up
ara

Clarissa Kitap İncelemeleri

Annesini küçük yaşlarda kaybetmiş subay bir babanın kızıdır Clarissa. Kaba disiplinli bir manastır ile sert ve otoriter bir babanın kuralları arasına sıkışmış kendisi olamayan bir çocuktur. Herkese saygılı ve mesafeli tutumu bana kalırsa kendi tercihi değildir. Öyle ki babasına sarılmanın, okşanmanın, sevilmenin bile özlemini çekerken bir çocuğun etrafındaki insanlarla kendi arasına en doğal şeylerde bile mesafe koyması, ürkmesi, tedirginliği, her gününü nasıl yaşayacağını başkalarının belirlemesinin bir sonucudur. Kendi içinde, dışa dönük kabukları kırmayı manastırdan çıktıktan sonra az da olsa başarabilen Clarissa'nın en büyük şansı daha sonraki dönemlerde ise şanssızlığı olacak aşkıdır. Clarissa aşık olmuştur. Dünümüze, bugünümüze ve yarınımıza etkisi olacak bir savaşın gölgesinde kalan trajediler silsilesi bir çok şeyi mahvettiği gibi bu aşka da etkisi olacaktır.


Heınrıch Böll 'ün Babasız Evler Kitabının çevirmeni Ahmet Cemal
şöyle der; '' İnsan, savaşın da hem yaratıcısı, hem kurbanıdır, çünkü savaşı önleyecek hiç bir eylem gerçekleştirmemiş, ama savaş sonrasının acılarına neden arar olmuştur. '' Savaş sonrası acılar. İnanın bu acıları sadece bizler yaşamıyoruz. Öldürülen bir Rus askerinin, bir Fransız, bir Alman, bir Bulgar askerinin de bir annesi, babası ve çocukları olduğu gerçeğini anlayabilmek için tarihçilerden ve ağzı lağım çukuru olmuş siyasilerin saçtığı nefret ve bunları pompalayan ana akım medyaya kulakları tıkayıp önce edebiyata baş vurmak gerektiğine inanırım. ''Savaş ile ilgili normal ve insancıl bir görüşe sahip olmanın tek bir yolu vardır: Savaşın farkında olmak ve savaşı kendileri asla cephede bulunmamış savaş çığırtkanlarından dinlememek. '' Bu savaş çığırtkanlığı yapanların pompaladığı kaba milliyetçilik, şovenizm, içi boşaltılmış ve ideolojik olarak zehirlenmiş vatanseverlik, göklerde dalagalanan bayraklara yüklenmiş ırkçı ve ötekileştirici gerçekleri görmek zor olmasa gerek. Bu gerçeklerin ifşa edilmesinin bile hainlikle eş değer tutulması resmi devlet ideolojilerinin bir sonucudur. Bunun farkına varan doktorun söylediği gibi; '' Benim için yasalar yok, devlet anlamına gelen her şey benim için bitmiştir. '' Bu zehirli tohumların henüz doğmamış çocukların yüreğine ekilmesi o çocukların geleceğini mahvetmekten başka hiçbir şeye yaramayacaktır. Oysa farklılıklar hiç kimse için bir tehdit değildir. Bir ülke için tehdit olan tek gerçek farklılıklar ile birlikte yaşamayı tehdit olarak görme gerçeğidir. İktidarlar bunlardan beslenebilir. Çünkü onların cephede hiç kimseleri yoktur.


İnsanlığın karaborsaya düştüğü bu devirde savaşların bir sonuç olmadığını görmemek için artık kör olmak gerekir. Eğer bir gün savaşmak zorunda kalırsam, gerek iç gerek dış savaşları var eden sebeplere karşı savaşırım. Savaşsız bir dünya için savaşmalıyız sloganıyla acılarımızı ortaklaştırmalıyız. ( yine bir savaş ! )

Biz insanoğlu kurulan cümlelerin derin anlamlarında saklı edebi tattan ziyade, basit ama dramatize edilmiş cümleleri seçerek kolaya kaçıyoruz. Clarissa'dan ziyade yan karakterlerin anlatımlarını daha etkili buldum. Zaten yan karakterlere ayrı bir ilgim olmuştur okuduğum kitaplarda. Zweig'in dramatize etmeden anlatması Clarissa'nın soğuk mizahıyla bayağı bir örtüşüyor. Acaba kitap Zweig tarafından tamamlansaydı böyle biter miydi diye düşünmeden edemedim. Zweig'in okuyucu yüreğinin en derin yerinden yakaladığı ve kitap bitene kadar asla bırakmadığı bir gücü vardır. Bu eserinde o gücü bulamadım. Bunu da uzun bir süre içerisinde biriktirmiş olduğu notların dağınıklığına ve başkası tarafından tamamlanmasına bağlıyorum.
ataç ikon Clarissa
kitaba puan vermedi
3 yorum
lila (@nenuphar)
“Savaşsız bir dünya için savaşmalıyız” Stefan Zweig’ın Vicdan Zorbalığa Karşı kitabında savaşa karşı olduğunu ancak vicdanları susturmaya yönelik her despot iradeyle savaşı soylu gördüğünü belirten cümlesini hatırlattı.
10.09.18 beğen 1 cevap