up
ara

KURBANIN SON GÜNLERİ

Ultimas Dias de la Victima

KURBANIN SON GÜNLERİ Konusu ve Özeti

KURBANIN SON GÜNLERİ
Heiddeger'in Gölgesi kitabının da yazarı Jose Pablo Feinmann tarafından kaleme alınan KURBANIN SON GÜNLERİ kitabı , türünde okuyucusu ile buluşuyor. yayınevinden 1996 yılında 978-975-539-145-8 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan KURBANIN SON GÜNLERİ isimli kitap 208 sayfadan oluşuyor. KURBANIN SON GÜNLERİ kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Çevirmen: Hüseyin Boysan
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
ISBN: 978-975-539-145-8
Sayfa: 208 sayfa Basım Tarihi: 1996
O, bütün kiralık katillerin en iyisidir.
Hiçbir örgüte bağlanmadan çalışan tek kişilik bir örgüt, anonim bir silahtır.
Kurbanlarını büyük bir özenle öldürür.
Öldüreceği kişinin bütün ilişkilerini tanımak; dolaştığı, yaşadığı bütün mekanları görmek; böylece, kurbanının kaderine hakim olmak ister. Gerçek bir zanaatkardır. Meslektaşları ona büyük bir hayranlık duyar, kıskanırlar.
Gül Ayan

Gül Ayan

@gulayan - Bursa

KURBANIN SON GÜNLERİ
Raul Mendizabal kiralık katildir. Ama öyle bildiğimiz kiralık katillerden değildir, bunu meslek edinmiş ve işini o kadar özenle yapmaktadır ki bu “meslekte” en iyisi olmayı başarmıştır. Hikaye bir emir ile başlar: bir cinayet işlemesi gerekir. Kurbanın adı Rodolfo Külpe, otuz ile otuz beş yaş arasında, Belgrano mahallesinde yaşıyor ve ortadan kaldırılmalı. Bu kadar. En azından Mendizabal'ın bildiği her şey. Aynı gece, gölgelerde gizlenmiş, birkaç saatliğine Külpe'yi bekler, en sonunda gelene kadar görür, ama onu öldürmez. Kurbanı hakkında daha fazla bilgi edinme ihtiyacı var. Kim o? Onu neden öldürmek zorunda?

Kitabı tek cümleyle tarif etmem gerekirse; Psikolojik sesi olan bir polisiye roman, içeriğinde basit bir hikaye ve karmaşık arka plan .
***
Yeni bir kitaba başlamak beni çok heyecanlandırıyor, bir yere yapılacak yolculuk gibi…Tanımadığım ve ilk kez okuyacağım bir yazarsa şayet, heyecanım biraz daha artıyor, tıpkı hiç görmediğim , yeni yerlere ilk kez giderken gibi…

Kendime kitap sürprizleri hazırlamaya bayılıyorum, arada sırada hiç duymadığım, geniş okuyucu kitlesi tarafından tavsiye edilmemiş, kimsenin bilmediği kitapları keşfetmeyi seviyorum, bu kendi kendime yarattığım ve sevdiğim sürpriz dolu bir oyun. Bu oyun çoğunlukta olumlu sonuçlanmıyor tabii ki, fakat kıyıda köşede kalmış bu romanlardan ilgimi çeken olursa, işte o zaman çok büyük keyifle okuyorum ve kendimi bir kaşif gibi hissediyorum.

Bazan düşünürüm, hangi tür kitapları okumaktan hoşlanırım diye, fakat bu sorunun cevabını bulamıyorum…Her tür kitap okumayı seviyorum ve yazılmış her kitaba şans vermek istiyorum. Yapılmış bir istatistiğe göre insanın ömrü boyunca okuyabileceği kitap sayısı beş bin adet , hâl böyleyken, sayı çok sınırlıyken, seçici olmak gerekiyor… Neye göre seçici olmak gerekiyor? Bunu da bilmiyorum ve kitap okur macerama kendi kendime, öylesine devam ediyor.

Çok uzun zaman oldu yine yazmayalı, okumuş olduklarım birikiyor, fakat yazmaya fırsat bulamıyorum, oysa okuduğum kitaplar hakkında, düşüncelerimi, hissettiklerimi yazmayı ihmal etmek istemiyorum. Bu sayfamı seviyorum, çünkü; hem kitap günlüğümü oluşturuyorum, hem mütevazi olarak kısa otobiyografik notlarımı burada yazabiliyorum, hem yıllar sonra kendi yazdıklarımı okumaktan müthiş haz alıyorum, hem eski roman kahramanlarıyla, beni etkilemeye başarmışlarsa, tekrar buluşma fırsatı yakalıyorum…

Kimsenin uzun uzadıya okuma sabrı kalmadığı için, kısa yazmak istiyorum, ama bir türlü beceremiyorum, yazdıkça yazasım geliyor, bu cümleyle kocaman gülümsüyorum…Biraz önce sıraladım bu sayfamı neden sevdiğimi, burada kendi kendime tartışma fırsatı da buluyorum, mesela; okumak mı, yazmak mı daha keyifli diye…Okumak sanki daha güzel ve daha keyifli, daha çok içe dönük bir eylem, yazmak ise kapıları açmak ve ben burada okuduklarımı, ilgisini çekecek okurlarla paylaşıyorum.

Konuyu saptırmadan, yeni tanışmış olduğum José Pablo Feinmann hakkında ulaşabildiğim kısa biyografik bilgilere yer vermek istiyorum. José Pablo Feinmann Arjantinli filozof, yazar, 29 Mart 1943'te Buenos Aires, Arjantin'de doğmuş ve orada yaşıyor, üniversitede felsefe eğitimi görmüş ve bir profesör olarak ders vermiş. Sayısız denemelerin ve romanların yanı sıra, başarılı şekilde ekrana getirilen oyun ve senaryoların da yazarıdır. 8 Ağustos 1988'den beri María Julia Bertotto ile evli ve üç çocuğu vardır.

Böylelikle, kitap okur macerama bir Arjantinli Yazar eklendi ve kitap sayfaları içinde bir şubat ayında Buenos Aires’de gezinme fırsatı yakaladım. Tabii şehri görmediğim için mekanlar biraz sönük kaldı ama olsun, Latin Amerika ülkeleri her zaman ilgi alanımdadırlar.

Romana dönecek olursam, Mendizabal’ın yalnızlığı, yaşlanmanın ilk farkındalığı, her zaman yemeğini tek başına yediği bar ve restoranların yalnız atmosferi beni etkiledi. Sıra dışı, Strauss valslerinin hayranı, usta bir fotoğrafçı ve aynı zaman usulsüz işler çeviren, hiçbir örgüte bağlı olmayan, tek başına haraket eden bir katille birlikte, enteresan ve hızlı sona eren bir kitap okur macerasıydı.

Polisiye olunca, ipucu vermemek adına pek fazla yazamıyorum, ama kitap sevdiğim tarzda yazılmıştı. Benim illa katili bulalacağım diye gayem olmadı hiçbir zaman, yöntemler, sebepler, nedenler, hikayenin örgüsü, iç hesaplaşmalar vb. konular daha çok ilgimi çekiyor.

İlginç bir tesadüfe denk geldi bu kitabı okumam; tüm Dünyanın dikkatini çeken haber, öldürülen veya kaçırılan Cemal Kaşıkçı olayı. Gazeteci 2 Ekim Salı 2018, nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenebilmek için, Suudi Arabistan'daki eşinden boşandığına dair gereken evrakları almak üzere Suudi Arabistan'ın İstanbul Başkonsolosluğu'na girdi ve kendisinden bir daha haber alınamadı. Ben şahsen bu olaydan hiçbir şey anlayamadım. Nedenlerini tartışmıyorum, doğru veya yanlış, fakat bir adamdan kurtulması gerekiyorsa bunu bu kadar aleni bir şekilde yapılmasına ne demeli!? Raul Mendizabal gibi bir kiralık katil bu işi yapamaz mıydı ? Uçaklar inip havalanıyor… Offf… Sahne İstanbul…

Televizyon haberlerine, sadece kulak misafiri oluyorum, Cemal Kaşıkçı Kayseri kökenli olduğunu duydum ve çok çok zengin, milyar dolarlık servete sahip, bir ailenin mensubu olduğunu öğrendim. Para sen nelere kadirsin! Bu arada Dodi Al Fayed de Kaşıkçı ailesinden olduğunu duydum, yanılmıyorsam…
Prenses Diana, 31 Ağustos 1997 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucu , Dodi Al Fayed ile birlikte hayatını kaybetmişti, 21 yıl çözülemeyen soru; Lady Diana'nın ölümü bir kaza mı, yoksa cinayet mi? Benim şahsi fikrim, iyi planlanmış cinayet, hislerim öyle söylüyor.

Katiller sadece romanlarda yok. Yaşıyoruz…Mendizabal, yaptığı işin klasından söz ediyordu, evet biraz önce bahsettiğim iki olayın , klas farkını ben de şu an yazarken farkına varıyorum...

Bir düşünce daha geçti aklımdan kitabı okurken, Lady Diana'nın bu Dünyada saklanacak bir yeri yoktu, kocaman Dünyada gideceğiniz bir yerin olmaması, çok acı değil mi !

Son yazdıklarımla beraber, romanı gölgede bırakmak istemiyorum, ben okumaktan keyif aldım, tercümenin tercümesini okumama rağmen.
Heyecanlı, güzel bir kitap okur macerasıydı, José Pablo Feinmann’nın uslübunu sevdim, her ne kadar romanın, Fransızcadan Hüseyin Boyasan’nın tercümesini okumuş olsam da.


20 Ekim 2018
Bursa
ataç ikon KURBANIN SON GÜNLERİ
kitaba puan vermedi
2 yorum
Gülcan (@gulcann)
😊
24.10.18 beğen cevap

KURBANIN SON GÜNLERİ - S41

S-41 kitabın 41. sayfasının ilk paragrafıdır. S41 Ekle