up
ara

Çocukluğun Soğuk Geceleri

Çocukluğun Soğuk Geceleri Konusu ve Özeti

Çocukluğun Soğuk Geceleri
Kalanlar kitabının da yazarı Tezer Özlü tarafından kaleme alınan Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabı Deneme (Yerli) , Anı, Hatıra türünde okuyucusu ile buluşuyor. Yapı Kredi Yayınları yayınevinden 1970 yılında 9789753632607 isbn kodu ile kitapçılarda satışa sunulan Çocukluğun Soğuk Geceleri isimli kitap 65 sayfadan oluşuyor. Kitap Daha Popüler Olması Gereken Kitaplar listesinde de yeralmaktadır. Çocukluğun Soğuk Geceleri kitabını okuduysanız mutlaka oyunuzu, kitap incelemelerinizi ve alıntılarınızı bekliyoruz. Neokur kullanıcıları fikirlerinizi merak ediyor!
Yazar:
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları
ISBN: 9789753632607
Sayfa: 65 sayfa Basım Tarihi: 1970
Tezer Özlü'nün bu ilk romanı, yaşamın yalnızca başlangıcını oluşturmakla kalmayan, sürekli dönülen, belki de hiç çıkılamayan çocukluğu yansıtıyor. Yetişkinlerin, tıpkı çocukluğa olduğu gibi, farklılığa da aman vermeyen dünyasına karşı yazar anıların çıplak gerçekliğine sığınıyor. Tezer Özlü, Türk edebiyatının nostaljik prensesi.

TADIMLIK
İlkbaharla birlikte ılık havalar başladığında uzun yürüyüşlere çıkıyorum. Bazı günler Günk de olmuyor. Bulvardaki tramvay rayları sökülmeye, ağaçlar kesilmeye başlanıyor. Yollar genişletilecek. Toz, toprak ve çamurlar içindeki çukurlardan geçiyorum. Henüz yıkılmasına başlanmamış, havuzlu Saraçhane Parkından iniyor, Aksaraya doğru yürüyorum. Bulvarın sol kıyısında yükselen apartmanları seviyorum. (Geniş bir bulvarda oturabilme tutkum var. Evimizin önünde yol olmayışı beni üzüyor. Bulvarlarda oturabilenleri kıskanıyorum. Şimdilerde kimseyi ve hiçbir bulvarı, hiçbir evi kıskanmıyorum. Her yerde kalabilirim. Ama o bizim, önünü gecekonduların kapattığı evimizde bir gece bile oturamam. Hiç düşündünüz mü? Ölen bir insanı gerçekten bir kez daha görebilir misiniz? Ölen bir okula gidebilir misiniz? Ölen bir evde uyuyabilir misiniz? O yıllar öldü. O yılları bize öldürecek biçimde yaşattılar.) Yenikapıda henüz birkaç çayevi var. Sahil çakıl taşlarıyla dolu. Tren yolunun altından geçilince, odun depoları sahil boyunca dizili. Denize yakın bir yerde, taşlara oturuyorum. Önümde uzayan, gri mavi Marmara Denizine uzun süre bakıyorum. İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum. Oysa o yıllarda bu kaygılara çözüm getirecek hiçbir olgu yok. Yönetime karşı bir direniş başlamış. Soygundan, antidemokratik eylemlerden söz ediliyor... Ama yaygın olan yalnız varoluşçuluk. Marmaranın gri mavi boşluğuyla bağdaşan varoluşçuluk. Odun depolarının yanından, tren istasyonunun altından geçiyorum. Ayakkabılarımın altında taşınması güç çamurlar birikiyor. Eve dönmek istemiyorum. Kentin uğultuyla yaklaşan akşamında herhangi bir yerde olmak istiyorum. Ama kararan gökyüzüyle birlikte, evin sönük ışıklarına, gerilimli, rahatsız havasına dönmek zorundayım. Cumartesileri kabarık, kolalı jüponlar giyip, kentin yeni oluşan, daha zengin mahallelerindeki lokallere dans etmeye gidiyoruz. Buralarda küçük masa başlarında birkaç içki içerek oturuyoruz. Orkestrada ya da plaklarda günün moda şarkıları çalınıyor. Romantik İtalyan şarkılarını çok seviyoruz. Taşra düğünlerinin teneke havasını anımsatan, ama garip bir duyarlık var bu şarkılarda. Günk, hafta sonları bize gelmiyor. La lune es o es şarkılarıyla dans etmiyor. O hafta sonlarını da Dostoyevski, Turgenyef, ya da Çehovun dünyasında geçirmeyi yeğliyor. Oysa bizim artık sevgililerimiz var. Delikanlılar. Pantolonları, ayakkabıları şık, yeni yeni çıkan sakallarını tıraş eden, kokular süren, Avrupa kazaklar giyen sevgililerimiz var. Onlar çamur yığınları içinde değil, Nişantaş, Şişli, Topağacı gibi zengin semtlerde, büyük görkemli apartmanlarda oturuyorlar.
#yılınbeşincikitabı
#çocukluğunsoğukgeceleri
#okudumbitti
#tezerözlü

Tezer Özlü okumak istiyorum diyerek önerilerle bir kaç kitabını eklemiştim geçen eylül ayında kitaplığıma, Tezer Özlü'nün... Bu gün elimde okuduğum başka bir kitap olmasına aldırmadan belki de içinde bulunduğumuz soğuk mevsim ve yağışlı / karanlık günün etkisiyle tanışmak istedim Özlü'nün kalemiyle.. Evet bu okuduğum ilk kitabı.. Zaten yazarın da ilk kitabıymış. . Bilinçsizce ama yerinde bir seçim olmuş benim için..

Otobiyografi, anı ya da roman.. herhangi bir kategoriye sokmakta güçlük çektiğim kitapta yazar çocukluk - evlilik - klinik dönemlerini anlatmış.. Yaşadıklarını, gel-gitlerini, baskıcı ailesini, kardeşi ve kuzeni ile yaşadığı çarpık cinsel ilişkilerini büyük bir cesaret ve içtenlikle dile getirmiş.. Açıkçası (eğer iyi bir kitap okuyorsam etkilenmeye her anlamda müsait olan ben) etkilendim yazarın tedavi sırasında hastane odasında kaleme aldığı romanından... ister istemez sorguladım yine bazı şeyleri..
Elektro-şok tedavisi,
Sigara izmaritini yere attığı için hizmetli tarafından dövülmesi,
Deli gömleği giydirilerek karyolaya bağlanması, korkuları,
Sevemedikleri,
Sapkın ilişkileri... içimi acıttı..

Betimlemeler çok canlı, anlatılan ev, hastane ve şehir betimlemeleri biraz dağınık olsa da okuyucunun gözünde canlanıyor okurken. Anlatı arasına çok vurucu cümleler de serpiştirilmiş hayat, toplum ve siyasi olaylar hakkında. Kısa romanda birçok duyguyu, olayı ve insanı anlatma ve daha önemlisi hissettirmeyi başarmış Tezer Özlü, okunmalı bence.

Ve tabi ki kitaptan bir kaç alıntı:

*... O geliyor. Elleriyle yüzümü okşuyor.
- Ellerin sigara kokuyor. O kadar yaklaşma bana. Ben sigarayı bıraktım. Kokusuna da dayanamıyorum.

* Daha güzel yaşam diye bir şey yok. Daha güzel yaşamlar ötelerde değil. Daha güzel yaşam başka biçimde değil. Güzel yaşam burada. Taksim Alanı'nda. Turşu, pilav, simit, çiçek, kartpostal satan, ayakkabı boyayan siyah kalabalık içinde.

*İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.
5 beğen · 0 yorum
TC Ömür Durak

TC Ömür Durak

@tcomurdurak

ÇOCUKLUĞUN SOĞUK GECELERİ
Tezer Özlü
Yapı Kredi Yayınları
65 sayfa

Türk edebiyatının "Lirik Prensesi"olarak anılıyor Tezer Özlü.Ben de bu kitapla tanıştım yazarın kalemiyle. Zaten Çocukluğun Soğuk Geceleri yazarın ilk romanıymış.

Yazar çocukluğunu, evliliğini, hastanede geçen yıllarını anlatıyor bu kitabında. Yaşadığı buhranlı günleri,manik depresif rahatsızlığından dolayı tedavi gördüğü klinikte kaleme almış.

Birbiriyle bağlantılı dört bölümden oluşuyor kitap :
EV,OKUL VE OKUL YOLU,LEO FERRE'NİN KONSERİ ve YENİDEN AKDENİZ bölüm başlıkları.

Kitabın en belirgin özelliği aşırı içtenliği diyebiliriz.Baskıcı ailesinden bıkan , yaşadığı hayattan kurtulmak isteyen , kardeşi ve kuzenleriyle yaşadığı çarpık cinsel ilişkilerini büyük bir cesaret ve samimiyetle anlatmış!

Aziz Nesin'de 2 Şubat 1981 yılında bir dergiye yazdığı makale'de romandan bahsetmiş ve Tezer'e sormak isterdim demiş :"Bu kitabı annen,baban ve ağabeyin de okumuşlardır elbet.Birşey demediler,herhangi bir tepki göstermediler mi?Sonra oğlun büyüyünce,ileride ne düşünecek senin için diye şimdiden düşünmüyor musun?"

"Bazı kitaplar, gerçek yaşamdan daha duyarlı, daha büyük boyutlara götürüyor beni." diyor kitabında Tezer Özlü.Siz de böyle düşünüyorsanız bu kitabı severek okuyabilirsiniz.

Kitaptan Alıntılar :

“İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum. Bir şeylere açılmak, bir yerlere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum. Dünyanın bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.”

''Daha güzel yaşam diye bir şey yok. Daha güzel yaşamlar ötelerde değil. Daha güzel yaşam başka biçimde değil. Güzel yaşam burada. Taksim Alanı'nda. Turşu, pilav, simit, çiçek, kartpostal satan, ayakkabı boyayan siyah kalabalık içinde.''

"Yaşanan an da anı olarak kalacak."
3 beğen · 0 yorum
Misafir

Misafir

@misafir000

ergen hezeyanı içeren kopuk bir dille yazılmış basit bir kitap
acaba yeryüzünde bizim insanımız kadar abartmaya meraklı başka bir insan var mıdır? hiç zannetmiyorum olduğunu. zira her şeyi abartmaya o kadar meraklıyız ki. mesela filmleri, dizileri, kitapları o kadar abartıyoruz ki. işte bu kitap da abartılan onlarca şeyden sadece birisi.

peki bizim abartı nedenlerimiz neler? kuşkusuz bir sürü neden var bunun için. ama özellikle bu saydığım alanlardaki abartılar kesinlikle "başkalarına özenme, birileri gibi olmaya çalışma, kulakta dolma bilgilerle kabul etme, yorumlayamama" gibi nedenlerden kaynaklı.

izmir'de bir kitabevinde çalışan ve haliyle kitaplarla iç içe olan birisi olarak Tezer Özlü ismini sıkça duyardım ve hep bir yerden başlayıp bu insanı okumak isterdim. sonunda ilk kitabından başlamak için bu kitabı okudum. ve evet o kadar büyük bir beklentiyle okudum ki sonu kesinlikle hüsran oldu benim için. çünkü o kadar övülmüş, o kadar üzerinde durulmuş, dersin ki bir şaheserden bahsediliyor. oysaki durum hiç de öyle değil. tamamen boşluk. tamamen basitlik.

şahsen ben bu kitapta birkaç güzel cümleden başka hiçbir şey bulamadım. hem de defaatle okumama rağmen. normal şartlarda ne kadar fırsat olmasa da bir günde en 80 sayfaya yakın kitap okurum. bu 65 sayfalık kitabı 1 haftada okuyabildim. çünkü sürekli baştan almak, sürekli yeniden okumak zorunda kaldım. neden mi? çok basit: "bunca insan beğenmişse muhakkak bir yerini kaçırıyorumdur!" fikri... ama baktım ki kaçırdığım hiçbir şey yok. tek kaçan, onca günlük kitapsız serüven...

son söz o ki bu kitap sadece karmaşık bir yazı bütünü olmaktan öteye geçemiyor. anlatımı da kuvvetli değil. içerik zaten yok gibi. heyecan vermiyor. düşündürmüyor vesaire...

on üzerinden değerlendirecek olsam derim ki ancak ve ancak üç, bilemedin dört alıverir.
3 beğen · 0 yorum
Bedrozan

Bedrozan

@bedrozan

Ergen hezeyanı içeren, abartılmış, kopuk bir dille yazılmış kitap
Acaba yeryüzünde bizim insanımız kadar abartmaya meraklı başka bir insan var mıdır? hiç zannetmiyorum olduğunu. zira her şeyi abartmaya o kadar meraklıyız ki. mesela filmleri, dizileri, kitapları o kadar abartıyoruz ki. işte bu kitap da abartılan onlarca şeyden sadece birisi.

peki bizim abartı nedenlerimiz neler? kuşkusuz bir sürü neden var bunun için. ama özellikle bu saydığım alanlardaki abartılar kesinlikle "başkalarına özenme, birileri gibi olmaya çalışma, kulakta dolma bilgilerle kabul etme, yorumlayamama" gibi nedenlerden kaynaklı.

izmir'de bir kitabevinde çalışan ve haliyle kitaplarla iç içe olan birisi olarak Tezer Özlü ismini sıkça duyardım ve hep bir yerden başlayıp bu insanı okumak isterdim. sonunda ilk kitabından başlamak için bu kitabı okudum. ve evet o kadar büyük bir beklentiyle okudum ki sonu kesinlikle hüsran oldu benim için. çünkü o kadar övülmüş, o kadar üzerinde durulmuş, dersin ki bir şaheserden bahsediliyor. oysaki durum hiç de öyle değil. tamamen boşluk. tamamen basitlik.

şahsen ben bu kitapta birkaç güzel cümleden başka hiçbir şey bulamadım. hem de defaatle okumama rağmen. normal şartlarda ne kadar fırsat olmasa da bir günde en 80 sayfaya yakın kitap okurum. bu 65 sayfalık kitabı 1 haftada okuyabildim. çünkü sürekli baştan almak, sürekli yeniden okumak zorunda kaldım. neden mi? çok basit: "bunca insan beğenmişse muhakkak bir yerini kaçırıyorumdur!" fikri... ama baktım ki kaçırdığım hiçbir şey yok. tek kaçan, onca günlük kitapsız serüven...

son söz o ki bu kitap sadece karmaşık bir yazı bütünü olmaktan öteye geçemiyor. anlatımı da kuvvetli değil. içerik zaten yok gibi. heyecan vermiyor. düşündürmüyor vesaire...

on üzerinden değerlendirecek olsam derim ki ancak ve ancak üç, bilemedin dört alıverir.
5 beğen · 2 yorum
ahmet-samsa (@samsa)
Bence büyük beklentilerin sonucu bir değerlendirme..
24.09.15 beğen cevap
Bedrozan (@bedrozan)
bu büyük beklentimin nedeni de, en başta da dediğim gibi insanımızın kitabı olağanüstü abartması. Benim gibi düşünen insan sayısı bence az da değildir.Ciddi ciddi bu kitabı bitirip de amiyane tabirle karnı doyan varsa diyecek bir şeyim yok.
25.09.15 beğen cevap
fisun

fisun

@fisun

Tezer Özlü nün okudugum ilk kitabi. Değer verdigim bir arkadaşimin hediye etmesiyle okudum. Alıp okumayi asla düsünmedigim bir kitapti. Beni bekleyen karamsar bir dünya olduğunu biliyordum. Gerçekten de arkadaşimin da ön sayfasinda yazdığı gibi " Hüźün doĺu bir hayatın kalemden yansimaları... Keyif vermiyor ama alınacak çok şey var bence.... "
Kitaba başladıgimda öncelikle yazarin kısa da olsa hayat hikayesini okumak istedim. Çunku her ne kadar kitap yazarin hayatindan kesitler sunsa da , o kadar dağinik bir anlatim var ki toparlamakta zorlandım.Aynı paragraf içinde, degisik zaman dilimlerine ait anilara sikca rastlanmakta.
Kıtap genel olarak çocuklugunu, ergenligini ve kısa kısa notlar şeklinde 30 lu yaslarını anlatıyor.
Beni en çok etkileyen hastalik dönemleri oldu. Bu dönemde zorla uyutulmasi, kendi istegi dışında tedavi uygulanması ve hatta elektroşok tedavisi hakkindaki düşünceleri beni gercekten cok şaşırttı. O dünyanin içinde biri olarak hastalara şifa olması niyetiyle yapılan şeylerin hastalar tarafindan nasil algilandigini görmek üzücüydü benim için. Kliniklerdeki sağlık personelinin başına buyruk davranışlarını (doğru olmadıgıni umuyorum ) ise ancak korkunç olarak değerlendirebilirim.
Kısaca hüzünlü bir hayatın şizofren düsünceli bir yazar tarafından aktarımı olarak düşünebileceğimiz kitabı psikolojiyle ilgilenenlerin daha rahat okuyabileceği kanısına vardım...
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba puan vermedi
9 beğen · 0 yorum

Çocukluğun Soğuk Geceleri - S41

Ellerin sigara kokuyor. O kadar yaklaşma bana. Ben sigarayı bıraktım. Kokusunada dayanamıyorum.
hatice Yaltır tarafından eklenmiştir.
hk

hk

@haticeee

Neden bunalımları çözümleyemiyoruz? Neden dost olmadan, erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz?
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba 10 verdi, inceleme eklemedi.
14 beğen · 0 yorum
Erkin Çoban

Erkin Çoban

@erkincoban

- Sana ne oldu? Sensiz yaşayamam.
- Yaşarsın. Herkes herkessiz yaşayabilir.
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
10 beğen · 0 yorum
Erkin Çoban

Erkin Çoban

@erkincoban

Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun.
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
11 beğen · 0 yorum
Ömer Aydemir.

Ömer Aydemir.

@seyyah73

evler gecelerden daha karanlıktır.
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba 6 verdi, inceleme ekledi.
8 beğen · 0 yorum
hatice Yaltır

hatice Yaltır

@haticeyaltir

Neden dost olmadan,erkek-kadın, karı-koca olmaya çabalıyoruz ?
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
7 beğen · 0 yorum
24
KİTAP
Daha Popüler Olması Gereken Kitaplar
Henüz geniş kitleler tarafından duyulmamış olan, fakat çok daha fazla değer görmeyi hak eden kitaplar listelenmektedir....
162
KİTAP
Kütüphanenizde Yer Alması Gereken Hazine Değerindeki Edebiyat Kitapları
Herkesin okuması ve kitaplığında bulundurması gerektiğini düşündüğümüz hazine değerindeki en iyi edebiyat kitaplarını bu list...
231
KİTAP
En İyi Kadın Yazarların Mutlaka Okunması Gereken Kitapları
Hem Türk edebiyatının hem de Dünya edebiyatının en önemli kadın yazarları tarafından kaleme alınmış mutlaka okunması gereken ...
1129
KİTAP
Mutlaka Okunması Gereken Kitaplar
Herkesin mutlaka okuması gereken, kitaplığında bulunması gereken kitaplar listelenmektedir. Sen de mutlaka okunması gerektiği...
249
KİTAP
Kısacık, Okunası Kitaplar
Kısa ama etkili kitaplar bu listede. Sayfa sayısına bakmayın. Kısa ama yoğun kitaplar. Az zamanınız mı var? Kısacık bir kitap...
BlackWhite

BlackWhite

@isilll

 paylaşım fotoğrafı
"İçimdeki kıpırdanışları dinliyorum..Bir seylere açılmak, bir şeylere koşmak, dünyayı kavramak istiyorum..Dünyanin bize yaşatılandan, öğretilenden daha başka olduğunu seziyorum.."
ataç ikon Çocukluğun Soğuk Geceleri
kitaba puan vermedi, inceleme eklemedi.
24 beğeni · 2 yorum beğen ikon
Bayır gülü (@bayirgulu)
Ne güzel çiçek. Kitapta güzel. Güzel ne güzel olmuşsun görülmeyi görülmeyi..
06.06.18 beğen 2 cevap
BlackWhite (@isilll)
Tesekkur ederiiimmm?
06.06.18 beğen 2 cevap