up
ara

İlişkiler Okulu Sözleri ve Alıntıları

Oku-Bil

Oku-Bil

@okubil

İlişkiler Okulu
Sınıflardan Mustafa Öğretmenin peşine takılarak geçiyorduk.
Basit ama derinliğinde çok şey ifade eden konulara
ses tonuyla üstüne basa basa vurgu yapıyordu.
- Masum davranmıştım ben dediğimiz birçok şey, benmerkezci
de olabiliyor, öyle mi Kemter?
- Dinle, bak anlatıyorum:
“Açık benmerkezci davranışlarda kişi, ilişkide benmerkezci
davranışlarını açık açık yaşar. Dışarıdan görülebilir,
eleştirilebilir. Savunma mekanizmasını geliştirmez ancak
bireye suçluluk duygusu yaşatır. Örneğin, eşine kızdığı için
aldatmak. ‘Aldattım çünkü sen, bana bunu yaptın.’ Aldatmak
haklılığını savunurken karşısındakine de suçluluk yaşatır.
Açık benmerkezci yaşamak ilişkide zayıf olan tarafa
uygulanan bir ambargodur. Karşı tarafın kaybetme veya
olumsuz duyguları nedeniyle zayıf kişiye karşı ilişki içinde
güçlü olanın avantajı olur. Bu dayatmalar kabul ettirilir.
Ben odaklı davranışlar sergilenirken suçluluk duygusu mazeretlerle
bastırılır.
Açık benmerkezci davranışların aksi bir de Gizli benmerkezci
davranışlar vardır. Birey duygularını gizler ya da
tam tersi duygularını gösterir. Karşı tarafa doğru aktarmaz.
Onun ilişki içinde güçlü olmasını istemez. Tavır alınmasından,
karşı konulmasından ya da kaybetmekten korkar.
Bencil davranışları olduğu ima edildiğinde inkâr eder. İlişki
gücüne göre kendi odaklı davranışlar sergiler (altında kaybetme
ya da ilişkiye duyulan ihtiyaç yatmaktadır) ona göre
ilişkiye ihtiyacı daha az olan taraf daha güçlüdür ve duygularını
açıktan yaşar. İlişkiye daha fazla ihtiyacı olan kaybetme
korkusu yüzünden duygularını saklar ya da erteler.
İlişkide sorun çıkartacak, onu korkutacak tüm davranışları
geri çeker. İlişki içinde ben buyum, senin hissettiklerin yanlış
deyip kestirip atar.
Eğer ilişkide gücü fazla değilse (ama yine de karşı taraftan
daha güçlü ise) daha güçlü taraftan gelen eleştirilere,
karşı tarafın rahatsızlıklarına savunma geliştirir. “Ben öyle
yapmak istemedim, sen öyle anlamışsın” der. İlişkide gücü
daha zayıfsa (ama yine de karşı taraftan daha güçlü ise)
özür diler ve bu sorunun bir daha yaşanmayacağı söylenir
ancak ilerde sorunlu davranış yinelenir. Yani bu kişiler açıktan
bencillik yapmazlar. Yalan söylemez, başkası tarafından
eleştirilecek davranışlara girmez. Haklı durumda olmayı,
ilişki içinde duruşunu kolaylaştırmak, kendini koruyabilmek
için kullanır. İlişki içindeki kişinin duygularını önemsemez.
Ancak kaybetme korkusu yaşadığı ve kavga durumlarında
önemser. Gerginlik olmadığı sürece sorun yoktur.
İlişki gerilmediği sürece bir şey yapmak, fedakârlıkta bulunmak,
karşı tarafı anlamak istemezler. Kendini düşünmek
kötü bir şey değildir.
Duygularımızı anlatmamıza rağmen, karşı taraftan
(kendince kaygıları nedeniyle) yeterli anlayış, görmediğimiz
durumlar olabilir. Bu durumda kırgınlık, kızgınlık
yaşayıp ilişkiye ara vermek, uzaklaşmak isteriz. Sevgili ilişkisi
ise, ayrılmak isteriz. Kendimizi düşünerek yaşarken
karşımızdaki kişinin varlığını unutmadan konuşmasına, ne
hissettiğini anlatmasına izin vermeliyiz. Bu davranışımız talebimiz
karşılansın karşılanmasın, karşımızdakinin duygularını
önemsediğimizi gösterir. Karşımızdaki bireyin duyguları
dinlenmiş, anlaşılmaya ve ikna edilmeye çalışılmıştır.
Bencil taraflarımızı törpülemiş oluruz.
Vererek bencillik davranışı da sergileriz. İlişkilerimiz de aşırı vererek kendimizi belki iyi hissederiz ancak bu davranışlarımızın
altında yatanları iyi anlamak gerekir. Sınırlarımızın
dışında vererek karşımızdakini borçlu kılarız. Vererek
değer alacağımızı düşünürüz. Kendini sevmeyen kendine
değer vermeyen kişiler ilişkilerini böyle yaşarlar. Karşı
taraf bize değer vermese de ona verdiklerimiz için bizi severler,
bağlanırlar diye düşünürüz. Oysa duygularımızı
söylemek, ilişki içinde tavır koymak, hissettiğimiz gibi davranarak
da bize değer vermesini sağlarız. Vermek olası sorunları
en aza indirmekte kolay olan bir yoldur. Böyle bir
ilişkide yaşayacağımız zorluk, vermek zorunda olduklarımızın
bize getirdiği yük ve bize hissettirdiği kötü duygulara
sabretmektir.
Kaybetmek korkusu yerine değersizlik, sevilmeme hissi,
önemsizlik tercih edilir. Çünkü bu bireye göre korkularla,
kaygılarla yüzleşmek mücadele etmek daha zordur.
Diğer duygular daha kolay kabul edilir. Onlara kendimizce
daha kolay mazeretler bulabilir ve savunma mekanizmaları
geliştirebiliriz. Korku ve kaygılarımızdan bazen de karşımızdakinin
duygularını ya da ne yapacağını bilemediğimiz
durumlarda olaylar istediğimiz şekilde yürümediğinde
korkumuza yenik düşer ve ilişkiyi vererek sürdürmeye çalışırız.
Korkumuz ile yüzleşmeyip kendimizden çalıp karşıya
veririz. Kendimiz eksilirken onu arttırırız. Bunun uzun
ilişki olarak sürmesi mümkün olmaz. Vererek eksiliriz ve
kendimize olan güveni kaybederiz. Bu durumdaki ayrılık,
ilişkinin bitişi olmaz. Bir kişilik sorununa dönüşür. Aslında
verdikçe onu hayatımızda tutmuşuzdur ve biz eksilmişizdir.
Ve değerli birisi olarak hissetmek için karşı tarafın hayatımızda
olmasına yoğun ihtiyaç duyarız. Kaybetmekten korkup kendimizi eksiltirken kendimizi karşı tarafa bağımlı hale getirmişizdir. Karşı tarafı ilişkide tutmaya çalışırken kişiliğimizi ezip kendimize olan tüm güveni yitirmiş, kendimizi değersizleştirmişizdir.
Karşı taraf bunların farkındadır. Bizdeki kaybetme korkusunu
fark eder. Gözünde küçülür ve değersizleşiriz. Kendini
üstün görmeye başlar. Ve ilişkide kalmasını lütuf olarak
görürüz. O da öyle davranır. Kendimize olan güven ve
saygı azalır. Yetişkin gibi olamadığımız için karşı taraf bizden
sıkılır. Davranışlarımızla ona istese de bu ilişkiden çıkamayacağımızı
hissettiririz. Ayrılmaya kalkarsa kendini suçlu
hissetmekten çekinir. Bu bize olan duygularını siler atar
ve hissetmez, uzaklaşmak ya da ayrılık kaçınılmaz olur. Ve
korkularımızla yaptığımız her davranış, bizi korktuğumuz
şeyleri yaşamak zorunda bırakır.
Kendinden bir şeyler vererek ilişki kuranlar, karşı tarafın
sorumluluk, suçluluk vefa gibi duyguları üzerine ilişkiyi
bina ederler. Duygularıyla değil de karşısındakine duyduğu
sorumluluk, suçluluk, vefa borcundan dolayı ilişki bir
süre devam eder. Ancak ayrılık kaçınılmazdır. Böyle davranarak
ilişkiyi karşı tarafın omuzlarına yüklemişizdir. Oysa
yetişkin birey olarak ilişkilerde; gerginlik, kaybetme korkusu,
kaygılar içinde kalmak, risk almak, ilişkinin bitebileceği
hissine boyun eğmemek, kendine güvenmek zorunda kalmanın
zorluklarıyla uğraşmak gerekir.
“İlişkide diğer bazı davranışlarımız da sorun yaratır.
Tüm bunlara sorun yaratan benmerkezci davranışlar deriz.
Şimdi hep birlikte bunları inceleyelim: İnanç sistemlerimiz
açısından baktığımızda çevremizi, diğer insanları, bize
yapılanları nasıl algıladığımız bebeklik-çocukluk dönemlerimize ilave olarak aile, okul, ev, komşu gibi birçok kişilerden
oluşan etkileşim sonucu genellemelere dayanmaktadır.
Aile ilişkilerinde aldığımız yaralar, eksik bırakılan psikolojik
ihtiyaçlar, sonraki ilişkilerde beklenti olarak kendisini
gösterir.
Beklentilerimizin tamamı aile ilişkilerimizde tamamlanmayan
kişilik sorunlarımızdır. ....

sayfa 114
0 yorum