up
ara

Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kitap İncelemeleri

Suleyman Kalman

Suleyman Kalman

@bukitaplarinhepsiniokudunmu

İlber Ortaylı'nın “Atatürk” kitabıyla kimseye yaranamayacağı fakat popülaritesi sayesinde kitabın çok satacağı kesin gibi.

Zira, toplumu yönlendiren kesim ya da aydın geçinen kesim, sokaktaki insandan daha keskin, daha hırçın ve ne yazık ki dünyayı siyah ve beyazdan ibaret görüyor, farklı görüşlere, inandığından ya da bildiğinden farklı bir şey söylenmesine tahammülü yok.
Taassubu ve hamaseti seviyor ve koyu bir toptancı. Kendisi gibi düşünmeyen herkes düşman ve hatta hain.

Kuşkusuz, II. Abdülhamit'in uzlaşmacı siyasetinden söz ettiği, Vahidettin’i hain olarak göstermediği için bir kesimin; saltanatın kaldırılması ve hilafetin ilgasının mukadder olduğunu, On İki Ada’yı Lozan’dan çok önce kaybettiğimizi söylediği için diğer kesimin hoşuna gitmeyecektir.

Yine İstiklal Mahkemelerinin verdiği haksız kararları eleştirdiği için bir kesim onu alkışlayacak, harf ve dil devriminin gerekliliği ve ikili alfabe bile kullanmadan üç ayda yeni sisteme geçişteki başarıyı övdüğü için aynı kesimin övgüleri, eleştiriye dönüşecektir.
Hoca, bir çok yerde kararı okuyana bırakan bir nesnellik gösteriyor. Örneğin, Abdülhamit’in olumlu yanı olarak 93 harbinde Rusya karşısında alınan hezimet sonrası haddini, hududunu bilen uzlaşmacı ve entrikacı siyaseti ile ülkenin varlığını sürdürmeye çalışmasını, Batı çıkarlarıyla paralel ve onların güdümünde giden demiryolu hamlesini, tarım, sağlık ve eğitim alanındaki atılımlarını anlatırken; bazı hezeyanlar uğruna çürüttüğü donanmadan, ülkenin aydın kesimi üzerindeki baskısından, hafiye sisteminden, bir nesli cahil bırakma pahasına uyguladığı acımasız sansüründen de söz ediyor. Sonuçta, Abdülhamit hakkında karar vermeyi de okuyana bırakıyor. Dünya çapındaki marangozluk yeteneği onu Ulu Hakan yapar mı, hüküm okuyucunundur (!).

Kitapta eksik, göz ardı edilmiş, değinilmemiş, geçiştirilmiş, kafada soru işareti oluşturan, bir nevi hem nalına, hem mıhına bölümler, konular yok mu? Var elbet.

Sözgelimi bir söyleşisinde değindiği şu mevzu; “Hocanın anlattığına göre, vaktiyle İstanbul’un görmüş geçirmiş aileleri, ne azınlıkları, ne yabancıları dışlar, onları bir çeşit Osmanlı kültürü içinde yoğururmuş. Ancak, konu Alevilere geldiği zaman bu güngörmüş insanlar öylece susar, böyle bir toplum hiç yokmuş gibi davranırlarmış.”

İşte bu tutum kitaba da yansımış, Diyanetin sadece bir mezhebi onaylayan yaklaşımı ve onun laik devletteki tartışmalı yeri ile “Dersim İsyanı” hiç yok kitapta.

Spekülasyona açık noktalardan birisi de, bugünkü konjonktürde özellikle tartışılacak olan, İstiklal Harbi’nde Kürtler’e özerklik sözü verilmiş miydi meselesi. Yazar, Mustafa Kemal gibi kurmayların böyle işlerde ciddi söz vermeyeceklerini, muğlak ifadelerin ciddi vaat olarak kabul edilmemesi gerektiğini söylerken, maalesef tüm kesimlerin kafasındaki soru işaretlerini daha da arttırmakta.
Yine de bazen gereksiz bir geniş perspektife ve ayrıntılara, diğer ülkelerin tarihi bilgilerine vs. yer verse de genelde kimseye yaranmaya çalışmadan gördüğünü, bildiğini yazmış Hoca.

Hele kitabın sonunda, dünyadaki adaletsizlikler, çocuk işçiler, göçmenlik olgusu ve köle ticareti, gelir dağılımındaki bozukluklar, hızla artan çevre sorunları, kapitalist sistemin hırsı ve gözü doymazlığı, İsveç gibi sözde sosyal demokrat bir ülkeyi bile sekiz büyük ailenin yönettiğini söyleyerek kartellere yaptığı vurgu sonrası kurduğu şu paragraf hem gelecek, hem de gelecekte dünyanın göstermesi olası dönüşüm ve “yıkıldı, yok oldu, çöktü” sanılan bir sistemin yeniden doğuşu konusunda umut vermekte.

"20.yüzyılın bütün portreleri iflas eden portreler haline dönüşmektedir. Bunların fonksiyonları kalkmıştır. Fonksiyonları kalkmayan, halen bir sosyal protestonun, bir adalet talebinin sembolü olarak yaşayanların içinde romantik bir portre, ihtilalcı “Che Guevara” ve bir devlet adamı vardır ki, o da “Mustafa Kemal Atatürk”'tür."

12 Eylül sonrası üniversitede yapılan kıyımı protesto ederek istifa ettiği göz önüne alınırsa, İlber Hoca, kitabının sonuç kısmındaki çarpıcı yorumlarıyla, o tanıdık muzip edasıyla mahcup bir “Sol Kemalist” olarak bize gülümserken, Türkiye’nin sorunlarının çözümünde Kemalizm’in devrimci ve atılımcı yönünün (burada Atilla İlhan’ın “Hangi Atatürk”ünü de hatırlamakta fayda var), onun adına yapılan hatalardan ve isteyip de yapamadıklarından arınarak harekete geçirilme arzusunu, bu karanlık günlerde biraz aşina ama yine de taze bir ümit ışığı olarak önümüze koyuyor.

*İlber Ortaylı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk; Kronik Kitap, 1.Baskı, Ocak 2018, İstanbul.
0 yorum