaat eden, hizmet eden ve susan kadınlar...Hemcinslerinin sorunlarını zihninde sorgulayarak, kendi bilgisi ve becerisini geliştiren ve sorunları çözüme kavuşturan başarılı olduğu kadar hassas kadınlar...İçindeki en büyük düşmanları olan “korku”yu, “cesaret”le yenen ve bu sayede “imkansız”ı “mümkün” hale getiren kadınlar...”Zor”u kabullenmeyip, elindeki imkanları sonuna kadar kullanan ve sonunda en büyük başarılara imza atan kadınlar...Bilimsel araştırmalar için bedeninden vazgeçen ve bu sayede insanlığa “bilgi” kazandıran kadınlar...Merhameti, şefkati ve kocaman yüreğiyle; dini, dili, ırkı ve etnik kökeni farklı insanları bir araya getiren yüce ruhlu kadınlar...Çocuklarının geleceği için gerekli maddi imkanlara sahip olmak adına fedakarlık yapan kadınlar...ve daha niceleri...

Kimisi itaatkar, kimisi hiçbir zaman boyun eğmeyen, kimisi sessizliğin doruğundayken, kimisi gayrette sınır tanımaz, kimisi meydan okuyan, kimisi gözüpek ama her biri tüm zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışan kadınların birbirinden ilginç, birbirinden farklı, birbirinden dokunaklı yaşamlarını konu alan Yazar, sade ve akıcı diliyle okunmaya değer bir kitap yazmış, adına da Kadınlar demiş.

Dışlanan, hor görülen, insan olmanın gerektirdiği haklardan mahrum edilen kadınların sabrına, ölümü göze alacak kadar cesaretine, azmine, elindekileri sonuna kadar mücadelesi için kullandığına tanık olmak isteyenler için okunmaya değer bir kitap. Tavsiye ederim. Keyifli okumalar dilerim.
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi
6 yorum
Semih (@sc)
Kaleminize sağlık, güzel bir inceleme olmuş.
26.08.18 beğen 4 cevap
Gülşah Sönmez (@gulsahsonmez)
Hım, iyi bakalım. Ben de bir incelemeden dolayı okumaya karar vermiştim. Muhtemelen beğenilerimiz çakışmıştır.
17.09.18 beğen 1 cevap
Merve Arslanalp

Merve Arslanalp

@mervearslanalp5

Kadınlar Her zaman vardı
Tarihi yapanın erkek tarihi yazanın erkek olduğu ataerkil dünya içerisinde tarihin tek öznesinin erkekler olmadığını, kadınların da sadece kurban olmadığını bizzat tarih yapan özneler olduğunu, ancak bastırıldığını, engellendiğini, cezalandırılıp hayatlarından edildiğini gösteren, bununla mücadele eden, kadınların hak mücadelelerini savunan kadın hareketlerinin önemini hissettiren bir kitap. Bildiğimiz bilmediğimiz birçok kadını tarihteki yerini, konumunu mücadelelerini kısaca özetleyen tanıtan rahat okunabilecek bir kitap. Galeano'nun dilini sevdiğim için özellikle Kadınlar kitabının çıkacağını duyduğumda heyecanlanmıştım. bir ansiklopedik kitap olarak bakılamaz tabiki ama kadınlarla ilgili çalışmalar için konu bile belirleyebilmenize ilham verebilecek bilgiler içeriyor. Charlotte Gillman'dan Emma Goldman'a, Frida Kahlo'dan Marie Curie, Bingenli Hildegard'dan hapisane reformuyla yeni bir ufuk açan Victoria'ya kadar birçok kadının yaşamı mücadelesini gözler önüne seriyor. kadın her zaman ikincilleştirilmiş, varlığı erkeklerin varlığının yanında sönük bırakılmış olsa da her zaman kurban rolünde değildir.bunun farkına varmak açısından önemli bu tarz kitapların varlığı. Tarihin öznesi erkekler kadar kadınlardır. çoğu zaman erkeklerden daha fazla öznedir hatta kadınlar. Kitap bu anlamda güzel. akıcı bir üslubu var. kesinlikle okunmalı :) çoğu kadın karakteri bilmeme rağmen bilmediğim tanımadığım nice kadınlar da var. böyle karakterleri hep ortaya çıkartmalı.
ataç ikon Kadınlar
kitaba 9 verdi
0 yorum

Kadınlar - S41

Bütün yaşamını cezaevleri cehennemine karşı canla başla mücadele ederek ve ev kılığına girmiş cezaevlerinde tutsak olan kadınların itibarı için çalışarak geçirdi.
Merve Arslanalp tarafından eklenmiştir.
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Neredeyse bütün Mısırlı kadınlar zaten ev hapsine mahkumdular. Babanın ya da kocanın izni olmadan bir adım bile atamıyorlardı ve birçoğu sadece evden üç vesileyle çıkıyordu: Mekke'ye gitmek için, kendi düğünlerine gitmek için ve kendi cenazesine gitmek için.
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
odalık

odalık

@odalik

"Uruguay'da politik tutuklular izin almadan konuşamazlar, ıslık çalamazlar, gülümseyemezler, hızlı yürüyemezler, başka tutuklularla selamlaşamazlar; gebe kadın, yan yana kadınla erkek, kelebek, yıldız ve kuş resmi yapmaları da yasaktır.

Bir Pazar günü ‘ideolojik fikirler beslediği için’ işkenceden geçip hapse atılmış olan öğretmen Didasko Perez’i beş yaşındaki kızı Milay ziyaretine geliyor. Milay babasına bir kuş resmi getiriyor. Muhafızlar resmi, cezaevinin kapısında yırtıyorlar.

Ertesi Pazar, Milay babasına bir ağaç resmi getiriyor. Ağaçlar yasaklı olmadığından resim içeriye alınıyor. Didasko resmi övüyor, sonra ağaç dallarının arasına serpiştirilmiş, yarı gizlenmiş duran, renkli, küçük beneklerin ne olduğunu soruyor: “portakal mı bunlar? Yoksa başka meyve mi?”

Çocuk parmağını babasının dudaklarına bastırıyor: ” ŞŞşşş”

Sonra eğilip babasının kulağına fısıldıyor: “Saçma konuşmasana… Görmüyor musun, göz bunlar… Senin için gizlice soktuğum kuşların gözleri.”
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi, inceleme eklemedi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Eğer yaradılış kitabını Havva yazmış olsaydı, insan türünün ilk aşk gecesi acaba nasıl olurdu?
Havva kaburga kemiğinden falan doğmadığını, hiç yılan tanımadığını, Tanrı'nın ona acı çekerek doğuracağına ve kocasının ona hükmedeceğine dair bir şey söylemediğini açıklığa kavuşturarak başlardı. Bütün bu hikâyelerin Âdem'in basına anlattığı yalanlar olduğunu söylerdi.
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

1989'daki bir toplumsal bilimler kongresinde, Birleşik Devletler'den bir antropolog sürekli bir şeyler üretmeleri konusunda üniversitelerin yaptığı baskıdan şikâyet ediyordu:
"Benim ülkemde," demişti, "eğer yayınlamazsan ölürsün."
Myrna'nın buna yanıtı şöyle oldu:
"Benim ülkemde, eğer yayınlarsan ölürsün."
Myrna yayınladı.
Onu bıçak darbeleriyle öldürdüler.
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
ahmet-samsa

ahmet-samsa

@samsa

Arjantin'in Patagonya bölgesindeki arazilerde çalışan tarım işçileri çok düşük ücretler ve çok uzun çalışma saatleri yüzünden greve gidince, ordu düzeni yeniden sağlamak üzere devreye girdi.
Kurşuna dizmek insanı yorar. 1922 yılının 17 şubat gecesinde onca insanı öldürmekten bitkin düşen askerler hak ettikleri ödülü almak için San Julian Limanı'ndaki geneleve gittiler.
Ama orada çalışan beş kadın kapıyı suratlarına kapadılar ve "katiller, katiller, defolup gidin buradan," diye bağırarak onları kovdular...
Fahişeler. Saygıdeğer kadınlar.
ataç ikon Kadınlar
kitaba 8 verdi, inceleme ekledi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Violeta Parra paylaşım fotoğrafı
Violeta Parra
Gitar ve Violeta birlikte büyümüşlerdi.
Biri çağırdığında diğeri geliyordu.
Gitar ve o, gülüşüyor, ağlaşıyor, birbirlerine soruyor ve birbirlerine inanıyorlardı.
Gitarın göğsünde bir delik vardı.
Violeta’nın da.
1967’de bugün, gitar çağırdı ama Vieleta gelmedi.
Bir daha asla gelmedi.

S 17

https://www.youtube.com/w...h?v=QsEEwHBr2K4
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Plaza de Mayo Anneleri paylaşım fotoğrafı
Plaza de Mayo Anneleri
Kayıplarının fotoğraflarını havaya kaldırıp pembe hükümet sarayının önündeki piramidin etrafında kışlaları, karakolları ve kiliseleri dolaşırkenki inatçılıklarıyla dönüp dururken, gözleri onca gözyaşından kupkuru ve eskiden varken artık olmayanları ya da kimbilir belki de hâlâ olanları beklemekten umutları kırılmış:

“Uyanıyor ve hayatta olduğunu hissediyorum,”diyor içlerinden biri ve her biri.

S 28
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
2 yorum
Mehmet (@yoldas)
Cumartesi anneleri de kayıplarını arıyor. Maalesef ki her hafta yaptıkları oturma eylemlerine artık müsaade edilmeyeceği açıklandı.
07.09.18 beğen 3 cevap
lila

lila

@nenuphar

Mirabal Kardeşler paylaşım fotoğrafı
Mirabal Kardeşler
25 Kasım 1960 günü, Dominik Cumhuriyeti’nde Generaller Generali Trujillo’nun diktatörlüğüne karşı çıkan üç militan öldüresiye dövüldükten sonra bir uçurumdan atıldı. Bunlar Mirabal kız kardeşlerdi. O kadar güzeldiler ki, onlara kelebekler deniyordu.

Onların ve eşsiz güzelliklerinin anısına, bugün Uluslararası Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Günü. Ya da başka deyişle, küçük Trujillo’ların her evin içinde uyguladıkları diktatörlüğe karşıtlık günü.

S 175
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
1 yorum
Mehmet (@yoldas)
'' Devlet ve erkek şiddetine karşı mücadelenin kelebeklerine'' selam olsun o vakit.
05.09.18 beğen 2 cevap
lila

lila

@nenuphar

Sophie Scholl paylaşım fotoğrafı
Sophie Scholl
O sırada giyotin Münih’te bir kız öğrencinin Sophie Scholl’un kafasını, savaş ve Hitler karşıtı el ilanı dağıttığı için kesiyordu:

“Ne üzücü demişti Sophie. “Böylesine güzel bir gün, böyle bir güneş ve ben gitmek zorundayım”

S 135
https://www.evrensel.net/...choll-kardesler
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum
lila

lila

@nenuphar

Hypatia paylaşım fotoğrafı
Hypatia
Ona cadı ve büyücü diyor, ölümle tehdit ediyorlardı.
Ve 415 yılı Mart ayında bir öğle vakti kalabalık üzerine çullandı. Arabasından çekip çıkardılar, çırılçıplak soyup sokaklarda sürüklediler, tekmelediler ve bıçaklarıyla deştiler. Ondan geriye kalan parçaları da, kent meydanında yakılan büyük ateş ortadan kaldırıldı.

“Bu olay soruşturulacak,” diye açıklama yaptı İskenderiye Valisi.

S 132
https://www.youtube.com/w...h?v=hpJ-gQvp1uw
https://www.youtube.com/w...h?v=zYrA3kg1kUs
ataç ikon Kadınlar
kitaba puan vermedi, inceleme ekledi.
0 yorum